(Hizb-ut Tahrir Emiri Saygıdeğer Âlim Atâ b. Halil Ebû’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin “Fıkhî” Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Ali Ghaith Abu el-Hassan’a
Soru:
Bismillahirrahmanirrahim, Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu.
Eş-Şahsiyye el-İslamiyye (İslam Şahsiyeti) Cilt 3, sayfa 331’de şu ifade geçmektedir: "Allah Teâlâ’nın:
فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ
'Onlara ücretlerini verin.' (Talak 6) kavli genel bir lafızdır; sütanneyi, işçiyi, evi, arabayı ve benzeri şeylerin kiralanmasını kapsar."
Yorum: Ayetin nassı, mantukuyla sütanne kiralamasından (icare) başkasını, yani işçi, ev, araba ve benzerlerinin kiralanmasını istinbat etmeye elverişli değildir. Beyanım şöyledir:
Şer’i kaide şudur: "Lafzın umumu, hadisenin (olayın) mevzusundadır." Ayet, her sütanne hakkında geneldir; yani her sütanne emzirme ücretini hak eder. Ayetin mevzusu ise sadece emzirme karşılığında alınan ücrettir, başkası değil.
Ayetteki فَآتُوهُنَّ (Onlara verin) ifadesi; boşanan ve emziren kadınlara verin demektir. Çünkü (هُنَّ - hunna) zamiri onlara dönmektedir. (هُنَّ) dişil zamiri, (هم - hum) eril/genel zamirini kapsamaz; oysa (هم) zamiri (هن) zamirini kapsayabilirdi. Dolayısıyla ücretin ödenmesi, emziren boşanmış kadınadır ve bu, altına giren tüm kadınları kapsayan genel bir ifadedir. Bilindiği üzere dişiye yönelik hitap, erkeği kapsamaz.
Ayetin; sütanneyi, işçiyi, evi, arabayı vb. kapsayan genel bir lafız olabilmesi için şu şekilde olması gerekirdi: "Eğer sizin için emzirirlerse, o zaman ecirlere (ücretlilere) ücretlerini verin." Burada "ecirler" (أجراء - ucarâ) lafzı geneldir, erkekleri ve kadınları kapsar ve olay emzirme olsa bile mevzusu ücrettir.
فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ kavlinden cüzi bir hükmü istinbat ederiz ki o da sütanne icaresidir. Nassın makulünden (ma’kulü'n-nass) yola çıkarak ise şu külli hükmü istinbat ederiz: Kim olursa olsun, bir ecir (işçi) işini yaparsa ücreti hak eder.
Ali Ghaith (Abu el-Hassan)
Cevap:
Ve Aleykumus Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Değerli kardeşim, dildeki "umum" (genellik) araştırmalarına gösterdiğin ilgiyi takdir ediyorum. Ancak konuyu yeterince derinlemesine düşünmemişsin; bir tarafını alıp diğer taraflarını bırakmışsın...
Keşke soru üslubunu daha güzel seçip meseleyi sormak amacıyla sorsaydın. Ancak sen böyle yapmadın, aksine "Yorum: Ayetin nassı, mantukuyla sütanne kiralamasından başkasını istinbat etmeye elverişli değildir..." diyerek başladın. Yani hem yorum yaptın, hem cevap verdin, hem de hükme bağladın! Soru sormaya ve araştırmaya yer bırakmadın!
Buna rağmen, sorundan konuya olan ilgin anlaşılıyor. Bu yüzden soru üslubundaki eksikliği görmezden gelip sana cevap vereceğim. Allah Teâlâ’dan seni en doğru işe iletmesini dilerim:
Usul meselelerinden herhangi birini araştırmak, konunun sadece bir yönünü alıp ona göre hüküm bina etmeyi değil, tüm yönlerini eksiksiz ele almayı gerektirir. Eğer umum türlerini derinlemesine düşünseydin bu sonuca varmazdın. Biz, Eş-Şahsiyye el-İslamiyye 3. Cilt, 235-237 sayfaları arasında "Lafız İçin Umumun Sabit Olma Yolları" başlığı altında umum türlerini inceledik. Oradan bir kısmını sana naklediyorum:
"Lafızla sabit olan umum; ya dil bakımından sabittir ki bu dilin vaz'ından (konuluşundan) anlaşılır; ya örf bakımından sabittir ki bu örften yani dil ehlinin dilin vaz'ından değil de kullanımından anlaşılır; ya da aklen sabittir ki bu istinbattan anlaşılır, akıldan değil. Başka bir deyişle, lafız için umum ya nakil yoluyla bize ulaşır (Arapların bu lafzı umum için vaz etmesi veya umumda kullanması gibi) ya da nakilden istinbat yoluyla bize ulaşır...
Nakil yoluyla sabit olan umum; ya dilin vaz'ından ya da dil ehlinin kullanımından anlaşılır. Dilin vaz'ından anlaşılan umumun iki hali vardır: Birincisi, bir karineye ihtiyaç duymadan kendiliğinden genel olması; ikincisi, umumun dilin vaz'ından ancak bir karine ile anlaşılmasıdır...
Dil ehlinin kullanımından anlaşılan, yani örfen sabit olan umum ise şu ayet gibidir:
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ
'Analarınız size haram kılındı.' (Nisa 23)
Zira örf ehli bu terkibi, bizzat (kişinin) haram olmasından her türlü cinsel istifadenin haram olması manasına nakletmişlerdir; çünkü hizmetten ziyade kadınlardan kastedilen budur. Benzer şekilde:
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ
'Ölü eti size haram kılındı.' (Maide 3)
ayeti de örf gereği (ölünün) yenilmesine hamledilir. Bu, örfi hakikattir.
İstinbat yoluyla sabit olan umuma gelince; bunun ölçüsü, hükmün bir vasfa 'takip ve sebep bildiren fâ' (fâ et-ta'kîb ve et-tesbîb) ile bağlanmasıdır. Tıpkı şu ayette olduğu gibi:
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا
'Hırsız erkek ve hırsız kadının ellerini kesin.' (Maide 38)..." (Alıntı bitti).
Umum ve türleri bu şekilde anlaşılır. Buna binaen, özellikle de istinbat yoluyla sabit olan umum esas alındığında, cevap şu şekilde olur:
Senin sorun, Eş-Şahsiyye el-İslamiyye 3. Cilt, 327. sayfadaki şu ifade hakkındadır:
"Allah Teâlâ’nın: فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ 'Onlara ücretlerini verin.' (Talak 6) kavli; sütanneyi, işçiyi, evi, arabayı ve benzeri şeylerin kiralanmasını kapsayan genel bir lafızdır. Burada 'işçinin icaresi (kiralanması), sütannenin icaresine kıyas edildi' veya 'arabanın icaresi işçinin icaresine kıyas edildi' denilmez. Bilakis bunlar o lafzın altına girer ve onun fertlerinden birer ferttir." (Alıntı bitti).
Burada kastedilen umum, bir menfaatin elde edilmesi karşılığında ücretin hak edilmesinin umumiliğidir. Bu umum, emzirme menfaatinin elde edilmesi üzerine ücretin "takip ve sebep fâ'sı" (fâ et-ta'kîb ve et-tesbîb) ile bağlanmasından alınmıştır. Ayet şöyle demektedir:
فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ
"Eğer sizin için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin." (Talak 6)
Yani ücretin hak edilme sebebi, emzirme ile elde edilen menfaattir. Bu durum, ister ayetin mantukunda olduğu gibi emzirme icaresi olsun, ister işçi kiralamada olduğu gibi bir şahsın menfaatinin icaresi olsun, isterse araba kiralamada olduğu gibi bir aynın (mülkün) menfaatinin icaresi olsun, menfaatin elde edilmesiyle ücretin hak edilmesinin umumiliğine delalet eder. Tüm bunlar yukarıda zikredilen umumun son türü olan "istinbat yoluyla sabit olan umum"dan alınmıştır; bunun ölçüsü de hükmün bir vasfa sebep bildiren "fâ" ile bağlanmasıdır. Bu, ortak bir illet (illet birliği) sebebiyle bir feri asıla bağlamak olan "kıyas" yoluyla alınmamıştır. Sanki ayet şöyle demektedir: "Menfaatin elde edilmesi, ücretin ödenmesini gerektirir." Buradaki umum istinbat yoluyla elde edilmiştir. Dolayısıyla işçi icaresi ve araba icaresi, bu umumun kapsamına giren fertlerdir; umum onlara uygulanır ve altına girerler. Bu durum, işçi icaresini ve araba icaresini "fer" kabul edip, "asıl" olan sütanne icaresine bir illet birliğiyle bağlamak (yani nassın makulüyle amel etmek) türünden değildir. Çünkü mesele, umumun bir ferdinin o umumun altına girmesi meselesidir, kıyas kapsamına girmez.
Umarım meselenin cevabı senin için netleşmiştir ve kitapta zikrettiğimizin doğru olduğunu anlamışsındır.
Bilgi olarak şunu da ekleyeyim: Bu kerim ayet, şeriatta icarenin (kiralamanın) temel delillerinden biridir ve bildiğim kadarıyla ilim ehlinden hiç kimse bunu sadece emzirme ile sınırlandırmamıştır. İlgili kaynaklarda geçen bazı ifadeleri sana aktarıyorum:
- İbn Rüşd el-Hafid olarak bilinen Ebü’l-Velîd Muhammed b. Ahmed b. Rüşd el-Kurtubî'nin (vefatı H. 595) Bidâyetü'l-Müctehid ve Nihâyetü'l-Muktesid adlı eserinde, İcareler Kitabı bölümünde şöyle geçmektedir:
"İcare (kiralama/hizmet akdi), tüm şehir fakihleri ve ilk nesil (Selef) katında caizdir... Cumhurun delili Allah Teâlâ’nın: إِنِّي أُرِيدُ أَنْ أُنْكِحَكَ إِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ 'Seni bu iki kızımdan biriyle evlendirmek istiyorum.' (Kasas 27) ayeti ve: فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ 'Eğer sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin.' (Talak 6) kavlidir." (Alıntı bitti).
- İbn Kudâme’nin el-Muğnî adlı eserinde "İcareler" bölümünde şöyle geçmektedir:
"İcarenin cevazının aslı Kitap, Sünnet ve İcmadır. Kitap’tan delil ise Allah Teâlâ’nın: فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ 'Eğer sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin.' (Talak 6) kavlidir..." (Alıntı bitti).
Görüldüğü gibi bu kerim ayet, icareye delil olma konusunda oldukça meşhurdur.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşta
Emir'in Facebook sayfasındaki cevabın linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/414505295413214/?type=3
Emir'in web sitesindeki cevabın linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3643/
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevabın linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/Cm4H2LRqroa