Soru:
2 Ekim 2018 tarihinde Mississippi eyaletinde düzenlenen ara seçim mitinginde Trump, Suudi Arabistan Krallığı'nı tehdit etti ve destekçilerine petrol fiyatlarındaki artışla ilgilendiğini göstererek şunları söyledi: ("Zengin ülkeleri koruyup da karşılığında mali bir bedel almadığımız askeri anlaşmalarımıza ne demeli? Peki ya şu maddeler 'yani petrol' meselesi ne olacak? Bu da insanların durumunu değiştiriyor. Biz Suudi Arabistan'ı koruyoruz. Onun zengin olduğunu mu söyleyeceksiniz? Ben Kral'ı... Kral Selman'ı severim ama ona dedim ki: 'Ey Kral, biz seni koruyoruz. Biz olmasak orada iki hafta bile kalamazsın. Ordunun bedelini ödemelisin.'" Al-Khaleej Online, 03/10/2018).
Ben Suudi yöneticilerin bu hakaret karşısında neden sustuklarını ve neden Amerika'nın emrine amade kaldıklarını sormak istemiyorum; çünkü onlar kendilerini alçalttılar ve kendini alçaltan için aşağılanmak kolaylaşır... Ancak sormak istediğim şudur: Amerika en büyük üretici olmasına ve fiyat düşüşünü tek başına kontrol edebilmesine rağmen, Trump'ı fiyatları düşürmek için üretimi artırması konusunda Suudi Arabistan'ın peşine bu denli düşüren nedir? Neden şimdi bu kadar ısrarlı bir tırmanış var? Son olarak, tüm bu Amerikan baskısına rağmen petrol fiyatları neden düşmedi? Allah hayrınızı artırsın.
Cevap:
Evet, doğru söylediniz; gerçekten de kendini alçaltan için aşağılanmak kolaylaşır. Trump'ın Suudi yöneticiler hakkındaki bu sözleri, eğer Allah'tan, Rasulü'nden ve müminlerden hayâ etselerdi, Amerika ile ilişkileri yerle bir etmeye yeterdi. Fakat onlar hayâ etmiyorlar. Rasulullah ﷺ doğru söylemiştir:
إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ إِذَا لَمْ تَسْتَحْيِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ
"Peygamberlik sözlerinden insanlara ulaşan ilk sözlerden biri de şudur: Eğer hayâ etmiyorsan dilediğini yap!" (Buhari)
Sorunuzun veya sorularınızın cevabı ise şu şekildedir:
1- Donald Trump Ocak 2017'de göreve başladığında petrol fiyatları varil başına yaklaşık 57 dolardı. Haziran 2017'ye gelindiğinde petrol fiyatları varil başına 45 dolara düştü ancak o zamandan beri yükselmeye devam etti. Bugün Brent petrolün fiyatı 86 dolara ulaştı ve bazı analistler petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor!
5 Temmuz 2018'de Trump Twitter'da şöyle bir paylaşım yaptı: ("OPEC tekeli, benzin fiyatlarının yüksek olduğunu ve yardım etmek için çok az şey yaptıklarını hatırlamalıdır. Eğer bir şey yapıyorlarsa, o da fiyatları yukarı çekmektir; oysa ABD, OPEC'in birçok üyesini çok az dolar karşılığında savunmaktadır. Bu ilişki iki yönlü olmalı yani 'sizi desteklememiz karşılığında düşük petrol fiyatları' sunmalısınız... Fiyatları düşürün!"). Bundan önce de 30 Haziran 2018'de attığı bir tweette şunları söylemişti: ("Az önce Suudi Arabistan Kralı Selman ile konuştum. Ona İran ve Venezuela'daki kargaşa ve aksaklıklar nedeniyle, aradaki farkı kapatmak için Suudi Arabistan'ın petrol üretimini belki de 2.000.000 varile kadar artırmasını talep ettiğimi açıkladım... Fiyatlar yüksek! O da kabul etti...!" El-Hurra, 30/06/2018). 25 Eylül 2018'de ise ABD Başkanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasında OPEC'e saldırarak şunları söyledi: ("OPEC ve içindeki büyük devletler dünyayı soyuyor ve fiyatları yükseltmeye devam ediyorlar. Bu benim hoşuma gitmiyor ve kimsenin de hoşuna gitmemeli. Bu ülkelerin çoğunu karşılıksız savunduk, onlar ise fiyatları yükseltmeye devam ediyorlar. Onlardan fiyatları düşürmeye başlamalarını istiyoruz... Bundan sonra bu korkunç fiyatlara müsamaha göstermeyeceğiz." Sputnik, 25/09/2018). 27 Eylül 2018'de Trump Twitter'da şunu yazdı: ("Orta Doğu ülkelerini koruyoruz, biz olmasak güvende olamazlar, buna rağmen petrol fiyatlarını yükseltmeye devam ediyorlar! Bunu hatırlayacağız. Pazar tekeli olan OPEC fiyatları hemen şimdi düşürmeli.").
Ardından soruda da geçtiği gibi, 2 Ekim 2018'de Mississippi'deki ara seçim mitinginde Suudi Arabistan'ı tehdit ederek destekçilerine petrol fiyatlarıyla nasıl ilgilendiğini gösterdi.
Bütün bunlar, Trump'ın mevcut koşullarda üretimin artırılmasıyla, ama özellikle OPEC ve Suudi Arabistan kanalıyla artırılmasıyla ilgilendiği anlamına gelmektedir.
2- Evet, Amerika en büyük üreticidir. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin (EIA) 2017 sonu verilerine göre dünya petrol üretimi günlük 95 milyon varildi. En çok üretim yapan ilk yedi ülke ise şu şekildeydi:
ABD 14,46 milyon varil, Suudi Arabistan 12,08 milyon, Rusya 11,18 milyon, Kanada 4,87 milyon, İran 4,67 milyon, Irak 4,48 milyon ve Çin 4,45 milyon varil.
Yani Amerika hala dünyanın en büyük petrol üreticisidir; onu Suudi Arabistan ve Rusya takip etmektedir...
3- Yine doğrudur ki Amerika, özellikle elindeki büyük kaya gazı ve petrolü rezervleriyle üretimi istediği gibi artırabilir; ancak bunu yapmamasını sağlayan bazı sebepler vardır:
A- Kendi rezervlerini ve stoklarını koruma isteği...
B- Bu emirde kendisine hakaret olsa bile, Amerika'nın bu konudaki emirlerini yerine getiren "Ruveybidalar"ın (değersiz yöneticiler) varlığıdır. Hatta Suudi yöneticilerde olduğu gibi, bu durum kendi ülkelerine zarar verse bile emri uygularlar! Amerika, bu yılın dokuzuncu ayında Brent petrol fiyatı varil başına yaklaşık 80 dolara ulaştıktan sonra halkına en ucuz fiyattan petrol sağlamak için Suudi Arabistan'dan fiyatları düşürmesini talep ediyor. ("14/09/2018 tarihinde Brent petrolün fiyatı 78,21 dolara yükselerek 22/05/2018'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı." Reuters, 14/09/2018). Oysa ("OPEC ülkelerinin üretimi günlük 32,79 milyon varile yükselmişti. Üretimde ölçülü bir artış vaat eden Suudi Arabistan, bu kararın üretimde günlük yaklaşık bir milyon varillik bir artışa dönüşeceğini açıklamıştı." Reuters, 31/08/2018). Kaynak ayrıca şunu belirtti: ("Brent petrol 80 dolara doğru ilerlerken Suudi Arabistan, geçen ayki üretim artışını normalde bu tür bilgileri açıkladığı tarihten daha erken bir zamanda piyasaya duyurdu...").
Mevcut Suudi rejimi, Amerika'ya hizmet eden güçlü bir ajandır ve Suudi Arabistan petrol piyasasının istikrarı için her zaman kilit bir rol oynamıştır. Suudi Arabistan'ın, petrol fiyatlarının çöktüğü 2014 yılından bu yana ekonomisi ciddi bir baskı altında olduğu için şu anda yüksek petrol fiyatlarına ihtiyacı vardır. Özellikle petrol, Suudi bütçesinin temel taşıdır. Petrol gelirlerinin toplam gelirlerin yarısından fazlasını oluşturduğu ülkelerde, bütçeyi dengelemek (yani harcamaları karşılamak) için petrol fiyatlarının varil başına 80 doların üzerinde olması gerektiği bilinmektedir. Peki ya bütçesinin neredeyse tamamı petrol gelirlerine dayanan Suudi Arabistan için durum nasıldır? Onun için uygun fiyatlar 80 doların üzerinde, hatta ekonomisini kalkındırmak için 100 dolar civarındadır. Buna rağmen yöneticisi, Suudi Arabistan yöneticisine Amerika olmasaydı tahtının çökeceğini söyleyerek alenen hakaret eden Trump'ı razı etmek için -ülkeye zarar verse bile- üretimi artırmayı kabul ediyor! Bunu unutuyorlar ve veliaht prensleri Suudi Arabistan'ın İran'ın eksikliğini telafi etmeye hazır olduğunu söylüyor! Bloomberg ajansı 06/10/2018 tarihinde Suudi Veliaht Prensi Bin Selman'ın şu açıklamalarını aktardı: ("Krallığın, kaybolan İran ham petrol arzını telafi etme sözlerini yerine getirdiğini vurguladı" ve ekledi: "Suudi Arabistan şu anda günlük 10,7 milyon varil pompalıyor ve piyasanın ihtiyacı olursa günlük 1,3 milyon varil daha pompalayabilir.").
Mademki Amerika'nın, Trump'ın üretim artışı talebini karşılamak için kendine zarar vermeye hazır ajanları var, o halde Amerika neden kendi stoklarını tüketsin ki?!
4- Trump'ın OPEC ve özellikle Suudi Arabistan'a üretim artışı ve fiyat indirimi konusundaki bu ısrarının nedeni nedir? Çünkü Trump için acil çözüm gerektiren ve ertelenemez iki mesele çıkmaz oluşturmaktadır; bunlar olmasaydı fiyatların artması Trump'a zarar vermezdi. Zira Amerika, petrol fiyatları daha önce 150 dolara yaklaştığında yaptığı gibi yeni dolarlar basarak bu artışı absorbe edebilirdi. Daha önce 16/05/2009 tarihinde yayınladığımız bir cevapta şöyle demiştik: ("Amerika, IMF'nin onayıyla veya gizlice (hatta açıkça) onayı olmadan kağıt para basabilir; çünkü IMF içinde fiili nüfuz sahibidir. Sahte nedenler uydurup gerçeği gizleyebilir ve IMF de onu bu konuda destekleyebilir! Ancak bu şekilde para basmak doların değerinin düşmesine, dolayısıyla enflasyona ve fiyat artışına yol açar. Bu yüzden Amerika, ancak baskın bir çıkarı olduğunda buna başvurur. Örneğin, petrol spekülasyonları sırasında fiyatlar 150 dolara yaklaştığında Amerika'nın 2 ila 4 trilyon dolar bastığı haberleri yayıldı. Amerika bu parayı stoklarına eklemek üzere doğrudan veya dolaylı olarak en büyük miktarda petrolü satın alabilmek için bastı. Bunda, fiyat artışından ve doların değer kaybetmesinden daha üstün bir çıkar gördü..."). Ancak bu süreç hazırlık ve zaman gerektirir! Bahsettiğimiz iki mesele ise hızlı çözüm gerektirmektedir, aksi takdirde Trump bir çıkmaza girecektir; bu yüzden Trump OPEC'e ve özellikle Suudi Arabistan'a öfke saçmaktadır. Bu iki mesele şunlardır:
Birincisi: İran'a Yönelik Yaptırımlar Konusu:
İran, Suudi Arabistan ve Irak'tan sonra OPEC içindeki en büyük üçüncü ham petrol ihracatçısıdır ve üretimi günlük yaklaşık 4 milyon varil civarındadır. Yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatında azalmaya neden olacaktır. Özellikle Kasım ayında, hem İran'ı hem de İran'dan petrol ithal eden ülkeleri kapsayan yaptırımlar tırmanacaktır. Amerika, şirketlerden önce İran petrol ithalatını azaltmalarını, ardından Kasım ayında sözleşmelerini iptal etmelerini talep etti. Ancak Suudi Arabistan, gerekirse petrol üretimini artırabilir, yani İran arzındaki açığı telafi etmeye hazırdır. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman şunları söyledi: ("İran'ın son zamanlarda yaptırımlar nedeniyle ihraç edemediği her bir varil petrole karşılık biz iki varil ihraç ediyoruz. Taahhütlerimizi ve daha fazlasını yerine getiriyoruz." Prens ayrıca Krallığın şu an rekor bir seviye olan günlük 10,7 milyon varil pompaladığını ve piyasanın ihtiyacı olursa 1,3 milyon daha ekleyebileceklerini belirtti... 08/10/2018).
Amerika, 04/11/2018 tarihinde İran üzerindeki yaptırımları tırmandırmayı, petrol ihracatını hedef almayı ve dünyadaki hükümetler ile şirketlere İran'dan alımları kesmeleri için baskı yapmayı planlıyor. Bu, dünya piyasasında petrol arzının azalacağı anlamına gelir. İran günde 4 milyondan fazla varil petrol üretiyordu (bu miktar şimdi düştü) ve üretilen petrolün yarısı ihraç ediliyordu. Bunun yaklaşık 2 milyonu Çin, Hindistan ve Türkiye'ye gidiyordu. Trump, yaptırımların bu 2 milyonu piyasadan çekeceğini öngörüyor ve 08/05/2018 tarihinde nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından, Avrupa, Rusya ve Çin'den bağımsız olarak İran meselesini halledebilmek için bu açığın Suudi Arabistan ve diğer OPEC ülkeleri tarafından kapatılmasını istiyor. Amerika İran ile tek taraflı bir anlaşma yapmayı teklif ediyor ve Trump böyle bir anlaşmaya hazır olduğunu açıkladı; ancak önce İran içindeki koşulların hazırlanması gerekiyor ve bu zaman alabilir... Trump, Avrupa'yı dahil etmeden İran ile Amerika arasında bir anlaşma ayarlayana kadar bu süre zarfında açığın telafi edilmesini istiyor. Eğer açık kapatılmaz ve fiyatlar yükselirse bu onu zora sokacaktır; çünkü yaptırımları, İran petrolündeki azalmanın OPEC ve Suudi Arabistan'a yönelik tehditleri sayesinde telafi edileceği varsayımı üzerine kurdu... Diğer bir ifadeyle Amerika, İran ile bu sorunlar çözülene kadar petrol arzındaki açığı gidermek ve fiyatların yükselmemesini garanti altına almak istiyor, çünkü bu süreç hızlı olmayabilir.
Bu nedenle Trump, 04/11/2018'de iyice belirginleşecek olan İran açığını kapatması için OPEC'e ve birinci derecede Suudi Arabistan'a baskı yapıyor. Buna ek olarak, üretimi günlük 1,5 milyon varil olan Venezuela'ya 21/05/2018'de uygulanan yaptırımlardan kaynaklanan açık da buna eklenmektedir.
İkincisi: Amerikan Seçimleri:
Petrol fiyatlarının yükselmesi, Kasım ayında ara seçimlere girecek olan Donald Trump için bir sorun yaratmaktadır. Petrol fiyatlarındaki artış, özellikle anketlerin çoğunun Demokratların Temsilciler Meclisi'nde kontrolü ele geçireceğini gösterdiği bir dönemde, destekçilerinin pozisyonlarını korumasını etkileyecektir. Trump, Amerikalı seçmene "Önce Amerika" dediğini göstermek için suçu Suudi Arabistan ve OPEC üyelerine atıyor ve üretimi artırmaları için baskı yapıyor. Aynı zamanda Trump yönetimi; Çin, Hindistan ve Türkiye'yi İran ile ilişkileri kesmeye ve başka yerlerden ham petrol aramaya zorluyor. Ayrıca yüksek petrol fiyatları, Amerikalı tüketicilerin benzine ödediği miktarı etkilemektedir. Amerikan ara seçimleri yaklaşırken bu durum oyları kazanmak için bir faktör olmayacaktır. Amerikan halkı yakıt fiyatlarındaki artışa karşı hassastır ve hükümetinin petrol fiyatlarını yükseltme yönünde adım atmasını kabul edemez. Bu nedenle Başkan Trump, fiyat artışını Körfez ülkelerine ve OPEC'e bağlayarak onlara saldırıyor; böylece Amerikan halkı önünde onların çıkarlarını savunduğunu, Suudi Arabistan ve OPEC'e fiyatı düşürmeleri için baskı yapabildiğini göstermek istiyor. Özellikle 6 Kasım 2018'de yapılacak olan ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin oylara olan ihtiyacı nedeniyle seçim döneminde fiyatların düşmesi onun için hayati önem taşımaktadır.
5- Trump'ın tehditlerine, baskılarına ve Suudi Arabistan'ın karşılık vermesine rağmen petrol fiyatlarının hala yükselmesinin nedenine gelince; bunun sebebi OPEC içinde Avrupa'yı takip eden ve Amerika'ya zorluk çıkaran başka tarafların olmasıdır. Ayrıca Rusya da vardır. Özellikle Avrupa'ya bağlı olan bu tarafların, Trump'ın hırslarını istediği hızda tatmin edecek şekilde Amerika'ya boyun eğmeleri kolay değildir. Suudi Arabistan, Amerika'nın OPEC içindeki ana aracıdır ancak OPEC içinde belirli çıkarları olan ve büyük Avrupa devletlerine sadık olan başkaları da vardır; bunlar Amerika'ya kolayca boyun eğmeyebilirler. Aynı şekilde Rusya gibi OPEC ortağı olan ve belirli çıkarları olan ülkeler de mevcuttur. Dolayısıyla Amerika iradesini tam olarak dayatamamaktadır.
Fiyatları düşürme girişimi kapsamında ABD Başkanı üretimin artırılmasını talep etti; buna rağmen OPEC ve müttefiki üreticiler, 23/09/2018'de Cezayir'de yaptıkları toplantıda Trump'ın çağrısının aksine, petrol üretiminde ek bir artış konusunda anlaşmaya varamadılar.
Rusya konusuna gelince; Amerika 2017'den bugüne kadar Suudi Arabistan'ı kullanarak Rusya'ya baskı yapmayı, onu zor durumda bırakmayı ve üretimi artırıp fiyatları düşürme konusunda uyumlu hale getirmeyi başarmıştır... İlk kez bir Suudi Kralı, OPEC ve OPEC dışı üyeler (özellikle Rusya) arasındaki bir toplantıya katılmak üzere Rusya'yı ziyaret etmiştir. Kral Selman Ekim 2017'de Rusya'yı ziyaret etmiş ve OPEC toplantısına katılmıştır. Bunun üzerine petrol fiyatları varil başına 60 dolar seviyesinin üzerinde istikrar kazanmaya başlamış, ardından yukarıda açıkladığımız gibi bu yılın ortasından itibaren yükselişe geçmiştir. Buna rağmen hem Suudi Arabistan hem de Rusya, Trump'ın talep ettiği günlük 2 milyon varillik artış miktarını karşılamakta zorlanmışlardır. Nitekim bağımsız analistler ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Suudi Arabistan ve Rusya'nın günlük 2 milyon varil ekleyebileceğinden şüphe duymaktadır. Tüketici ülkeleri temsil eden Paris merkezli IEA, kısa süre önce Suudi Arabistan dahil Orta Doğu'dan gelebilecek "acil arz" miktarını günlük yaklaşık 1,14 milyon varil olarak tahmin etmiştir. Analistler, Rusya'nın ise günlük en fazla 400.000 varil ekleyebileceğini söylemektedir. Sonuç olarak, ABD'nin sürekli baskısı altında Suudi Arabistan, Eylül ayında petrol üretimini artırmak için Rusya ile gizli bir anlaşmaya varmıştır. Reuters şunları aktardı: ("Anlaşma, Rusya ve Suudi Arabistan'ın OPEC'teki diğer üyelerle istişare etmeden önce petrol üretim politikalarına giderek daha fazla karar verdiklerini teyit ediyor. Kaynaklar, Suudi Enerji Bakanı Halid el-Falih ve Rus mevkidaşı Alexander Novak'ın bir dizi toplantıda, ham petrol fiyatının 80 dolar civarına çıkmasıyla birlikte Eylül'den Aralık'a kadar üretimi artırma konusunda anlaştıklarını söyledi. Kaynaklardan biri şöyle dedi: 'Ruslar ve Suudiler, daha fazla petrol pompalayarak Trump'ın emirlerine göre hareket ediyor gibi görünmemek için piyasaya sessizce daha fazla petrol pompalamayı kabul ettiler.' Başka bir kaynak ise: 'Suudi Bakan, ABD Enerji Bakanı Rick Perry'ye, müşterilerinin daha fazla petrol talep etmesi halinde Suudi Arabistan'ın üretimi artıracağını söyledi'..." www.reuters.com).
Ancak birisi, petrol fiyatlarının yükselmesi Rusya'nın lehine olmasına rağmen neden petrol fiyatlarını düşürmek için Amerika'ya katıldığını sorabilir? Bu gerçeğin incelenmesi Rusya'nın petrol fiyatının varil başına 65 dolar civarında olmasını desteklediğini gösterir; çünkü bu Rus petrol endüstrisi için denge fiyatıdır. Fiyatların aşırı yükselmesi birçok ithalatçı ülkenin petrolü alamaz hale gelmesine ve nihayetinde talep çöküşüne yol açar ki bu da Rus petrol endüstrisine zarar verir.
Her halükarda Rusya bu denklemde büyük bir tehlike oluşturmamaktadır; ancak asıl etkili olanlar Avrupa yanlısı OPEC üyeleridir, zira onlar daha büyük baskılar olmadan Trump'ın taleplerini yerine getirmeyebilirler... Buna rağmen fiyatların 100 dolara çıkmaması muhtemeldir; özellikle ithalatçı ülkeler bu fiyatı kaldıramayacağı için talep azalacak, dolayısıyla yükseliş duracak ve gerileyecektir... Unutulmamalıdır ki Trump, seçim dönemi ve sonrasında, yani yıl sonuna kadar fiyatların düşürülmesiyle ilgilenmektedir. O zamana kadar nükleer anlaşma konusunun Avrupa olmadan yeni bir ikili ABD-İran anlaşmasına doğru ilerlemeye başlamış olması ve ardından Amerika'nın üretim artışı konusundaki baskılarının sona ererek fiyatların varil başına 80 dolar civarında seyretmesi uzak bir ihtimal değildir...
Acı olan ise, bizim Ruveybida yöneticilerimiz ümmetin onuruna hiçbir saygı duymadan bu politikaları körü körüne takip ederken, yabancı güçlerin İslam dünyasının kaynaklarını birbirlerine karşı oyun oynamak için kullanmalarıdır. Oysa dünyadaki petrol rezervlerinin çoğu ister Arap ülkelerinde olsun, ister İran'da, ister Nijerya gibi Afrika ülkelerinde, ister Kazakistan ve Türkmenistan gibi Orta Asya'da, isterse Azerbaycan gibi Kafkasya'da olsun, İslam topraklarında bulunmaktadır. Ancak bu ülkelerdeki petrol gelirleri, çoğu yoksulluk ve ihtiyaç içinde kıvranan halklarına dönmemekte; yöneticiler, aileleri ve çevreleri bu gelirlere el koyarak paraları yurt dışına kaçırmaktadırlar. Amerika, geçen yıl Trump'ın 21/05/2017'deki ziyareti sırasında Suudi Arabistan'dan 460 milyar dolar istediğinde, Suud ailesi bu talebi karşılamaya ve bedeli ödemeye hazır olduklarını gösterdi. Bu yüzden Müslümanları bu trajik durumdan ancak zenginlikleri insanlar arasında adaletle dağıtan, en fakirinden başlayıp en son kendisi alan ve yiyen Faruk Ömer bin Hattab gibi Raşidi bir Halife kurtarabilir. Rasulullah ﷺ doğru söylemiştir:
كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ الْإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
"Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. İmam (yönetici) bir çobandır ve o da elinin altındakilerden sorumludur." (Buhari)
Ve tebaasını aldatan kimsenin azabı, Rasulullah ﷺ'in Taberani'de geçen şu hadisinde buyurduğu gibi şiddetli ve elemlidir:
مَا مِنْ عَبْدٍ يَسْتَرْعِيهِ اللَّهُ رَعِيَّةً، يَمُوتُ يَوْمَ يَمُوتُ غَاشّاً لِرَعِيَّتِهِ إِلا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ
"Allah'ın kendisine bir halkın yönetimini verdiği, ancak öldüğü gün halkını aldatmış olarak ölen hiçbir kul yoktur ki, Allah ona cenneti haram kılmış olmasın."
İşte bu Ruveybida yöneticiler böyledir, keşke anlasalar veya akletseler!
11 Safer 1440 H
20/10/2018 M