Soru:
29/01/2010 tarihinde Obama yönetiminin, Tayvan'a füze savar füzeleri, helikopterler, mayın tarama gemileri ve F-16 savaş uçakları için iletişim cihazlarını içeren 6,4 milyar dolar değerinde silah satma planını ABD Kongresi’ne bildirdiği açıklandı.
Peki, Amerika'nın Tayvan ile yaptığı bu silah anlaşmasından çıkarı nedir? Amerika, özellikle ekonomik kriz döneminde kendisine nispeten destek olan Çin ile ilişkilerini nasıl riske atıyor? Oysa Obama'nın başa gelmesinden ve özellikle Kasım 2009'daki Çin ziyaretinden sonra Amerika ile Çin arasındaki ilişkilerde bir iyileşme görülüyor gibiydi. Amerika, Tayvan'ı Çin'in temsilcisi olarak tanımaktan vazgeçtikten sonra Tayvan'ın Amerika için bir önemi kalmış mıdır? Yoksa bu meselenin arkasında başka hedefler mi var? Bu konuyu açıklığa kavuşturmanızı rica ediyoruz, Allah hayırlı mükafatlar versin.
Cevap:
1- Evet, soruda da belirtildiği gibi Obama yönetimi, 29/01/2010 tarihinde Tayvan'a füze savar füzeleri, helikopterler, mayın tarama gemileri ve F-16 savaş uçakları için iletişim cihazlarını içeren 6,4 milyar dolar değerinde silah satma planını Kongre'ye bildirmiştir...
Bunun üzerine... Çin'in tepkisi oldukça rahatsız edici ve öfkeli oldu. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı He Yafei, Çin'in sert tepkisini dile getirerek, ABD'nin Tayvan'a silah satma projesinin "hiç şüphesiz Çin-ABD ilişkilerine zarar vereceğini ve iki ülke arasındaki önemli alanlardaki değişim ve iş birliği üzerinde ciddi ve olumsuz yansımaları olacağını" belirten bir bildiri yayınladı. Ayrıca şunları ekledi: "Amerika'nın Çin'in ayrılmaz bir parçası olan Tayvan'a silah satmaya yönelik bu yeni adımı, iç işlerine açık bir müdahaledir, Çin'in ulusal güvenliğini ciddi bir tehlikeye atmaktadır ve ülkenin barışçıl bir şekilde yeniden birleşmesi çabalarını baltalamaktadır." "Pekin'deki Amerikan Büyükelçisi'ne de çok sert bir protesto notası gönderilmiştir." (Xinhua Çin sayfası, 30/01/2010). Ardından Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi, ABD'nin Tayvan'a silah satışına karşı ülkesinin kararlı duruşunu dile getirerek şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri, Çin'in güçlü muhalefetini ve tekrarlanan protestolarını açıkça görmezden gelerek Tayvan'a 6,4 milyar dolar değerinde silah satma planını açıklamıştır." Şunları da ekledi: "Bu adım, Çin ile ABD arasındaki üç ortak bildiriye, özellikle de 17 Ağustos bildirisine tamamen aykırıdır. Bu durum Çin'in iç işlerine kaba bir müdahale teşkil etmekte, Çin'in ulusal güvenliğine ve barışçıl birleşme çabalarına zarar vermektedir." Amerika'dan bu anlaşmaya ilişkin hatalı kararı derhal iptal etmesini, Çin'in temel çıkarlarına saygı göstermesini ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Tayvan Boğazı üzerinden ilişkilerin barışçıl gelişimini destekleme taahhüdüne uymasını talep etti. (Aynı kaynak). Aynı şekilde Çin Savunma Bakanlığı ve Çin Ulusal Halk Kongresi Dışişleri Komitesi de Amerikan silah anlaşmasını protesto eden benzer sert bildiriler yayınladılar. Bunun yanı sıra Çin, protestosuyla ilgili pratik adımlar da attı. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan basın açıklamasında şunlar kaydedildi: "Çin, iki ülke orduları arasındaki değişim programlarını ve yakın zamanda yapılması planlanan stratejik güvenlik, silah kontrolü ve yayılmanın önlenmesi konularındaki bakan yardımcısı düzeyindeki istişareleri kısmen durdurmaya karar vermiştir." Ayrıca "Çin, Tayvan'a silah satışına karışan Amerikan şirketlerine de yaptırım uygulayacaktır" denildi ve "Önemli bölgesel ve uluslararası konulardaki Çin-Amerikan iş birliğinin bu meseleden dolayı kaçınılmaz olarak etkileneceği" belirtildi (Xinhua, 30/01/2010).
2- Çin'in dikkat çekici derecedeki sıcak ve sert tepkileri bu yöndedir. Amerika ise Çin'in bu tepkilerine karşı oldukça soğuk ve kayıtsız bir tutum sergiledi. Amerikan yönetimindeki üst düzey yetkililerden hiçbiri bu konuda açıklama yapmazken, yönetim sadece Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Laura Tishler'in şu açıklamasıyla yetindi: "Bu tür satışlar Tayvan Boğazı'nda güvenlik ve istikrarın korunmasına katkıda bulunmaktadır. Bu, ABD'nin 'Tek Çin' politikası ve Tayvan İlişkileri Yasası ile uyumludur ve iki ülke arasındaki ilişkilere yön veren üç Çin-Amerikan ortak bildirisine de uygundur." (Reuters, 30/01/2010). Oysa Amerikan yönetiminin bu tutumu, özellikle ABD'nin Tayvan'a uzun vadeli silah satışı politikası izlememeyi ve adaya yapılan silah satışlarını kademeli olarak azaltmayı taahhüt ettiği 17 Ağustos bildirisi başta olmak üzere üç bildiriyle de açıkça çelişmektedir!
3- Amerika Birleşik Devletleri'nin bu davranışı tesadüfi değildir ve Tayvan'a silah satarak ticari kazanç elde etme amacı da taşımamaktadır. Aksine, Çin'in para birimi Yuan'ın dolar karşısında değerinin yükseltilmesi ve diğer ticari konuların yanı sıra Amerikan internet arama motoru Google üzerindeki denetim meselesi gibi çeşitli konularda Çin'i kendisiyle uyumlu hale getirmek için baskı yapmayı amaçlamıştır. Zira Amerikan devleti bu meseleye doğrudan müdahale etmiştir.
4- Ayrıca Çin, Amerika'nın mali kriz, Irak ve Afganistan'daki krizleri nedeniyle sarsılan uluslararası konumundan yararlanarak, kendi çevresinin ötesinde uluslararası siyasi faaliyetler göstermeye başlamıştır. Amerika ise Çin'i Tayvan meselesiyle meşgul etmek ve donma noktasına gelen ya da gelmek üzere olan bu meseleyi yeniden ısıtmak için Çin'in yakın çevresinde etkili bir sorun yaratmak istemiştir. Bu bir yandan Çin'e; Amerika'nın hala güçlü olduğu ve uluslararası parıltısının henüz sönmediği mesajını vermek, diğer yandan da diğer büyük devletlere bir mesaj göndermek amacını taşımaktadır.
5- Tayvan'ın Amerika için önemine gelince; Çin ile olan ilişkilerinden elde edeceği çıkarlar karşısında Tayvan'ın pek bir değeri yoktur. Nitekim Amerika, 1979'dan beri Tayvan'ı tanımaktan vazgeçmiş ve Çin halkını Çin Halk Cumhuriyeti'nin temsil ettiğini kabul etmiştir. Obama, iktidara gelişinden bu yana Çin'e karşı bu tutumlara ek olarak başka teşvik edici tavırlar da sergilemiştir. Özellikle Kasım 2009'daki son Çin ziyareti sırasında sergilemeye çalıştığı geniş gülümsemelerle, Çin'in küresel rolünü memnuniyetle karşıladığını belirtmiştir. Askeri ilişkiler de dahil olmak üzere ilişkileri güçlendirme ve geliştirme niyetini açıklamıştır... Çünkü Amerika; mali, ticari ve dış politika gibi pek çok konuda Çin'e ihtiyaç duymaktadır.
6- Tüm bunlar, Amerika'nın 6,4 milyar dolar için ya da uluslararası siyasi haritada hiçbir değeri olmayan ve Çinlileri temsil eden bir devlet olarak tanımaktan vazgeçtiği Tayvan için Çin ile olan ilişkilerini feda edemeyeceğini göstermektedir.
Bu nedenle, Çin ile ortamı ısıtmak hesaplanmış baskı araçlarının ötesine geçmeyecektir. Özellikle de Amerika, Çin'in tepkisinin iki ülke arasındaki ilişkilerin kopma noktasına varmayacağına ikna olmuş durumdadır.
Hatta bir Amerikan yetkilisi geçtiğimiz günlerde şöyle demiştir: "Çin'in tepkisi geçicidir."