Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Gerilimin Hakikati ve Özellikle Ege Denizi Adaları Üzerindeki Anlaşmazlık

July 05, 2022
2335

Soru:

Avrupa Birliği'nin 23-24 Haziran 2022 tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirdiği zirvenin ardından yayımlanan sonuç bildirisinde "Doğu Akdeniz" başlığı altında, Türkiye'nin Yunanistan ile ilişkileri ve özellikle Ege adaları üzerindeki anlaşmazlık hakkında şu ifadelere yer verildi: ("Avrupa Birliği, Türkiye'nin son dönemdeki açıklamalarından ve eylemlerinden derin endişe duymaktadır. Türkiye, tüm AB üyesi devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir..." Voice of America, 24.06.2022). Buna karşılık Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bildiride; ("AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde kabul edilen kararlarda ülkemize dair sergilenen taraflı, vizyonsuz ve gerçeklerden kopuk tutum üzüntü vericidir. AB’nin, Doğu Akdeniz ve Ege hususunda uluslararası hukuka aykırı, maksimalist tezlere meşruiyet kazandırmaya çalışması kabul edilemez..." Anadolu Ajansı, 24.06.2022) denildi. Peki, bu durum Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde gerilimin yeniden tırmandığı anlamına mı geliyor? Her ikisi de NATO üyesi olmasına rağmen bu durum aralarında bir savaşa yol açabilir mi? Ayrıca, bu ittifakın liderliğini yürüten Amerika'nın tutumu nedir? Bu gerilimi ortadan kaldırıp suları sakinleştirebilir mi, yoksa gerilim tırmanmaya devam mı edecek?

Cevap:

Cevabın netleşmesi için şu hususları gözden geçirmek gerekir:

1- Ege Denizi'nde irili ufaklı yaklaşık 1800 ada ve kayalık oluşumu bulunmaktadır; bunlardan yaklaşık 100 tanesi meskundur ve sadece 24 tanesinin yüzölçümü 100 $km^2$’den büyüktür. Bu adalar, Fatih Sultan Mehmed’in (Allah ona rahmet etsin) 1453’te Doğu Roma’nın başkenti İstanbul’u fethinden sonra 1456’dan itibaren Yunanistan ile birlikte İslam hâkimiyetine ve Müslümanların otoritesine girmeye başlamıştır. Ancak Osmanlı Devleti bir İslam devleti olarak zayıflamaya başlayınca, kafir devletler bu durumu fırsat bilip İslam devletine karşı komplolar kurmaya başladılar. Yunanlıları isyana teşvik ettiler; hatta İngiltere, Fransa ve Rusya, Yunanistan’ı Osmanlı’dan koparmak için doğrudan deniz savaşına müdahale ettiler ve bu durum 1830’da gerçekleşti. Ancak birçok adanın egemenliği Osmanlı Devleti’nde kaldı. Ta ki 1830’da İtalya, Libya savaşı sırasında (bugün On İki Ada olarak bilinen, aslen 14 ada ve on küçük ada/kayalıktan oluşan) Menteşe adalarını işgal edene kadar. Bu adalar, Lozan Antlaşması'ndaki paylaşımın ardından Türkiye sınırlarına bitişik olmaları nedeniyle önem kazandı; bazıları Türkiye’ye 3 km uzaklıktayken, en yakın Yunan kıyısına 500 km uzaklıktadır. Mustafa Kemal başkanlığındaki Ankara hükümeti, temsilcisi İsmet İnönü aracılığıyla imzaladığı Lozan Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin geniş topraklarından feragat edip İngiltere liderliğindeki müttefiklerin belirlediği bugünkü Türkiye ile yetindiğinde bu adalar İtalya'ya bırakılmıştı. İtalya, Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya ve Osmanlı Devleti'ne karşı İngiltere'nin yanında savaşa girmesi karşılığında bu adalar üzerindeki haklarının tanınmasını sağlamıştı. 1947'de, İtalya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinin ardından Müttefik devletler ile İtalya arasında Paris Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Menteşe adalarının (On İki Ada) silahsızlandırılması şartıyla Yunanistan'a devredilmesini öngörüyordu. Türkiye, üzerinde ihtilaf bulunan birçok adanın ve önceki antlaşmalarla mülkiyeti herhangi bir devlete devredilmeyen küçük adacıkların statüsünü belirlemek için müzakere talep ederken; Yunanistan, Lozan Antlaşması ile Türkiye’ye iade edilen birkaç ada dışındaki tüm Ege adalarının kendisine ait olduğunu iddia etmektedir. Yunanistan ayrıca kara sularını 6 milden 12 mile çıkarmayı talep etmektedir. Türkiye, Paris Antlaşması'na taraf olmamasına ve imzalamamasına rağmen hala bu antlaşmaya tabi kalmakta ve onu kabul etmektedir! Nitekim Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 26.05.2022 tarihinde Hürriyet gazetesine verdiği mülakatta, "Yunanistan'ın On İki Ada'da (Dodecanese) sadece küçük bir askeri birliğin bulunmasına izin veren 1947 Barış Antlaşması'na uyması gerektiğini" söylemiş ve "Yunanistan'ın antlaşma hükümlerine uymaması halinde durumun tırmanacağı" konusunda uyarıda bulunmuştur. Krizin diğer boyutu ise bu egemenlikten kaynaklanan haklarla ilgilidir; yani deniz yetki alanları, ekonomik bölgeler ve bu adaların yakınındaki petrol ve gaz gibi enerji kaynaklarını arama hakkıdır. Buna bir de bölgedeki Amerikan üslerinin kurulması ve Avrupa'nın, özellikle de Fransa'nın bu bölgedeki emelleri eklenmiştir.

2- Fransa devreye girerek Türkiye'ye karşı Yunanistan'ı açıkça desteklediğini göstermiştir. 2020 yazı krizinde Türkiye'ye karşı Yunanistan'ın yanında yer aldığını ilan etmiş, Doğu Akdeniz'deki Türk askeri gemilerinin konuşlanmasına ve sondaj faaliyetlerine karşı Rafale uçakları ve savaş gemileri göndermiştir. Eylül 2021'de Yunanistan ile "her iki ülkenin de topraklarına karşı bir silahlı saldırı olduğu konusunda mutabık kalmaları durumunda, tüm uygun araçlarla karşılıklı yardım" öngören bir karşılıklı işbirliği anlaşması imzalamıştır. Ardından Fransa, bu anlaşmayı pekiştirmek için Ocak 2022'de iki ülke arasında ortak askeri işbirliği anlaşması imzalamıştır. Fransız Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasına göre bu anlaşma, "stratejik ortaklığın iki ülkeyi askeri düzeyde birleştirdiğini" ifade etmektedir. Bu anlaşma ayrıca "savunma ve askeri ilişkilerin uzun vadede güçlendirilmesini ve yapılandırılmasını, Fransız-Yunan ikili askeri işbirliğinin stratejik ve operasyonel düzeyde somutlaştırılmasını ve bu işbirliğinin genişletilmesini" sağlamaktadır (AFP, 22.01.2022). Bu anlaşmanın imzalanmasından iki gün önce Yunanistan, geçen yıl Fransa'dan satın alacağını duyurduğu 18 adet Rafale savaş uçağından 6 adedini ve 3 fırkateyni 5,5 milyar Euro karşılığında teslim aldığını açıklamıştır. AFP ajansı uzmanlara dayandırarak, "bu savunma anlaşmasının emsalsiz ve olağandışı olduğunu, çünkü iki NATO üyesi devleti birbirine bağladığını ve ittifakın diğer üyesi olan Türkiye'yi hedef aldığını" belirtmiştir. Fransa bu tutumuyla Avrupa Birliği'ni de etkilemiş, AB de Türkiye'ye karşı Yunanistan'ı destekleyen bir pozisyon almıştır.

3- Amerika bu Fransız hamlesine sessiz kalmamış, etkisini kırmak ve öncelikle Yunanistan'a bir ders vermek için harekete geçmiştir. Yunanistan, Kıbrıs ve Yahudi varlığı, 20.12.2018'de Türkiye ve Kıbrıs'ın Türk tarafının katkısı olmadan Doğu Akdeniz'den Avrupa'ya doğal gaz taşımak için bir boru hattı projesi (EastMed) kurmaya hazır olduklarını ilan etmişlerdi. Bu hattın Avrupa'ya yılda yaklaşık 10 milyar metreküp doğal gaz sağlaması öngörülüyordu. Ancak Amerika, projeye desteğini çektiğini duyurdu. 10.01.2022'de Yahudi varlığına ve Yunanistan'a projeyi "siyasi ve mali olarak desteklemeyeceğini" bildirdi ve bu durum "projeden dışlanan Türkiye için bir zafer" olarak değerlendirildi (Şarku'l Avsat, 10.01.2022). Yunan askeri dergisi 10.01.2022'de yayımlanan bir raporunda buna şu şekilde işaret etmiştir: ("Atina'nın bir enerji merkezi olma ve Türkiye'yi marjinalleştiren (İsrail) ile tarihi ittifak üzerinden jeopolitik nüfuzunu artırma projesi tamamen çöktü... Aynı durum Yunan kıta sahanlığının dış sınırlarını belirleyen Maniatis Yasası için de geçerli; her iki hedef de yıkıldı. Türkiye, Mavi Vatan dediği Maniatis Yasası'nı parçaladı ve Türkiye-Libya anlaşmasıyla Yunan pozisyonlarına karşı üstünlüğünü pekiştirdi, şimdi de Washington'ın tutumu ona bu fırsatı verdi." Dergi ayrıca, "(Yunan) Başbakanı Miçotakis'in Türkiye ile diyalog kurmak istemediğini... Amerika ile de müzakere etmediğini..." belirtmiş ve "Amerika'nın geçen yılki Doğu Akdeniz sondaj krizi nedeniyle Türkiye'ye yaptırım uygulanmasını engellemek için Almanya üzerinden çalıştığını" eklemiştir). Konuyu derinlemesine incelediğimizde Amerika'nın, Fransa ile işbirliği yapması nedeniyle Yunanistan'a bir darbe vurmak ve bölgedeki Fransız hamlesini etkisiz hale getirmek istediğini görüyoruz. Amerika, Fransa'ya karşı koymak için projeyi kendi yörüngesinde dönen yakın müttefiki Türkiye'ye bağlamak istemiştir.

4- Yunanistan, Fransa ile yaptığı anlaşma ve ona yakınlaşmasıyla Amerika'yı "öfkelendirdiğini" fark etmiş ve bu durumu düzeltmek için Yunan parlamentosunun 14.10.2021'den beri ertelediği Amerika ile olan anlaşmayı imzalamayı kabul etmiştir. Anlaşma 13.05.2022'de imzalanmıştır. Oylama sırasında Yunanistan Başbakanı Miçotakis anlaşmayı şu sözlerle savunmuştur: ["Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan savunma işbirliği anlaşması ülkenin ulusal çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu, Yunanistan'a yönelik bir güvenoyudur ve önemlidir çünkü birincisi; Yunanistan'daki Amerikan varlığının (eskiden olduğu gibi her yıl değil) her 5 yılda bir yenilenmesini içeren açık bir taahhüt içermektedir ve her iki tarafın da gerekli görmesi halinde anlaşmayı feshetme hakkı vardır. İkincisi; ABD ile bu ikili işbirliği önemlidir çünkü sadece zaman açısından değil mekan açısından da genişlemektedir. Girit adasındaki Suda deniz üssünde tüm altyapı modernize edilmekte ve üssün genel rolü güçlendirilmektedir. Suda, Doğu Akdeniz'de bir Amerikan uçak gemisinin yanaşabileceği tek rıhtımdır. Ayrıca Litohoro'daki atış alanı ile Volos ve Dedeağaç'taki iki askeri kamp da buna dâhildir. Üçüncüsü; yeni anlaşma önemlidir çünkü egemenliği ve toprak bütünlüğünü her türlü tehdide, hatta silahlı saldırıya karşı karşılıklı savunma konusundaki ortak iradeyi açıkça ifade etmektedir..." Youm7, Haber Ajanslarından, 13.05.2022].

Böylece Amerika, Yunanistan'ı kendi iradesine boyun eğdirmiş, oradaki nüfuzunu pekiştirmiş ve Fransa ile olan işbirliğini felç etmiştir!

5- Bundan sonra Yunanistan'ın açıklamaları yumuşamıştır. Yunanistan Başbakanı şu ifadeleri kullanmıştır: ("İki komşu arasında gerilimin tırmanmasına neden olan sert açıklamalara rağmen, Türkiye ile iletişim kanallarının açık tutulması önemlidir"... Al-Khaleej Online, 17.06.2022). Ancak bu durum Avrupa Birliği'ni zor durumda bırakmıştır! Bu yüzden AB, itibarını korumak adına, Yunanistan'ın birlik üyesi olması hasebiyle ona destek göstererek Türkiye'ye karşı genel ve yumuşatılmış bir açıklama yapmakla yetinmiştir: (23-24 Haziran 2022 tarihlerinde Brüksel zirvesinin sonuç bildirisinde "Doğu Akdeniz" başlığı altında: "Avrupa Birliği, Türkiye'nin son dönemdeki açıklamalarından ve eylemlerinden derin endişe duymaktadır. Türkiye, tüm AB üyesi devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir" denilmiştir).

Bunun ardından Yunanistan Başbakanı şunları söylemiştir: "Avrupa Birliği sonuç bildirisinde yer alan ifadelerin tamamen arkasındayız. Bu, Türkiye'yi AB üyesi ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda sorumlu tutmuş ve ondan gerilimi uluslararası hukuka uygun olarak düşürmesini talep etmiştir. Umarım Türkiye bu kez bu çağrılara kulak verir. Çünkü son iki ayda Doğu Akdeniz'de komşumuz tarafından tırmandırılan gerilimi düşürmenin tek yolu budur" (Voice of America, 24.06.2022).

6- Böylece Amerika, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimi hafifletmeyi başarmıştır. Zira Türkiye onun yörüngesinde hareket etmektedir; Yunanistan ise Amerika ile yapılan savunma anlaşmasıyla kontrol altına alınmış, Avrupa Birliği'nin ve özellikle Fransa'nın Yunanistan üzerindeki etkisi azalmıştır. Bu nedenle, Ege Denizi'ndeki adalar krizinin yakın gelecekte bir çözüme kavuşması beklenmemekte, aksine onlarca yıldır olduğu gibi yerinde saymaya devam edeceği görülmektedir. Hatta mevcut Türk rejimi, 1947 Paris Antlaşması ile On İki Ada'nın Yunanistan'a verilmesini zımnen kabul etmiştir; bu rejimin bu adaları geri almak gibi bir planı yoktur. Aynı şekilde, antlaşmalarla mülkiyeti resmi olarak Yunanistan'a devredilmeyen diğer adalar için de durum böyledir. Dolayısıyla, laik Türk rejiminden Yunanistan'ın kontrolündeki Ege adalarını geri almak için ciddi bir adım atması beklenemez. Erdoğan, 2020'de Doğu Akdeniz'deki sondaj gemilerini çekip konuyu kapatmasında olduğu gibi, sadece sözlü savaş yürütüp sonra geri adım atmaktadır. Sonuç olarak, bu adaları geri almak için Türkiye ile Yunanistan arasında bir savaş çıkması beklenmemektedir; çünkü meselenin ipleri Amerika'nın elindedir. Türkiye onun yörüngesindedir, Yunanistan'da ise o malum anlaşmadan sonra Amerikan nüfuzu giderek artmaktadır...

7- Son olarak, Ege adaları ve hatta Yunanistan, İslam Devleti'nin (Osmanlı) bir parçasıydı. 1453'te İstanbul'un fethiyle Resulullah ﷺ'in şu hadisi tecelli etmiştir:

لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ

"Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır ve o ordu ne güzel ordudur." (Ahmed, Müsned)

Bu fetihten üç yıl sonra, yani 1456'da fetihler Yunanistan'a ve o adalara yönelmiş, oralarda ezanlar (Allahu Ekber Allahu Ekber) yükselmiştir. Allah'ın izniyle, müminlerin Allah'ın nusretiyle sevineceği o günde buralar geri dönecektir. O gün müminleri Halifeleri yönetecek, onlara Allah'ın indirdikleriyle hükmedecek ve onlarla Allah yolunda cihat edecektir. Böylece İslam yurdunu, aslı ve ferdiyle yeniden birleştirecektir. Çünkü Halife ümmetin kalkanı ve düşmanlarına karşı koruyucusudur. Resulullah ﷺ doğru söylemiştir:

إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ

"İmam ancak bir kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur." (Müslim)

5 Zilhicce 1443 H. 4 Temmuz 2022 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın