Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevabı: İhanet Lafzı ve Delaleti

July 04, 2021
2515

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevabı

İhanet Lafzı ve Delaleti

Râgıb Ebû Şâme’ye

Soru:

Esselâmu Aleykum ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh, bu sorum Emirimiz -Allah onu korusun ve gözetsin- içindir...

Kıymetli Şeyhimiz ve Emirimiz, Esselâmu Aleykum ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh. Allah sizi korusun, gözetsin ve sizin ellerinizle hayırlı fetihler nasip etsin. Allah’ın kendilerine ilim kapılarını açtığı kimselerden; kavramları yerli yerine oturtmayı, anlamlarını kavramayı ve onları disipline etmeyi öğrendik. Burada konum "ihanet" (hıyânet) ve Müslüman beldelerindeki mevcut rejimlerin "hain" rejimler olarak nitelendirilmesi hakkındadır.

Kıymetli Şeyhimiz, bildiğiniz üzere "ihanet" nitelemesi, bu vasıfla nitelenen kişinin daha önce istikamet üzere olmasını, sonra ihanet etmesini; ya da bir emanet taşıyıp sonra ona hıyanet etmesini; yahut bir ahit üzere olup sonra onu bozup hıyanet etmesini gerektirir. Oysa bu rejimler hiçbir zaman bir emanet taşımadılar, ne Ümmet ile ne de Allah ile bir ahit üzere kaim oldular. Bir gün bile bir emaneti taşıyıp veya koruyup da sonra onu bozmuş değillerdir. Bu rejimler; bizimle, dinimizle veya davalarımızla -komplo, uşaklık ve yapımcılarının emirlerini uygulama bağı dışında- hiçbir bağı olmayan, tamamen yabancı ve Batı imalatı rejimlerdir.

Dolayısıyla onlara "hain" dememiz, onların daha önce bir şey (doğru bir yol) üzere oldukları anlamına gelir; oysa onlar hiçbir zaman böyle bir şey üzere olmadılar. Oğlunuzun ve talebenizin görüşü şudur ki; bu rejimleri en başından en sonuna, aslından köküne, ortaya çıkışından devamlılığına kadar "ihanet" ile değil, en başından beri "uşaklık/iş birlikçilik" (amâlah) ile nitelemeliyiz...

Allah sizi mübarek kılsın Şeyhimiz.

Oğlunuz, talebeniz ve ok kılıfınızdaki bir ok olan Râgıb Ebû Şâme (Seyfeddin Âbid) Filistin...

Ve Selâmu Aleykum ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh.

Cevap:

Ve Aleykumüsselâm ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh,

Başlangıçta dil konusundaki hassasiyetini takdir ediyorum ancak dikkatini iki hususa çekmek isterim:

Birincisi; fiil, zamanla ilişkili olandır. Örneğin "geldi" (câe), "geliyor/gelir" (yecîu) ve "gel" (ic’î) dersin. Bunların her birinin geçmiş, şimdiki/geniş ve emir kipi olarak zamanla bir ilişkisi vardır. Buna binaen "ihanet etti" (hâne), "ihanet ediyor" (yehûnu) ve "ihanet et" (hun) dersin; bunların tamamı geçmiş, şimdiki, gelecek veya emir bakımından belirli bir zamandaki ihaneti açıklar.

İkincisi; mastar, zamanla ilgisi olmaksızın sadece eyleme delalet eden lafızdır. Fiilin harflerini lafzen içerir (örneğin علم علماً gibi) veya takdiren içerir (örneğin قاتل قتالاً gibi) ya da hazfedilen harfin yerine bir başkası konur (örneğin وعد عدة gibi) veya سلم تسليماً örneğinde olduğu gibi...

İşte bu şekilde hıyânet (ihanet) lafzı bir eylem olarak ihanete delalet eder ancak zamana delalet etmez; yani ihanetin ne zaman olduğu ve ne zamandan beri sürdüğü gibi... Bugün de olabilir, yıllar öncesinden beri de olabilir. Dolayısıyla bugün Şeriat hükümlerinden başka hükümlerle yürütülen bir iş gördüğünde "bu bir ihanettir" dersin. Bu işin, senin onu gördüğün günden önce ihanet olmaksızın yürütülüyor olması gerekmez. Mesajında belirttiğin gibi, o günden önce bir "emanet" olabileceği gibi, o günden önce de bir "ihanet" olması mümkündür. Bu nedenle senin "ihanet, daha önce emanet olup sonra ihanete dönüşmesi demektir" şeklindeki, yani onu zamana bağlayan sözün pek dakik değildir... Bu, ihanetin ne zaman başladığını gösteren bir karineye ihtiyaç duyar.

Ayrıca burada bir karışıklık var gibi görünüyor! Sorunun sonunda "ihanet demeyelim çünkü bu, sahibinin nezdinde daha önce emanet olduğu anlamına gelir" diyorsun; ama aynı zamanda bu hainin "uşaklık/iş birlikçilik" (amâlah) ile nitelenmesi gerektiğini söylüyorsun. Bu nasıl olur? Eğer "ihanet" lafzının önceden "ihanet olmayan" bir durum gerektirdiğini düşünüyorsan, aynı durum amâlah (uşaklık) kelimesi için de geçerlidir. Çünkü hem hıyânet hem de amâlah birer mastardır ve oluş ile zaman bakımından biri için geçerli olan diğeri için de geçerlidir...

Özetle; mastar eylemin oluşuyla ilgilidir, zamanla ilgili değildir. Fiil ise zamanla ilgilidir.

Her halükârda mesajından dile ve dilin inceliklerine önem verdiğin anlaşılıyor. Kim böyle olursa Allah’ın izniyle filolojinin (dil fıkhının) derinliklerine doğru yol alır. Allah’tan senin fıkhını, ilmini, hikmetini ve fehmini artırmasını niyaz ediyorum.

Mesajının sonundaki "oğlunuz ve talebeniz" imzasına gelince; sen ne güzel bir oğul ve ne güzel bir talebesin... Allah seni her türlü kötülükten korusun ve her türlü şerden muhafaza eylesin.

Ve Selâmu Aleykum ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû el-Raşta

23 Zilkade 1442 H. 04/07/2021 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasından cevabın linki: Facebook

Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasından cevabın linki: Web

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın