(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası "Siyasi" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Hilafet ilanı hakkında soru gönderen tüm kardeşlere... İsimleriniz çok uzun olduğu için tek tek yazamadığım için özür dilerim...
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Daha önce bu konuda bir cevap göndermiştik, onu size tekrar iletiyorum:
(Kıymetli Kardeşler,
1- Herhangi bir yapı bir yerde Hilafet ilan etmek istiyorsa, bu konuda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in metodunu takip etmesi farzdır. Bu metodun gereklerinden biri; o yapının o bölgede iç ve dış güvenliği sağlayacak bariz bir otoriteye (sultan) sahip olması ve Hilafetin ilan edildiği bölgenin bir devlet olma temel unsurlarını taşımasıdır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine-i Münevvere’de İslam Devleti'ni kurduğunda durum böyleydi: Otorite Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aitti, iç ve dış güvenlik İslam'ın otoritesiyle sağlanıyordu ve bölge bir devletin tüm temel unsurlarına sahipti.
2- Hilafet ilan eden bu örgütün ne Suriye'de ne de Irak'ta bir otoritesi vardır; ne içeride ne de dışarıda emniyet ve güvenliği sağlamış değildir. Hatta kendisine halife olarak biat edilen kişi bile orada alenen ortaya çıkamamaktadır; aksine devlet ilanından önceki gibi gizli halini sürdürmektedir! Bu durum Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in haliyle çelişmektedir. Zira Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun O, devlet kurulmadan önce Sevr Mağarası'nda gizlenmiştir; ancak devlet kurulduktan sonra işleri yönetmiş, orduya komuta etmiş, davalılar arasında hüküm vermiş, elçiler göndermiş ve onları hiçbir gizlilik olmadan alenen karşılamıştır. Devlet öncesi dönem ile sonrası birbirinden farklıdır... Dolayısıyla bu örgütün hilafet ilanı, içi boş ve anlamsız bir sözden ibarettir. Bu ilan, sahadaki gerçeklerden ve temel unsurlardan yoksun olarak, sadece kendi nefislerini tatmin etmek için daha önce hilafet ilan edenlerden veya kendisini Mehdi ilan edenlerden farksızdır. Ortada ne temel unsurlar, ne otorite ne de emniyet ve güven vardır!
3- Hilafet; şeriatın kuruluş yöntemini, yönetim, siyaset, ekonomi ve uluslararası ilişkilerdeki hükümlerinin nasıl istinbat edileceğini belirlediği önemli bir devlettir. Hilafet; internet sitelerinde, yazılı, sözlü veya görsel medyada içi boş bir ismin ilan edilmesi değildir. Bilakis o, yeryüzünde kökleri sabit olan, otoritesiyle o topraklarda iç ve dış güvenliği koruyan, içeride İslam’ı uygulayan ve dünyaya davet ve cihat yoluyla taşıyan, dünyayı yerinden oynatacak azametli bir olaydır.
4- Yapılan bu ilan, IŞİD'in gerçekliğinde hiçbir şeyi değiştirmiş değildir. Örgüt, ilandan önce de sonra da silahlı bir harekettir. Diğer silahlı hareketler gibi kendi aralarında ve rejimlerle savaşmaktadırlar; ancak bu grupların hiçbirinin ne Suriye'de ne Irak'ta ne de her ikisinde bir otoritesi yoktur. Eğer bu gruplardan herhangi biri -IŞİD de dâhil- devlet vasıflarına sahip önemli bir bölgede otorite kursaydı ve Hilafeti ilan edip İslam’ı uygulasaydı, o zaman bu kurulan Hilafetin şer’i hükümlere uygun olup olmadığı araştırılmaya değer olurdu. Şayet uygunsa ona tabi olunurdu; çünkü Hilafeti kurmak sadece Hizb-ut Tahrir'e değil, tüm Müslümanlara farzdır. Kim onu hakkıyla ikame ederse ona tabi olunur. Fakat durum böyle değildir; aksine bunların hepsi -adı geçen örgüt de dâhil- ne bir devlet vasfına ne toprak üzerinde bir otoriteye ne de emniyet ve güvenliğe sahip olan "milis" güçlerdir. Dolayısıyla bu örgütün Hilafet ilanı, üzerinde durulup araştırılmasına gerek olmayan, gerçekliği herkesçe malum olan boş bir sözdür.
5- Ancak asıl üzerinde durulması gereken husus; bu ilanın, basit düşünen insanlar nezdinde Hilafet fikri üzerinde bırakacağı olumsuz etkidir. Bu durum, Hilafet fikrinin o yüce makamından ve Müslümanlar için taşıdığı büyük önemden koparılıp, bazı kişilerin huzursuz duygularını bastırmak için kullandığı zayıf bir fikre dönüşmesine yol açabilir. Birisi bir meydanda veya köyde ayağa kalkıp kendisini halife ilan eder, sonra da bir kenara çekilip iyi bir iş yaptığını sanır! Böylece Hilafet, bu basit insanların kalbindeki azametini kaybeder ve içi boş, dileyenin dilediği gibi kullandığı güzel bir isimden öteye geçemez. Özellikle de Hilafetin kurulmasının her zamankinden daha yakın olduğu, Müslümanların sabırsızlıkla onu beklediği, Hizb-ut Tahrir'in Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'deki metoduna bağlı kalarak bu yolda emin adımlarla yürüdüğünü gördükleri bir zamanda bu konu ciddiyetle ele alınmalıdır. Partinin (Hizb-ut Tahrir) kendisini kucaklayan ümmetle olan canlı etkileşimi, Müslümanlara İslam kardeşliğinin anlamını kavratmakta ve Partinin Hilafeti kurma, işleri en güzel şekilde gütme ve bunun gerçekten de Nübüvvet metodu üzere bir Hilafet olacağı konusundaki müjdesini pekiştirmektedir. İşte tam bu sırada gelen bu ilan, o basit insanların zihninde Hilafet gerçeğine dair bulanık, hatta çarpık bir imaj oluşturmaktadır.
6- Tüm bunlar, bu ilanın zamanlaması hakkında birçok soru işaretine yol açmaktadır. Bariz ve istikrarlı bir otorite olmadan, iç ve dış güvenliği sağlamadan, sadece internet veya medya üzerinden yapılan bu ilan şüphelidir. Özellikle de fikri bir kitleleşme esasına dayanmayan silahlı hareketlerin sızmalara açık olduğu, doğunun ve batının şer odaklarının bu saflara kolayca girebildiği bilinmektedir. Malumdur ki batı ve doğu, İslam’a ve Hilafete karşı tuzaklar kurmaktadır. Hilafetin ismini tamamen silemeseler bile, imajını zedelemek ve Hilafeti içi boş bir isim haline getirmek onlar için önemlidir. Böylece kâfirleri dehşete düşürecek o azametli olay, düşmanların gece gündüz alay ettiği sıradan bir isme dönüşecektir!
7- O şer odakları ne yaparsa yapsın, doğunun ve batının İslam düşmanlarına, onların uşaklarına, takipçilerine ve cahillerine şunu teyit ediyoruz: Yüzyıllarca dünyaya hükmeden Hilafet, bilinmeyen bir şey değildir; her türlü hile ve tuzağa rağmen karalanamaz.
وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللَّهُ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
"Onlar tuzak kuruyorlardı, Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır." (Enfâl [8]: 30)
Aziz ve Kavî olan Allah, Hilafet için öyle adamlar hazırlamıştır ki; hiçbir ticaret ve alışveriş onları Allah'ı zikretmekten alıkoymaz. Onlar Hilafeti gönülleriyle, kulaklarıyla ve gözleriyle kuşatmış, onun hazırlığını yapmış, hükümlerini, anayasasını, yönetim ve idari nizamını istinbat etmişlerdir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in siretine uyarak, ondan hiç sapmadan bu yolda yürümektedirler. Onlar Allah'ın izniyle Hilafeti her türlü lekelenmeden koruyan bir kalkan, kâfirlerin, uşakların ve takipçilerin komplolarının üzerinde parçalanacağı bir kayadırlar. Onlar, Allah'ın gücüyle İslam ve Müslüman düşmanlarının tuzaklarını kendi başlarına çalan bilinçli siyasetçilerdir.
وَلَا يَحِيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِ
"Kötü tuzak, ancak sahibine dolanır." (Fâtır [35]: 43)
Ey Kıymetli Kardeşler,
İslamî Hilafet meselesi çok büyük ve önemli bir iştir. Onun kuruluşu, yanıltıcı medyanın alay konusu yapacağı bir haber değil, Allah'ın izniyle uluslararası dengeleri altüst edecek ve tarihin akışını değiştirecek yankı uyandıran bir deprem olacaktır. Hilafet, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müjdelediği gibi yeniden Nübüvvet metodu üzere Raşidi olarak dönecektir. Onu kuranlar da tıpkı ilk Raşidi Hilafeti kuranlar gibi takva sahibi, tertemiz, ümmeti seven ve ümmet tarafından sevilen, ümmetin iyiliği için çalışan ve ümmetin de kendileri için dua ettiği kimseler olacaktır. Gelecek olan Nübüvvet metodu üzere Hilafetin sahipleri böyle olacaktır; Allah Subhânehu onu ancak ehil olanlara verir. Allah'tan bizi onun ehli ve sahiplerinden kılmasını temenni ediyor, bize onun ikamesini nasip etmesini niyaz ediyoruz.
فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُمْ بِهِ
"Yapmış olduğunuz bu alışverişten (bey’atınızdan) dolayı sevinin." (Tevbe [9]: 111)
Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Ey kıymetli kardeşler, Allah ne verdiğiniz emekleri zayi eder, ne dualarınızı reddeder ne de umutlarınızı boşa çıkarır. Daha fazla çaba ve fedakârlıkla bize destek olun; kendinizden Allah'a hayır gösterin ki O da size hayrını artırsın. Boş sözlerin sizi ciddi ve samimi çalışmalarınızdan alıkoymasına izin vermeyin.
Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
3 Ramazan 1435 H. 01/07/2014 M. Kardeşiniz) Daha önce gönderdiğim cevap burada bitmektedir.
Bunun yeterli olacağını umuyorum. Allah sizi muvaffak kılsın ve yardım etsin. Allah bizi ve sizi en doğru yola iletsin.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir'in web sitesindeki cevap linki: Amir
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus