Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevabı: İnternet Üzerinden Erkekler ve Kadınlar Arasındaki İletişim Hakkında

October 28, 2013
9045

(Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata bin Halil Ebu'r Raşte'nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Ebu’l Kasım ve Abdullah Abdulrahman’a

Sorular:

Abdullah Abdulrahman

İnternette geçen konuşmalar üzerine yapılan bir sohbette; internet dünyasının sanal bir dünya olduğu, dolayısıyla orada yazılanlardan dolayı kişinin sorumlu tutulmayacağı söylendi. Ayrıca, ne konuşulursa konuşulsun kadın ve erkek arasındaki görüşmenin bir ihtilat (kadın-erkek karışımı) olmadığı için bunda bir sakınca olmadığı da belirtildi... Bu doğru mu? Allah sizi mübarek kılsın, bu konuyu açıklamanızı rica ediyoruz.

Ebu’l Kasım

Selamun Aleyküm ve Rahmetullah

"Karşı cinslerin Facebook veya e-posta üzerinden sohbet etmelerinin (chat) hükmü hakkında bir soru." Bu mesele günümüz gençlerinin, özellikle de ergenlik çağındakilerin sıkça karşılaştığı bir durumdur. Gençlerimizin günaha girmemesi ve toplumumuzu günah, hatta büyük bir günah sayılabilecek bir durumdan korumak için bu meselenin açıklığa kavuşturulması zaruridir.

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Her ikinizin sorusu da birbirine benziyor. Daha önce buna benzer bir soruya cevap vermiştik, onu size tekrar aktarıyorum:

Bazı insanlar meseleleri felsefileştiriyor. Örneğin, kimisi şu soruya odaklanıyor: Facebook üzerinden iletişim kurmak bir ihtilat mıdır?

Sanki haram olan sadece ihtilattır da, eğer ihtilat yoksa hiçbir sakınca yokmuş gibi!

Kimisi de bunun "sanal bir dünya" olduğu sorusuna odaklanıyor; sanki bu sadece zihinsel bir hayalmiş de dilediği gibi hayal kurması caizmiş gibi!!

Onlardan bazıları ise Facebook üzerinden iletişimin şer’i hükmünü etkileyen bazı hususları bilmemekte veya mesele ihtilat olmadığı sürece bir sakınca olmadığını zannetmektedirler. Cehaletten veya kafa karışıklığından dolayı bu tür meseleleri birbirine karıştırmaktadırlar...

Oysa durum böyle değildir. Bir kişiden başka bir kişiye gönderilen bir mesajdaki hitap, eğer o mesajın gönderenden çıktığı ve alıcıya ulaştığı sabit olursa, bu durum tıpkı o kişinin diğerine doğrudan yaptığı konuşmanın hükmünü alır.

Mesajın el yazısıyla yazılması ile bir cihaz (klavye/makine) vasıtasıyla yazılması arasında bir fark yoktur...

Aynı şekilde mesajın alıcıya bir şahıs aracılığıyla taşınması ile internet, Facebook veya başka bir vasıta aracılığıyla ulaştırılması arasında da bir fark yoktur. Önemli olan mesajın gönderenden çıktığının ve alıcıya ulaştığının sabit olmasıdır. Dolayısıyla bu açıdan tahkîku'l menât (hükmün dayandığı vakıanın tespiti) birdir...

Bu nedenle mesajla ilgili hüküm birdir ve insan bundan sorumludur; çünkü bu onun fiillerinden biridir. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ عَنْ أُمَّتِي مَا حَدَّثَتْ بِهِ أَنْفُسَهَا، مَا لَمْ تَعْمَلْ أَوْ تَتَكَلَّمْ

"Şüphesiz ki Allah, konuşmadıkları veya yapmadıkları sürece ümmetimin içlerinden geçirdikleri (vesveseleri) bağışlamıştır." (Buhari ve Müslim rivayet etmiştir, lafız Buhari’ye aittir.)

Aynı şekilde Resulullah (sav)’den, İslam’ı tebliğ etmek amacıyla krallara ve yöneticilere yazılı mektuplar gönderdiği sahih olarak rivayet edilmiştir. Bu da mesaj/mektup yoluyla tebliğin, tıpkı doğrudan hitap yoluyla yapılan tebliğ gibi şer’i bir hüküm olduğunu kanıtlar...

Buhari rivayet etmiştir: İbn Abbas dedi ki: Ebu Süfyan bin Harb bana anlattı; kendisi Kureyşli bir grup erkekle birlikte Şam’da bulunuyordu. Bu, Resulullah (sav) ile Kureyşli kafirler arasındaki (hudeybiye) mütareke döneminde ticaret için geldikleri sıradaydı. Ebu Süfyan dedi ki: Kayser’in elçisi bizi Şam’ın bir bölgesinde buldu... (Ebu Süfyan devamla) dedi ki: Sonra Kayser, Resulullah (sav)’in mektubunu istedi ve mektup okundu. Mektupta şunlar yazılıydı:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، مِنْ مُحَمَّدٍ عَبْدِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ، إِلَى هِرَقْلَ عَظِيمِ الرُّومِ، سَلاَمٌ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الهُدَى، أَمَّا بَعْدُ: فَإِنِّي أَدْعُوكَ بِدِعَايَةِ الإِسْلاَمِ، أَسْلِمْ تَسْلَمْ، وَأَسْلِمْ يُؤْتِكَ اللَّهُ أَجْرَكَ مَرَّتَيْنِ، فَإِنْ تَوَلَّيتَ، فَعَلَيْكَ إِثْمُ الأَرِيسِيِّينَ وَ: (( يَا أَهْلَ الكِتَابِ تَعَالَوْا إِلَى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ، أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا اللَّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا، وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ، فَإِنْ تَوَلَّوْا، فَقُولُوا اشْهَدُوا بِأَنَّا مُسْلِمُونَ ))

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den Bizans’ın büyüğü Herakliyus’a. Hidayete tabi olanlara selam olsun. Bundan sonra; Seni İslam’a davet ediyorum. Müslüman ol ki selamette kalasın; Müslüman ol ki Allah sana ecirini iki kat versin. Eğer yüz çevirirsen, halkının (çiftçilerin/tebaanın) günahı senin boynunadır. 'Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aranızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, Şahit olun ki biz Müslümanlarız deyiniz.'" (Âl-i İmrân [3]: 64)

Buna binaen sorulan sorunun cevabı şöyledir:

1- İster normal posta, ister internet, ister Facebook veya Twitter olsun; yazışmanın hükmü birdir, yüz yüze konuşmaktan bir farkı yoktur. "Bu sanal bir dünyadır, diğeri ise gerçek dünyadır" denilemez. Aksine bu, cehalete ve günaha dalmaktır... Eğer yabancı (namahrem) bir kadına yüz yüze haram olan bir söz söylerseniz şer’an cezalandırılırsınız; aynı şey yazışma için de geçerlidir. Yazışmanın gerçekleştiğine dair delil sabit olduktan sonra, tıpkı aynı sözü yüz yüze söylemişsiniz gibi ceza konusu gündeme gelir.

Dolayısıyla, şeriatın onayladığı bir ihtiyaç olmaksızın yabancı bir kadınla yüz yüze konuşmak nasıl caiz değilse, yazışma için de durum aynıdır. Bu konuda yüz yüze görüşmede ne caizse yazışmada da o caizdir, yüz yüze görüşmede ne caiz değilse yazışmada da o caiz değildir.

2- Şeriatın onayladığı bir ihtiyaç olmaksızın ihtilat (karşı cinsle bir arada bulunmak) haramdır, fakat sadece ihtilat haram değildir. Eğer sizden uzakta olan bir kadına kötü bir sözle seslenirseniz, yanınızda olmasa bile bu haramdır. Eğer çarşıda bir kadına bir mal satsanız ve ona şehvetle baksanız, çarşıda alışveriş için ihtilat mübah olsa bile bu (bakış) haramdır. Eğer toplu taşıma aracına bindiğinizde yanınızda oturmasa bile uzak bir yerdeki kadınla çirkin bir şekilde konuşsanız bu haramdır...

Bunun gibi, yazışma yoluyla ne yazarsanız yazın, tıpkı yüz yüze konuşmuşsunuz gibi ondan tam olarak sorumlusunuz...

3- Her Müslüman erkeği ve kadını, özellikle de önümüzden, arkamızdan, sağımızdan ve solumuzdan gelen azgın dalgaların ortasında Allah’tan başka sığınacak yerin olmadığı bu takvalı ve tertemiz davayı omuzlayan gençleri, şer’i hükümlere güçlü bir şekilde bağlı kalmaya davet ediyoruz. Sadece haramdan uzak durmakla kalmayıp, harama yakın olma endişesiyle bazı mübahları bile terk etmelidirler. Nitekim sahabe, harama düşme korkusuyla mübah olan pek çok kapıyı kapatırlardı.

4- Ayrıca her Müslüman erkeğin ve kadının, özellikle de genç dava taşıyıcılarının, bu modern araçları İslam’ı etkili, aynı zamanda hikmetli ve bilinçli bir şekilde yaymak için verimli bir şekilde kullanmaya çalışmaları gerektiğini vurguluyoruz. Sadece her türlü kirli atıktan değil, o kirli atığın tozundan bile uzak durmalıdırlar.

Allah’tan bizleri takvalı ve tertemiz kılmasına devam etmesini dilerim ki dünya ve ahirette kurtuluşa erelim. Müminleri müjdele.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu'r Raşte

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir’in web sitesindeki cevap linki

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın