Soru:
ABD Başkanı George Bush, yarın 9 Ocak 2008 Çarşamba günü Filistin'den başlayarak Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ı kapsayan, ardından 16 Ocak 2008'de Mısır'a geçip sonrasında Washington'a döneceği bir Ortadoğu turuna başlıyor.
Bu ziyarete, özellikle Abbas otoritesi tarafından, Bush'un Yahudi varlığının yanında egemenlik ve otoriteye sahip bir devlet kurmak için geldiğine dair bir propaganda kampanyası eşlik etti. Peki, bunun doğruluk payı nedir?
Cevap:
Bush'un gerçekleştirdiği ziyaretin koşullarını takip edenler şunları görür:
1- Bu ziyaret, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki seçim yılında gerçekleşmektedir. Bu dönemde bir Amerikan başkanının uluslararası kararlar alma yeteneği asgari düzeydedir. Bu nedenle İngiltere, uluslararası siyasette Amerika'ya karşı doğrudan rakip bir rol oynadığı dönemlerde, özellikle geçen yüzyılın ellili ve altmışlı yıllarında, Amerikan başkanlarının seçim yıllarında onlara karşı olaylar çıkarırdı. Zira bu dönemde başkanların ve partilerinin ilgisi büyük ölçüde seçim amaçlarına yöneliktir. Bir Amerikan başkanının seçim yılında uluslararası siyasette hayati bir kararda başarılı olduğu nadir görülmüştür.
2- Ziyaret, Yahudi varlığının, İran nükleer krizine karşı ABD'nin askeri (soğukluğundan), özellikle de İran'ı nükleer silah edinme çabasından (aklayan) Amerikan istihbarat raporundan sonra endişe duyduğu bir zamanda gerçekleşiyor. Bu konu Yahudi varlığının odak noktasıdır; bu nedenle Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre, 6 Ocak 2008'de İsrail güvenlik ve siyasi birimleri arasında yapılan (gizli) görüşmelerin ardından Bush'un ziyareti için İran nükleer dosyasına özel bir dosya hazırladılar. Yahudi varlığı, İran'ın nükleer silah sahibi olduğu iddialarına karşı uluslararası ortamı, özellikle de Amerika'yı ısıtmak için yoğun çaba sarf etti. Oysa Amerika, İran'a karşı askeri bir tırmanış istemiyor. İran ile siyasi yollarla işleri düzene koymak Amerika için önemlidir; çünkü İran'ın Afganistan konusunda Amerika'ya karşı olumlu bir tutumu vardır ve Irak konusundaki mükerrer müzakere aşamaları için de bu gereklidir.
Yahudiler söz konusu rapordan sonra, Amerika'nın bu raporu İran'a karşı askeri tırmanıştan kaçınmak için uygun bir çıkış yolu olarak gördüğünü anladılar. Bu durum Yahudi varlığını endişelendirdi ve ABD'deki Yahudi lobisinde bir tepki oluşturdu. Bush'un son açıklaması olan "Bölge sakinlerinin İran için tüm seçeneklerin hala masada olduğunu anlaması önemlidir" diyerek askeri seçeneğe imada bulunması da onları yatıştırmadı; çünkü Bush hemen ardından şunu ekledi: "Ancak bu sorunu diplomatik yollarla çözebileceğimize inanıyorum."
3- Ziyaret, Demokrat Parti'nin Bush ve Cumhuriyetçi Parti'nin dış politikadaki başarısızlığına karşı şiddetli bir (seçim) savaşı yürüttüğü bir dönemde geldi. Demokratlar, petrol rezervlerini barındırması nedeniyle Amerika için hayati önem taşıyan Ortadoğu bölgesinde Amerika'nın artık nefret edilen bir ülke haline geldiğini söylüyorlar. Buna ek olarak Demokrat Parti, Bush yönetiminin çatışma bölgelerindeki Amerikan askerlerini tehlikeye attığı ve onlara gereken önemi vermediği eleştirilerini dile getiriyor.
Bu ortamda Bush'un işgal altındaki Filistin'e, Körfez'e ve ardından Mısır'a ziyareti gerçekleşti:
İşgal altındaki Filistin'e, yani Yahudi varlığına yaptığı ziyarete gelince; Bush, istihbarat raporu sonucunda Yahudi varlığının duyduğu endişeyi hafifletmek, Amerika'nın İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin vermeyeceğine dair onlara sözler ve güvenceler vermek, ayrıca onları gelişmiş silahlar ve mali hibelerle donatmak istiyor.
Buna ek olarak, Abbas otoritesinin Batı Şeria'da Yahudi varlığına yönelik her türlü güvenlik rahatsızlığına karşı koyması, ardından Bush'un Mübarek'i Gazze'de Hamas ile sükunet görüşmeleri ve esir Şalit meselesi için görevlendirmesi yoluyla onlara güvenlik sağlamayı amaçlıyor.
Böylece Yahudilerin nükleer silah endişesini yatıştırmış ve onlara güvenlik hizmetleri sunmuş olacak: Batı Şeria'da Abbas otoritesi aracılığıyla Yahudi varlığına yönelik her türlü güvenlik rahatsızlığını önleyerek, Gazze'de ise Mısır'ın Hamas ile sükunet ve esir Şalit konusundaki görüşmeleri yoluyla. Tüm bunlar, seçim durumu açısından ABD'deki Yahudi lobisine olumlu yansıyacaktır.
Körfez ziyaretine gelince; bu ziyaret Demokrat Parti'nin iddialarına yöneliktir. Bush, bu ziyaretiyle bölgedeki Amerikan varlığının Demokrat Parti'nin (iddia ettiği) gibi nefret edilen bir durumda değil, dostane bir şekilde kabul edilebilir olduğunu onlara göstermek istiyor. Ayrıca Bush'un bu ülkelerdeki Amerikan askerlerini ziyaret etmesi ve onlara ilgi göstermesi de buna dâhildir. Ziyaret programında ilan edilmemiş olsa bile Irak'ı ziyaret etmesi ve oradaki askerlerle buluşması ihtimal dışı değildir.
Mısır ise Bush için turun son noktasıdır. Mübarek, bölgedeki Amerikan çıkarlarının ve bunların Arap kılıfının güvenilir bekçisidir; Amerikan nüfuzuyla rekabet eden her türlü Avrupa nüfuzunu dışlamak veya (sınırlandırmak) için siyasi bir "zemberek"tir.
Filistin Otoritesi'nin, Bush'un ziyaretinin kendilerine bıldırcın eti ve kudret helvası getireceği, bir varlık, devlet, sınırlar ve egemenlik kazandıracağı yönündeki insanları aldatma çabaları; ağzına ulaşsın diye suya avuçlarını açan ama suyun ona asla ulaşamayacağı kimsenin durumu gibidir! Bush, Yahudilere maddi ve güvenlik hizmetleri sunarak onları razı etmek için gelmiştir, Mahmud Abbas'a egemenlik ve otorite sağlamak için değil. Hatta tahliye edileceği söylenen yerleşim birimleri, buradaki tavizlere karşılık takas edilmek üzere kurulmuş derme çatma taşınabilir evlerdir. Öyle ki Yahudilerin kendileri bile buraları "yasadışı" ve rastgele yerleşim odakları olarak adlandırmaktadır!
Bush'un işgal altındaki Filistin'de Yahudi varlığının yanında bir otorite devletçiği kurulmasına dair başlattığı girişime gelince; Bush'un kendisi de artık seçim yılının, kötülüğüne rağmen bu girişimi uygulama yılı olmadığını fark etmiş durumdadır. Gezisi öncesinde yaptığı açıklamada şöyle demiştir: "İsrailli ve Filistinli liderler bu yılın sonuna kadar bir barış anlaşmasına varamasalar bile, Filistin devletinin ana hatlarını belirleyebileceğimiz konusunda iyimserim!" Bilindiği üzere "ana hatlar", bu hatlar tavizlerle dolu geniş caddeler haline gelene kadar Yahudilerle taviz üstüne taviz vererek aşağılayıcı müzakerelere devam etmek anlamına gelir.
Bush, Filistin'e sükuneti sağlamak, Yahudilere güvenlik sunmak ve Bush ile Yahudilerin birbirine sıkıca bağlı olduğunu, sözde İran nükleer silahına karşı aynı savunma hattında olduklarını onlara teyit etmek için geliyor.
Körfez'e, seçim kampanyasında Amerikan yönetiminin hayati petrol bölgesinde nefret edildiğini söyleyen Demokrat Parti'nin görüşlerini boşa çıkarmak için geliyor.
Ziyaretini bölgenin en büyük Arap devleti olan Mısır'da sonlandırarak Bush yönetiminin ve Cumhuriyetçi Parti'nin ne kadar ağırlığı olduğunu göstermek istiyor!
Bush, Cumhuriyetçi Parti'nin seçim kampanyasını bizim topraklarımızdan yürütüyor: Mübarek Filistin'den, hayati Körfez'den ve Kinane yurdu Mısır'dan... Topraklarımız sadece sömürgeci devletlerin dış politikasının bir parçası değil, aynı zamanda iç politikalarının da bir parçası haline geldi! Bu zillet, topraklarımızda dinlerini dünyalıklarına, hatta başkalarının dünyalıklarına satan yöneticiler olmasaydı yaşanmazdı; yaptıklarından dolayı onlara yazıklar olsun.
Filistin'i geri getirecek olan, yöneticilerin ve otoritenin Bush'u karşılamak için sıraya girmesi ya da Yahudilerle müzakere etmek için can atması değildir. Aksine Filistin'i geri getirecek olan, orduların harekete geçmesi ve sınırları aşarak cihat için yola çıkmasıdır.
Filistin'i geri getirecek olan, Allah Subhânehu'dan iki güzellikten birini (zafer veya şehadet) isteyen samimi mücahit yöneticidir.
Filistin'i geri getirecek olan, kendisiyle korunulan ve arkasında savaşılan Halifedir.
Filistin'i geri getirecek olan, izzetli ve kerim bir yönetim olan Nübüvvet metodu üzere Râşidî Hilafet'tir.
Filistin ancak böyle döner; Filistin'in tamamına ulaştıran dosdoğru yol budur.
إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ
"Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir." (Vâkıa [56]: 95)
30 Zilhicce 1428 H. 08/01/2008 M.