Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Halep ve Suriye Civarında Şu An Gerçekte Neler Oluyor?

December 08, 2016
7602

Soru:

Türkiye, Amerikan çözüm müzakerelerini yeniden başlatmak amacıyla Suriye sahasına ilişkin Rusya ile temaslarını yoğunlaştırdı. BBC’nin 02/12/2016 tarihli haberinde şöyle denildi: (Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Suriye krizine bir çözüm bulmak amacıyla Rusya ile istişarelerde bulunduğunu söyledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile Suriye meselesini en az 3 kez telefonda görüşürken, Çavuşoğlu da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Perşembe günü Türkiye’de aynı konuyu görüşmek üzere bir araya geldi). Tüm bunlara rağmen Rusya, Halep’e yönelik vahşi saldırılarını yoğunlaştırmaya devam ediyor; hatta 05/12/2016 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Halep’te askeri operasyonların birkaç gün durdurulmasını öngören yasa tasarısını veto etti. Rusya’nın bu vahşetine rağmen Türkiye’yi bu görüşmelere iten nedir? Halep ve Suriye civarında şu an gerçekte neler oluyor? Allah hayrınızı artırsın.

Cevap:

Cevabın netleşmesi için şu hususları gözden geçirelim:

Birinci: Yaklaşık iki aydır Amerika, sanki Rusya ile durumu gerginleştiriyormuş gibi bir görüntü veriyordu. Bu durum, Rusya’nın Halep üzerindeki yoğun hava harekatının vahşeti nedeniyle Avrupa’nın Rusya’ya yönelik sert eleştirileri ve Suriye içindeki unsurların Amerikan rolüne yönelik şiddetli reddi ışığında gerçekleşti. Öyle ki bu reddediş, bazı savaşçı grupların, aralarında Amerikan özel kuvvetlerinin bulunması nedeniyle Türkiye’nin "Fırat Kalkanı" operasyonuna katılmayı reddetmesiyle zirveye ulaşmıştı. Bunun üzerine Amerika, Suriyelileri ve devrimcileri dize getirmek için daha şiddetli bir askeri harekatın, başarı şansı olan müzakerelere dönmek için gerekli bir ön şart olduğunu fark etti. O zamandan beri Amerika, hilesini birkaç yönde topladı:

1- Rusya’yı daha ölümcül askeri birlikler göndermeye teşvik etti. Rusya’nın tek uçak gemisi "Kuznetsov" 01/11/2016 tarihinde, füze taşıyan kruvazör grubuyla birlikte Suriye kıyılarına ulaştı ve derhal başta Halep olmak üzere Suriye’deki hedefler üzerinde keşif uçuşlarına başladı. Bu, Rusya’nın Suriye’de, özellikle Hmeymim Havaüssü’nde halihazırda bulunan uçak ve ekipmanlarına ek olarak geldi.

2- Özellikle Halep bölgesine daha fazla İran gücü ve yandaşlarını getirdi.

3- Suudi Arabistan, Türkiye ve diğerleri aracılığıyla Suriye’deki diğer cephelerin çoğunu "soğuttu". Bu devletlerin, savaşçı gruplar üzerinde dolarların eşlik ettiği bir etkisi vardır. Neticede çöküşün habercisi olan ateşkesler, uzlaşmalar ve İdlib’e devrimciler ile ailelerini taşıyan otobüs manzaraları artmaya başladı. Tüm bunlar, rejimin soğuyan cephelerden Halep’e takviye göndermesinin önünü açmak içindi. Buna ek olarak, bu devletlerin Halep’in kendi içinde fitne ateşi yakma çabaları eklendi; kuşatma altındaki devrimciler arasında çatışmalar çıktı, ancak Elhamdülillah bu durum kontrol altına alındı.

4- Buna Erdoğan’ın "Fırat Kalkanı" harekatının devam etmesi ve Cerablus’tan sonra El-Bab savaşına Türkiye yanlısı daha fazla grubu çekme çabası eklendi. Tüm bunlar, Halep’teki gerçek cepheyi zayıflatmak içindi; oysa Halep cephesi, şehrin üzerindeki boğucu kuşatmayı kırmak ve ona yardım etmek için bel bağlanan asıl cephedir. Saha raporları, silahlı Suriye muhalefetinin Doğu Halep’te ellerinde tuttuğu toprakların üçte birini kaybetmesinin, "Fırat Kalkanı" operasyonu kapsamında IŞİD ve Kürt gruplara karşı Türk kuvvetlerine destek vermek amacıyla çok sayıda savaşçının Halep cephelerinden çekilmesinden kaynaklandığını belirtti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Direktörü Rami Abdurrahman, 28/11/2016 Pazartesi günü Sky News Arabia’ya yaptığı açıklamada, "Ankara’nın IŞİD ve Kürtlere karşı başlattığı Fırat Kalkanı operasyonuna katılmaları için Özgür Suriye Ordusu bünyesindeki sadık savaşçılara Türkiye’den emirler geldiğini" söyledi. Abdurrahman, Türk müdahalesinin "sihirli kelime" ve muhalefetin yenilgisinin önemli bir nedeni olduğunu, zira kendisine bağlı grupları kendi özel savaşı için kullanmasının, Suriye ordusu ve müttefikleriyle yüzleşmesi gereken cephelerin savaşçılardan boşalmasına yol açtığını açı verdi. (Sky News Arabia, 28/11/2016).

İkinci: Böylece Halep’teki devrimciler üzerinde, kurtarılmış birçok mahallenin ellerinden alınmasıyla gerçek ve büyük bir baskı oluştu. Devrimciler daha dar bir alana hapsedildi, yoğun bombardıman ve geri kalan mahallelerin işgal tehdidi devam etti. Burada, ateşkes talebiyle yükselen uluslararası çağrılarla birlikte Amerika, ertelemeye tahammülü olmayan ve acele edilmesini gerektiren yeni iklimde, Suriye’deki çözüm için siyasi süreci canlandırmak için fırsatın doğduğunu gördü. Aşağıdaki vakıalar buna delalet etmektedir:

1- Amerika, Doğu Halep’teki önemli mahallelerin ele geçirilmesinin Suriye devriminin sonu olmadığını biliyor. Devrimcilerin Suriye’nin çeşitli bölgelerinde tamamen tasfiye edilmesi ulaşılamaz bir hayaldir. Amerika, Suriye’deki uzun devrim yıllarının tehlikeli bir İslami atmosfer oluşturduğunun farkındadır. Bu nedenle, bu atmosferi ortadan kaldırmak için acele etmektedir; zira siyaset ve onun dehlizleri, bu atmosferi körükleyen askeri makineden daha etkilidir. Bu yüzden Amerika, öldürme ve yıkımın Suriye halkını boyun eğdirmeye yetmeyeceğinden ümidini kestiği için, yıllardır kendi planlarına uygun bir siyasi çözüm için fırsat kollamaktadır.

2- Mevcut Obama yönetimi 20/01/2017’de Beyaz Saray’dan ayrılacak ve hala bu yönetim hanesine yazılacak bir başarıyla ayrılma hayali kuruyor. Bu nedenle Suriye ordusunun Halep mahallelerine girmesinin ardından Rusya, Dışişleri Bakanı Kerry’nin Halep’te bir anlaşma için hummalı bir şekilde çalıştığını belirtti. Russia Today 28/11/2016 tarihinde şunu aktardı: (Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuri Uşakov 28 Kasım Pazartesi günü yaptığı açıklamada: "Kerry’nin çabalarını soruyorsanız, bunlar çok yoğun" dedi ve ekledi: "Amerikan ve Rus dışişleri bakanları arasındaki telefon görüşmelerinin görülmemiş yoğunluğu göz önüne alındığında, bu çabaları 'olağanüstü' olarak nitelendirebiliriz; zira her şeyden önce tek bir konuya, Suriye’ye odaklanılıyor").

3- Amerika’nın Türkiye’yi kendi adına öne çıkan bir siyasi rol oynaması için görevlendirmesi ve eğitmesi öyle bir seviyeye ulaştı ki, sanki Kerry-Lavrov ikilisinin yerini Rusya-Türkiye ikilisi alıyormuş gibi göründü. Doğu Halep mahallelerinin ele geçirilmesinin ardından Türkiye’nin yürüttüğü yoğun temaslar ve Türk yetkililerin Rus mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmelerdeki artış, ayrıca Lübnan ve İran ziyaretleri bununla açıklanmaktadır. Türkiye’nin bu ziyaret ve görüşmeleri şu şekilde dikkat çekiciydi:

a- (İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bugün 26/11/2016 Cumartesi günü Tahran’da Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Suriye krizini, diğer bölgesel dosyaları ve iki ülke arasındaki ikili ilişkileri görüştü. İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı (IRNA), Türk Dışişleri Bakanı’nın Tahran’da İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif ile istişarelerine devam edeceğini bildirdi...) (Al Jazeera Net, 26/11/2016).

b- Anadolu Ajansı’nın haberine göre (Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Riyad Hicab ile acil ateşkes sağlanması ve Halep’e insani yardım ulaştırılmasının yanı sıra ülkedeki çatışmaya siyasi bir çözüm bulma çabalarını görüştü.) (Al Jazeera Net, 30/11/2016).

c- Lavrov’un 30/11/2016 tarihindeki Türkiye ziyareti: (Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye konusunda askeri, diplomatik ve siyasi düzeydeki Rus-Türk anlaşmalarının uygulama aşamasında olduğunu duyurdu...) (Russia Today, 01/12/2016). Lavrov ayrıca (Rusya ve Türkiye’nin Suriye krizine mümkün olan en kısa sürede bir çözüm bulmak için görüşmelere devam edeceğini...) ekledi (Al Jazeera Net, 01/12/2016).

d- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (geçen hafta Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile Suriye meselesini en az 3 kez telefonda görüştü...) (BBC, 02/12/2016).

e- (Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile birlikte Alanya’da düzenlediği basın toplantısında, "Trajediyi sona erdirmek için ateşkesin gerekliliği konusunda mutabıkız" dedi.) (BBC Arabic, 01/12/2016). Çavuşoğlu ayrıca (Türkiye’nin Suriye krizine çözüm bulmak için Esed’in müttefikleri olan Rusya ve İran’ın yanı sıra Suriye ve Lübnan ile de istişarelerde bulunduğunu) söyledi (BBC, 02/12/2016).

f- Sputnik, muhalif koalisyon üyesi Samir Neşşar’ın 1 Aralık Perşembe günü yaptığı şu açıklamayı aktardı: "Üç gündür Türkiye’nin girişimiyle toplantılar yapılıyor ve büyük bir gizlilik hakim. Toplantıya katılan gruplar, Türkiye’nin üzerinde nüfuz sahibi olduğu gruplardır; ancak bu toplantılardan somut bir sonuç çıkmadı." (Russia Today, 01/12/2016). Financial Times gazetesi 1 Aralık Perşembe günü, bir dizi Suriyeli muhalif liderin (Halep’teki çatışmaları durdurmak için Türkiye’nin himayesinde Rus yetkililerle gizli görüşmeler yürüttüğünü) yazdı. (BBC Arabic, 01/12/2016). (İslami Cephe adına "Ahraru’ş Şam" hareketi, Halep’te bir ateşkes sağlanması için Rus yetkililerle müzakereler yürütüyor. Bu anlaşmaya göre "Şam'ın Fethi Cephesi" savaşçılarının Kastillo yolu üzerinden çıkarılması ve yaralılar ile hastaların tahliyesi için Doğu mahallelerindeki yolların BM denetiminde açılması öngörülüyor. El-Modon kaynakları, "Fethi Şam"ın Halep’ten ayrılmasının bir Türk planı çerçevesinde gerçekleşeceğini ve Ankara’nın daha sonra kuşatma altındaki mahallelere yardım ulaştırılması meselesini üstleneceğini belirtiyor.) (El-Modon, 03/12/2016).

g- Amerika’nın Türkiye’nin bu hamlelerinden duyduğu memnuniyet, Dışişleri Bakanlığı’nın bu müzakereleri memnuniyetle karşılamasında görüldü. Bakanlık Sözcüsü Mark Toner 1 Aralık Perşembe günü yaptığı basın açıklamasında: "Rusya’nın Suriyeli devrimcilerle müzakere ettiğine dair raporlar gördük..." dedi ve ekledi: "Tepkimize gelince; Suriye halkının, özellikle de Halep’tekilerin acılarını hafifletmeyi amaçlayan her türlü gerçek girişimi memnuniyetle karşılamaya hazırız." (Russia Today, 01/12/2016). Dolayısıyla olan bitenin arkasında Amerika vardır; özellikle de Rusya ile müzakerelerin gidişatı ve çözüm konusunda mutabık olduğu düşünülürse... Rusya Dışişleri Bakanı 3 Aralık Cumartesi günü (Amerikalı mevkidaşı John Kerry’nin kendisine Halep’teki çözüme ilişkin "Rusya’nın savunduğu pozisyonlarla uyumlu" öneriler sunduğunu açıkladı) (Russia Today, 03/12/2016). (Lavrov bir basın toplantısında, Rusya ve ABD’nin yarın akşam veya Çarşamba sabahı Cenevre’de çekilme konusunda görüşmelere başlayacağını belirterek, Kerry’nin çekilme yolları ve zamanlaması konusunda öneriler gönderdiğini açıkladı.) (Dar Al Hayat, 05/12/2016). Tüm bunlar, Türkiye’nin son dönemdeki yoğun hamlelerinin, Türkiye’nin tek başına arkasında duramayacağı kadar büyük olduğunu göstermektedir. Kesin olan şudur ki, Amerika Türkiye’yi adım adım bu yöne itmektedir... Amerika, Rusya’ya sunduğu öneriler doğrultusunda bu müzakereleri yönetirken, Obama yönetimi de kalan birkaç haftasında Halep’te bile olsa bir başarı elde edebilmek için günleri dikkatle saymaktadır.

Üçüncü: Amerika’nın savaşçı grupları müzakere masasına oturtma ve Suriye’deki siyasi süreci yeniden canlandırma şansına gelince, bu durum şu gerçekler tarafından kontrol edilmektedir:

1- Suriye içinde barışçıl çözümlere yönelik tepki giderek büyüyor. Suriyeliler, Arap ülkelerinin ve Türkiye’nin Amerika ve Rusya ile kendilerine karşı komplo kurduğundan emin oldular. Bu ülkelerin Suriye devrimine karşı durdukları artık şüphe götürmez bir hal aldı... Suriye içerisindeki halk, dış sadakatlerle kirlenen ve kirli mali destekten etkilenen gruplara, rotalarını düzeltmeleri için baskı yapıyor. Bu kirlenme; uzlaşmalarda, ateşkeslerde, cephelerin soğutulmasında ve "MOC" ile "MOM" koordinasyon odalarının kırmızı çizgilerine ve talimatlarına bağlılıkta kendini göstermiştir. Suriye içindeki halkın gruplar üzerindeki baskısı, rejimin ve müttefiklerinin Doğu Halep’e yönelik son harekatından önce başlamıştı. Şimdi ise bu halk hareketi, uzlaşmacı grupları "hain" olarak nitelendirip liderlerinin devre dışı bırakılmasını talep ederek devasa boyutlara ulaştı. Bu şiddetli askeri saldırı karşısında Halep içindeki gruplar kendilerini feshedip "Halep Ordusu"nu kurmak ve tek bir güç olmak için harekete geçtiler. Bu, yaklaşan tehlike karşısında dış sadakatlerden kurtulmaya yol açabilecek iyi bir adımdır. Suriye Muhalif Koalisyonu üyesi Samir Neşşar, grupların Türkiye’de Rusya ile yürüttüğü müzakerelerin sonuçsuz kalmasını, asıl kararın Halep içinde kuşatılmış gruplara ait olmasına bağlayarak şöyle dedi: "Bu toplantılardan somut bir sonuç çıkmadı çünkü Halep şehri içindekilerin kararı, şehir dışındaki liderlerinden bağımsız hale geldi. Dolayısıyla karar, tamamen şehir içindeki kuşatılmışların bağımsız iradesine bağlı oldu." (Russia Today, 01/12/2016). Halep içindeki bu silahlı gruplar, dışarıda yürütülen haince müzakerelere ve teslim olmaları için yapılan vahşi tehditlere aldırış etmediler. (Suriyeli bir muhalif yetkili, Rusya’nın tüm muhalif savaşçıların bölgeden çekilmesi konusunda ABD ile görüşmeye hazır olduğunu açıklamasının ardından, muhalif liderlerin Doğu Halep’i hükümet güçlerine teslim etmeyeceklerini söyledi...) (Al Hurra, 03/12/2016).

2- Böylece devrimin incisi "Halep"in büyük bir tehlike altında olduğunu görerek uyanan halk, teslimiyete ve siyasi çözümlere razı olmaya sürüklenmedi. Aksine, Arap ülkeleri ve Türkiye’ye bağlı olan ve aldıkları mali desteğin devrimi sürdürmelerine engel bir fren haline geldiği grupların rotasını düzeltmek için daha büyük bir ivmeyle harekete geçti. Böylece temiz olanla habis olan birbirinden ayrıldı... Habis olanlar Türkiye, Suudi Arabistan ve diğerlerindeki efendilerine boyun eğip Amerika ve müttefiklerine uşaklık eden siyasi sürece koştular ve devrime komplo kuranların çukuruna düştüler... Temiz olanlar ise azimlerinde sadık kaldılar ve Allah Subhanehû ve Teâlâ’dan başkasına boyun eğmediler. Allah’ın izniyle Amerika’nın İran, Rusya, Türkiye ve Arap ülkeleriyle bir araya getirdiği bu hileyi yerle bir edecek olanlar da işte bu temiz olanlardır.

Halep’teki bu vahşi saldırı ve direnişin gösterdiği bu efsanevi duruş, sadece yerel hainleri değil, aynı zamanda bölgesel habisleri de, özellikle de İran, Suudi Arabistan ve Türkiye’yi de deşifre etti. İran, Amerikan planları doğrultusunda Rusya’nınkini aratmayan vahşi katliamlara katılıyor. Suudi Arabistan, haince müzakerelere katılımı teşvik etmek için bazı grupları beslediği kirli parasıyla katkıda bulunuyor. Türkiye ise Amerikan planlarını uygulamak için "aldatmayı" bir silah olarak kullandı. Halep’i asla yalnız bırakmayacağını haykırırken, herkesin gözü önünde onu yalnız bıraktı. Sadece bu da değil, Halep bölgesinde gömülü olan "kendi adamını" (Süleyman Şah) bile korumadı ve oradan uzak bir yere taşıdı! Sonra "ikinci bir Hama yaşanmasına izin vermeyeceğiz" diye sesini yükseltti, ancak kılını bile kıpırdatmadan ikinci ve üçüncü Hamalar yaşandı! Bu tutumlarından dolayı utanç duyduğunda ise son dönemde yeniden sesini yükseltmeye çalıştı ve Erdoğan, "Fırat Kalkanı"nın amacının "Esed’in gitmesi" olduğunu iddia etti. (Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Kasım Salı günü İstanbul’da Kudüs konulu bir sempozyumda yaptığı konuşmada: "...Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Suriye’ye girdik" dedi ve ekledi: "Neden girdik? Devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümranlığına son vermek için girdik. Başka bir sebeple değil") (Russia Today, 29/11/2016). Ancak sesinin yankısı sönmeden, Halep’i gece gündüz bombalayan Rusya’yı memnun etmek için geri adım attı! Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 30. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada: "Suriye’de devam eden Fırat Kalkanı Harekatı’nın hedefi herhangi bir şahıs veya ülke değil, sadece terör örgütleridir" dedi. (TRT Haber, 01/12/2016). Rusya, Erdoğan’ın Esed’in gidişi hakkındaki açıklamasının anlamsız olduğunu zaten biliyordu; nitekim Rusya Dışişleri Bakanı 1 Aralık Perşembe günü şöyle dedi: "Moskova pratik alanda, çokça dile getirilen tek taraflı açıklamalara değil, iki ülke başkanı arasında varılan ve uygulanmakta olan anlaşmalara güvenmektedir." (Russia Today, 01/12/2016). Bugün 07/12/2016 tarihinde Başbakan Yıldırım, Moskova ziyareti sırasında Rus Interfax ajansına verdiği mülakatta açıkça; Fırat Kalkanı harekatının (Halep şehir merkezinde yaşanan olaylarla ve Suriye’deki rejim değişikliğiyle bir ilgisinin olmadığını) belirtti. (Gulf Online, 07/12/2016).

Dördüncü: Özetle Amerika, Rusya’nın vahşi saldırılarıyla tam bir koordinasyon içindedir. "Fırat Kalkanı"nın arkasında da o vardır ki; bu harekatın amaçlarından biri grupları Halep cephesinden çekip Fırat Kalkanı işlerine yönlendirerek Halep cephesini zayıflatmaktır. Ayrıca şaibeli grupların Rusya ile yürüttüğü müzakerelerin ve İran ile yandaşlarının yığınaklarının arkasında da o vardır. Dahası Amerika, muhalefetin eline etkili silahların geçmesini engelleyen asıl güçtür. Bugün 07/12/2016 tarihinde medyada yer alan, ABD Temsilciler Meclisi’nin (Seçilmiş Başkan Donald Trump yönetimine, Suriye’deki muhalif gruplara uçaksavar füzeleri gönderme yetkisi veren bir yasa tasarısını onayladığına) dair haberler bu gerçeği değiştirmez. (Al Arabiya, 07/12/2016). Zira bu karar, Halep yıkılmak üzereyken, yani çok geç bir zamanda gelmiştir. Gerçekleşmesi şüphelidir; gerçekleşse bile "silahsız bir silah" olacaktır! İslam ve Müslüman düşmanlarının izni olmadan kullanılamayacaktır. Dikenden üzüm beklenebilir mi?! Kaldı ki bu yasa tasarısını şimdi değil, daha göreve başlamadan muhalefete silah verilmesine karşı olduğunu ilan eden Trump döneminde uygulanması için onayladılar! Bu, aldatma üzerine aldatmadır ve büyük bir iftiradır...

Tüm bunlara rağmen Halep, ne kadar yıkıma uğrarsa uğrasın yeniden ayağa kalkacaktır. Genel olarak Şam toprakları ve özelde "Şahba" Halep; Amerika, Rusya ve onların yandaşlarının boğazında zehirli bir hançer olarak kalmaya devam edecektir. Onların uykularını kaçıracak ve işledikleri suçlarla onları boğacaktır. İddia ettikleri zaferden asla keyif alamayacaklar; zira bir şehre ancak onu yıktıktan sonra girebilmek hayali bir zaferdir... Bir savaşçıyı ancak şehit olduktan sonra yenebilmek, mağlubun zaferidir... Yüzlerce veya birkaç bin kişinin karşısına yok edici füzeler, varil bombaları ve devasa ordular yığıp yine de onlarla sadece bombardıman uçakları ve savaş gemileriyle yüzleşebilmek, gerçek adamlarla karşılaşmaktan korkan korkakların zaferidir ve bu zafer yok olmaya mahkumdur...

Amerika, Rusya, müttefikleri ve uşakları; işledikleri vahşi suçlarla Haçlıların ve Moğol-Tatarların Irak ve Şam topraklarında yaptıklarını tekrarlamak istiyorlar. Ancak onlar, öncekilerin akıbetinden ibret almadılar. Müslümanlar onları topraklarından söküp attılar ve yeniden ayağa kalktılar. İslam’ın ve Müslümanların izzeti geri geldi, Hilafetleri güçlendi, Heraklius’un şehrini fethedip onu İslam’ın şehri "İstanbul" yaptılar, Moskova’ya yaklaşıp Viyana kapılarını çaldılar. Günler devran döner. Yarın, bekleyen için yakındır.

وَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ

"Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini yakında bileceklerdir." (Şuara [26]: 227)

8 Rebiülevvel 1438 H. 07/12/2016 M.

#Halep #Halep_yokoluyor #HalepteKatliamVar #Aleppo #HalepeKalkanOl #OrdularHalepe #AleppoExterminated #Halepimhaoluyor #AleppoGenocide

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın