Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Nusret Talebi Hakkında

June 26, 2013
5100

(Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Okab Alhak’a

Soru:

Selamun Aleykum,

Kitleleşme (At-Takatul) kitabında yönetimi ümmet aracılığıyla devralma aşaması ve nusret talebi çalışmalarından bahsediliyor. Nusret talebi etkileşim aşamasında mı yoksa yönetimi devralma aşamasında mıdır? Her zamanki gibi detaylı ve açıklayıcı bir cevap rica ediyorum.

Cevap:

Ve aleykümselam ve rahmetullahi ve berakatuh,

Nusret talebi etkileşim aşamasının sonlarındadır. Eğer güç ehli buna icabet eder ve değişime muktedir olurlarsa, Allah’ın izniyle üçüncü aşama yaklaşmış demektir. Bu meseleyi kitaplarımızda, özellikle de Metod (El-Menhec) kitabında detaylandırdık. İşte konuyu açıklığa kavuşturacak bazı hususlar:

1- Rasulullah (sav) nusret talebine etkileşim aşaması sırasında başlamıştır. Ebu Talib öldüğünde Mekke toplumu Rasulullah (sav)’e karşı donmuş ve kapalı bir hale gelmişti. Ebu Talib’in ölümüyle Kureyş, Rasulullah (sav)’e amcasının sağlığında cesaret edemedikleri derecede eziyet etmeye başladılar; böylece Rasulullah (sav)’in himayesi Ebu Talib dönemine göre daha zayıf hale geldi. Bunun üzerine Allah (cc), kendisini Arap kabilelerine arz etmesini vahyetti; böylece kendisini ve getirdiği mesajı koruyacak, tebliğini güven içinde yapmasını sağlayacak bir himaye ve nusret (yardım) talep edecekti. İbn Kesir es-Sîre’sinde Ali b. Ebu Talib’den şöyle rivayet etmiştir: "Allah, Rasulü’ne kendisini Arap kabilelerine arz etmesini emrettiğinde o, ben ve Ebu Bekir ile birlikte Mina’ya çıktı ve Arap meclislerinden birine vardık." Yine İbn Kesir, İbn Abbas kanalıyla Abbas’tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) bana şöyle dedi:

«لا أرى لي عندك ولا عند أخـيك مَنَعَة، فهل أنت مخـرجي إلى السوق غداً حتى نقرّ في منازل قبائل النـاس -وكانت مجمع العرب- قال: فقلت هذه كِنْدَة وَلَفُّها، وهي أفضل من يَحُجُّ من اليمن، وهذه منازل بكر بن وائل، وهذه منازل بني عامر بن صعصعة، فاختر لنفسك، قال: فبدأ بكندة فأتاهم»

"Sende de kardeşinde de beni koruyacak bir güç göremiyorum. Yarın beni çarşıya/pazara (hac mevsiminde kabilelerin toplandığı yere) çıkarır mısın? Ta ki kabilelerin konakladığı yerlerde duralım. (Abbas) dedi ki: Bunlar Kinde ve çevresindekilerdir, bunlar Yemen'den hacca gelenlerin en faziletlisidir. Şunlar Bekir b. Vail'in konak yerleri, şunlar da Benî Âmir b. Sa'sa'a'nın konak yerleridir; kendin seç. (Abbas) dedi ki: Kinde ile başladı ve onlara gitti." (İbn Kesir, es-Sîretü’n-Nebeviyye)

2- O dönemde Rasulullah (sav)’in kendilerinden nusret talep ettiği güç ehli (kabileler) için istenen şeyin ne olduğu gayet açıktı; Rasulullah (sav)’i korumaları ve onun kendi aralarında Allah’ın hükümlerini uygulayacağı bir varlık (devlet) kurmasına imkân tanımaları isteniyordu. Yani onlar, nusretin hükmedecek ve cihat edecek bir devlet kurmak için olduğunu açıkça idrak ediyorlardı. Bu sebeple Benî Âmir b. Sa’sa’a, Rasulullah (sav) kendilerinden nusret talep ettiğinde şöyle demişlerdi: "Söyle bakalım, eğer senin işin üzere sana biat edersek ve sonra Allah seni muhaliflerine galip kılarsa, senden sonra yönetim (emir) bizim olur mu? Rasulullah (sav) dedi ki: Yönetim Allah'ındır, onu dilediği yere koyar. Bunun üzerine ona şöyle dediler: Senin uğruna boyunlarımızı Araplara hedef mi edelim, Allah seni galip kıldığında da yönetim başkasının mı olsun! Senin işine ihtiyacımız yok diyerek teklifini reddettiler." Yani onlar nusretin bir devlet kurmak için olduğunu biliyorlardı ve Rasulullah (sav)’den sonra kendilerinin yönetici olmasını istediler. Aynı şekilde Benî Şeyban da Rasulullah (sav) onlardan nusret istediğinde şöyle demişlerdi: "Biz iki su/güç (Araplar ve Persler) arasında konaklamış durumdayız. Rasulullah (sav): «Bu iki güç nedir?» diye sordu. Dediler ki: Kisra’nın nehirleri ve Arap suları. Biz Kisra ile bir ahid yaptık; yeni bir iş çıkarmayacağız ve yeni bir iş çıkarana da sığınma hakkı vermeyeceğiz. Senin davet ettiğin bu iş, kralların hoşlanmadığı bir iştir. Eğer seni Arap suları tarafında kalan kısımlarda korumamızı ve sana nusret vermemizi istersen bunu yaparız. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: «Gerçeği açıkça dile getirerek verdiğiniz cevapta bir kötülük yoktur. Şüphesiz Allah'ın dinine ancak onu her yönden kuşatan (tüm sorumluluklarıyla yüklenen) kimse yardım/nusret eder.»" Onlar nusretin, hem Araplara hem de Acemlere karşı bir yönetim ve cihat anlamına geldiğini idrak etmişlerdi; Araplarla savaşmayı kabul ettiler ancak Perslerle savaşmayı kabul etmediler.

3- Sonra Allah Teâlâ işi takdir buyurduğunda, Medine’de devletin kurulması için bir nusret olan İkinci Akabe Biatı gerçekleşti ve ondan sonra üçüncü aşamaya, yani devletin kurulması aşamasına girildi.

4- Tüm bunlardan açıkça anlaşılmaktadır ki nusret talebi üçüncü aşamadan önce, yani etkileşim aşamasında olmuştur.

5- Geçtiğimiz yüzyılın altmışlı yıllarında nusret talebi çalışmalarına başlayan Hizb’in yaptığı da budur ve bu çalışmalar hala devam etmektedir. Allah Teâlâ’dan, bu ümmeti ilk Ensar’ın yolunu canlandıracak Ensar ile onurlandırmasını diliyoruz. Böylece İslam Devleti, Hilafet-i Raşide kurulur ve Rasulullah (sav)’in sancağı olan Ukab sancağı göklerde dalgalanır. İşte o gün müminler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir...

Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşta

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/143242429206170/?type=3&theater

Emir’in web sitesindeki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3364/

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/9MgjgULt5JT?sfc=false

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın