** (Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata bin Halil Ebu er-Raşte'nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)**
Abo Ali’ye
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Altın ile gümüşün veya birbirinden farklı (ribevî) maddelerin ancak elden ele (peşin) satın alınabileceğini, bunlarda veresiyenin caiz olmadığını biliyoruz. Ancak biz bazen veresiye tuz veya veresiye ekmek alıyoruz; bu durum haram mıdır yoksa nedir? Açıklamanızı rica ediyorum, Allah sizden razı olsun. Kardeşiniz Abo Ali – Filistin?
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
1- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:
الذهب بالذهب، والفضة بالفضة، والبُر بالبُر، والشعير بالشعير، والتمر بالتمر، والملح بالملح مثلاً بمثل سواءً بسواء يداً بيد. فإذا اختلفت هذه الأصناف فبيعوا كيف شئتم إذا كان يداً بيد
"Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla; misli misline, birbirine eşit ve elden eledir. Bu sınıflar değiştiğinde, eğer elden ele (peşin) ise dilediğiniz gibi satın." (Buhari ve Müslim, Ubade bin Samit Radiyallahu Anh kanalıyla rivayet etmiştir.)
Metin, bu ribevî sınıflar farklılaştığında satışın "dilediğiniz gibi" olacağı konusunda açıktır; yani misli misline olması şart değildir ancak kabzetme (elden ele/peşin olması) şarttır. "Sınıflar" ifadesi, altı ribevî sınıfın tamamını kapsayacak şekilde genel olarak gelmiştir ve bir nass (delil) olmadıkça hiçbir şey bundan istisna edilemez. Bir nass bulunmadığı sürece hüküm; takas değerleri ve fiyatlar ne kadar farklı olursa olsun buğdayın arpa ile, buğdayın altın ile, arpanın gümüş ile, hurmanın tuz ile, hurmanın altın ile, tuzun gümüş ile vb. satışının caiz olmasıdır; ancak bu satış "yaden bi yadin" yani elden ele (peşin) olmalı, veresiye olmamalıdır. Altın ve gümüş için geçerli olan hükümler, ortak illet olan (nakdiyet) yani bedel ve ücret olarak kullanılma özelliği nedeniyle kâğıt paralar için de geçerlidir.
2- Dört sınıfın (buğday, arpa, tuz ve hurma) nakit para ile satın alınması durumunda, rehin verilmesi şartıyla "ribevî sınıfların satışında peşin ödeme (kabzetme) zorunluluğundan" bir istisna gelmiştir. Bu istisnanın delili Müslim’in Hz. Aişe Radiyallahu Anha’dan rivayet ettiği şu hadistir:
أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اشْتَرَى مِنْ يَهُودِيٍّ طَعَامًا إِلَى أَجَلٍ، وَرَهَنَهُ دِرْعًا لَهُ مِنْ حَدِيدٍ»
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir Yahudiden belirli bir süreye kadar (veresiye) yiyecek satın aldı ve karşılığında ona demirden bir zırhını rehin bıraktı."
Yani Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yiyeceği borçla (veresiye) ama rehin karşılığında satın almıştır. O zamanki yiyecekleri ise ribevî sınıflardandı. Nitekim Ma’mer bin Abdullah kanalıyla gelen Ahmed ve Müslim’in rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulur:
الطعام بالطعام مثلاً بمثل وكان طعامنا يومئذٍ الشعير
"Yiyecek yiyecekle misli mislinedir. O gün bizim yiyeceğimiz arpa idi."
Buna göre, bedeli ödenene kadar satıcıya bir şey rehin bırakılması durumunda, dört ribevî sınıfın borçla (veresiye) satın alınması caizdir.
3- Eğer alacaklı ve borçlu birbirlerine güvenirlerse, rehin bırakmaya gerek kalmaz. Bunun delili ise Allah Teâlâ’nın şu kavlidir:
وَإِنْ كُنْتُمْ عَلَى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا كَاتِبًا فَرِهَانٌ مَقْبُوضَةٌ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ أَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللَّهَ رَبَّهُ
"Eğer yolculukta iseniz ve bir kâtip de bulamazsanız, o vakit alınan rehinler (yeterlidir). Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi olan Allah’tan sakınsın." (Bakara 283)
Bu Kerim ayet, yolculuk esnasındaki borçlanmada alacaklı ve borçlunun birbirine güvenmesi durumunda rehin bırakmaya gerek olmadığını ifade eder. Bu hüküm, dört ribevî sınıfın (buğday, arpa, tuz ve hurma) veresiye satın alınması sırasındaki rehin durumu için de uygulanır. Yani Allah Subhanehu’nun buyurduğu gibi: "Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin." Bu ayetin, söz konusu durumda rehine gerek kalmayabileceğine dair delaleti açıktır.
4- Sonuç olarak; dört ribevî sınıfın (buğday, arpa, hurma ve tuz) nakit para karşılığında, borcun ödenmesi için rehinle birlikte veya birbirlerine güveniyorlarsa rehinsiz olarak veresiye satın alınması caizdir. Bu durum bir doğrulama ve güven gerektirdiği için alacaklı ile borçlunun birbirlerini iyi tanımaları ve birbirlerine güvenmeleri gerekir; bu ise her zaman gerçekleşmeyebilir. Müslümanın harama yaklaşmaması için en iyisi, birbirlerine güvendiklerinden emin olmadıkça bu ribevî sınıfları borçla satın almamasıdır. Eğer hem satıcı hem de alıcı bu konuda müsterih iseler, bu sınıfların borçla satın alınması caiz olur. Dolayısıyla veresiye alınmasını sorduğunuz tuz, eğer ayet-i kerimede belirtilen "Eğer birbirinize güvenirseniz" şartı gerçekleşmişse caizdir.
5- Bilgi mahiyetinde şunlar da zikredilebilir: İbn Battal, Sahih-i Buhari Şerhi’nde, yiyeceğin veresiye satın alınması babında şöyle demiştir: "Âlimler arasında, yiyeceğin bilinen bir bedelle, bilinen bir vadeye kadar satın alınmasının caiz olduğu konusunda ihtilaf yoktur."
Cezirî’nin Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı kitabında ribevî sınıfların satın alınması hakkında şöyle geçer: "Eğer bedellerden biri nakit, diğeri yiyecek ise vadeli (veresiye) olması sahihtir."
İbn Kayyim ise El-Muğnî’de dört sınıfın birbirleriyle veresiye satılmasının haramlığından bahsederken şöyle demiştir: "Ancak dirhem (para) veya diğer tartılan şeyler karşılığında veresiye satılması bundan farklıdır; çünkü buna ihtiyaç duyulmaktadır."
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu er-Raşte
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir’in web sitesindeki cevap linki: Emir
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus