Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: İnsan Bir İşi Yaparken Gerçekleştirmeye Dikkat Ettiği Bir Değeri Vardır

January 29, 2022
3004

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşte’nin

Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru-Cevap

İnsan Bir İşi Yaparken Gerçekleştirmeye Dikkat Ettiği Bir Değeri Vardır

Muhammed Zağl’a

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu

Değerli Şeyhimiz, Allah sizi korusun ve zafer ehliyle sizi desteklesin.

Sorum, Mefahim (Kavramlar) kitabında geçen "Değerler" (Kıymetler) konusuyla ilgilidir:

Hilafet için çalışmak, halkalara (derslere) katılmak ve davet çalışmaları yapmak insani bir değer mi yoksa ruhi bir değer mi gerçekleştirir?

Aynı şekilde devletin işleri ruhi, insani, ahlaki veya maddi bir değer mi gerçekleştirir?

Allah sizi mübarek kılsın ve bizi ilminizle faydalandırsın.

İmad ez-Zağl Ebu Muhammed

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Birincisi: Sorunuzda belirttiğiniz gibi değerler konusu Hizb-ut Tahrir'in Mefahim kitabında yer almaktadır. Sorunun açıklığa kavuşmasına ve cevaba yardımcı olması için kitaptan bazı bölümleri aktarıyorum. Mefahim kitabında şöyle geçmektedir:

"...Ameldeki kasıt (amaç) ise; her yapanın, işi kendisi için yaptığı bir kastının olması kaçınılmazdır. İşte bu kasıt, amelin değeridir (kıymetidir). Bu yüzden, bir insanın bir işi yaparken gerçekleştirmeye dikkat ettiği bir değerin olması zorunludur, aksi takdirde bu sadece bir boş uğraş olur. İnsanın işlerini bir amacı olmaksızın boş yere yapması yakışmaz; bilakis, işi kendisi için yapmayı kastettiği değerleri gerçekleştirmeye dikkat etmelidir.

Bir işin değeri ya ticari, zirai ve sanayi gibi işlerde olduğu gibi maddi bir değer olur ki bu işleri yapmaktan maksat onlardan maddi faydalar elde etmektir, bu da kârdır ve hayatta önemli bir yeri olan değerdir. Ya işin değeri, boğulanları kurtarmak ve darda kalanlara yardım etmek gibi insani bir değer olur ki bundan maksat; rengine, cinsiyetine, dinine veya insanlıktan başka herhangi bir itibar gözetmeksizin insanı kurtarmaktır. Ya işin değeri doğruluk, emanet ve merhamet gibi ahlaki bir değer olur ki bundan maksat faydalara ve insanlığa bakılmaksızın ahlaki yöndür. Zira ahlak, hayvanlara ve kuşlara şefkat göstermek gibi insan dışındaki varlıklara karşı da olabilir. Ahlaki bir işten maddi bir zarar doğabilir ancak onun değerini, yani ahlaki yönünü gerçekleştirmek vaciptir. Ya da işin değeri ibadetlerde olduğu gibi ruhi bir değer olur ki bundan maksat maddi faydalar, insani yönler veya ahlaki meseleler değil, sadece ibadettir. Bu nedenle diğer tüm değerlerden bağımsız olarak yalnızca ruhi değerinin gerçekleştirilmesine dikkat edilmelidir.

İşte tüm işlerin değerleri bunlardır ve bunlar, insanın her bir işini yaparken gerçekleştirmek için çalıştığı değerlerdir."

İkincisi: Yine Mefahim kitabında (sayfa 30-34, Word dosyası) şöyle geçmektedir:

"İnsan toplumlarının dünya hayatındaki ölçüsü ancak bu değerlere göredir ve toplumda bu değerlerden ne kadarının gerçekleştiğine, bu değerlerin sağladığı refah ve huzura göre ölçülürler. Bu nedenle Müslüman, bir işi ifa ederken ve ona başlarken o işten kastedilen değeri gerçekleştirmek için var gücünü harcamalıdır ki toplumun refahına ve yükselmesine katkıda bulunsun ve aynı zamanda kendi refahını ve huzurunu garanti altına alsın.

Bu değerler kendi başlarına birbirlerinden üstün veya birbirlerine eşit değildirler. Çünkü aralarında, birbirlerine eşitlenmeleri veya birbirlerinden üstün tutulmaları için esas alınacak özellikler yoktur; aksine bunlar, insanın işi yaparken kastettiği sonuçlardır...

Ruhi duyguların galip geldiği, bu eğilimin kendilerini esir aldığı ve maddi değeri ihmal eden kişiler; ruhi değeri maddi değere tercih ederler, böylece ibadetlere yönelip maddeye karşı zahitlik yaparlar. Bu yüzden hayatı madde olduğu gerekçesiyle devre dışı bırakırlar, onun maddi gelişiminin geri kalmasına sebep olurlar ve içinde yaşadıkları toplumun seviyesini, yaydıkları tembellik ve uyuşuklukla düşürürler.

Maddi eğilimlerin galip geldiği, şehvetlerin esir aldığı ve ruhi değeri ihmal eden kişiler ise maddi değeri tercih ederler ve onu gerçekleştirmeye yönelirler. Bu yüzden onlarda idealler çeşitlenir, içinde yaşadıkları toplum onlar sebebiyle sarsılır, toplumda kötülük ve fesat yayılır.

İşte bu yüzden, bu değerlerin takdir edilmesini insana bırakmak hatadır; bilakis değerler insanın yaratıcısı olan Allah tarafından takdir edilmelidir. Bu nedenle, insana bu değerleri ve bunların yapılma zamanını belirleyenin Şeriat olması kaçınılmazdır ve insan bunları Şeriat'a göre alır.

Şeriat, hayatın problemlerinin çözümlerini Allah’ın emir ve yasaklarıyla açıklamış ve insanı bu hayatta bu emir ve yasaklara göre yürümekle yükümlü kılmıştır. Aynı zamanda ruhi değeri gerçekleştiren işleri, yani farz ve sünnet kıldığı ibadetleri açıklamıştır. Ahlaki değeri gerçekleştiren sıfatları da açıklamıştır. İnsanın zaruri ve hacat (ihtiyaç) olan ve bunların üzerindeki maddi değerleri gerçekleştirmesini ise, kendisine açıkladığı özel bir nizam çerçevesinde serbest bırakmış ve ondan sapmamasını emretmiştir. İnsana düşen, bu değerleri Allah’ın emir ve yasaklarına göre gerçekleştirmek için çalışmak ve onları Şeriat'ın açıkladığı ölçüde takdir etmektir..." (Bitti).

Üçüncüsü: Devletin bu değerleri gerçekleştirmedeki rolüne gelince, buna cevap olarak şu hususları açıklıyoruz:

1- İşin değeri, o işi yapanın işi yaparken güttüğü kastıdır (amacıdır). Dolayısıyla değer, ameldeki kasttır; amelde kastı olan ise insandır, yani Muhammed, Zeyneb, Fatıma ve Halid gibi şahsileşmiş bireydir. O, bir işi yaptığında ameliyle belirli bir değeri gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Muhammed ticaret yapıyorsa maddi bir kazanç yani maddi bir değer gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Zeyneb namaz kılıyorsa manevi bir değer yani ruhi bir değer gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Fatıma doğru söylüyorsa ahlaki bir değer gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Halid darda kalana yardım ediyorsa insani bir değer gerçekleştirmeyi kasteder... Böylece değer, şahsileşmiş bireyin ameli yaparkenki kastıdır. Yani bir değeri gerçekleştirmek amacıyla o işi yapan insandır (bireydir). Bu, Mefahim kitabındaki değerler bahsinde belirtildiği üzere, değerlerin devlet tarafından değil, falan ve filan şahıs olarak birey tarafından yerine getirileceği anlamına gelir.

2- Mefahim kitabından yukarıda ikinci maddede aktarılan son kısma dönecek olursak:

("...İşte bu yüzden, bu değerlerin takdir edilmesini insana bırakmak hatadır; bilakis değerler insanın yaratıcısı olan Allah tarafından takdir edilmelidir. Bu nedenle, insana bu değerleri ve bunların yapılma zamanını belirleyenin Şeriat olması kaçınılmazdır ve insan bunları Şeriat'a göre alır. Şeriat, hayatın problemlerinin çözümlerini Allah’ın emir ve yasaklarıyla açıklamış ve insanı bu hayatta bu emir ve yasaklara göre yürümekle yükümlü kılmıştır... İnsana düşen, bu değerleri Allah’ın emir ve yasaklarına göre gerçekleştirmek için çalışmak ve onları Şeriat'ın açıkladığı ölçüde takdir etmektir...") (Bitti).

3- Burada devletin görevi ortaya çıkmaktadır; devlet, bu değerleri Şer’i hükümlere göre denetler (zapt eder) ve insana düşen de ruhi, ahlaki, insani ve maddi tüm değer türlerinde bu değerleri Allah’ın emir ve yasaklarına göre gerçekleştirmek için çalışmaktır.

Devletin görevi ve rolü, bireylerin değerleri gerçekleştirmelerini Şer’i hükümlere göre denetlemektir; değer ister ruhi, ister ahlaki, ister insani, ister maddi olsun... Devlet, bu denetim için Şer’i hükümlere uygun olarak yönlendirme veya açıklama gibi gerekli üslupları kullanır. Eğer yönlendirme ve açıklama, bireylerin bu değerleri uygularken işledikleri Şer’i muhalefeti düzeltmeye yetmezse ve ceza gerekirse, bunu uygular. Bu, bireylerin bu değerleri Allah’ın emir ve yasaklarına göre uygulamasını garanti altına almak içindir.

Bu konuda tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyi bilendir ve en iyi hüküm verendir.

Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşte

26 Cemaziye’l-Ahir 1443 H. Muvafık 29/01/2022 M.

Amir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/480801780273863

Amir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4216

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın