Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

CEVAP SORU: ÇARESİZ KALINAN KITLIKTA EL KESME CEZASI YOKTUR

March 20, 2016
9715

(Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Atâ bin Halil Ebû Er-Raşta’nın Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Ümmü İbrahim’e

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh Değerli Şeyhimiz, Allah ilminizi ve faziletinizi artırsın. Size sormak istiyorum ve cevabınız hususunda size güveniyorum; Öğrendiğimize göre Hz. Ömer bin Hattab (ra) Ramada Yılı’nda hırsızın elini kesmemiştir. Bu durumda hükmün askıya alınması, illetin ortadan kalkması nedeniyle el kesme hükmünün de ortadan kalkması sebebiyle miydi? Eğer öyleyse, el kesme hükmünün illeti nedir? Genel olarak ukubatlarda (cezalarda), hükmün kendisiyle birlikte döndüğü illetler var mıdır? Allah sizden razı olsun.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

1- Ömer (ra)’ın yaptığı işe gelince; o, İslam’da geçtiği üzere şer’i hükmü uygulamıştır. Yani hükmün uygulanmasını askıya almamış, aksine olması gerektiği gibi uygulamıştır. Zira el kesmenin caiz olmadığı durumlar vardır ve kıtlık/açlık hali de bunlardan biridir. Kıtlık yılında el kesmenin caiz olmadığına dair bazı delilleri zikredeyim:

  • Serahsî, el-Mabsût’ta Mekhûl (ra)’dan naklederek Nebi (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لَا قَطْعَ فِي مَجَاعَةِ مُضْطَرٍّ

"Çaresiz kalınan kıtlıkta el kesme yoktur."

  • Yine Serahsî’nin el-Mabsût’unda Hasan’dan, o da bir adamdan şöyle rivayet etmiştir: "Elleri bağlanmış iki adam ve bir miktar et gördüm. Onlarla birlikte Ömer (ra)’a gittim. Etin sahibi dedi ki: 'Bizim on aylık hamile bir devemiz (uşerâ) vardı, baharı beklediğimiz gibi onun (doğurmasını ve sütünün bollaşmasını) bekliyorduk. Bu ikisini deveyi kesmiş halde buldum.' Bunun üzerine Ömer (ra) şöyle dedi: 'Senin bu devene karşılık, sana bahar vaktinde iki tane on aylık hamile deve verilmesi seni razı eder mi? Zira biz hurma salkımı/et (izk/ırk) için ve kıtlık yılında el kesmeyiz.'" Uşerâ; on ayı doldurmuş ve doğumu yaklaşmış hamile devedir. Sütüyle gelecek bolluk ve genişliği bekledikleri için sahiplerinin katında en değerli maldır; tıpkı baharı bekledikleri gibi onu beklerler. Ömer (ra)’ın "Biz el-izk (hurma salkımı) için el kesmeyiz" sözüne gelince; bazıları bunu et anlamına gelen "el-ırk" şeklinde rivayet etmiştir, ancak meşhur olanı "el-izk"tir. Bunun manası; zaruret ve açlık (mahmasa) sebebiyle kıtlık yılında el kesme yoktur demektir.

  • İbn Ebî Şeybe Musannef’inde Ma’mer’den, o da Yahya bin Ebî Kesîr’den şöyle rivayet etmiştir: Ömer şöyle dedi: "Hurma salkımı/et için ve kıtlık yılında el kesilmez."

2- Buna göre, Ramada Yılı’nda (yani kıtlık yılında) hırsızlık haddinin uygulanmaması, kıtlık yılında hırsızlık haddinin uygulanmayacağına dair şer’i hükme dayanmaktadır... Yani Ömer (ra), kıtlık yılında hırsızlık yapan kimseye şer’i haddi uygulamayarak sadece şer’i hükmün gereğini yapmıştır. Çünkü bu durumdaki şer’i hüküm budur.

3- Ukubatlardaki (cezalardaki) illetler hakkındaki sorunuza gelince; evet, ukubatlara illetler ve kıyas girebilir... Ancak hadlerde hem ukubat (ceza) manası hem de haddiyet (belirlenmişlik) manası vardır. Haddiyet manası; haddin miktarı ve türüdür ki bu illetlendirilmez. Dolayısıyla ne haddin miktarında ne de sayısında bir artırma veya eksiltme yapılamaz; bunlar şer’i delillerle sınırlandırılmıştır. Hadlerdeki ukubat manasına gelince; illet ve kıyas açısından ukubatlara uygulanan kurallar buna da uygulanır...

Meseleyi açıklığa kavuşturmak için örnekler verelim:

  • Örneğin: Rivayet edildiğine göre Hz. Ömer (ra), yedi kişi bir kişiyi öldürdüğünde katilin kısas edilmesi (kavad) hususunda tereddüt etmişti. Hz. Ali (ra) ona dedi ki: "Ey Müminlerin Emiri! Bir grup insan (birden fazla kişi) bir hırsızlık olayına iştirak etselerdi onların ellerini keser miydin?" Ömer "Evet" dedi. Ali (ra) "Öyleyse bu da öyledir" dedi. Burada, bir cinayete ortak olan yedi kişinin öldürülmesini, bir hırsızlığa ortak olan hırsızların her birinin elinin kesilmesine kıyas etmiştir. Buradaki illet, "cezayı gerektiren fiile ortaklık etmektir" ki bu ukubatlardadır ve kısas cezasındaki ortakların öldürülmesini, hırsızlık haddindeki ortakların elinin kesilmesine kıyas etmek için kullanılmıştır.

  • Bir başka örnekte Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:

ألا إن قتيل الخطأ شبه العمد قتيل السوط والعصا فيه مئة من الإبل أربعون في بطونها أولادها

"Dikkat edin; kamçı ve sopa ile (meydana gelen) hataen öldürme, kasta benzerdir (şibh-i amd). Bunun cezası yüz devedir ki bunların kırkı karınlarında yavruları olan (gebe) develerdir."

Burada, kamçı ve sopa ile kasten öldürme fiilinden bir illet istinbat edilmiştir; o da "genellikle öldürmeyen bir aletle kasten öldürmektir" ki buna şibh-i amd denir. Bu illet; küçük taşla öldürmeyi veya darbenin tekrarlanmasıyla öldürmeyi, yani genellikle öldürmeyen her türlü aletle öldürmeyi buna kıyas etmek için kullanılmıştır. Böylece bu tür öldürmelerde kısas değil, ağırlaştırılmış diyet gerekir hale gelmiştir. Hüküm sadece kamçı ve sopa ile sınırlı kalmamış, genellikle öldürmeyen her şeyi kapsamına almıştır. Fakat eğer onu bıçak veya tüfek gibi genellikle öldüren bir aletle öldürürse, bu katilin öldürülmesini gerektiren kasti bir cinayet olur.

Burada kıyas kullanılmıştır; birinci örnekte kasti öldürmedeki ortakları, "cezayı gerektiren fiile ortaklık" illetiyle hırsızlıktaki ortaklara kıyas ettik. İkinci örnekte ise küçük taşla öldürmeyi, "genellikle öldürmeyen bir aletle öldürme" illetiyle hadisteki sopa ile öldürmeye kıyas ederek şibh-i amd kabul ettik.

Cevabın netleşmiş olmasını umuyorum.

Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû Er-Raşta

10 Cemaziye’l Âhir 1437 H. 19/03/2016 M.

Emir’in Facebook sayfasından cevabın linki: facebook

Emir’in Google Plus sayfasından cevabın linki: Googleplus

Emir’in Twitter sayfasından cevabın linki: Twitter

Emir’in web sitesinden cevabın linki: Emir

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın