Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Atâ b. Halil Ebû el-Raşta’nın Facebook sayfasındaki takipçilerinden gelen "Fıkhî" sorulara verdiği cevaplar serisi
Soru Cevap
Muhammed El-Muslih’e
Soru:
Tarih bize, sahabe-i kiram Rib’i bin Amir ile Fars ordusu komutanı Rüstem arasında İslam’ın genel fikirleri ve cihat üzerine geçen bir diyaloğu kaydetmiştir; bu diyalogda neler söylenmiştir?
Müslümanların İran fetihleri sırasında, Fars ordusu komutanı Rüstem, Müslümanlardan kendisiyle konuşacak bir heyet göndermelerini istemişti. Bunun sebebi, barış yapma konusundaki kesin arzusu veya Müslüman ordusunu bir savaşa girmeden geri gönderecek başka bir yol bulma isteğiydi. Bu görüşmeye ordu komutanlarından biri olmamasına rağmen kavmi içinde bir seyit (önder) olan Rib’i bin Amir gitti.
İşte o diyalog:
Rüstem: İçeri girmesine izin verin.
Rib’i, atıyla önüne serilen busut (halılar) üzerinde ilerledi. İçeri girdiğinde yastıkların altın işlemeli olduğunu gördü; onlardan birini kılıcıyla parçalayıp atının yularını içinden geçirerek bağladı. Sonra mızrağını aldı ve ona dayanarak Rüstem’e doğru yöneldi. Mızrağı halılara saplanıyor ve onları yırtıyordu. Fars halkı ve Rüstem sessizlik içinde onu izliyordu. Onlar nerede oturacağını düşünürken, o yere oturdu ve mızrağını önüne dikip ona yaslanarak bekledi. Rüstem konuşmaya başladı:
Rüstem: Seni bunu yapmaya (yere oturmaya) iten nedir?
Rib’i: Biz sizin süslerinizin üzerine oturmayı sevmeyiz.
Rüstem: Sizi buraya getiren nedir?
Rib’i: Allah bizi; kulları kullara kulluktan çıkarıp kulların Rabbine kulluğa, dinlerin zulmünden İslam’ın adaletine, dünyanın darlığından dünya ve ahiretin genişliğine çıkarmak için gönderdi. Kim bunu bizden kabul ederse, biz de ondan kabul eder ve geri döneriz. Kim de kabul etmezse, ondan cizye alırız. Eğer bunu da reddederse, zafer kazanıncaya kadar onunla savaşırız.
Rüstem: Bundan önce ölebilirsiniz.
Rib’i: Aziz ve Celil olan Allah, bu yolda ölenlerimize cenneti, hayatta kalanlarımıza ise zaferi vaat etmiştir.
Rüstem: Sözlerini duydum (maksadını anladım). Komutanlarımızla ve halkımızla istişare etmemiz için bize süre verir misin? (Rüstem düşünmek için mühlet istiyordu).
Rib’i: Evet, ne kadar istersin? Bir gün mü, iki gün mü?
Rüstem: Hayır, daha fazla ver; Medayin’deki kavmimle görüşmem gerekiyor.
Rib’i: Resulullah ﷺ bize düşmanlara kulak asmamayı ve karşılaşma anında onlara üç günden fazla süre tanımamayı (toparlanıp önlem almalarına fırsat vermemek için) sünnet kıldı. Bu yüzden sana üç gün süre veriyorum; ondan sonra ya İslam’ı seçersin biz de senden elimizi çekeriz, ya cizyeyi seçersin biz de kabul eder ve sana dokunmayız, hatta yardıma ihtiyacın olursa sana yardım ederiz, eğer yardımımıza ihtiyacın yoksa seni kendi haline bırakırız. Ya da dördüncü gün savaşırız. Kavmim adına sana garanti veririm ki, sen başlatmadıkça dördüncü günden önce biz savaşı başlatmayacağız.
Rüstem: Sen onların efendisi misin? (Yani, bana savaşmayacaklarına dair garanti verecek liderleri misin?)
Rib’i: Hayır, ben ordudan bir adamım. Ancak en aşağı mertebede olanımız bile en üst mertebede olanımız adına ahit verebilir (sözü geçerlidir).
Rüstem tekrar maiyetiyle konuşmaya döndü:
Rüstem: Onun mantığını gördünüz mü? Gücünü gördünüz mü? Özgüvenini gördünüz mü? (Rüstem, halkını Müslümanlarla barış yapmaya ikna etmeye çalışıyordu; böylece onlarla savaşa girmekten kaçınmak istiyordu).
Ancak onlar reddedip direttiler...
Ve savaş gerçekleşti...
Müslümanlar zafer kazandı ve Fars devleti sona erdi.
Kardeşim, bu diyalog sahih midir yoksa uydurma mıdır?
Selamun Aleykum ve Rahmetullah.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Değerli kardeşim, bu İslam’ın izzeti, vakar ve sadece Güçlü ve Aziz olan Allah’tan korkma halidir... Bu kıssa, genel manada bir değişiklik olmaksızın bazı lafız farklarıyla birçok kaynakta mevcuttur. Onu nakleden kaynaklardan bazıları şunlardır:
Taberî Tarihi (3/33-40) İbn Kesir, el-Bidâye ve'n-Nihâye (7/46-47) İbn Haldun Tarihi (2/94-95)
Evet, bu kaynaklarda geçtiği üzere: (...Tercüman ona sordu: Sizi buraya getiren nedir? O da dedi ki: Allah bizi, kullarını dünyanın darlığından genişliğine, dinlerin zulmünden İslam’ın adaletine çıkarmak için gönderdi. Bizi diniyle mahlukatına gönderdi; kim bunu kabul ederse biz de ondan kabul eder ve onu toprağıyla baş başa bırakırız. Kim de direnirse, cennete veya zafere ulaşana kadar onunla savaşırız. Rüstem dedi ki: Bu işi üzerinde düşünmemiz için ertelemez misiniz? Rib’i dedi ki: Evet, ne kadar istersin? Bir gün mü, iki gün mü? Rüstem: Hayır, akıl sahiplerimize ve liderlerimize mektup yazana kadar, dedi. Rib’i dedi ki: Resulullah ﷺ'in bize bıraktığı sünnete göre düşmanlara üç günden fazla mühlet vermeyiz. Kendi durumuna ve onların durumuna bak; ya İslam’ı seçersin seni toprağınla bırakırız ya cizyeyi seçersin biz de kabul eder ve senden elimizi çekeriz, yardıma muhtaç olursan yardım ederiz, ya da dördüncü gün savaşırız. Ben arkadaşlarım adına buna kefilim. Rüstem: Sen onların efendisi misin? dedi. O da: Hayır, ancak Müslümanlar tek bir vücut gibidirler; en aşağıdakileri bile en üsttekileri adına ahit verebilir, dedi...)
Evet, bu İslam’ın izzetidir; dünyada ve ahirette kurtuluştur.
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ * وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
"(Allah) günahlarınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur. Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih! Müminleri müjdele." (Saff Suresi [61]: 12-13)
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû el-Raşta
18 Receb el-Hayr 1443 H. 19/02/2022 M.
Emir’in (Allah onu korusun) sayfasındaki cevabın linki: Facebook