** (Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)**
Soru Cevabı:
Muaz Halil Mansur Semamra’ya
Soru:
Selamun Aleykum, Hizb’in Norveç’teki oruç ve Ramazan ayı hakkında bir içtihadı olup olmadığını bilmek istiyorum. Zira burada sabah namazı (fecir) gece saat 02:00’de, akşam namazı (mağrib) gece 23:00’te ve yatsı gece yarısı 12:00’de kılınıyor. Tabii ki tam bir gün batımı olmuyor; yani her vakit ortalık aydınlık. Bazı içtihatlar, görüşler ve fetvalar Suudi Arabistan’a veya en yakın Müslüman ülkeye göre oruç tutulup iftar edilebileceğini söylerken, bazıları bunun caiz olmadığını söylüyor. Burada süresi bir saat veya yarım saat olan bir gün batımı var. Neyin doğru olduğunu bilmiyoruz; İslam Birliği’nin fetvaları ise Kardavi’ninkiler gibi.
Hizb’in bu konuda bir içtihadı var mı? Belki Hizb-ut Tahrir Emiri kardeşimiz bize bu konuda faydalı bilgiler verir.
Allah sizden razı olsun.
Kardeşiniz Muaz Semamra – Norveç Krallığı
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
1- Soru tam net değil, sanki içinde bir çelişki barındırıyor; şöyle diyorsun:
"Burada süresi bir saat veya yarım saat olan bir gün batımı var." Buradan gecenin bir saat veya yarım saat olduğu anlaşılıyor...
Ancak ondan önce şöyle diyorsun: "Tabii ki tam bir gün batımı olmuyor. Yani dünya hep gündüz," yani gece yok diyorsun...
Sonra tekrar şöyle diyorsun: "Fecir namazı sabah saat 02:00’de, akşam namazı gece 23:00’te ve yatsı gece yarısı 12:00’de kılınıyor." Bu da gece saat 23:00’ten sabah 02:00’ye kadar bir gece olduğu anlamına gelir, yani 3 saatlik bir gece...
Açıkça görülüyor ki bir çelişki var; birinci ifadede "gece yaklaşık bir veya yarım saat", ikincisinde "gece yok", üçüncüsünde ise "gece üç saat" diyorsun. İnşallah size cevap verebilmemiz için lütfen soruyu netleştirin.
2- Bununla birlikte, yaklaşık iki yıl önce başka bir kardeşin gönderdiği ve cevapladığım bir soru var. Soru Finlandiya’dan gelmişti ki orası sizin ülkeniz Norveç’e yakındır. Aşağıda bana gelen soruyu ve cevabımı zikredeceğim, umulur ki bu meselede sana faydası olur. Soru şöyledir:
(Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Ben Finlandiya’dan yazıyorum. Bizim buralardaki iftar vakitlerinin hükmünü soruyorum. Güneş batsa bile "gece karanlığı" oluşmuyor ve gün batımından sonraki şafak hali gibi kalıyor. Finlandiya’nın kuzeyinde, başkent Helsinki’den 800 km uzaklıkta ücra bir bölgede yaşıyorum ve orada neredeyse hiç Müslüman cemaat yok.
Soru şudur:
Gün batımı vakti aşağı yukarı bilinmesine rağmen (gün batımının akşam saat 11 civarı olduğu notuyla), fecir vaktindeki imsak saatlerini nasıl takdir ederiz? Zira bilinen anlamda bir "gece" olmadığı için fecir vaktini belirlemek zor oluyor. Ramazan orucunu başka bir zamanda kaza etmem caiz mi? İmsak (fecir) için belirli bir zamanın olmaması (fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilene kadar) orucun sıhhatini etkiler mi? Yoksa başkent Helsinki’deki caminin vakitlerine mi uymalıyım? Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. 29-07-2011) bitti.
Cevap:
Vakitler namazın ve orucun sebepleridir. Sebep varsa hüküm vardır, sebep yoksa hüküm de yoktur. Bu nedenle usul ilminde sebep şöyle tanımlanır: "Sebep, ıstılahta; hükmün teşri edildiğini değil, var olduğunu bildirdiğine dair sem'î delilin delalet ettiği, açık ve istikrarlı her vasıftır." Yani sebepler, Şâri (Allah) tarafından, mükellefe hükmün varlığını bildirmek için konulmuş alametlerdir. Dolayısıyla sebebin varlığıyla hüküm var olur, yokluğuyla hüküm yok olur.
Buna göre, sabah veya öğle namazı vb. vakitleri ile Ramazan’daki imsak ve iftar vakitleri açısından kendi bölgeniz dışındaki başka bir bölgenin vakitlerine göre oruç tutmak veya namaz kılmak caiz değildir. Başkent Helsinki’den 800 km uzaklıkta Finlandiya’nın kuzeyinde yaşıyorken, Helsinki’deki caminin vakitlerine göre oruç tutamazsınız. Aynı şekilde, oruç tutmaya güç yetirdiğiniz sürece Ramazan orucunu başka günlerde kaza etmeniz de caiz değildir.
Değerli kardeşim, anlaşılan o ki sizin sorununuz iftar ve imsak açısından akşam (mağrib) ve sabah (fecir) vakitlerindedir. Bu mesele şu şekildedir:
1- Güneşin batışı bilindiğine göre, şafak hali devam etse bile güneş battığında oruçlu iftar eder. Çünkü akşam ezanı güneşin batışıyla başlar. Müslim’de, namaz vakitlerini sormaya gelen adamla ilgili Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hadisinde şöyle geçmektedir:
ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْمَغْرِبِ حِينَ وَقَعَتِ الشَّمْسُ
"...sonra ona emretti ve güneş battığında akşam namazını kıldırdı."
Diğer bir rivayette ise şöyledir:
ثُمَّ أَمَرَهُ بِالْمَغْرِبِ حِينَ وَجَبَتِ الشَّمْسُ...
"...sonra güneş kaybolduğunda (battığında) ona akşam namazını emretti..." (Müslim)
Bu vakit iftar vaktidir; yani şafak kaybolduğunda değildir. Şafak vaktinin kaybolması yatsı namazının vaktidir. Nitekim Müslim’deki söz konusu hadiste şöyle geçmektedir:
ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ الْعِشَاءَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ...
"...sonra şafak kaybolduğunda ona yatsı namazını kıldırdı..."
Diğer bir rivayette:
ثُمَّ أَمَرَهُ بِالْعِشَاءِ حِينَ وَقَعَ الشَّفَقُ...
"...sonra şafak düştüğünde (kaybolduğunda) ona yatsı namazını emretti..." (Müslim)
Bu nedenle, gün batımından sonra şafak aydınlığının devam etmesi iftarı etkilemez. Bazı fakihlere göre şafak, güneş battıktan sonraki kızıllıktır; diğer bazı fakihlere göre ise kızıllıktan sonra ufukta kalan beyazlıktır. Yatsı namazı için şafağın kaybolması, batıştan sonraki kızıllığın veya kızıllıktan sonraki gündüz beyazlığının kaybolmasıdır. İbnü'l-Esîr şöyle demiştir: (Eş-Şafak zıt anlamlı kelimelerdendir; hem güneş battıktan sonra batıda görülen kızıllık için kullanılır ki Şafii bunu esas almıştır; hem de söz konusu kızıllıktan sonra ufukta kalan beyazlık için kullanılır ki Ebu Hanife bunu esas almıştır.)
İmsak edilmesi gereken fecir vakti ise sabah ezanı ve namazı vaktidir. Bahsi geçen Müslim hadisinde şöyle buyurulmuştur:
فَأَقَامَ الْفَجْرَ حِينَ انْشَقَّ الْفَجْرُ...
"...fecir yarıldığında sabah namazını kıldırdı..."
Bir başka rivayette:
فَأَمَرَ بِلَالًا فَأَذَّنَ بِغَلَسٍ، فَصَلَّى الصُّبْحَ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ...
"...Bilal'e emretti, o da بغلس ezan okudu, fecir doğduğunda ise sabah namazını kıldırdı..."
Tirmizi’nin, Cebrail’in Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e imamlık yapmasıyla ilgili hadisinde ise şöyle geçer:
ثُمَّ صَلَّى الفَجْرَ حِينَ بَرَقَ الفَجْرُ، وَحَرُمَ الطَّعَامُ عَلَى الصَّائِمِ...
"...sonra fecir parladığında sabah namazını kıldırdı ve oruçluya yemek haram oldu..."
بغلس ifadesinin manası hakkında İbnü'l-Esîr şöyle demiştir: Ghalas, gece karanlığının sabah aydınlığıyla karıştığı andır.
Buradaki fecir, Fecr-i Sadık’tır (doğru fecir); yani gece karanlığının beyazlığa doğru değişmesidir. Sizin oradaki gibi gece karanlığı kısmi olsa bile, bu karanlık ufukta enlemesine yayılan bir beyazlığa dönüştüğünde bu Fecr-i Sadık’tır; o vakitte imsak eder ve namaz kılarsınız. Bu, gece karanlığının beyazlığa dönüştüğü ancak beyazlığın dikey olarak göğe doğru yükseldiği ve yatay olarak yayılmadığı Fecr-i Kâzib’den (yalancı fecir) farklıdır. Fecr-i Kâzib’de sabah namazı kılınmaz çünkü o hala gecedendir; yiyip içebilirsiniz... Yani o vakitte imsak etmeniz şart değildir.
Fecr-i Sadık vaktinde gece karanlığına karışan beyazlık, her şeyi göreceğiniz anlamına gelmez; bilakis doğu ufkunu gözlediğinizde "kısmi" karanlığın dağılmaya başladığını, yani görüşün ufukta sağa ve sola doğru önceki halinden farklı bir şekilde yayılmaya başladığını fark edersiniz.
İbn Hacer, Müslim hadisinin şerhinde Fethu'l-Bâri’de Abdullah bin Mesud’dan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:
لاَ يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ - أَوْ أَحَدًا مِنْكُمْ - أَذَانُ بِلاَلٍ مِنْ سَحُورِهِ، فَإِنَّهُ يُؤَذِّنُ - أَوْ يُنَادِي بِلَيْلٍ - لِيَرْجِعَ قَائِمَكُمْ، وَلِيُنَبِّهَ نَائِمَكُمْ، وَلَيْسَ أَنْ يَقُولَ الفَجْرُ - أَوِ الصُّبْحُ -
"Sizden birini, Bilal'in ezanı sahurundan alıkoymasın. Çünkü o, gece namaz kılanınızın (namazı bırakıp istirahate) dönmesi ve uykuda olanınızı uyandırmak için geceleyin ezan okur -veya nida eder-. Fecir (sabah) oldu demek için değil."
Hadisin devamında parmaklarını yukarı kaldırıp aşağı indirerek "şöyle diyene kadar" dedi. Züheyir şöyle dedi: "İki işaret parmağını birbiri üzerine koydu, sonra sağa ve sola doğru uzattı." İbn Hacer şöyle der: (... Sabah namazı genellikle uykudan sonra geldiği için, vaktin girmesinden önce insanları uyandıracak, böylece hazırlanmalarını ve vaktin başındaki fazileti yakalamalarını sağlayacak birinin görevlendirilmesi uygun görülmüştür... Aynı şekilde 'parmaklarıyla şöyle yaptı ve onları yukarı kaldırdı' ifadesi yani işaret etti demektir... 'Yukarı' ve 'aşağı' ifadeleriyle... sanki iki parmağını birleştirip sonra onları ayırarak Fecr-i Sadık’ın sıfatını tarif etmiştir. Çünkü Fecr-i Sadık معترضاً (enlemesine) doğar, sonra ufku kaplayarak sağa ve sola gider. Arapların 'serhan kuyruğu' (kurt kuyruğu) dediği Fecr-i Kâzib’in aksine; o, göğün üst kısmında belirir sonra aşağı iner. 'Kaldırdı ve başını eğdi' sözüyle buna işaret etmiştir...) معترضاً ifadesi enlemesine/yatay demektir.
Özetle: Bölgeniz için onaylanmış bir imsakiye bulunmadığına göre şu şekilde hareket edin:
• Gün batımında iftar edin...
• Gece olduğunu söylediğiniz o "kısmi" karanlık halinden daha fazla, yatay bir beyazlık belirdiğinde; yani doğu tarafında sağa ve sola doğru yatay beyazlığa yönelik göze çarpan bir değişim gördüğünüzde bu Fecr-i Sadık’tır. O vakit imsak edin ve sabah namazını kılın...
• Bu konuda elinizden geldiğince içtihat edin, tüm çabanızı sarf edin, yanınızdaki kardeşlerinizden yardım alın ve onlara danışın. İftar ve imsakınızı buna göre yapın, imsak ve iftar vakitlerinde temkinli davranın. Allah Gafur ve Rahim’dir:
وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ
"Din konusunda size hiçbir zorluk yüklemedi." (Hac [22]: 78)
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Beyhaki’nin Sünen-i Kübra’sında rivayet ettiği üzere şöyle buyurmuştur:
إِنَّ هَذَا الدِّينَ مَتِينٌ، فَأَوْغِلْ فِيهِ بِرِفْقٍ
"Şüphesiz bu din sağlamdır, öyleyse onda yumuşaklıkla derinleşin."
Allah bizden, sizden ve tüm Müslümanlardan oruç ve kıyamlarımızı kabul etsin. Allah yardımcınız olsun. 10/08/2011) Finlandiyalı kardeşin sorusuna verdiğim cevabım burada sona erdi.
Her halükarda, bölgeniz hakkında bilgileri net bir şekilde gönderirseniz size inşallah cevap vereceğim.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir’in web sitesindeki cevap linki: Emir
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus