Soru Cevap
Din Adamları Kavramının Kaldırılması
Soru: (10). maddenin sonunda yer alan şu ifadeden kasıt nedir: (...ve devlet, Müslümanlar arasında onların (din adamlarının) varlığını hissettiren her şeyi yasaklamalıdır) Bu ifade, şeyhlerin ve cami imamlarının resmi kıyafetleri olan (fes, sarık ve cübbe) giymelerini yasaklayan bir kararın çıkarılacağı anlamına mı geliyor?
Cevap: Durum böyle değildir. Devletin ortadan kaldıracağı şey, Hristiyanlarda mevcut olan "din adamları" (ruhbanlık) kavramıdır. Onlarda, başkaları değil de sadece kendilerinin helal ve haram kılma yetkisine sahip olmalarını sağlayan özel bir kıyafet (din adamları için) vardır. Daha sonra Kapitalizmin ortaya çıkışıyla birlikte buna bağlı bir kavram gelişti; ruhani otoritenin sadece kendilerine has özel kıyafetleriyle "din adamları" ile sınırlı olması, dünyevi otoritenin ise laiklerde (devlet adamları) olmasıdır. Kapitalist ilkeye göre, bir yöneticinin "din adamı" kıyafeti giymesi caiz değildir; yani onlarda kapitalizmle bağlantılı bir din ve devlet ayrımı vardır.
Bizde İslam'da, dini yorumlama, helal ve haram kılma konusunda uzmanlaşmış özel adamlar yoktur. Aynı şekilde bizde din ve devlet ayrımı da yoktur; dolayısıyla ne ruhani bir otorite ne de dünyevi bir otorite ayrımı mevcuttur. İşte bu kavram ve ona işaret eden her şey, kaldırılması gereken şeydir.
Helal ve haram kılma yetkisinin belirli bir kıyafete sahip özel adamlarla sınırlandırılmasına gelince; bu kavram Müslümanların çoğunda mevcut değildir. Hizb’in bu konudaki faaliyetleri meyvesini vermiş olup, birçok insan artık güven duymadıkları için bu resmi kıyafetli şeyhlerden hüküm alma yoluna gitmemektedir.
"Ruhani" meselelerin resmi "dini" kıyafet sahipleriyle sınırlandırılmasına gelince; bu durum da Müslümanlar arasında neredeyse yok gibidir. Zira bugünün Müslümanları yönetim ve siyaset hakkında konuşan şeyhlere yönelmekte, onlara değer verip saygı duymaktadırlar. Sadece ibadetlere odaklanan ve yöneticileri muhasebe etmeye karışmayan şeyhlere ise halk değer ve saygı göstermemektedir.
Bununla birlikte, şeyhlerin ve cami imamlarının bu kıyafetle özdeşleşmesi avam halk nezdinde bir kafa karışıklığı yaratabilir; ibadet vb. anlamda dine mahsus özel adamlar olduğunu ve bunların siyasetle bir ilgisinin olmadığını, devlet işleri için ise devlet adamları olduğunu düşünebilirler.
Bu nedenle devlet, şeyhlerin ve cami imamlarının özel kıyafet görünümünü ortadan kaldırmaya çalışacaktır. Ancak bu, onları giymekten men ederek değil, kıyafetteki tekelciliği kaldırarak olacaktır. Örneğin halk, su veya elektrik faturası tahsildarının cübbe ve sarıkla geldiğini görecektir. Ya da Halife ve Valiyi İslam'ın ilk dönemlerindeki gibi sarıklı, bir cami imamını ise sıradan bir kıyafetle görecektir. Yani kıyafetteki ihtisas (belirli bir sınıfa has olma) durumu kaldırılacaktır. Bu, bir kararname gerektirmez, uygun bazı üsluplarla gerçekleştirilebilir. Örneğin bina ruhsatı almaya gittiğinizde, keşfe çıkan mühendisi sarıklı görebilirsiniz; ya da nikah kıyan memuru (ikâl ve hatta) giymiş görebilirsiniz. Böylece yöneticiye veya şeyhe mahsus özel bir kıyafet görmezsiniz. Bu durum İslam'da kabul edilebilir ve makuldür, hatta Müslümanların eskiden üzerinde olduğu durumdur. Halife halka imamlık yapar ve onlara namaz kıldırırdı. Hiçbir Müslüman, kıyafetinden dolayı yöneticiyi kadıdan veya sıradan bir adamdan ayırt edemezdi. Resulullah ﷺ ile birlikte oturan Müslümanların yanına gelen adam, durup onlara şöyle sormuştu:
أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ؟
"Hanginiz Muhammed?" (Buhari)
Dolayısıyla devlet, şeyhlerin kıyafetini yasaklayan bir karar çıkarmayacak, aksine bunun (ruhbanlık) kavramını ortadan kaldıracaktır. Bu kıyafeti, İslam'a aykırı bir kavramla belirli bir mesleğe has olmaktan çıkaracaktır. Aynı şekilde, sanki "dine" mahsus özel adamlar ve devlete mahsus başka adamlar varmış hissi veren her türlü kıyafette de aynısını yapacaktır. Tebaanın her biri, belirli bir kıyafetin "dinle" görevli bir adama has kılınmaksızın mübah olan dilediği kıyafeti giyecektir. Böylece insanlar "ruhani" meseleleri sormak için birine, siyasi meseleleri sormak için bir başkasına yönelmeyecek; aksine tüm Müslümanlar çeşitli alanlarda İslam'ın sorumluluğunu taşıyacaklardır. Bir meseleyi bilen herkes, ister sarıklı olsun ister başı açık, o konuda bir âlim sayılacaktır.
03 Cemâziyelevvel 1425H 21/06/2004M