Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Atâ b. Halil Ebû’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin "Fıkhi" Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Soru Cevap
İntihar Eden Kafir Sayılır mı? Velid Abid'e
Soru:
Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh, nasılsınız değerli Emirimiz? Soru: İntihar eden bir Müslüman kafir sayılır mı, cenaze namazı kılınmaz mı ve defnedilmez mi? Bizi bilgilendirmenizi rica ederiz, Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Ebû Halid Velid Abid, Cenin Filistin'den. Allah seni mübarek kılsın değerli kardeşim, çok teşekkür ederim.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh. İntihar eden kişinin kafir mi sayılacağı yoksa İslam üzere mi kalacağı konusuna gelince; mesele şöyledir:
Birincisi: Bu konuda, intihar edenin ebedi olarak cehennemde kalacağına dair deliller varit olmuştur:
1- Ebû Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Nebi ﷺ şöyle buyurdu:
مَنْ تَرَدَّى مِنْ جَبَلٍ فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَهُوَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ يَتَرَدَّى فِيهِ خَالِداً مُخَلَّداً فِيهَا أَبَداً، وَمَنْ تَحَسَّى سُمّاً فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَسُمُّهُ فِي يَدِهِ يَتَحَسَّاهُ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِداً مُخَلَّداً فِيهَا أَبَداً، وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِحَدِيدَةٍ فَحَدِيدَتُهُ فِي يَدِهِ يَجَأُ بِهَا فِي بَطْنِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِداً مُخَلَّداً فِيهَا أَبَداً
"Kim kendisini bir dağdan atıp intihar ederse, o cehennem ateşinde sürekli olarak kendisini aşağıya atar durur ve orada ebedî olarak kalır. Kim zehir içerek intihar ederse, zehri elinde olduğu hâlde cehennem ateşinde onu sürekli içer ve orada ebedî olarak kalır. Kim de kendisini bir demir parçasıyla öldürürse, o demir parçası elinde olduğu hâlde cehennem ateşinde sürekli onu karnına saplar ve orada ebedî olarak kalır." (Buhari ve Müslim, lafız Buhari'ye aittir)
2- A’meş, Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre Nebi ﷺ şöyle buyurdu:
مَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِحَدِيدَةٍ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَحَدِيدَتُهُ فِي يَدِهِ يَتَوَجَّأُ بِهَا فِي بَطْنِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِداً مُخَلَّداً أَبَداً، وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِسُمٍّ فَسُمُّهُ فِي يَدِهِ يَتَحَسَّاهُ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِداً مُخَلَّداً أَبَداً
"Kim kendisini bir demir parçasıyla öldürürse, kıyamet günü o demir elinde olduğu hâlde cehennem ateşinde onu karnına saplar ve orada ebedî olarak kalır. Kim zehir içerek intihar ederse, zehri elinde olduğu hâlde cehennem ateşinde onu sürekli içer ve orada ebedî olarak kalır." (Tirmizi)
Bu hadislerden, intihar edenin cehennemde ebedi kalacağı «خَالِداً مُخَلَّداً أَبَداً» açıkça görülmektedir ki bu, onun kafir olarak öldüğüne bir işarettir.
İkincisi: Ancak onun İslam üzere öldüğüne, fakat büyük bir günah işlemiş olduğuna dair başka deliller de varit olmuştur. Bu delillerden bazıları şunlardır:
1- Ebû’z Zubeyr, Câbir’den rivayet ettiğine göre... Nebi ﷺ Medine’ye hicret ettiğinde, Tufeyl b. Amr da O’na hicret etti. Kavminden bir adam da onunla birlikte hicret etmişti. Medine’nin havası onlara yaramadı ve adam hastalandı. Hastalığın şiddetinden huzursuz olup geniş uçlu ok başlarını alarak parmak boğumlarını kesti ve ellerinden kan fışkırarak öldü. Tufeyl b. Amr onu rüyasında güzel bir vaziyette gördü, ancak elleri örtülüydü. Ona "Rabbin sana ne yaptı?" diye sordu. O da "Nebi ﷺ’e hicretim sebebiyle beni bağışladı" dedi. Tufeyl, "Neden ellerini örtülü görüyorum?" deyince, "Bana: Bozduğun yerini asla düzeltmeyeceğiz denildi" dedi. Tufeyl bunu Resulullah ﷺ’e anlatınca, Resulullah ﷺ şöyle buyurdu:
اللَّهُمَّ وَلِيَدَيْهِ فَاغْفِرْ
"Allah’ım, ellerini de bağışla!" (Müslim, Cabir’den)
2- Ebû’z Zubeyr, Câbir’den rivayet ettiğine göre... dedi ki: Tufeyl ve kavminden bir adam hicret ettiler, adam hastalandı -dedi ki: canı sıkıldı veya benzeri bir kelime söyledi- bir kaba (veya ucu sivri bir şeye) gidip geniş uçlu bir ok başı aldı ve parmak boğumlarını kesti ve öldü. Tufeyl onu rüyasında gördü ve "Allah sana ne yaptı?" dedi. O da "Nebi ﷺ’e hicretim sebebiyle beni bağışladı" dedi. "Peki ellerinin hali nedir?" dedi. O da "Bana: Senin kendinden bozduğun şeyi biz asla düzeltmeyeceğiz denildi" dedi. Tufeyl bunu Nebi ﷺ’e anlatınca şöyle buyurdu:
اللَّهُمَّ وَلِيَدَيْهِ فَاغْفِرْ
"Allah’ım, ellerini de bağışla!" ve ellerini kaldırdı... (Hakim Müstedrek’te rivayet etmiş ve "Bu hadis Şeyhayn’ın (Buhari ve Müslim) şartlarına göre sahihtir ancak tahric etmemişlerdir" demiştir.)
Bu hadislerden intihar edenin Müslüman olarak öldüğü açıkça anlaşılmaktadır; zira Resulullah ﷺ onun için mağfiret dilemiştir. Ancak intihar eden kişi büyük bir günah işlemektedir, nitekim hadiste şöyle geçmektedir: «لَنْ نُصْلِحَ مِنْكَ مَا أَفْسَدْتَ» "Bozduğun yerini asla düzeltmeyeceğiz", «إنا لن نصلح منك ما أفسدت من نفسك» "Senin kendinden bozduğun şeyi biz asla düzeltmeyeceğiz."
Üçüncüsü: Bu hadisler arasında zahiri bir çelişki olduğu görülmektedir. Birinci grupta intihar edenin küfür üzerine öldüğü, ikinci grupta ise Müslüman olarak ancak canına kıyarak büyük bir günah işlemiş olarak öldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla birinci gruba göre cenaze namazı kılınmaz ve Müslüman mezarlığına gömülmez, ikinci gruba göre ise namazı kılınır ve defnedilir. Yani bu hadisler arasında zahiri bir çelişki vardır. Bu durumda ya bu hadislerin bir kısmı dirayet açısından reddedilir ya da araları telif (cem) edilir. İki hadisi birden amele koymak birini ihmal etmekten daha evladır; bu yüzden mümkünse önce cem yoluna gidilir. İki grup hadis incelendiğinde ve üzerinde düşünüldüğünde aralarını cem etmek mümkündür: İlk hadisler, İslam'ın dinden olduğu zarureten bilinen hükümlerini inkar ederek (yani müşrik olarak veya namazı, orucu vb. reddederek) intihar edenler hakkındadır. Bu kişi kafir olarak ölür, namazı kılınmaz ve Müslüman mezarlığına gömülmez. İkinci grup ise, İslam üzere olan ancak asilik ederek intihar eden kişidir; bu kişi hayatın zorluklarından bıkma veya kötü hayat şartları gibi başka sebeplerle intihar etmiştir. Bu kişi büyük bir günah (kebire) işlemiş olarak ölür. Dolayısıyla bu deliller arasındaki cem şu şekilde olur:
Kim intihar ederse ve insanlar arasında küfrünü veya dinden olduğu zarureten bilinen bir hükmü inkar ettiğini açık ve kesin bir şekilde beyan etmişse, bu kişi küfür üzere ölmüştür. Kimin durumu gizliyse (mestur-ul hal), küfrünü açıkça ilan etmemiş, aksine İslam üzere kalmış ve intihar etmişse, bu kişi Müslüman olarak ölür; cenaze namazı kılınır ve Müslüman mezarlığına defnedilir...
Dördüncüsü: Dolayısıyla intihar edenle ilgili sorunuzun cevabı üçüncü maddede belirttiklerimiz doğrultusundadır. Eğer intihar eden kişi küfrünü açık ve kesin bir şekilde ilan etmemişse, büyük bir günah işlemiş olan bir asidir ancak Müslüman olarak ölür, cenaze namazı kılınır ve Müslüman mezarlığına defnedilir.
Benim bu meselede tercih ettiğim görüş budur, Allah en iyi bilendir ve en iyi hüküm verendir.
Beşincisi: Bilgi için belirtelim ki, birçok İslam fakihi, intihar etmeden önce veya o sırada küfrünü ilan etmemiş olan (durumu gizli/mestur) intihar eden kişiyi, cenaze namazı kılınan ve Müslüman mezarlığına gömülen bir Müslüman olarak kabul etmiştir. Bunlardan bazıları:
1- İbn Kudame’nin el-Muğni (2/415) eserinde şöyle geçmektedir: [Mesele; dedi ki: (İmam, ganiymetten mal çalan (gal) ve intihar eden üzerine namaz kılmaz). Gal; ganiymeti veya bir kısmını kendine almak için gizleyendir. İşte bunun üzerine imam namaz kılmaz, bilerek intihar edenin üzerine de kılmaz. Diğer insanlar ise her ikisinin namazını kılar. Ahmed b. Hanbel bu ikisi hakkında nass getirmiştir... Cabir b. Semure’den rivayet edildiğine göre, «Nebi ﷺ’e geniş uçlu ok başlarıyla kendisini öldüren bir adam getirildi, O da üzerine namaz kılmadı.» (Müslim rivayet etti). Ebû Davud ise şöyle rivayet etti: «Bir adam Nebi ﷺ’e gidip bir adamın öldüğünü haber verdi. O da: Ne biliyorsun? dedi. Adam: Onu geniş uçlu ok başlarıyla kendisini boğazlarken gördüm, dedi. O da: Sen mi gördün? dedi. Evet deyince: Öyleyse ben ona namaz kıldırmam, dedi.»
Zeyd b. Halid el-Cuheni rivayet ederek dedi ki: «Hayber günü Cuheyne’den bir adam vefat etti. Bu durum Resulullah ﷺ’e zikredilince: Arkadaşınızın namazını kılın, buyurdu. İnsanların yüzleri değişti (üzüldüler). Onların bu halini görünce: Arkadaşınız ganiymetten mal çalmıştı, dedi.» Ahmed b. Hanbel bunu delil getirmiştir. Bu kaçınma imama hastır; çünkü Nebi ﷺ mal çalanın cenaze namazını kılmaktan kaçındığında «Arkadaşınızın namazını kılın» buyurmuştur. Rivayet edildiğine göre intihar edenin namazının kılınmasını emretmiştir. Nebi ﷺ imam olduğu için, bu konuda O'na denk olanlar da O'na ilhak edilir. Nebi ﷺ’in namazı terk etmesi başkasının terk etmesini gerektirmez; zira Nebi ﷺ İslam’ın başlangıcında, üzerinde ödeme imkanı olmayan borç bulunanların namazını kılmaz, onlara namazını kılmalarını emrederdi... Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre «Nebi ﷺ’e üzerinde borç olan bir cenaze getirilirdi. O da: Borcu için bir karşılık bıraktı mı? diye sorardı. Eğer bıraktığı söylenirse namazını kılardı, yoksa Müslümanlara: Arkadaşınızın namazını kılın, derdi. Allah fetihler nasip edince şöyle buyurdu: Ben müminlere kendilerinden daha evlayım. Müminlerden kim vefat eder de borç bırakırsa onu ödemek bana aittir, kim mal bırakırsa o da varislerinindir.» Tirmizi dedi ki: Bu hadis sahihtir.]
2- İmam Malik b. Enes’in el-Mudevvene (1/254) adlı eserinde şöyle geçmektedir: [...Dedi ki: Malik dedi ki: İntihar edenin namazı kılınır ve Müslüman ölülerine ne yapılıyorsa ona da aynısı yapılır, günahı ise kendi üzerinedir. Dedi ki: Malik’e kendisini asan (boğan) bir kadın hakkında soruldu? Malik dedi ki: Ona namaz kılın, günahı kendinedir. İbn Vehb dedi ki: Ata b. Ebî Rebah da Malik’in sözünün aynısını söyledi. Ali b. Ziyad, Sufyan’dan, o Abdullah b. Avn’dan, o da İbrahim en-Nehai’den rivayetle dedi ki: Sünnet, intihar edenin namazının kılınmasıdır.]
3- Nevevi’nin Müslim Şerhi’nde (7/47) şöyle geçmektedir: [(Nebi ﷺ’e geniş uçlu ok başlarıyla kendisini öldüren bir adam getirildi de üzerine namaz kılmadı) sözündeki el-meşakis; geniş uçlu oklardır, tekili mişkas’tır. Bu hadiste, işlediği masiyet sebebiyle intihar edenin namazının kılınmayacağını söyleyenler için delil vardır. Bu Ömer b. Abdülaziz ve el-Evzai’nin mezhebidir. Hasan Basri, en-Nehai, Katade, Malik, Ebû Hanife, Şafii ve alimlerin çoğunluğu ise üzerine namaz kılınır demişlerdir. Bu hadise şöyle cevap vermişlerdir: Nebi ﷺ insanları onun yaptığı gibi bir işten sakındırmak (zecr) için bizzat kendisi namaz kıldırmamıştır, ancak Sahabe onun namazını kılmıştır. Bu, Nebi ﷺ’in borçlanmada gevşek davranmaktan ve borcu ödemeyi ihmal etmekten sakındırmak için başlangıçta borçlunun namazını kılmayı terk edip arkadaşlarına «Arkadaşınızın namazını kılın» demesi gibidir...].
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşte
07 Zilkade 1442 H. 18/06/2021 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki