Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Yanında Olmayanı Satma

December 05, 2021
3186

Hizb-ut Tahrir Emiri Alim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook sayfasındaki takipçilerinin sorularına verdiği cevaplar serisi - "Fıkhî"

Soru Cevap

Abdullah Haddad’a

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu, Allah sizi İslam için bir azık olarak daim kılsın.

"Yanında olmayanı satma" konusunu açıklığa kavuşturmanızı rica ediyorum; bu satılan her mal için mi geçerlidir yoksa sadece gıdaya mı özgüdür?

Örnek: Çimento ve kum satan bir tüccardan, yanında bulunmayan demir isteniyor. O da gerekli miktarı göndermesi için demir tüccarını arıyor; bunun hükmü nedir? Not: Tüccar ile demir tüccarı arasında fiyat konusunda önceden bir anlaşma bulunmaktadır.

Başka bir örnek: Bir kişi bir malı satın alsa ancak henüz teslim almadan (kabzetmeden) başka birine satsa, bu durum "sahip olmadığın şeyi satma" kapsamına girer mi?

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Tüccarın yanında olmayan bir şeyi satmasının nehyi (yasaklanması); gıdayı ve gıda dışındaki her şeyi, yani ölçülen (keyl), tartılan (vezn) ve sayılan (aded) her şeyi kapsar. Bunu İktisat Nizamı kitabında "Yanında Olmayan Şeyi Satmak Caiz Değildir" başlığı altında detaylandırdık, oradan size tekrar aktarıyorum:

"Yanında olmayan şeyi satmak caiz değildir: Bir malın mülkiyeti tam olarak ele geçmeden satılması caiz değildir. Eğer bu durumda satılırsa, satış batıldır. Bu durum iki hal için geçerlidir: Birincisi, kişinin malın mülkiyetine henüz sahip olmadan onu satmasıdır. İkincisi ise, malı satın aldıktan sonra fakat mülkiyetinin tamamlanması için kabzın (teslim almanın) şart koşulduğu mallarda, henüz kabzetmeden satmasıdır. Çünkü satış akdi ancak mülkiyet üzerine gerçekleşir. Henüz sahip olunmayan veya satın alınıp da kabzın gerçekleşmemesi nedeniyle mülkiyeti tam kemale ermemiş olan bir şey, şer'an akdin üzerine vaki olacağı bir mahal (konu) bulunmadığı için satış akdine konu olamaz. Nitekim Resulullah ﷺ satıcının maliki olmadığı şeyi satmasını yasaklamıştır. Hakim bin Hizam’dan şöyle rivayet edilmiştir:

قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَأْتِينِي الرَّجُلُ يَسْأَلُنِي الْبَيْعَ لَيْسَ عِنْدِي مَا أَبِيعُهُ، ثُمَّ أَبِيعُهُ مِنْ السُّوقِ

"Dedim ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Adam bana gelip bende olmayan bir şeyi satmamı istiyor, ben de (anlaşıp) gidip çarşıdan alıp ona satıyorum.' (Hükmü nedir?)"

لَا تَبِعْ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ

"Yanında (mülkiyetinde) olmayanı satma." (Ahmed rivayet etti)

Amr bin Şuayb’ın babasından, onun da dedesinden rivayet ettiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

لَا يَحلُّ سَلَفٌ وَبَيْعٌ، وَلَا شَرْطَانِ فِي بَيْعٍ، وَلَا رِبْحُ مَا لَمْ تَضْمَنْ، وَلَا بَيْعُ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ

"Bir satışta hem selef hem bey (borç ile satışı birleştirmek), bir satışta iki şart, tazmin etmediğin (riskini üstlenmediğin) şeyin kârı ve yanında olmayanın satışı helal değildir." (Ebû Dâvûd rivayet etti)

Resulullah’ın 'yanında olmayan' ifadesi geneldir; mülkiyetinde olmayan, teslim etmeye gücünün yetmediği ve mülkiyeti henüz tamamlanmamış olan her şeyi kapsar. Bunu, mülkiyetin tamamlanması için kabzın şart koşulduğu malların kabzedilmeden satılmasını yasaklayan hadisler de desteklemektedir. Bu hadisler, satın alınması için kabzedilmesi gereken bir şeyi alan kişinin, onu kabzedene kadar satmasının caiz olmadığını gösterir. Bu durumda olan bir malın hükmü, mülkiyetinde olmayan bir şeyin satışı hükmündedir. Zira Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَنْ ابْتَاعَ طَعَاماً فَلَا يَبِعْهُ حَتَّى يَسْتَوْفِيَهُ

"Kim bir gıda maddesi satın alırsa, onu tam olarak teslim almadan (kabzetmeden) satmasın." (Buhârî rivayet etti)

Ebû Dâvûd'un rivayetine göre:

أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ نَهَى عَنْ أَنْ تُبَاعَ السِّلَعُ حَيْثُ تُبْتَاعُ، حَتَّى يَحُوزَهَا التُّجَّارُ إِلَى رِحَالِهِمْ

"Nebi ﷺ, malların satın alındığı yerde, tüccarlar onları kendi konaklarına (depolarına) taşımadıkça satılmasını yasakladı."

İbn Mace'nin rivayetine göre: "Nebi ﷺ sadakaların (zekât mallarının) kabzedilmeden satın alınmasını yasakladı." Beyhaki'nin İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre Resulullah ﷺ Attab bin Esid’e şöyle demiştir:

إِنِّي قَدْ بَعَثْتُكَ إِلَى أَهْلِ اللَّهِ، وَأَهْلِ مَكَّةَ، فَانْهَهُمْ عَنْ بَيْعِ مَا لَمْ يَقْبِضُوا

"Seni Allah'ın ehline, Mekke ehline gönderdim. Onları, kabzetmedikleri (teslim almadıkları) şeyi satmaktan men et."

Bu hadisler, kabzedilmeyen şeyin satışının yasaklanması konusunda gayet açıktır; çünkü satıcının mülkiyeti tam olarak tamamlanmamıştır. Zira kabzı gerektiren mallarda, alıcı onu teslim almadıkça mülkiyet tamamlanmış sayılmaz ve o mal hâlâ satıcının garantisi (tazmin sorumluluğu) altındadır. Buradan anlaşılmaktadır ki, satışın geçerli olması için malın satıcının mülkiyetinde olması ve mülkiyetin tamamlanmış olması şarttır. Eğer mal mülkiyetinde değilse veya mülkiyetinde olup da mülkiyeti tamamlanmamışsa, o malı satması kesinlikle caiz değildir. Bu durum, mülkiyetin tamamlanması için kabzın şart olduğu ölçülen, tartılan ve sayılan mallarda mülkiyetine geçtiği halde henüz teslim almadığın malları da kapsar.

Ancak hayvan, ev, arazi ve benzeri gibi mülkiyetinin tamamlanması için kabzın şart olmadığı (ölçülen, tartılan ve sayılanlar dışındaki) mallara gelince; satıcının bunları teslim almadan önce satması caizdir. Çünkü icap ve kabul ile satış akdi gerçekleştiği an mülkiyet tamamlanmıştır; ister teslim almış olsun ister olmasın, kişi mülkiyeti tamamlanmış bir şeyi satmış olur. Dolayısıyla satamama meselesi kabz (teslim alma) ile değil, satış mülkiyeti ve bu mülkiyetin tamamlanması ile ilgilidir. Ölçülen, tartılan ve sayılanlar dışındaki malların teslim alınmadan satılmasının caiz olduğu sahih hadis ile sabittir. Buhârî, İbn Ömer’in babası Ömer’e ait huysuz bir deve üzerinde olduğu bir kıssayı rivayet eder:

فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ﷺ بِعْنِيهِ، فَقَالَ عُمَرُ: هُوَ لَكَ فَاشْتَرَاهُ ثُمَّ قَالَ: هُوَ لَكَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، فَاصْنَعْ بِهِ مَا شِئْتَ

"Nebi ﷺ ona (Ömer'e): 'Onu bana sat' dedi. Ömer: 'O senindir' dedi. Bunun üzerine Nebi ﷺ onu satın aldı ve sonra: 'O senindir ey Abdullah bin Ömer, dilediğini yap' dedi."

Bu olay, teslim almadan (kabzetmeden) önce hibe yoluyla satış üzerinde tasarrufta bulunulduğunu gösterir; bu da satılan şeyin mülkiyetinin kabzdan önce tamamlandığına ve satıcının mülkiyeti tamamlandığı için onu satmasının caiz olduğuna delalet eder.

Buna göre, satıcının maliki olduğu ve mülkiyeti üzerinde tamamlandığı her şeyi satması caizdir; maliki olmadığı veya mülkiyeti üzerinde tamamlanmamış olan şeyi satması ise caiz değildir. Dolayısıyla küçük esnafın yaptığı; müşteri ile mal üzerinde pazarlık yapıp fiyat üzerinde anlaşıp satması, sonra da onu sattığı kişi için gidip başka bir tüccardan alması, getirip müşteriye teslim etmesi caiz değildir. Çünkü bu, malik olunmayan bir şeyin satışıdır. Tüccara o mal sorulduğunda mal yanında (mülkiyetinde) değildi, ona sahip değildi; ancak piyasada başkasında bulunduğunu bildiği için müşteriye mevcut olduğunu söyleyerek yalan söyler ve satar, sonra da sattıktan sonra gidip satın alır. Bu haramdır ve caiz değildir; zira henüz malik olmadığı bir malı satmıştır. Aynı şekilde sebze ve tahıl çarşısındaki dükkan sahiplerinin, sebze ve buğdayın mülkiyeti kendilerine tam geçmeden yaptıkları satışlar da böyledir. Bazı tüccarlar çiftçiden sebzeyi veya buğdayı satın alıyor, henüz teslim almadan başkasına satıyorlar; bu caiz değildir çünkü bu, mülkiyeti ancak kabz (teslim alma) ile tamamlanan gıda maddesidir. Yine başka ülkelerden mal ithal edenlerin yaptıkları da böyledir. Bazıları malları satın alıyor ve teslimatın ülkesinde yapılmasını şart koşuyor, sonra mal henüz ulaşmadan, yani mülkiyeti tam olarak tamamlanmadan satıyorlar. Bu satış haramdır; çünkü henüz mülkiyeti tamamlanmamış bir şeyin satışıdır.]

Özetle, yanında olmayan yani malik olmadığın veya kabzetmediğin bir şeyi satmak caiz değildir; bu, gıda olsun veya olmasın her türlü sayılan, tartılan ve ölçülen şeyi kapsar. Ancak eğer satış hayvan, ev, arazi ve benzeri gibi ölçülemeyen, tartılamayan ve sayılamayan mallarda gerçekleşiyorsa, icap ve kabul ile akit yapıldığı anda satış caizdir. Zira satılan şeyin mülkiyeti akit ile tamamlanmıştır; teslim alma (kabz) ise yukarıdaki İktisat Nizamı kitabından yapılan alıntıda açıklandığı üzere bu durumda bir şart değildir.

Buna göre demir ve çimento tüccarı... Yanında (mülkiyetinde) olmayanı satması caiz değildir. Bilakis önce onu satın almalı, sonra kabzetmeli yani dükkanına/deposuna taşımalı ve ondan sonra satışa sunmalıdır. Dediğimiz gibi bu, her türlü ölçülen, sayılan ve tartılan ve bu şekilde satılan mallar için geçerlidir. Sayılamayan, tartılamayan ve ölçülemeyen mallarda ise açıkladığımız gibi kabz şartı olmaksızın mülkiyet yeterlidir.

Umarım bu açıklama yeterli olmuştur. Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

01 Cemaziyelevvel 1443 H. 05/12/2021 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook Linki

Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: Web Linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın