Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevabı: Kaza ve Kader Hakkında

July 23, 2015
8383
(Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Fıkhî Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

**Kaza ve Kader Hakkında Soru Cevabı**

Ahmad Nadhif'e

Soru:

Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. et-Taysîr fî Usûli’t-Tefsîr kitabının 44. sayfasında şöyle geçmektedir: "...Yoksa nakli bir yol mudur? Yani Allah Subhânehu’nun Kerim Kitabında veya Rasulü ﷺ’in mütevatir hadislerinde O’ndan ﷺ kesin olarak nakledilen bir yol mudur? Gayba, meleklere, daha önce indirilen kitaplara, önceki peygamberlere, ahiret gününe ve hayrı ve şerriyle kadere iman gibi. Subhânehu, Nisa Suresi 136. ayette şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي أَنْزَلَ مِنْ قَبْلُ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعِيدًا

"Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur." (Nisa [4]: 136)

Rasulullah ﷺ de Cebrail (a.s)’ın imana dair sorusuna hadiste şöyle cevap vermiştir: 'Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayrı ve şerriyle kaderin Allah Teâlâ’dan olduğuna inanmandır.'" (Alıntı bitti).

Benim açıklığa kavuşturulmasını rica ettiğim bir sorum var: Eğer bahsedilen hadis, üzerine kader imanı bina edilecek kadar mütevatir ise, neden İslam Şahsiyeti 1. Cilt'te İslam akidesi konusu işlenirken yer almadı? Bilakis kitap sahibi (Allah ona rahmet etsin), kaza ve kader imanının akli delil üzerine bina edildiğini söylemektedir.

Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Cevaba başlamadan önce, aralarında bir karışıklık yaşadığın anlaşılan iki hususa dikkatini çekmek isterim. Bunlar; ayet ve hadislerde geçen (Kader) ile ıstılahi bir terim olan (Kaza ve Kader) kavramlarıdır. Bunlar iki ayrı konudur, tek bir konu değildir. Nizam veya Şahsiyet kitabında okuduğun "Kaza ve Kader" konusu, sorduğun hadiste geçen "Kader" konusundan farklıdır.

Şimdi sorunun cevabına gelelim:

1- Müslim’in rivayetinde, Cebrail (a.s)’ın iman hakkındaki sorusuna cevaben Nebi ﷺ’in söylediği şu söz:

قَالَ: «أَنْ تُؤْمِنَ بِاللهِ، وَمَلَائِكَتِهِ، وَكُتُبِهِ، وَرُسُلِهِ، وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ»

"Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanman; kaderin hayrına ve şerrine de inanmandır." (Müslim)

Bu hadis mütevatir değil, sahih bir ahad haberdir. Bununla birlikte, sorunda belirttiğin et-Taysîr fî Usûli’t-Tefsîr kitabındaki yerde bu hadisle istidlalde bulunulması doğru bir istidlaldir. Çünkü bu, imanı talep edilen şeye (matlubun bihi) bir delil olarak sunulmuştur, yoksa imanı talep edilen konunun (matlubun fîhi) kendisine bir delil olarak getirilmemiştir. İslam’a iman talebi, bir ayetle de olabilir, Rasulullah ﷺ’den gelen bir hadisle de olabilir, hatta O’nun ﷺ gönderdiği bir mektupla bile olabilir. Nitekim Rasulullah ﷺ, kralları İslam’a davet etmek için elçilerle mektuplar göndermiştir...

2- Ancak kaderin akideden olduğuna, onu inkâr edenin kâfir olacağına dair hüccet ikame edilirken ve her şeyin ezeli olarak Allah’ın ilmi olduğuna ve her şeyin ezelden beri Levh-i Mahfuz’da yazılı olduğunu ispat ederken, o zaman kesin (kat'i) delillere başvurulur. Bu durumda, ezeldeki takdir anlamındaki kader üzerine kesin ayetler zikredilir. Yani yerdeki ve gökteki hiçbir şey yoktur ki Allah onu ezelden beri bilmesin, ezelden takdir etmesin ve ezelden beri Levh-i Mahfuz’da yazılı olmasın... Bu kesin ayetlerden bazıları şunlardır: Allah Teâlâ’nın şu sözü:

إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ

"Ancak karısı müstesna; onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik." (Hicr [15]: 60)

Bu ayetteki "kadderna" (takdir ettik) ifadesi, ezeldeki takdir anlamındadır. Yine Allah Teâlâ’nın şu sözü:

وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

"Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü (kader) koymuştur." (Talak [65]: 3)

"Her şey için bir ölçü (kader)" ifadesinin manası; her şey için bir takdir ve bir vakit belirlenmiştir demektir ve burada murat edilen ezeldeki takdirdir. Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur:

قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

"De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim Mevlamızdır. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler." (Tevbe [9]: 51)

Bunun manası; bize ancak Allah’ın ezelde yazdığı ve bizim için takdir ettiği şey isabet eder, biz de Allah’a tevekkül ederiz demektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌ أَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ

"Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık." (En'am [6]: 38)

Bunun manası; tıpkı sizin rızıklarınız, ecelleriniz ve amellerinizin yazıldığı gibi, onlar da rızıkları, ecelleri ve amelleri yazılmış sizin gibi ümmetlerdir. Biz Levh-i Mahfuz’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık ve ihmal etmedik demektir. Burada "Kitap" ifadesi Levh-i Mahfuz için kullanılmıştır. Yani her şey Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. Bu da Allah’ın ilmi için bir kinayedir; yani Allah’ın bilmediği hiçbir şey yoktur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

عَالِمِ الْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ وَلَا أَصْغَرُ مِنْ ذَلِكَ وَلَا أَكْبَرُ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ

"O, gaybı bilendir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçüğü de daha büyüğü de apaçık bir kitaptadır." (Sebe [34]: 3)

Yani her şey Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. Bu da bizzat ayetin kendisinden anlaşıldığı üzere Subhânehu’nun ilmi için bir kinayedir.

3- Şunu da belirtmek gerekir ki; bu anlamdaki kader, yani ezeldeki takdir, Levh-i Mahfuz’daki yazı veya Allah Subhânehu’nun filan işin gerçekleşeceğini bilmesi; işin yapılma vesilelerine sarılmadan veya sebep-müsebbib ilişkisini gözetmeden Allah’ın olacak olana dair ilmine yaslanıp kalmak (ittikal) anlamına gelmez. Çünkü Allah’ın ilmi hiç kimseye ifşa edilmemiştir ki o işin olup olmayacağı bilinsin. Bu yüzden bir şeyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, ancak o işi yapmak için gerekli vesilelere sarılıp ona teşebbüs ettikten sonra bilinebilir. Ancak ondan sonra işin varlığı veya yokluğu açısından vakıa ortaya çıkar. Bu noktadan hareketle, bir kimsenin Allah’ın ilmine yaslanıp ameli bırakması sahih olmaz. Sahabeler bu konuyu sorduklarında, Rasulullah ﷺ onları yaslanıp kalmamaları (ittikal etmemeleri) konusunda uyarmış ve onlara çalışmalarını emretmiştir. Buhâri, Ali (k.v)’den rivayet etmiştir:

«فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ الْقَوْمِ: أَلاَ نَتَّكِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: لاَ، اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ، ثُمَّ قَرَأَ: فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى الآيَةَ»

"Topluluktan bir adam dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, (yazılanlara) güvenip çalışmayı bırakmayalım mı? Rasulullah: 'Hayır, çalışın. Herkes ne için yaratıldıysa o iş kendisine kolaylaştırılır' buyurdu. Sonra: 'Kim verir ve sakınırsa...' ayetini okudu." (Buhâri)

Bu hadis, kadere imanın ameli bırakıp yaslanmak (ittikal) anlamına gelmediğine dair açık bir delildir. Çünkü kader ve yazı, yani Allah’ın ilmi, yaratılmışlardan hiç kimseye açılmaz; öyleyse neye güvenip yaslanacak?

İşte bu yüzden Rasulullah ﷺ, "yaslanıp kalmayalım mı?" diye sorana "Hayır" demiş, yani bunu yasaklamış ve bununla yetinmeyip "Çalışın" buyurmuştur, yani ameli emretmiştir. Dolayısıyla kadere iman, ameli terk etmek demek değildir.

Kader hakkındaki sorunun cevabının netleştiğini umuyorum.

Kardeşiniz, Ata bin Halil Ebu el-Raşta

Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir'in web sitesindeki cevap linki

Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın