Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Altı Ribevî Mal Grubu Hakkında

November 03, 2015
9319

** (Alim Ata bin Halil Ebu Reşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)**

Soru-Cevap:

Altı Ribevî Mal Grubu

Ayn Alhak / Zakaria Karimeh / Ayman Alfjjary / Hisham Is'efan'a

Sorular:

Ayn Alhak'ın sorusu: Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu değerli Şeyhimiz. Allah seni katından bir zaferle desteklesin, sana, partiye (Hizb-ut Tahrir) ve ümmete apaçık bir fetih nasip etsin...

Mübadele hadisinde zikredilen yedi sınıftan biri olan hurma satışı hakkında bir sorum var. Hurmanın dirhem (para) karşılığında vadeli satılması caiz midir? Yani bir kilogram hurma alıp bedelini daha sonra ödemem caiz olur mu? Bu mevsim hurma mevsimi olduğu için bizi bilgilendirirseniz sevinirim. Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.

Zakaria Karimeh'in sorusu: Allah senden razı olsun. Peki, ödemenin ertelenmesi (taksit) hakkında ne dersiniz? Altının kağıt para ile satın alınması durumunda bu caiz midir?

Ayman Alfjjary'nin sorusu: Altını borç (veresiye) ile satın almak ile (ki neden haramdır?), İktisat Nizamı kitabının Riba ve Sarf konusunun son paragrafında geçtiği üzere caiz olan "karz" (ödünç verme) arasındaki fark nedir?

Hisham Is'efan'ın sorusu: Selamun Aleykum Şeyhimiz ve Emirimiz... İktisat Nizamı kitabının Riba ve Sarf bölümünde (sayfa 259) şu hadis yer almaktadır: "Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla; misli misline..." Hadisin devamında... Sorum şu: Hadiste açıkça geçen bu dört gıda maddesi, alım satımda altın ve gümüş gibi mi işlem görür? Örneğin, veresiye bir çuval un alıp bedelini üzerime borç yazdırmam caiz midir, yoksa nakitler (altın-gümüş) ile hadiste geçen bu gıdalar arasında bir uygulama farkı var mıdır? Ayrıca işlenmiş ürün ile ham madde arasında fark var mıdır? Sorumu uzattığım için özür dilerim, Allah sizden razı olsun. Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Dört sorunuz birbirine yakın olduğu için hepsine tek bir cevap vereceğiz. Ancak ilk soruda belirtilenin aksine ribevî malların yedi değil, altı sınıf olduğunu (Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz) hatırlatmak isteriz.

Bu soruların cevabı şu şekildedir:

1- Rasulullah ﷺ şöyle buyurmaktadır:

الذهب بالذهب، والفضة بالفضة، والبُر بالبُر، والشعير بالشعير، والتمر بالتمر، والملح بالملح مثلاً بمثل سواءً بسواء يداً بيد. فإذا اختلفت هذه الأصناف فبيعوا كيف شئتم إذا كان يداً بيد

"Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla; misli misline, birbirine eşit ve peşin (yeden bi-yed) olarak satılırlar. Bu sınıflar değiştiği zaman, eğer peşinse dilediğiniz gibi satın." (Buhârî ve Müslim, Ubade bin Samit r.a. yoluyla rivayet etmiştir.)

Metin, bu ribevî sınıflar birbirinden farklı olduğunda satışın dilediğiniz gibi yapılabileceği konusunda açıktır; yani misli misline olma şartı yoktur ancak peşin teslimat (takabud) şarttır. "Sınıflar" ifadesi altı ribevî sınıfın tamamını kapsayacak şekilde genel gelmiştir ve bir nass (delil) olmadıkça hiçbir şey bundan istisna edilemez. Bir nass bulunmadığına göre; arpa karşılığında buğday, altın karşılığında buğday, gümüş karşılığında arpa, tuz karşılığında hurma, altın karşılığında hurma veya gümüş karşılığında tuz gibi değişimler, mübadele değerleri ve fiyatları ne kadar farklı olursa olsun caizdir; ancak peşin olması şarttır, yani veresiye (deyn) olamaz. Altın ve gümüş için geçerli olan hükümler, ortak illet olan nakdîlik (para olarak kullanılma, bedel ve ücret olma) özelliği nedeniyle kağıt paralar için de geçerlidir.

2- Dört sınıf gıdanın (buğday, arpa, tuz ve hurma) nakit para ile satın alınması durumunda rehin verilmesi hali, "ribevî sınıfların satışında peşin teslimat zorunluluğundan" istisna edilmiştir. Bunun delili Müslim'in Hz. Aişe (r.anha)'dan rivayet ettiği şu hadistir:

اشْتَرَى مِنْ يَهُودِيٍّ طَعَامًا إِلَى أَجَلٍ، وَرَهَنَهُ دِرْعًا لَهُ مِنْ حَدِيدٍ

"Resulullah ﷺ bir Yahudi’den vadeli olarak yiyecek satın aldı ve karşılığında demirden bir zırhını rehin bıraktı." (Müslim)

Yani Rasulullah ﷺ, yiyeceği borçla ama rehin karşılığında satın almıştır. O günkü yiyecekleri ise ribevî sınıflardandı. Nitekim Muammer bin Abdullah yoluyla gelen hadiste şöyle buyurulur:

الطعام بالطعام مثلاً بمثل وكان طعامنا يومئذٍ الشعير

"Yiyecek yiyecekle misli misline takas edilir. O günlerde bizim yiyeceğimiz arpa idi." (Ahmed ve Müslim). Buna göre, bedeli getirene kadar satıcıya bir şey rehin bırakılması şartıyla dört ribevî sınıfın borçla (veresiye) satın alınması caizdir.

3- Eğer borç veren ile borç alan birbirlerine güvenirlerse, rehne gerek kalmaz. Bunun delili ise Yüce Allah'ın şu ayetidir:

وَإِنْ كُنْتُمْ عَلَى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا كَاتِبًا فَرِهَانٌ مَقْبُوضَةٌ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ أَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللَّهَ رَبَّهُ

"Eğer yolculukta iseniz ve bir kâtip bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi olan Allah’tan korksun." (Bakara Suresi, 283)

Bu kerim ayet, yolculuk esnasındaki borçlanmada taraflar birbirine güvendiği takdirde rehnin gerekli olmadığını ifade eder. Bu hüküm, dört ribevî sınıfın (buğday, arpa, tuz ve hurma) borçla satın alınması sırasındaki rehin durumu için de uygulanır. Yani Allah Subhanehu'nun buyurduğu gibi: "Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini ödesin." Bu ayetin delaleti, bu durumda rehin bırakmaktan vazgeçilebileceği konusunda açıktır.

4- Buna göre; dört ribevî sınıfın (buğday, arpa, hurma ve tuz) nakit para karşılığında borcun ödenmesi için rehinle veya satıcı ve alıcının birbirine güvenmesi durumunda rehinsiz olarak veresiye satın alınması caizdir. Bu iki durumda bu sınıfların borçla satın alınması caiz olur. Yani sorduğunuz veresiye hurma alımı, "Eğer birbirinize güvenirseniz" ayeti tahakkuk ederse caizdir. Bu meselede tercih ettiğim görüş budur, Allah en iyi bilen ve hüküm verendir.

5- Bilgi mahiyetinde; İbn Battal'ın Sahihi Buhârî şerhinde "yiyeceğin vadeli satın alınması" babında şöyle geçer: "Bilinen bir bedelle, bilinen bir vadeye kadar yiyecek satın almanın caiz olduğu konusunda ilim ehli arasında ihtilaf yoktur."

Cezîrî’nin "Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı" kitabında ribevî malların satın alınması hakkında şöyle denir: "Bedellerden biri nakit, diğeri yiyecek ise vade yapılması sahihtir."

İbn Kudâme el-Makdisî, el-Muğnî adlı eserinde dört sınıfın birbirleriyle veresiye satılmasının haramlığından bahsederken şöyle der: "Bunların dirhem veya diğer tartılan şeyler karşılığında veresiye satılması ise farklıdır; çünkü buna ihtiyaç duyulmaktadır."

Özetle:

1- Hurma, buğday, arpa ve tuzun nakit para karşılığında borcun ödenmesi için rehinle veya satıcı ile alıcının birbirine güvenmesi durumunda rehinsiz olarak veresiye satılması caizdir. Bu iki durum dışında ise caiz değildir.

2- Altının nakit karşılığında veresiye (borçla) satın alınması, nakit ister altın ister kağıt para olsun, borcun tamamı vadeli olsun veya bir kısmı peşin kalanı taksitli olsun, mutlak surette caiz değildir. Taksitli durumda, yani bedelin bir kısmının peşin ödenmesi halinde; altın satışının sadece bedeli peşin ödenen kısmı sahih olur, diğer taksitlerle ödenecek kısımlar için satış sahih olmaz. Eğer taksitlerin tamamı vadeli ise, yani o anda hiçbir şey tahsil edilmiyorsa, ribevî malların mübadelesine ilişkin deliller kapsamına girdiği için satışın tamamı geçersizdir.

3- Altın, gümüş, para ve diğer tüm ribevî malların ödünç verilmesi (karz), menfaat sağlamamak şartıyla caizdir. Çünkü bu, görüntü olarak benzese de satış ve sarftan (döviz değişimi) farklıdır. Satış ve sarfta bir malın kendi cinsiyle veya başka bir cinsle mübadelesi söz konusudur; karz (ödünç) ise birine malı olduğu gibi geri almak üzere vermektir. Ödünç verme işlemi irfak (yardımlaşma ve kolaylık sağlama) esasına dayanır. Bunun delilleri satış delillerinden farklıdır ve altının vadeli satılmasının haram olması gibi ribevî malların satış delilleri buna uygulanmaz. Aksine, caiz olduğuna dair açık deliller vardır. Müslim, Ebu Rafi’den şunu rivayet etmiştir:

أن رسول الله ﷺ استسلف من رجل بَكراً، فقدمت عليه إبل من إبل الصدقة، فأمر أبا رافع أن يقضي الرجل بَكره، فرجع إليه أبو رافع فقال: لم أجد فيها إلاّ خيَاراً رباعياً، فقال: أعطه إياه إن خيار النّاس أحسنهم قضاء

"Resulullah ﷺ bir adamdan genç bir deve ödünç almıştı. Kendisine sadaka develeri gelince Ebu Rafi’ye adamın devesini ödemesini emretti. Ebu Rafi dönüp gelerek: 'Develer arasında ancak altı yaşını doldurmuş çok güzel bir deve bulabildim' dedi. Bunun üzerine Rasulullah ﷺ: 'Onu ona ver. Şüphesiz insanların en hayırlısı, borcunu en güzel şekilde ödeyen kimsedir' buyurdu."

Ayrıca İbn Hibban, İbn Mesud’dan Nabi ﷺ'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

ما من مسلم يُقرض مسلماً قَرضاً مرتين إلا كان كصدقة مرة

"Bir Müslüman diğer bir Müslümana iki kere borç verirse, bu bir defa sadaka vermiş gibi olur." Rasulullah ﷺ kendisi de borç (ödünç) alırdı.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu Reşte

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/416040588593018/?type=3

Emir’in web sitesindeki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3646/

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/LsUiUNPaYUX

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın