** (Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Atâ b. Halil Ebû’r Raşta’nın Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi) **
** Irfan Abu Naveed'e **
Soru:
Bismillahirrahmanirrahim
Değerli Şeyhimiz: Yüce Âlim Atâ b. Halil -Allah seni korusun-
Endonezya’daki Hizb-ut Tahrir ile ilgili önemli bir soru:
Endonezya’daki Müslüman gençler bana, Endonezya Cumhuriyeti hükümet işleri bakanlığına resmi olarak tescil edilen Endonezya Hizb-ut Tahrir’i hakkında sorular sordular. Bazı insanların (sayıları çok değil) bu konuda; "Endonezya’daki Hizbin hak ile batılı birbirinden ayırmadığı" şeklinde iddialarda bulunduklarını gördüm, Allah korusun.
1- Ey Şeyhimiz, bu meseleye dair tatmin edici cevap nedir?
2- Endonezya gibi küfür diyarlarındaki hükümetlere Hizbi tescil ettirmenin hükmü nedir? Lütfen bize bunun istidlal (delillendirme) keyfiyetini açıklar mısınız?
Allâme Şafii, el-Ümm adlı eserinde şöyle demiştir: "İslam diyarında helal olan şey küfür diyarında da helaldir, İslam diyarında haram olan şey küfür diyarında da haramdır..." Ey Şeyhimiz, senin ilminden istifade etmek istiyoruz. Allah seni muvaffak kılsın, adımlarını sabitlesin ve seni İslam ümmeti için bir dayanak kılsın. Allah’tan bunu senin hasenat mizanına eklemesini niyaz ediyorum.
Allah yolundaki kardeşiniz: Allah’ın rahmetine muhtaç İrfan Ebû Nafî’
Cevap:
Ve Aleykümselam ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Evet kardeşim, İslam diyarında helal olan şey küfür diyarında da helaldir; İslam diyarında haram olan şey küfür diyarında da haramdır... Ancak senin sorun idari işlerle ilgilidir. Bu işler ise ister küfür diyarında ister İslam diyarında olsun, mübahlar babına girer. Örneğin kimlik kartı veya pasaport almak için başvuruda bulunmak... veya trafik ışıklarına uymak, uçak veya trenle seyahat etmek için bilet almak... ya da iş yerindeki, üniversitedeki veya okuldaki mesai saatlerine uymak, iş yerlerinde gelen-gidenlerin listesinin tutulması... Tüm bunlar, ister küfür diyarında ister İslam diyarında olun, caiz olan idari işlerdir. Bunlara uymanız mümkündür; hatta bazı idari üslupları küfür diyarından İslam diyarına nakletmek de mümkündür. Ömer (ra)’ın, ganimetlerin dağıtılması amacıyla tebaanın isimlerini kaydetmek için divanları Rum ve Perslerden alması hikayesi meşhurdur:
İbni Ebî Şeybe, Musannef’inde Ebû Seleme kanalıyla Ebû Hureyre’den şöyle rivayet etmiştir: Ebû Hureyre, Bahreyn’den Ömer’in yanına geldi ve dedi ki: "Onun yanına geldim ve onunla yatsı namazını kıldım. Beni görünce ona selam verdim. O da: ‘Ne getirdin?’ dedi. Dedim ki: ‘Beş yüz bin (dirhem) getirdim.’... Bunun üzerine insanlara şöyle dedi: ‘Bana çok mal geldi; isterseniz onu sizin için tek tek sayalım, isterseniz sizin için ölçekle ölçelim.’ Bir adam dedi ki: ‘Ey Müminlerin Emiri! Ben bu acemlerin bir divan tuttuklarını ve insanlara ona göre verdiklerini gördüm.’ Bunun üzerine Ömer divanlar oluşturdu; Muhacirlere beşer bin, Ensar’a dörder bin ve Peygamber (sav)’in eşlerine ise on ikişer bin dirhem tahsis etti."
Şimdi senin soruna dönelim: Hizbin Endonezya’daki hükümete tescil ettirilmesinin hükmü nedir?
Gerçekleşen şey, bilgi verme ve bildirim (notification) babındandır. Yani onlara Hizbin adını, müfredatını ve çalışmasını haber veriyoruz... Bunu haber vermekte bir sakınca yoktur. Eğer küfür kanunlarına bağlı kalmaksızın bildirimi kabul eden birini bulursak, Hizbi idari bir iş olarak tescil ederiz. Şu anda devletler, küfür kanunlarına bağlılık şartı koşmaksızın bu temelde tescilimizi sadece üç ülkede kabul etmiştir: Lübnan, Endonezya ve Tunus... Hatta bu üçü bile Hizbin tescilini iptal etmek için her türlü bahaneyi aramaktadır...
Bilgi için şunu da belirtelim; partilerin sadece bildirimle (bilgi ve haberle) yetinmesi Osmanlı Devleti’nin izlerindendir. 1909 yılındaki Cemiyetler Kanunu, partiden sadece adresini ve resmi merkezini bildirmesini talep ediyordu. Hatta bu kanun Lübnan’da hâlâ yürürlüktedir, çünkü bugüne kadar alternatif bir kanun üzerinde anlaşamadılar. Bu nedenle Hizbin oradaki tescilinde "Osmanlı Devleti’nin 1909 tarihli kanununa atıfla" ibaresi yer alıyordu.
Özetle, küfür diyarında haram olan şey İslam diyarında da haramdır. Yani içki küfür diyarında da İslam diyarında da haramdır. Eğer bir Müslüman küfür diyarındayken içki içerse haram işlemiş olur...
Aynı şekilde mübah için de durum böyledir; sabah saat sekizden öğleden sonra ikiye kadar mesai yapmak gibi idari işlere uymak İslam diyarında mübahsa, küfür diyarında da mübahtır. Bu durum Hizbin tescil edilmesi, kimlik çıkarılması veya pasaport alınması için de geçerlidir... Ancak küfür kanunlarına bağlılık şartıyla Hizbin tescil edilmesi caiz değildir, bu haramdır. Aynı şekilde içki içmek şartıyla kimlik kartı çıkarmak da caiz değildir... ve buna benzer durumlar da böyledir.
Yani idari işler İslam diyarında mübah ise, içinde haram işleme şartı koşulmadığı sürece küfür diyarında da mübahtır. Endonezya’da Hizbin tescili ile ilgili yapılan işlem, küfür kanunlarına herhangi bir bağlılık olmaksızın bilgi verme ve bildirim babından idari bir meseledir. Herhangi bir devlet küfür kanunlarına bağlılık şartı aramadan tescilimizi idari olarak (bildirim usulüyle) kabul ederse bu caizdir. Ancak küfür kanunlarına bağlılığı şart koşarlarsa bu haramdır ve caiz değildir. Konunun senin için netleşmiş olduğunu umuyorum.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşta
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir'in web sitesindeki cevap linki: Emir
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus