Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Hataen Öldürme Kefaretine Ramazan Ayı Orucu Dahil Edilemez

March 19, 2022
2211

Hizb ut-Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ bin Halil Ebû’r Raşta’nın Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin "Fıkhi" Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevap

Hataen Öldürme Kefaretine Ramazan Ayı Orucu Dahil Edilemez

Allah’ın Kulu’na

Soru:

Selamun Aleyküm,

Allah yapmakta olduğunuz işlerde yardımcınız olsun.

Soru: Hataen öldürme kefareti olarak peş peşe tutulması gereken iki ay oruç ile Ramazan ayı orucu birleştirilebilir mi? Şaban ve Ramazan ayları beraber tutulabilir mi? Köle azat etme imkanı olmadığında kefaret orucunun vacip olduğu, Ramazan orucunun da vacip olduğu bilindiğine göre; kefaret orucunda Şaban ve Ramazan birleştirilir mi?

Allah hayırla mükâfatlandırsın.

Cevap:

Ve Aleykümüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

1- Ramazan ayı orucunun hataen öldürme kefaretine dahil edilmesi caiz değildir. Çünkü her ikisi de birbirinden bağımsız hükümlerdir. Hataen öldürme kefareti, azat edecek kölesi olmayan kimse için kerim ayette geçtiği üzere peş peşe iki ay oruç tutmaktır:

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِناً إِلَّا خَطَأً وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِناً خَطَأً فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ إِلَّا أَنْ يَصَّدَّقُوا فَإِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهو مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَإِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِنَ اللَّهِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيماً حَكِيماً

"Bir müminin diğer bir mümini hataen olması dışında öldürmesi asla caiz değildir. Kim bir mümini hataen öldürürse, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet ödemesi gerekir; ancak onlar bu diyeti sadaka olarak bağışlarlarsa o başka. Eğer öldürülen mümin olduğu halde size düşman bir kavimden ise o zaman mümin bir köle azat etmek gerekir. Eğer aranızda antlaşma bulunan bir kavimden ise, o zaman ailesine teslim edilecek bir diyet ve mümin bir köle azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için peş peşe iki ay oruç tutması gerekir. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir." (Nisa Suresi 92)

Ayeti kerimeden açıkça anlaşıldığı üzere istenen, kefaret için bu iki ayın oruçlu geçirilmesidir. Dolayısıyla kefaret dışındaki başka bir farz oruç, örneğin Ramazan ayı orucu buna dahil edilemez. Ramazan orucu hakkındaki şer’i nass:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

"Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise sizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin." (Bakara Suresi 185)

Bu nass, hataen öldürme kefareti hakkındaki şer’i nasstan farklıdır, dolayısıyla birbiriyle iç içe geçemezler. Allahu Teâlâ'dan bu imtihanda size yardım etmesini ve ecrinizi büyütmesini niyaz ederim. Allah salihlerin velisidir.

2- Geçerli bir nedenden dolayı sürekli olarak oruç tutmaktan aciz olma durumunda ise hüküm hakkında iki görüşe ayrılınmıştır:

Birincisi: Üzerine yoksul doyurma (it'am) gerekmez. Çünkü Allah Celle ve Ala, öldürme kefaretinde oruçtan aciz kalma durumunda yoksul doyurmaktan bahsetmemiştir. Eğer yoksul doyurma olsaydı, zıhar kefaretinde zikrettiği gibi burada da zikrederdi... Cumhurun görüşü budur.

İkincisi: Hataen öldürme kefaretinin, zıhar kefareti gibi diğer kefaretlere kıyas edilmesidir. Zıhar kefaretinde kişi altmış gün (peş peşe iki ay) oruç tutmaya güç yetiremezse altmış yoksulu doyurması gerekir. Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَالَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِنْ نِسَائِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَتَمَاسَّا ذَلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ * فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَتَمَاسَّا فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِيناً ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

"Kadınlarından zıhar yapan, sonra da söylediklerinden dönenlerin; onlarla temas etmeden önce bir köle azat etmeleri gerekir. İşte size bununla öğüt verilmektedir. Allah yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Kim de (azat edecek köle) bulamazsa, onlarla temas etmeden önce peş peşe iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse, altmış yoksulu doyurmalıdır. Bu (kolaylık), Allah’a ve Resulü’ne iman etmeniz (hükümlerine uymanız) içindir. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır." (Mücadele Suresi 3-4)

Bu da Şafiilerin iki görüşünden biridir.

3- Benim tercih ettiğim (eraccah) görüş şudur: Yukarıda belirttiğimiz gibi geçerli bir sebeple oruç tutmaya güç yetiremiyorsa, üzerine bir şey gerekmez; ancak Allah’tan bağışlanma diler ve nafilelerle O’na yakınlaşmaya çalışır. Allah Gafur ve Rahim’dir. Hataen öldürme kefaretini zıhar kefaretine kıyas etmememizin sebebi ise, kefaretlerde kıyasın olmamasıdır; zira bunlar taabbudi hükümlerdir, illetlendirilmemişlerdir (gayri mualleldir).

Eş-Şahsiyyetü'l İslâmiyye (İslam Şahsiyeti) kitabının 3. Cildinde, Kıyas bölümündeki "Aslın Hükmünün Şartları" başlığı altında (PDF dosyası sayfa 338) şöyle geçmektedir:

"Beşincisi: Aslın hükmü kıyas yollarından sapmış (madulun bih) olmamalıdır. Kıyas yollarından sapan hükümler iki kısımdır:

Birincisi: Manası akılla kavranamayan (gayri makulu’l mana) hükümlerdir. Bunlar ya genel bir kaideden istisna edilmiştir ya da başlangıçta öyle konulmuştur (mübteda bih):

  • Genel bir kaideden istisna edilenlere örnek; Buhari'nin rivayet ettiği üzere sadece Huzeyme'nin şahitliğinin kabul edilmesidir. Bu, manası akılla kavranamayan bir hüküm olmakla birlikte şahitlik kaidesinden istisna edilmiştir.

  • Başlangıçta öyle konulanlara (mübteda bih) örnek ise; rekat sayıları, zekat nisaplarının takdiri, hadlerin miktarları ve kefaretlerin miktarlarıdır. Bunlar manası akılla kavranamayan hükümler olmalarının yanı sıra genel bir kaideden de istisna edilmiş değillerdir. Her iki durumda da bunlarda kıyas yapılması imkansızdır..." [Alıntı bitti]

Umarım bu yeterli olmuştur. Allah en iyi bilendir ve en iyi hüküm verendir.

Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû’r Raşta

15 Şaban 1443 H. 18/03/2022 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/512941637059877

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın