Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Trump’ın Petrol Üretimini Artırması ve Fiyatları Düşürmesi İçin OPEC’e, Özellikle de Suudi Arabistan’a Baskı Yapması

October 21, 2018
47

Soru:

2 Ekim 2018 tarihinde Mississippi eyaletindeki ara seçim mitinginde Trump, Suudi Arabistan'ı tehdit etti ve destekçilerine petrol fiyatlarındaki artışla ilgilendiğini göstererek şunları söyledi: ("Zengin ülkeleri herhangi bir mali karşılık almadan koruduğumuz askeri anlaşmalarımız ne olacak? Ya şu maddeler (yani petrol)? Bu da insanların durumunu değiştiriyor. Suudi Arabistan'ı koruyoruz. Onun zengin olduğunu söyleyebilir misiniz? Kralı seviyorum... Kral Selman'ı, ama ona dedim ki: 'Kral, biz seni koruyoruz. Biz olmasak orada iki hafta bile kalamayabilirsin. Ordunun parasını ödemelisin'." Gulf Online 03/10/2018).

Ben Suudi yöneticilerin neden bu hakarete sessiz kaldıklarını, aksine neden Amerika'nın emrine amade kaldıklarını sormak istemiyorum; çünkü onlar kendilerini alçalttılar ve kim kendini alçaltırsa onun için aşağılanmak kolaylaşır... Fakat benim sorum şu: Amerika en büyük üreticiyken ve fiyatlardaki düşüşü tek başına kontrol edebilecekken, Trump'ı petrol fiyatlarını düşürmek için üretim artışı konusunda Suudi Arabistan'ın peşine bu kadar düşüren nedir? Neden şimdi bu kadar acil bir tırmanış var? Ve son olarak, bunca Amerikan baskısına rağmen petrol fiyatları neden düşmedi? Allah hayrınızı artırsın.

Cevap:

Evet, doğru söyledin; gerçekten de kim kendini alçaltırsa onun için aşağılanmak kolaylaşır. Trump'ın Suudi yöneticiler hakkındaki o sözleri, eğer Allah'tan, Rasulü'nden ve müminlerden hayâ etselerdi Amerika ile ilişkileri koparmak için -hatta daha fazlası için- yeterli olurdu. Fakat onlar hayâ etmiyorlar. Rasulullah ﷺ doğru söylemiştir:

إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ إِذَا لم تَسْتَحْيِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

"İnsanların nübüvvet kelamından ulaştıkları bir söz de şudur: Eğer hayâ etmiyorsan dilediğini yap!" (Buhari)

Sorularının cevabına gelince:

1- Donald Trump Ocak 2017'de göreve başladığında petrol fiyatları varil başına yaklaşık 57 dolardı. Haziran 2017'ye gelindiğinde petrol fiyatları varil başına 45 dolara kadar düştü ancak o zamandan beri yükselmeye devam etti. Bugün Brent petrolün fiyatı 86 dolara ulaştı ve bazı analistler petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor!

5 Temmuz 2018'de Trump Twitter üzerinden şunları paylaştı: ("OPEC tekeli, benzin fiyatlarının yüksek olduğunu ve yardım etmek için çok az şey yaptıklarını hatırlamalıdır. Eğer bir şey yapıyorlarsa, o da fiyatları yukarı itmektir; oysa ABD, birçok üyesini (OPEC üyelerini kastediyor) çok az dolar karşılığında savunmaktadır. Bu (ilişki) iki yönlü olmalıdır" yani 'sizi desteklememiz karşılığında düşük petrol fiyatları'... "Fiyatları düşürün"). Bundan önce 30 Haziran 2018'de attığı bir tweet'te ise şöyle demişti: ("Az önce Suudi Arabistan Kralı Selman ile konuştum ve ona İran ile Venezuela'daki kargaşa ve bozukluk nedeniyle Suudi Arabistan'ın petrol üretimini artırmasını, farkı kapatmak için artışın belki de 2.000.000 varile ulaşabileceğini talep ettiğimi açıkladım... Fiyatlar yüksek! Kabul etti...!" Al-Hurra: 30/06/2018). 25 Eylül 2018'de ABD Başkanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasında OPEC'e saldırarak şöyle dedi: ("OPEC ve içindeki büyük devletler dünyayı yağmalıyor ve fiyatları artırmaya devam ediyorlar; bu benim hoşuma gitmiyor ve kimsenin de hoşuna gitmemeli." "Bu ülkelerin çoğunu karşılıksız savunduk, onlar ise fiyatları artırmaya devam ediyorlar, onlardan fiyatları düşürmeye başlamalarını istiyoruz... Bundan sonra bu korkunç fiyatlara müsamaha göstermeyeceğiz" Sputnik 25/09/2018). 27 Eylül 2018'de Trump Twitter'da şunu yazdı: ("Ortadoğu ülkelerini koruyoruz, biz olmasak güvende olmazlar, buna rağmen petrol fiyatlarını yükseltmeye devam ediyorlar! Bunu hatırlayacağız. Piyasayı tekeline alan OPEC, fiyatları hemen düşürmelidir").

Ardından soruda da belirtildiği gibi, 2 Ekim 2018'de Mississippi eyaletindeki ara seçim mitinginde Suudi Arabistan'ı tehdit ederek petrol fiyatlarındaki artışla ilgilendiğini gösteren o malum sözleri sarf etti.

Bütün bunlar, Trump'ın mevcut koşullarda üretimin artırılmasına, ancak bunun OPEC ve özellikle Suudi Arabistan tarafından yapılmasına önem verdiği anlamına gelmektedir.

2- Evet, Amerika en büyük üreticidir. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) -enerji istatistiklerini toplayan Amerikan ajansı- raporuna göre; 2017 sonunda günlük 95 milyon varil olan dünya petrol üretim tablosunda en çok üretim yapan yedi ülke şu şekildedir:

ABD toplam dünya üretiminden günlük 14,46 milyon varil, Suudi Arabistan 12,08 milyon, Rusya 11,18 milyon, Kanada 4,87 milyon, İran 4,67 milyon, Irak 4,48 milyon ve Çin 4,45 milyon varil.

Dolayısıyla Amerika hala dünyanın en büyük petrol üreticisidir, ardından Suudi Arabistan ve Rusya gelmektedir...

3- Yine evet, Amerika istediği kadar üretimi artırabilir, özellikle de elinde büyük bir kaya gazı (shale oil) rezervi varken; ancak buna başvurmasını engelleyen sebepler vardır:

A- Kendi rezervlerini ve stoklarını koruma isteği...

B- Suudi yöneticilerinde olduğu gibi, emirlerini yerine getiren, hatta bu emir kendileri için aşağılayıcı ve zararlı olsa bile bunu yapan ruveybidah (önemsiz/vasıfsız) yöneticilerin varlığıdır! Amerika, bu yılın dokuzuncu ayında küresel gösterge Brent petrol fiyatının varil başına yaklaşık 80 dolara ulaşmasının ardından, halkına en ucuz fiyatlarla petrol sağlamak için Suudi Arabistan'dan fiyatları düşürmesini istiyor. ("14/09/2018 tarihinde Brent petrolün varil fiyatı 78,21 dolara yükseldi ki bu 22/05/2018'den bu yana görülen en yüksek seviyedir..." Reuters 14/09/2018). Kaynaklar ayrıca şunu belirtti: ("Brent petrol 80 dolara doğru ilerlerken, Suudi Arabistan geçen ay üretimindeki artışı normalde bu tür bilgileri açıkladığı tarihten daha erken bir zamanda piyasaya duyurdu...").

Mevcut Suudi rejimi, Amerika'nın hizmetindeki güçlü bir uşağıdır ve krallık petrol piyasasının istikrarı için her zaman merkezi bir rol oynamıştır. Suudi Arabistan açısından bakıldığında ise, petrol fiyatlarının 2014'teki çöküşünden bu yana ekonomisi ciddi baskı altındayken şu an yüksek fiyatlara ihtiyacı vardır. Özellikle petrolün Suudi bütçesinin temel taşı olduğu bilinmektedir. Genellikle petrol gelirlerinin toplam gelirin yarısından fazlasını oluşturduğu ülkelerde, bütçe dengesini sağlamak (yani harcamaları karşılamak) için petrol fiyatlarının varil başına 80 doların üzerinde olması gerektiği bilinir. Hele ki bütçesi neredeyse tamamen petrol gelirlerine dayanan Suudi Arabistan için durum daha kritiktir. Onun için uygun olan fiyatlar 80 doların üzeri, hatta bütçesini dengelemek ve şu an sarsıntıda olan ekonomisini geliştirmek için 100 dolar civarıdır. Buna rağmen yöneticisi, Amerika olmasa tahtının çökeceği söylenerek kendisini alenen aşağılayan Trump'ı razı etmek için, ülkesine zarar verme pahasına üretimi artırmayı ve fiyatları düşürmeyi kabul ediyor! Bunu unutuyorlar ve veliaht prensleri Suudi Arabistan'ın İran açığını kapatmaya hazır olduğunu söylüyor! Amerikan Bloomberg haber ajansı 6 Ekim 2018'de Suudi Veliaht Prensi İbn Selman'ın şu açıklamalarını aktardı: ("Krallığın kaybolan İran ham petrol arzını telafi etme sözlerini yerine getirdiğinde ısrar etti" ve şunu dedi: "Suudi Arabistan şu an günde 10,7 milyon varil pompalıyor ve piyasa ihtiyaç duyarsa buna 1,3 milyon varil daha ekleyebilir").

Mademki Amerika'nın uşakları arasında, Trump'ın üretim artışı isteğini yerine getirmek için kendine zarar vermeye hazır olanlar var, o halde Amerika neden kendi stoklarını tüketsin ki?!

4- Peki, Trump'ın üretimi artırması ve fiyatları düşürmesi için OPEC ve özellikle Suudi Arabistan üzerindeki bu ısrarı neden? Çünkü ertelenemez ve hızlıca çözülmezse Trump için bir çıkmaz oluşturacak iki mesele vardır. Bu iki mesele olmasaydı, fiyatların artması Trump'a zarar vermezdi. Zira Amerika, daha önce petrol fiyatları 150 dolara yaklaştığında yaptığı gibi yeni dolarlar basarak bu artışı emebilirdi. 16 Mayıs 2009 tarihli soru-cevap yayınımızda şu ifadeler yer almıştı: ("Amerika, IMF'nin onayıyla gizlice veya açıkça banknot basabilir; zira IMF üzerinde fiili nüfuz sahibidir, sahte gerekçeler sunabilir ve IMF de onu destekleyebilir! Ancak bu şekilde para basmak doların değerinin düşmesine ve dolayısıyla enflasyona, yani fiyat artışına yol açar. Bu yüzden Amerika buna ancak büyük bir çıkarı olduğunda başvurur. Örneğin Amerika'nın, petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara yaklaştığı spekülasyonlar sırasında (ki bu spekülasyonlardan uzak değildi) 2 ila 4 trilyon dolar bastığı haberleri yayıldı. Amerika, doğrudan veya dolaylı olarak en büyük miktarda petrolü satın alıp stoklarına eklemek için bu paraları bastı ve bunda fiyat artışından ve doların değer kaybetmesinden daha büyük bir çıkar gördü..."). Ancak bu iş, sahneleme operasyonlarını düzenlemek için zaman gerektirir! Bu iki mesele ise hızlı çözüm gerektirmektedir, aksi takdirde Trump bir çıkmaza girecektir. Bu iki mesele şunlardır:

Birincisi: İran'a yönelik yaptırımlar konusu:

İran, Suudi Arabistan ve Irak'tan sonra OPEC içindeki en büyük üçüncü ham petrol ihracatçısıdır ve üretimi günlük yaklaşık 4 milyon varildir. Yaptırımlar, özellikle İran'ı ve İran'dan petrol ithal eden ülkeleri kapsayan yaptırımların yoğunlaşacağı Kasım ayında İran petrol ihracatında bir kesintiye neden olacaktır. Amerika, şirketlerden önce İran petrol ithalatını azaltmalarını, ardından önümüzdeki Kasım ayında İran ile sözleşmelerini iptal etmeye başlamalarını talep etti; bu da İran ihracatının azalmasına yol açabilir. Ancak Suudi Arabistan gerekirse petrol üretimini artırabilir, yani İran arzındaki açığı kapatmaya hazırdır. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman şöyle demiştir: ("Amerikan yaptırımları nedeniyle İran'ın son zamanlarda ihraç edemediği her bir varil petrol karşılığında biz iki varil ihraç ediyoruz, yükümlülüklerimizi ve daha fazlasını yerine getiriyoruz." Suudi prens, krallığın şu an günde yaklaşık 10,7 milyon varil petrol pompaladığını, bunun bir rekor olduğunu ve piyasa ihtiyaç duyarsa 1,3 milyon daha ekleyebileceklerini söyledi... 08/10/2018).

Amerika, 4 Kasım 2018'de İran'a yönelik petrol ihracatını hedef alan yaptırımları tırmandırmayı planlıyor ve dünya genelindeki hükümetler ile şirketlere uyum sağlamaları ve İran'dan alımları kesmeleri için baskı yapıyor. Bu, küresel piyasada petrol arzının azalacağı anlamına geliyor. Daha önce belirtilen en çok petrol üreten yedi ülke verisinin de gösterdiği gibi, İran günde 4 milyon varilden fazla petrol üretiyordu (bu miktar şimdi düştü) ve üretilen petrolün yarısı ihraç ediliyor; yaklaşık 2 milyon varili Çin, Hindistan ve Türkiye'ye gidiyor. Trump, yaptırımların bu 2 milyon varili piyasadan çekeceğini öngörüyor ve Amerika, beklenen bu açığı Suudi Arabistan ve diğer OPEC ülkeleri üzerinden telafi etmek istiyor. Böylece Amerika, üç yıl önce bu ülkelerle imzaladığı nükleer anlaşmadan 8 Mayıs 2018'de çekildiğini duyurduktan sonra, Avrupa, Rusya ve Çin'den bağımsız olarak İran meselesini ele alabilecektir. Amerika, İran ile tek başına bir anlaşma yapmayı teklif ediyor ve ABD Başkanı böyle bir anlaşma yapmaya hazır olduğunu ilan etti, ancak İran içindeki koşulların hazırlanması gerekiyor ve bu zaman alabilir... Trump bu süre zarfında, Avrupa'yı dahil etmeden Amerika ile İran arasında bir anlaşma düzenleyene kadar açığı telafi etmek istiyor. Eğer açık telafi edilmeden kalırsa ve fiyatlar yükselirse, bu onu bir çıkmaza sokar; çünkü yaptırımları, İran petrolündeki azalmanın OPEC ve özellikle Suudi Arabistan'a yönelik tehditleriyle telafi edileceği varsayımı üzerine kurdu. Başka bir deyişle Amerika, İran ile olan bu sorunlar çözülene kadar petrol arzındaki eksiklik meselesini halletmek ve fiyatların yükselmemesini garanti altına almak istiyor, çünkü bu süreç hızlı olmayabilir.

Buna göre Trump, 4 Kasım 2018'de açıkça ortaya çıkacak olan İran açığını kapatmak için OPEC'e ve birinci derecede Suudi Arabistan'a baskı yapıyor. Buna ek olarak, 21 Mayıs 2018'de Trump'ın Venezuela'ya uyguladığı yaptırımlar sonucu oluşan açık da var; etkisi daha az olsa da Venezuela'nın şu anki üretimi günlük 1,5 milyon varildir.

İkincisi: ABD Seçimleri:

Petrol fiyatlarının yükselmesi, Kasım ayında ara seçimlere girecek olan Donald Trump için bir sorun teşkil etmektedir. Petrol fiyatlarındaki artış, destekçilerinin koltuklarını korumasını etkileyecektir, özellikle de çoğu anket Demokratların Temsilciler Meclisi'nde kontrolü ele geçireceğini göstermektedir. Trump, Amerikalı seçmene "Önce Amerika" dediğini göstermek için suçu Suudi Arabistan ve OPEC üyelerine atıyor ve üretimi artırmaları için baskı yapıyor. Aynı zamanda Trump yönetimi; Çin, Hindistan ve Türkiye'yi İran ile ilişkilerini kesmeye ve başka yerlerden ham petrol aramaya zorluyor. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artış, Amerikalı tüketicilerin benzine ödediği miktarı da etkiliyor. ABD ara seçimleri yaklaşırken bu durum oyları kazanmak için bir faktör olmayacaktır. Amerikan halkı yakıt fiyatlarındaki artışa karşı hassastır ve hükümetinin petrol fiyatlarını yükseltme yönünde hareket etmesini kabul edemez. Bu nedenle Başkan Trump, fiyat artışını Körfez ülkelerine ve OPEC'e bağlıyor, Amerikan halkına kendi çıkarlarını savunduğunu ve fiyatları düşürmek için Suudi Arabistan ve OPEC'e baskı yapabildiğini göstermek için onlara saldırıyor. Özellikle 6 Kasım 2018'de yapılması planlanan ara seçimlerde ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti'nin Amerikalı seçmenlerin oylarına olan ihtiyacı nedeniyle, seçim döneminde fiyatları düşürmeye büyük önem veriyor, zira anketler Demokratlara avantaj sağlıyor.

5- Trump'ın tehditlerine, baskılarına ve Suudi Arabistan'ın boyun eğmesine rağmen petrol fiyatlarının hala yükseliyor olmasının sebebi ise; OPEC içinde Avrupa'yı takip eden ve Amerika'ya zorluk çıkaran başka tarafların olması ve aynı zamanda Rusya'nın varlığıdır. Bu tarafların, özellikle de Avrupa'ya bağlı olanların, Trump'ın hırslarını istediği hızda gerçekleştirecek kadar Amerika'ya cevap vermeleri kolay değildir. Suudi Arabistan, Amerika'nın OPEC içindeki ana aracıdır ancak OPEC içinde belirli çıkarları olan ve bazıları büyük Avrupa devletlerini destekleyen başkaları da vardır; bunlar Amerika'ya kolayca boyun eğmeyebilirler. Ayrıca Rusya gibi OPEC ortağı olan ve belirli çıkarları olan ülkeler de mevcuttur. Dolayısıyla Amerika iradesini tam olarak dayatamamaktadır.

Fiyatları düşürme girişimi kapsamında ABD Başkanı üretimin artırılmasını istedi, buna rağmen OPEC ve üretici müttefikleri 23 Eylül 2018'de Cezayir'de yaptıkları toplantıda Trump'ın çağrısının aksine petrol üretiminde ek bir artış konusunda anlaşmaya varamadılar.

Rusya'ya gelince; Amerika 2017'den bugüne kadar Suudi Arabistan'ı Rusya üzerinde baskı kurmak, onu zor durumda bırakmak ve üretimi artırma, dolayısıyla fiyatları düşürme konusunda kendisiyle uyumlu hale getirmek için kullanmayı başarmıştır... İlk kez bir Suudi kralı, OPEC ve OPEC dışı üyeler (özellikle Rusya) arasındaki bir toplantıya katılmak üzere Rusya'yı ziyaret etti. Kral Selman Ekim 2017'de Rusya'yı ziyaret edip OPEC toplantısına katıldı ve o dönemde petrol fiyatları, bu yılın ortasından itibaren yükselmeye başlamadan önce 60 dolar seviyesinin üzerinde istikrar kazanmaya başladı. Bununla birlikte, hem Suudi Arabistan hem de Rusya, Trump'ın talep ettiği günlük 2 milyon varil şartına ulaşmakta zorlandılar. Nitekim bağımsız analistler ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Suudi Arabistan ve Rusya'nın günde 2 milyon varil ekleyebileceğinden şüphe duymaktadır. Tüketici ülkeleri temsil eden Paris merkezli IEA, yakın zamanda Suudi Arabistan da dahil olmak üzere Orta Doğu'dan gelen "kısa vadeli sipariş arzını" günlük yaklaşık 1,14 milyon varil olarak tahmin etti. Analistler, Rusya'nın ise günde en fazla 400.000 varil ekleyebileceğini söylüyor. Sonuç olarak, ABD'nin sürekli baskısı altında Suudi Arabistan, Eylül ayında petrol üretimini artırmak için Rusya ile gizli bir anlaşmaya vardı. Reuters şunları bildirdi: ("Anlaşma, Rusya ve Suudi Arabistan'ın, OPEC'in diğer üyelerine danışmadan önce petrol üretim politikalarına giderek daha fazla karar verdiklerini teyit ediyor. Kaynaklar, Suudi Enerji Bakanı Halid el-Falih ve Rus mevkidaşı (Alexander Novak)'ın bir dizi toplantıda, ham petrol fiyatının 80 dolara yükselmesiyle birlikte Eylül'den Aralık'a kadar üretimi artırma konusunda anlaştıklarını söyledi. Kaynaklardan biri: 'Ruslar ve Suudiler, Trump'ın emirleri doğrultusunda hareket ediyor gibi görünmemek için piyasaya sessizce daha fazla petrol pompalama konusunda anlaştılar' dedi. Başka bir kaynak ise: 'Suudi bakan, ABD Enerji Bakanı (Rick Perry)'ye, müşterileri daha fazla petrol talep ederse Suudi Arabistan'ın üretimi artıracağını söyledi'..." www.reuters.com).

Fakat birisi, petrol fiyatlarının yükselmesi Rusya'nın çıkarınayken neden petrol fiyatlarındaki artışı sınırlamak için Amerika'ya katıldığını sorabilir. Bu sorunun cevabı şudur: Gerçekler incelendiğinde Rusya'nın petrol fiyatının varil başına yaklaşık 65 dolar civarında seyretmesini desteklediği görülür; çünkü bu, Rus petrol endüstrisi için denge fiyatıdır. Fiyatların aşırı yükselmesi, birçok ithalatçı ülkenin petrol satın alamaz hale gelmesine ve sonuçta talep tarafında bir çöküşe yol açarak Rus petrol endüstrisine zarar verecektir. Her halükarda Rusya bu denklemde büyük bir tehlike arz etmemektedir; asıl etkili olanlar Avrupa yanlısı OPEC üyeleridir, onların Trump'ın taleplerini yerine getirmeleri daha büyük baskılar olmadan kolay değildir... Bununla birlikte, özellikle ithalatçı ülkelerin bu fiyatı kaldıramayıp talebin azalması ve yükselişin durup gerilemesi beklendiğinden, fiyatların 100 dolara çıkmaması muhtemeldir... Şunu da belirtmek gerekir ki; Trump, seçim dönemi ve sonrasında, yani yıl sonuna kadar fiyatların düşürülmesine önem vermektedir. O zamana kadar nükleer anlaşma konusunun Avrupa dışlanarak yeni bir ikili ABD-İran anlaşmasına doğru hareketlenmeye başlaması ve ardından Amerika'nın üretimin artırılması yönündeki baskılarının sona ererek fiyatların varil başına 80 dolar civarında seyretmesi uzak bir ihtimal değildir...

Acı olan ise, yabancı güçlerin İslam dünyasının kaynaklarını birbirlerine karşı oyunlar oynamak için kullanması, bizim ruveybidah yöneticilerimizin ise ümmetin onuruna hiçbir saygı duymadan bu politikaları körü körüne takip etmesidir. Oysa dünya petrol rezervlerinin çoğunun; ister Arap ülkelerinde, ister İran'da, ister Nijerya gibi Afrika ülkelerinde, ister Kazakistan ve Türkmenistan gibi Orta Asya'da veya Azerbaycan gibi Kafkasya'da olsun, İslam topraklarında bulunduğu bilinmektedir. Ancak bu ülkelerdeki petrol gelirleri, çoğu yoksulluk ve yoksunluk içinde kıvranan halklarına geri dönmemektedir; yöneticiler, aileleri ve çevreleri bu gelirlere el koymakta ve paraları yurt dışına kaçırmaktadır. Geçen yıl Trump'ın 21 Mayıs 2017'deki ziyareti sırasında Amerika Suudi Arabistan'dan 460 milyar dolar tutarında bir meblağ istediğinde, Suud ailesi bu talebi karşılamaya ve bedeli ödemeye hazır hale gelmişti. İşte bu yüzden Müslümanları bu trajik durumdan ancak, zenginlikleri insanlar arasında adaletle dağıtan, en fakirden başlayıp en son kendisi alan ve yiyen Faruk Ömer bin Hattab gibi Râşidî bir Halife kurtarabilir. Rasulullah ﷺ doğru söylemiştir:

كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ الْإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ

"Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz tebaanızdan sorumlusunuz. İmam bir çobandır ve tebaasından sorumludur." (Buhari)

Tebaasını aldatan yöneticinin azabı ise, Salat ve Selam O'nun üzerine olsun, Taberani'nin el-Kebir'de rivayet ettiği şu hadiste buyurduğu gibi şiddetli ve elemlidir:

مَا مِنْ عَبْدٍ يَسْتَرْعِيهِ اللَّهُ رَعِيَّةً، يَمُوتُ يَوْمَ يَمُوتُ غَاشّاً لِرَعِيَّتِهِ إِلا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ

"Allah’ın kendisine bir tebaa verdiği, ancak öldüğü gün tebaasına hıyanet ederek ölen hiçbir kul yoktur ki, Allah ona cenneti haram kılmasın."

İşte bu ruveybidah yöneticiler böyledir, keşke anlasalar ya da akıl etseler!

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın