Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: “Ey İman Edenler! Eğer Siz Allah’a Yardım Ederseniz, O da Size Yardım Eder” Ayetindeki Hitap Kimedir?

February 26, 2022
2277

Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Atâ b. Halil Ebû el-Raşta’nın Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevap

Mohamed Ali Bouazizi’ye

Soru:

Selamun Aleykum,

Allah herkesi İslam ve Müslümanlar için hayırlı olan işlerde başarılı kılsın.

Soru: Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

“Eğer siz Allah’a (dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (Muhammed 7)

Bu hitap sadece Ümmete mi yöneliktir? Yani İslam Ümmet içinde uygulandığında mı Allah ona yardım eder? Başka bir ifadeyle; İslamî hayatı yeniden başlatmak için çalışan kitleye nusret verildiğinde ve Halife İslam’ı uygulamaya başladığında mı Allah’ın yardımı başlar?

Yoksa ayetteki hitap, İslamî hayatı yeniden başlatmak için çalışan kitle için de geçerli midir? Allah’ın bu kitleye yardımı, Siyret’te Allah’ın kulu (Muhammed ﷺ)’e yardım etmeyi dilediğinde ona Evs ve Hazreç’ten bir grup insanı sevk etmesi gibi, nusret ehlinin icabet etmesi şeklinde mi olur?

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakâtuh.

İlgili ayet-i kerime şöyledir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ * وَالَّذِينَ كَفَرُوا فَتَعْساً لَهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ * ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar. İnkâr edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu, Allah’ın indirdiğini beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.” (Muhammed 7-9)

Hitap geneldir (“iman edenler”); dolayısıyla sadece savaşçılara değil, tüm müminleredir. Yani hem savaşı hem de savaş dışındaki durumları kapsar. Dolayısıyla savaş meydanındaki orduyu kapsadığı gibi, davet taşıyıcısı partiyi de kapsar. Zira bu hitap, şu ayetlerdeki gibi sadece savaşı ifade eden bir lafızla gelmemiştir:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ لِلَّهِ فَإِنِ انْتَهَوْا فَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَى الظَّالِمِينَ

“Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına hiçbir husumet yoktur.” (Bakara 193)

قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْMٍ مُؤْمِنِينَ

“Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin ve mümin bir topluluğun gönüllerini ferahlatsın.” (Tevbe 14)

Soruya konu olan ayetteki hitap, sadece savaşa has bir nass değildir; aksine Allah Subhânehu’nun şu sözü gibidir:

إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُ

“Şüphesiz ki biz, peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında hem de şahitlerin hazır bulunacağı günde yardım ederiz.” (Mü’min 51)

Allah sadece peygamberlerine değil, aynı zamanda “iman edenlere” de yardım eder. Bu yardım (nasr) sadece “şahitlerin hazır bulunacağı günde” yani ahirette Allah’ın rızası ve Firdevs cenneti ile sınırlı değildir; aynı zamanda “dünya hayatında” da izzet ve tamkin (güç ve otorite) ile gerçekleşir.

“Yardım (nasr)” ve “ayakların sabit kılınması” ifadelerinin savaştaki başarıyı ifade ettiği söylenebilir; bu doğrudur. Ancak bu, hitabın genel olması sebebiyle yukarıda açıkladığımız gibi davet taşıyıcısının hedefine ulaşarak hem dünyada hem de ahirette kazanmasını engellemez. Tüm bunlar birer zaferdir, yani başarıdır. Aynı şekilde, ayakların sabit kılınması Allah Teâlâ’nın şu ayetinde olduğu gibi hak söz üzerinde sebat etmekle de olabilir:

يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ

“Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır.” (İbrahim 27)

  • İbn Kesir’in şu ayet-i kerimelerle ilgili tefsirinde şöyle geçmektedir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ (7) وَالَّذِينَ كَفَرُوا فَتَعْساً لَهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ (8) ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar. İnkâr edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu, Allah’ın indirdiğini beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.” (Muhammed 7-9)

[Allah Teâlâ’nın “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar” kavli, “Allah, kendisine yardım edenlere mutlaka yardım eder” (Hac 40) ayeti gibidir. Zira mükâfat, amelin cinsindendir; bu nedenle “ayaklarınızı sabit kılar” buyurmuştur. Nitekim hadiste şöyle geçmektedir:

مَنْ بَلَّغَ ذَا سُلْطَانٍ حَاجَةَ مَنْ لَا يَسْتَطِيعُ إِبْلَاغَهَا، ثَبَّتَ اللَّهُ قَدَمَهُ عَلَى الصِّرَاطِ يَوْMَ الْقِيَامَةِ

“Kim ulaştırmaya gücü yetmeyenin bir ihtiyacını sultana ulaştırırsa, Allah da kıyamet gününde onun ayaklarını Sırat üzerinde sabit kılar.”

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz” yani Allah’ın dinine ve Rasulü’ne yardım ederseniz; “O da size yardım eder” yani düşmanınıza karşı size zafer verir ve size fetihler açar; “ve ayaklarınızı sabit kılar” yani savaş meydanlarında veya İslam yolunda.] Dolayısıyla sabit kılınma hem savaşta hem de İslam’a davette olur.

  • Kurtubî tefsirinde Muhammed suresi 7. ayetin tefsirinde şöyle geçmektedir: [Yani eğer Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da kâfirlere karşı size yardım eder. Bunun benzeri “Allah, kendisine yardım edene mutlaka yardım eder” ayetidir.

Kutrub dedi ki: “Eğer Allah’ın Nebisine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder” demektir; anlam birdir. “Ve ayaklarınızı sabit kılar” yani savaş sırasında. İslam üzere denildi. Sırat üzerinde denildi. Bir görüşe göre de: Güven duygusuyla kalplerin sabit kılınması kastedilmiştir...

Ayakların sabit kılınması: Yakîn (kesin inanç) ve zaaf göstermeme durumunun, yere sağlam basan ve ayağı kaymayan kimsenin durumuna benzetilmesidir. Zira ayağın kayması, sahibini düşüren bir zaaftır. Bu nedenle hezimet, hüsran ve hata, ayağın kayması ile örneklendirilir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

فَتَزِلَّ قَدَمٌ بَعْدَ ثُبُوتِهَا

“...sonra da ayağın sağlamca basmışken kayıverir.” (Nahl 94)]

Özetle; bu ayet-i kerime savaşta zaferi ve savaşta ayakların sabit kılınmasını ifade etse de, Allah’ın dinine davet taşırken ona yardım edilmesini ve hak üzere sebat ederek ayakların kaymamasını da kapsar. Böylece davet taşıyıcısı, Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmaz.

Bu cevabın yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilendir ve hüküm verendir.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû el-Raşta

25 Recep 1443 H 26/02/2022 M

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın