Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: İnsanın Nev’ (Tür) İçgüdüsüne Bakışı Hakkında

February 12, 2015
6520

(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fikri")

Faisal Kazmi’ye

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

İslam’da Sosyal Nizam kitabının (H. 1424 – M. 2004 baskısı) 16. sayfasında şu ifadeler yer almaktadır: “Garez (içgüdünün varlık gayesi) ise ancak türün bekası için nesil (üremek)dir. Bu sebeple insanın bu içgüdüye olan bakışının, insanın kendisinde var edildiği gayeye, yani erkek ile kadın arasında fark olmaksızın türün bekasına yönelik kılınması kaçınılmazdır.” Yine aynı kitabın 148. sayfasında şöyle denilmektedir: “Azil yapanın kastı ne olursa olsun azil yapmak mutlak olarak caizdir. İster nesli önlemek, ister çocuk sayısını azaltmak, ister hamilelik ve doğumdan dolayı zayıf düştüğü için eşine acımak, isterse yaşlanıp çökmemesi ve genç kalarak ondan yararlanmaya devam etmek için olsun ya da başka bir amaçla olsun, kocanın kastı ne olursa olsun azil yapma hakkı vardır... ‘Evleniniz, çoğalınız, zira ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim’ hadisinde teşvik edilen çok nesle sahip olma emrine, çocukları azaltmanın aykırı olduğu da söylenmez. Çünkü azlin mübahlığı, nesli çoğaltma teşviki ile çelişmez. Zira o neslin çoğaltılmasına bir rağbetlendirmedir, bu ise azlin mübahlığıdır.”

Soru şudur: Cinsel hazdan yararlanma veya nesli önleme kastının mübahlığı, içgüdünün varlık gayesi olan neslin devamı (bekası) ile çelişmektedir. “İnsanın bu içgüdüye olan bakışı, kendisinde var edildiği gayeye yani türün bekasına yönelik olmalıdır” sözümüz ile “Azil yapanın kastı ne olursa olsun azil mutlak olarak caizdir” sözümüzün arasını nasıl telif edebiliriz? Başka bir ifadeyle; bir kimsenin içgüdünün varlık gayesinden yüz çevirmesi, örneğin azil yapması caiz midir? Ecriniz Allah Sübhanehu ve Teâlâ katındadır.

Soran: Muhibbu’r Resul – Lahor, Pakistan

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh

Bilgi için; alıntı yaptığınız kısımlar yeni baskıda 17. ve 161. sayfalardadır...

İnsanın nev’ içgüdüsüne bakışının, insanın kendisinde var edildiği gayeye yani nesil ve türün bekasına yönelik kılınmasından kasıt; bu içgüdünün tatminini kadın ve erkek arasında evlilik hayatı veya cariyeler (milk-i yemin) gibi evlilik hükmündeki ilişkilerle sınırlandırmaktır. Çünkü aile hayatı ancak bir erkek ve bir kadın arasında olur ve neslin, çocukların var olması, onların ebeveyn himayesinde bakılması ve neseplerinin korunması için doğru çerçeveyi ancak bu hayat oluşturur... Aksine, içgüdüye olan bakışı sadece lezzet ve hazza odaklamak ise; içgüdünün serbest bırakılması, böylece insanın onu herhangi bir şekilde tatmin etmesi demektir. Bu durumda erkek erkekle, kadın kadınla, insan hayvanla veya erkek kadınla evlilik hayatı dışındaki yollarla tatmin yoluna gider... Tıpkı şu an Batı ülkelerinde olduğu gibi; onların bakışı sadece haz ve lezzete odaklandığı için aralarında her türlü eşcinsellik, eş değişimi (swinger), zina, fuhşiyat ve hayvanlarla cinsel ilişkiler yaygınlaşmıştır...

Tüm bunlar, içgüdünün varlık gayesi olan türün doğru bir çerçevede bekasını gözetmemektedir. İşte bakışın lezzet ve haz üzerine odaklanmaması ve içgüdünün varlık gayesi olan nesil ve türün bekasına yöneltilmesinin anlamı budur.

Azil meselesine gelince, bu başka bir konudur. Şer’an azil, bu doğru bakış açısının kapsamındadır; çünkü azil evlilik hayatı çerçevesinde veya milk-i yemin ile olur. Ayrıca azil, içgüdünün (genel) gayesi ile değil, eşe yaklaşmanın (cinsel ilişkinin) gayesi ile ilgilidir. Eşe yaklaşmanın gayesinin her zaman nesil olması gerekmez. Hamilelik döneminde eşe yaklaşırken nesil amaçlanmaz; yine kadının hayızdan kesildiği (menopoz) dönemde eşe yaklaşmak nesil kastıyla olmaz. Aynı şekilde kısır olan bir eşe yaklaşmak da böyledir...

Tüm bu durumların vakıası, neslin olmaması bakımından azil ile benzerdir. Dolayısıyla azlin caizliği ile içgüdüye olan bakışın nesil ve türün bekasına yönelik olması gerektiği sözü arasında bir çelişki yoktur; çünkü bu gaye, içinde azil olsa dahi evlilik (zevciyet) ile gerçekleşmiş olur.

Bu bir yöndür. Diğer yönden ise azlin caizliğine dair hadisler varid olmuştur:

İbn Hibban Sahih’inde Câbir bin Abdullah’tan şöyle rivayet etmiştir: Ensar’dan bir adam Resulullah ﷺ’e gelerek dedi ki: “Benim bir cariyem var ve ondan azil yapıyorum.” Bunun üzerine ﷺ şöyle buyurdu:

إِنَّهُ سَيَأْتِيهَا مَا قُدِّرَ لَهَا

“Onun için takdir edilen neyse o başına gelecektir.”

Daha sonra adam tekrar gelip cariyem hamile kaldı deyince Resulullah ﷺ şöyle buyurdu:

مَا قَدَّرَ اللَّهُ نَسَمَةً تَخْرُجُ إِلَّا هِيَ كَائِنَةٌ

“Allah’ın (dünyaya) çıkmasını takdir ettiği hiçbir canlı yoktur ki mutlaka var olmasın.”

Hülasa; 17. ve 161. sayfalarda yer alan ifadeler arasında bir çelişki yoktur.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

AF2

Amir’in web sitesindeki cevap linki

Amir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın