Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Yemin Kefareti

June 19, 2023
3108

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Gadjimurad Gamzatov'a

Soru:

Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu,

Kıymetli Şeyhimiz,

Yemin kefareti; henüz yemek yemeyen, sadece anne sütü veya bebek maması ile beslenen küçük bir bebek için hesaplanır mı? Eğer kefaret verilmişse ve bu soru kişinin aklına gelmemişse, yoksula verilen kefareti tekrarlaması gerekir mi?

Yemin kefareti ile ilgili bir diğer soru: Yoksulları bir kez doyurmak yeterli midir yoksa iki kez (öğle ve akşam yemeği) doyurmak mı gerekir?

Üçüncü soru: Avrupa'da yaşayan bir kişi yemin kefaretini Ukrayna'daki yoksullara vermiş ve kefaret miktarını Ukrayna'daki bedele göre belirlemiştir. Bu kişinin kefaret miktarını Avrupa'daki ölçülere göre mi belirlemesi gerekirdi yoksa parayı gönderdiği ülkedeki miktara bakması yeterli midir?

Cevap:

Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhu,

1- Yemin kefaretinde asıl olan Allah Teâlâ’nın şu kavlidir:

لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْأَيْمَانَ فَكَفَّارَتُهُ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ ذَلِكَ كَفَّارَةُ أَيْمَانِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ وَاحْفَظُوا أَيْمَانَكُمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

"Allah, kazara yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bile bile yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan kimse üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki şükredesiniz." (Maide [5]: 89)

On yoksulu doyurmak, ayette zikredilen seçeneklerden biridir: "...kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmaktır."

2- Kerim olan bu ayetten on sayısının bağlayıcı olduğu anlaşılır; yani on yoksulun doyurulması şarttır. Örneğin, bir yoksulu on kez doyurmak geçerli olmaz... Bunu, 29/04/2022 tarihli daha önceki bir soru-cevapta şöyle açıklamıştık:

[...Tercih ettiğim görüş şudur: Eğer nass (metin), yemin kefaretindeki gibi belirli bir yoksul sayısıyla gelmişse: "kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmektir" veya "buna gücü yetmeyen, altmış yoksulu doyurur" ifadelerinde olduğu gibi; bu durumda gerek aynî (yemek olarak) gerekse nakdî (bedel olarak) verilsin, zikredilen sayıya (on, altmış) bağlı kalınması vaciptir. Çünkü burada sayı kastedilmiştir ve bağlayıcı bir kayıttır. Ancak nass, sayı belirtmeksizin yoksullara verilmesini istiyorsa, sayı sınırlaması olmadığı için tek bir yoksula verilmesi caiz olduğu gibi birden fazla yoksula verilmesi de caizdir. Nitekim Allah Teâlâ'nın zekât konusundaki şu kavlinde olduğu gibi:

إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللهِ وَاللهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

"Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) köleler, borçlular, Allah yolunda cihat edenler ve yolda kalmışlar içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe [9]: 60)

Zekât veren kimse zekâtını tek bir yoksula verebileceği gibi, birçok yoksul arasında da paylaştırabilir. Çünkü ayette belirli bir sayı gelmemiş, "miskinler/yoksullar" ifadesi sayı belirtilmeksizin geçmiştir... Ancak burada onların yoksulluk vasfıyla zekâtı hak edip etmedikleri gözetilir...]

3- Buna göre, kefaretin tamamlanması, on yoksulun orta halli bir yemekle doyurulmasını gerektirir. Bu da şu anlama gelir: Kefarette geçerli olacak yoksul, orta halli yemeği yiyebilen kişidir. Sütten kesilmemiş bebeğin (radî) bu kavrama dahil olduğunu tercih etmiyorum. Bu nedenle, yemin kefaretinde doyurulan yoksullar arasında sayılmaz. Eğer bir kişi, içinde bir bebeğin de bulunduğu on kişilik yoksul bir aileye yemek gönderirse, bu kefaret tamamlanmış sayılmaz; çünkü bu on değil, dokuz kişinin doyurulmasıdır. Zira bebek, "doyurulanlar" kavramına girmez. Benim tercih ettiğim ve içe en sinen görüş budur. Bu nedenle, kefaretin on yoksula tamamlanması için doyurduğu kişilere ek olarak bir yoksulu daha doyurmalıdır. Temyiz çağına gelmiş çocuklar gibi yemek yiyen çocuklar ise bundan farklıdır; onlar kefarette yeterli sayılırlar. Eğer yoksul ailede bu gibi çocuklar varsa, "doyurulanlar" kavramına girdikleri için onlara yemek verilmesiyle kefaret geçerli olur.

4- Fakihler, yemin kefaretinde her bir yoksul için verilecek yemeğin miktarı ve yemeğin cinsi gibi konularda ihtilaf etmişlerdir... Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi'nden bu konuda şunları naklediyorum:

[... "İkinci Olarak: Miktar Bakımından"

  • Malikîler, Şafiîler ve Hanbelîler; her yoksula bölgenin genel gıdasından bir müdd verilmesinin şart olduğu ve ayetin "on yoksulu doyurmak" şeklindeki nassı gereği yemek yerine bedelinin verilmesinin caiz olmadığı görüşündedirler. Payların eksik olmaması şarttır; dolayısıyla her birine yarım müdd düşecek şekilde yirmi yoksula on müdd verilmesi, on tanesinin eksiği tamamlanmadıkça caiz değildir. Ayrıca doyurmanın on kişiye yapılması şarttır, telif (karıştırma) yapılamaz; yani beşini doyurup beşini giydirmek yeterli olmaz. Ayrıca her birine bir müddün mülkiyet olarak verilmesi şarttır. Malikîlere göre aynı kişiye tekrar verilmesi yeterli olmaz; bir kişiye on gün boyunca on müdd verse yeterli sayılmaz. Hanefîler ise her bir yoksula iki müdd yani buğdaydan yarım sa' veya hurma ya da arpadan bir sa' yahut bunların nakit veya ticaret malı olarak değerinin verilmesinin şart olduğu görüşündedirler. Çünkü maksat ihtiyacın giderilmesidir ve bu da bedel ile gerçekleşebilir.

Onlara (Hanefîlere) göre doyurmanın miktarı: Doyurucu iki öğündür; yani her bir yoksula öğle ve akşam yemeği yedirilmesi şarttır. Aynı şekilde akşam yemeği ve sahur yemeği veya iki kez öğle yemeği yedirilmesi de böyledir; çünkü bunlar kastedilen iki öğündür.

Ancak bir kişiye öğle, başka bir kişiye akşam yemeği yedirilirse bu sahih olmaz; çünkü on kişinin yemeğini yirmi kişiye paylaştırmış olur ki bu caiz değildir.

Aynı şekilde kefaretin tamamının bir günde tek bir yoksula birden verilmesini veya on ayrı defada verilmesini de şart koşarlar (caiz görmezler). Ancak bir yoksula on gün boyunca sabahlı akşamlı yemek yedirilirse veya bir yoksula on gün boyunca her gün yarım sa' verilirse bu caizdir. Çünkü her gün ihtiyacın yenilenmesi onu başka bir yoksul gibi kılar, sanki bedeli on yoksula sarf etmiş gibi olur.

"Üçüncü Olarak: Cins Bakımından"

  • Hanefîlere göre doyurmada yeterli olan buğday, arpa veya hurmadır; bunların unları da asılları gibi ölçekle verilir (buğday ununda yarım sa', arpa ununda bir sa'). Bir görüşe göre unda ölçek değil değer esas alınır ve bu sınıfların dışındaki şeylerden değerinin verilmesi de caizdir. Malikîler, eğer temel gıdaları ise doyurmanın buğdaydan olacağı; arpa, mısır veya başka bir şeyin yeterli olmayacağı görüşündedirler. Eğer buğday dışında bir şeyle besleniyorlarsa, ölçekle değil doyuruculuk bakımından ona denk olan bir şey verilir. Şafiîler, doyurmanın zekâta tabi olan tahıl ve meyvelerden olması gerektiğini savunurlar; çünkü bedenler bunlarla ayakta kalır ve bölgenin genel gıdasından olması şarttır. Hanbelîler ise doyurmanın buğday, arpa, bunların unları, hurma ve kuru üzümden olmasını şart koşarlar; bölgenin gıdası olsa bile bunlar bulunmadıkça başkası yeterli olmaz.] Bitti.

5- Tercih ettiğim görüşe göre, on yoksul doyurulduğunda, ayetteki "ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak" ifadesinin manasının gerçekleşmesi için iki öğün olması gerekir. Ailenin doyurulması günde iki kez olur ki buna "doyurma" denilsin; öğle ve akşam yemeği gibi. Aksi takdirde ailesini tam doyurmuş sayılmaz. Aynı şekilde kefaretteki yoksullar için de kefaretin tamamlanması adına onları günde iki kez doyurması gerekir. Eğer akşam yemeği olmaksızın sadece öğle yemeğiyle veya öğle yemeği olmaksızın sadece akşam yemeğiyle yetinirse bu yeterli olmaz. Ayrıca Şâri (Allah), Ramazan'daki yemeği de iki öğün (sahur ve iftar) kılmıştır; doyurmanın tam olması bunlarla veya benzerleriyle olur.

6- Sorduğunuz şu hususa gelince: (Avrupa'da yaşayan bir kişi yemin kefaretini Ukrayna'daki yoksullara vermiş ve kefaret miktarını Ukrayna'daki bedele göre belirlemiştir. Bu kişinin kefaret miktarını Avrupa'daki ölçülere göre mi belirlemesi gerekirdi yoksa parayı gönderdiği ülkedeki miktara bakması yeterli midir?); bu konudaki cevabım şudur: Benim kanaatime göre, kefaretin verilmesi, kefareti veren kişinin bulunduğu ülkedeki orta halli yemeğe göre olmalıdır. Çünkü kerim olan ayet şöyle buyurmaktadır: "...kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmaktır." Bu ifade, doyurmanın kişinin bulunduğu yere göre olması gerektiğini hissettirmektedir; çünkü istenen, ailesine yedirdiğinin orta hallisinden on yoksulu doyurmasıdır... Örneğin Ukrayna'da on dolarla doyuruyorsa, bu orada on yoksulu doyurmak için yeterli olabilir, ancak Avrupa'daki duruma göre on yoksulu doyurmaya yetmez. Aksine, ailesine yedirdiğinin orta hallisinden doyurmuş olması için örneğin yüz dolarla doyurması gerekir... Bu nedenle, en faziletli ve ihtiyatlı olanın, ikamet ettiği ülkedeki on yoksulun doyurulma miktarı kadar çıkarması olduğunu düşünüyorum.

Tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyi bilen ve en hikmetli olandır.

Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşta

01 Zilhicce 1444 H. 19/06/2023 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/816054220081949

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın