Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Evla Olana Muhalefet (Khilâfü’l-Evlâ)

October 11, 2015
4694

Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Sosyal Medya Sayfası "Fıkhi" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru-Cevap: Evla Olana Muhalefet (Khilâfü’l-Evlâ)

Numan Abo Ali’ye

Soru:

Selamun Aleykum. Resulullah’ın evla olana muhalefet etmesi bir içtihat mıdır yoksa başka bir şey midir? Lütfen açıklayınız. Allah sizi mübarek kılsın, adımlarınızı sağlamlaştırsın ve yardımıyla sizi desteklesin.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Sanırım sorunla, İslam Şahsiyeti Cilt 1 kitabında geçen; Resulullah ﷺ hakkında içtihadın caiz olmadığı, ancak evla olana muhalefet etmesinin (khilâfü’l-evlâ) mümkün olduğu konusuna işaret ediyorsun. Bu sebeple içtihat ile evla olana muhalefet arasındaki farkı sordun.

Bu soruyu cevaplamak için "içtihat" gerçeği ile "evla olana muhalefet" gerçeğini bilmek gerekir...

Birincisi:

Sözlükte içtihat; külfet ve meşakkat gerektiren bir işin gerçekleşmesi için tüm gücün harcanmasıdır. Usulcülerin ıstılahında ise; şer’i hükümlerden birine dair zannî bir bilgiye ulaşmak için, kişinin kendisinde daha fazla çaba harcayacak güç kalmadığını hissedecek derecede tüm gücünü sarf etmesidir.

Bu demektir ki, mesele hakkındaki şer’i hüküm müctehid tarafından bilinmemektedir; bu yüzden müctehid o meselenin hükmünü bilmek için içtihat eder. Meselenin vakıasını anlamak için çaba sarf eder, onunla ilgili şer’i delilleri araştırır, onları incelemek için tüm gücünü harcar ve onlardan şer’i hüküm olduğuna dair zann-ı galibi olan bir görüş istinbat eder (çıkarır).

Bu anlamdaki bir içtihat, Hz. Peygamber ﷺ hakkında sahih değildir. Zira Resulullah ﷺ’in tebliğ ettiği her şeyin ancak vahiyden olduğunu gösteren açık ayetler mevcuttur:

قُلْ إِنَّمَا أُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ

"De ki: 'Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.'" (Enbiya 45)

إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَى إِلَيَّ

"Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." (En'am 50)

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى * إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

"O, arzusuna göre konuşmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir." (Necm 3-4)

Bu da göstermektedir ki Resulullah ﷺ şer’i hükümleri içtihatla değil, vahiy ile tebliğ etmektedir.

Ayrıca müctehid hataya düşebilir; isabet ederse iki sevap, hata ederse bir sevap alır. Resulullah ﷺ’in hadisinde buyurulduğu üzere:

إِذَا حَكَمَ الْحَاكِمُ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَصَابَ، فَلَهُ أَجْرَانِ، وَإِذَا حَكَمَ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَخْطَأَ، فَلَهُ أَجْرٌ

"Bir hâkim hüküm verirken içtihat eder de isabet ederse ona iki sevap vardır; eğer hüküm verirken içtihat eder de hata ederse ona bir sevap vardır." (Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.)

Oysa Resulullah ﷺ şeriat konusunda hatadan korunmuştur (masumdur). Bu nedenle ﷺ hakkında içtihat mutlak surette caiz değildir. Çünkü içtihatta hata ve isabet söz konusudur; hâlbuki Resulullah ﷺ’in sözü, fiili veya sükutu ile tebliğ ettiği her şey ancak Allah Teâlâ’dan bir vahiydir.

Nitekim Resulullah ﷺ, Allah’ın hükmünün açıklanmasına şiddetle ihtiyaç duyulan pek çok durumda vahyi beklemiştir. Eğer içtihat yapması caiz olsaydı hükmü geciktirmez, bizzat içtihat ederdi. Hükmü vahiy inene kadar geciktirmesi, içtihat yapmadığını ve ona içtihadın caiz olmadığını gösterir. Zira caiz olsaydı, ihtiyaç varken hükmü geciktirmezdi.

Buna göre, Resulullah ﷺ’den sadır olan her şey Resulullah ﷺ’in içtihadı ile değil, vahiy iledir.

İkincisi:

Evla olana muhalefete (khilâfü’l-evlâ) gelince; bunun anlamı, şer’i hükmün bilinmesi ve "mübah" olarak gelmiş olmasıdır; ancak bu mübah olan amellerin bazısı diğerinden daha evladır (daha iyidir, daha önceliklidir). Veya şer’i hükmün "mendup" olmasıdır ancak bazı ameller diğerinden daha evladır.

Örneğin; bir kimsenin şehirlerde veya köylerde ikamet etmesi mübahtır. Ancak yönetim işleriyle uğraşan ve yöneticileri muhasebe eden biri için şehirlerde ikamet etmek, köylerde ikamet etmekten daha evladır. Eğer köylerde ikamet ederse, evla olana muhalefet etmiş olur.

Yine sadakayı gizli veya açık vermek menduptur. Ancak gizli vermek açık vermekten daha evladır. Eğer sadakayı alenen verirse, evla olana muhalefet etmiş olur.

Evla olana muhalefetin bu anlamıyla, Resulullah ﷺ’in evla olana muhalif olan bir işi yapması caizdir. Nitekim o ﷺ, evla olana muhalif bir iş yapmış ve Allah Teâlâ onu şu kavliyle uyarmıştır:

عَفَا اللَّهُ عَنْكَ لِمَ أَذِنْتَ لَهُمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَتَعْلَمَ الْكَاذِبِينَ

"Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?" (Tevbe 43)

Bu ayet bir içtihada delalet etmez. Çünkü Resulullah ﷺ’in dilediği kimseye izin vermesinin caiz olduğuna dair hüküm, bu ayet inmeden önce gelmişti. Nur Suresi'nde Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

فَإِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَنْ لِمَنْ شِئْتَ مِنْهُمْ

"Bazı işleri için senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver." (Nur 62)

Bu sure, Hendek Savaşı’ndan sonra Haşr Suresi'nden sonra inmiştir. "Allah seni affetsin" ayeti ise Tevbe Suresi'ndedir ve hicretin 9. yılında Tebük Gazvesi hakkında inmiştir. Dolayısıyla hüküm zaten biliniyordu ve Nur Suresi'ndeki ayet Resulullah ﷺ’in onlara izin vermesinin caiz olduğunu açıkça gösteriyordu.

Ancak Tevbe Suresi'ndeki ayetin indiği o olayda, yani Tebük Gazvesi ve Ceyş’ul-Usre (Zorluk Ordusu) hazırlığında, Resulullah ﷺ’in münafıklara geri kalmaları için izin vermemesi daha evla idi. Resulullah ﷺ bizzat o olayda onlara izin verince, Allah Teâlâ onu bu fiilinden dolayı uyarmıştır; yani evla olana muhalefet ettiği için uyarmıştır. Bu ayet bir içtihadın düzeltilmesi değildir, ne de Resulullah ﷺ’in o olayda içtihat ettiği bir hükme muhalif yeni bir hükmün teşri kılınmasıdır; bu sadece evla olana muhalefet üzerine bir uyarıdır (atab).

Üçüncüsü:

Buna dayanarak; Resulullah ﷺ’in müctehid olması caiz değildir, o ancak Allah Teâlâ’dan kendisine vahyolunan bir vahiy ile hareket eder. Bu vahiy ya lafzı ve manasıyla Kur’an-ı Kerim’dir ya da sadece manasıyla olup Resulullah ﷺ’in bunu ya kendi lafzıyla ya da hükme işaret eden sükutuyla veya bir fiiliyle ifade etmesidir ki bunların tamamı Sünnet’tir.

Böylece içtihat ile evla olana muhalefet arasındaki fark ortaya çıkmış olmaktadır. Resulullah ﷺ hakkında içtihat caiz değildir çünkü o ﷺ hatadan masumdur; ancak o ﷺ’in evla olana muhalif bir fiil işlemesi caizdir zira evla olana muhalefet etmek bir hata (günah/yanlış) değildir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

Emir’in Facebook sayfasındaki cevabın linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/410870395776704/?type=3

Emir’in web sitesindeki cevabın linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3641/

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevabın linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/XBScWKkkMuU

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın