Soru:
8 Ağustos 2016 Pazartesi günü, Rusya, İran ve Azerbaycan devlet başkanlarını Azerbaycan’ın başkenti Bakü'de ilk kez bir araya getiren üçlü bir zirve gerçekleştirildi. Sonuç bildirisinde; üç ülke arasındaki ilişkiler, ekonomik iş birliği, Kuzey-Güney koridoru, terörle mücadele, Suriye krizi, Afganistan, uyuşturucu kaçakçılığı, aşırıcılık, sınır ötesi suçlar, yasa dışı silah ticareti ve insan kaçakçılığı gibi pek çok konunun görüşüldüğü belirtildi. Tüm bunlar tek bir günde konuşuldu! Bu zirve sadece medya propagandası mıdır, yoksa üzerinde durulan özel bir konu var da geri kalanı sadece teferruat mıdır? Ayrıca İran ve Azerbaycan’ın Amerikan siyaseti ekseninde hareket ettiği bilinmektedir; bu toplantıda ABD’nin bir rolü var mıdır? Eğer varsa, amacı nedir?
Cevap:
Evet, bu kadar geniş bir konu yelpazesinin bir veya iki oturumda, bir günde veya günün bir kısmında derinlemesine ele alınması makul değildir. Ancak görünen o ki, bu zirvenin asıl amacı ekonomik konulardır, özellikle de "Kuzey-Güney Koridoru" olarak adlandırılan ekonomik koridorun inşasıdır. ABD’nin buradaki temel rolü ise Rusya’yı Çin’den uzaklaştırmak ve Rusya’dan Azerbaycan’a, oradan da İran ve Körfez’e uzanan bu koridorla meşgul ederek onu ekonomik olarak yıpratmaktır. Bunu açıklığa kavuşturmak için şu hususları gözden geçirelim:
Birincisi: Sonuç bildirisinde zikredilen diğer hususlar, bir zirve toplantısı için o kadar da öncelikli değildir. Bunları şu şekilde detaylandırabiliriz:
1- Afganistan meselesine gelince; bu üç ülkeden hiçbirinin Afganistan üzerinde gerçek bir etkisi yoktur. Oradaki etkili ve baskın güç, Afganistan hükümetine hükmeden ABD’dir. Bu nedenle Afganistan’ın bildiride yer alması sadece bir "dipnot" mahiyetindedir.
2- Sınır ötesi suçlar ve insan kaçakçılığı gibi konular, bu ülkelerin bir zirve düzenlemesini gerektirecek ortak öncelikleri arasında değildir.
3- Suriye krizi konusunda ise Rusya ve İran, yenilgiyi önlemek için kendi aralarında koordinasyona ihtiyaç duymaktadır. Ancak Azerbaycan’ın Suriye krizinde hiçbir rolünün olmaması, zirvenin bu amaçla toplanmadığını gösterir. Özellikle de zirve çağrısının Azerbaycan’dan geldiği düşünülürse: (Dikkat çekicidir ki, bu üçlü toplantı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın geçen Şubat ayında Rus mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde önerdiği formattaki ilk toplantıdır.) (Kaynak: i24news, 08.08.2016). Bu da Azerbaycan’ın çağrısıyla toplanan zirvenin, Azerbaycan’ın rol sahibi olmadığı Suriye krizi için olmadığını kanıtlar.
4- Terörizm, uyuşturucu ve silah/militan transitiyle mücadele konularına gelince; özellikle 1990’lardaki Çeçen savaşları sırasında Azerbaycan’ın Kafkasya’ya giden mücahitler için bir geçiş yolu olduğu bilinmektedir. Rusya bu konuyu zirvede dile getirmiş olsa da -Russia Today’in 08.08.2016’da aktardığı gibi: "Devlet Başkanı Vladimir Putin, İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani ve Azerbaycanlı mevkidaşı İlham Aliyev ile yaptığı üçlü görüşmede, üç ülke üzerinden gerçekleştirilen militan, silah ve uyuşturucu sevkiyatına karşı koyma gereğini vurguladı"-, Rusya bu tür meseleleri İran Cumhurbaşkanı’na ihtiyaç duymadan Azerbaycan ile ikili düzeyde çözebilir. "Militan ve silah transiti" meselesi daha çok bir Rus-Azerbaycan sorunudur. Afganistan’dan İran ve Azerbaycan üzerinden gelen uyuşturucu konusu ise önemli olsa da, mevcut koşullarda bu ülkeler için zirve düzenleyecek bir öncelik taşımamaktadır.
İkincisi: Yukarıdaki hususların bir etkisi olsa da, bu üç ülke arasında bir zirve yapılmasını gerektirecek nitelikte değildir. Geriye ana amaç olan ekonomik konu, özellikle de ekonomik koridorun (Kuzey-Güney Koridoru) inşası kalıyor. Bunu netleştirmek için bildiride yer alan ekonomik hususlara ve bu konudaki açıklamalara bakalım:
1- Sonuç bildirisinde şu ifadelere yer verildi: "Rusya, İran ve Azerbaycan, Kuzey-Güney koridorunun geliştirilmesi de dahil olmak üzere ulaşım altyapısını iyileştirmek için önlemler almaya karar verdiler. Üç taraf, ekonomik, kârlı ve çevre dostu ulaşım altyapısı oluşturmayı amaçlayan bölgesel ulaşım imkanlarını entegre etmek için çaba göstermeyi hedefliyor... Üç ülke, Kuzey-Güney uluslararası ulaşım koridoru üzerinden yolcu ve mal taşımacılığı kapasitesini artırmak amacıyla ulaşım altyapısını geliştirme adımları atmayı planlıyor... Bildiride ayrıca Moskova, Tahran ve Bakü’nün, Kuzey-Güney koridorunun verimliliğini artırma planları çerçevesinde demiryolu hatlarını birbirine bağlayacak yeni projelerin uygulanmasına birlikte katkıda bulunmaya devam edecekleri kaydedildi." (Russia Today, 09.08.2016)
2- İran Cumhurbaşkanı Ruhani, konferansın amacını "bu ülkeler arasında geniş çaplı kalkınma fırsatlarını güçlendirmek" olarak açıkladı. (Al-Alam Kanalı sitesi, 08.08.2016)
3- Rus medyasının konferansın en belirgin amaçları hakkında aktardıkları: (Rus haber ajansı Sputnik, 08.08.2016 tarihinde, Mısır’daki Süveyş Kanalı ile rekabet edecek devasa bir Rus-İran projesinden bahsetti: "Zirvede sunulacak en önemli konulardan biri, Mısır’daki Süveyş Kanalı ile bir dereceye kadar rekabet edecek olan, Kuzey ile Güney’i birbirine bağlayan uluslararası bir koridorun inşasıdır. Koridorun uzunluğu 7.200 kilometre olup; Kuzey Avrupa'yı Hindistan’a, Körfez ülkelerine İran, Rusya ve Azerbaycan üzerinden bağlamaktadır. İran Dışişleri Bakanı, bu projenin İran, Azerbaycan ve Rusya halklarının ve tüm bölgenin çıkarlarına hizmet edeceğini, Süveyş Kanalı üzerinden geçen deniz yoluna kıyasla maliyet ve zaman açısından etkili bir alternatif sunacağını duyurdu.")
4- Aynı şekilde Russia Today (08.08.2016) şunu aktardı: "Rusya Devlet Başkanı, zirve öncesinde yaptığı açıklamada, Rusya, İran ve Azerbaycan arasındaki üçlü iş birliğinin Hazar bölgesinde bir dizi yeni projenin uygulanmasına imkan tanıyacağını vurguladı. Putin, 'Üçlü formatta tartışılacak çok sayıda konumuz var' dedi."
Böylece, bu konferansın temel amacının ekonomik iş birliği, özellikle de Kuzey-Güney Koridoru olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu proje, Hazar Denizi'ndeki diğer ekonomik projelerin önündedir; zira Hazar'a kıyısı olan diğer ülkeler zirveye davet edilmemiştir. Bu konunun zirvede ele alınması, fiili bir uygulamadan ziyade geleceğe dönük bir araştırmadır ve diğer kıyıdaş ülkelerle anlaşmaya varılana kadar uzun bir zaman alabilir. Ancak koridor meselesi doğrudan bu üç ülkeyi ilgilendirmektedir ve Rus medyası bunun Süveyş Kanalı’na rakip olacağını özellikle vurgulamıştır.
Üçüncüsü: Amerikan rolüne gelince, bu rol fiilen mevcuttur. Bunun bir kısmı derin düşünmeye gerek duymadan anlaşılabilir, bir kısmı ise derin bir tefekkür gerektirir.
Birinci kısım kolayca anlaşılabilir: Bu üç ülkenin gerçekliği birbirinden farklıdır. Rusya bağımsız bir devlettir ve kendi bölgesel/uluslararası politikalarına sahiptir. Buna karşın İran ve Azerbaycan, Amerikan siyasetiyle birlikte hareket eden ülkelerdir. Bu tür ülkelerin dış politikaları Amerikan siyasetinden bağımsız değildir. Başka bir deyişle, Kuzey’den Güney’e, İran kıyılarındaki Körfez’e kadar uzanan bir koridorun inşası Amerikan siyasetinden kopuk olamaz. Bu, derin bir düşünceye gerek kalmadan anlaşılabilecek kısımdır.
İkinci kısım ise şu hususlar dikkate alınarak derinlemesine anlaşılabilir:
1- ABD, Rusya’nın zorlu ekonomik durumunu fark etmiş ve Azerbaycan ile İran’a, Rusya’yı ekonomik olarak yıpratacak büyük bir ekonomik projeyle onu cezbetmelerini emretmiştir. ABD’nin Çin’e karşı izlediği politika gibi -Çin’i Pakistan üzerinden geçen ekonomik koridor gibi devasa projelere harcama yapmaya iterek meşgul etmesi- ABD, Rusya’yı da "Kuzey-Güney" koridoruna harcama yapmaya iterek ekonomisini zayıflatmak ve onu, kendisinin kontrolünde olan IMF ve Dünya Bankası borçlarına muhtaç etmek istemektedir. Tüm bunlar için İran ve Azerbaycan’a da bu "koridor" projesine yatırım yapmalarını emretmiş, böylece Rusya’yı bu yola girmeye teşvik etmiştir.
2- ABD, Çin’in küresel bir güç olmasını engellemek için Uzak Doğu politikalarını yoğunlaştırırken ve Çin çevresinde gerilim noktaları oluştururken, Rusya’nın Asya’ya yönelimindeki en tehlikeli boyutun Rusya-Çin yakınlaşması olduğunu kesinlikle bilmektedir. Eğer ABD’nin politikası Çin’i diğer büyük devletlerden güç almasını engelleyerek izole etmekse, Rusya’nın Çin ile yakınlaşma konusundaki en tehlikeli devlet olduğunu kuşkusuz fark etmektedir. Rusya’yı Çin’den uzaklaştırma çerçevesinde, onu bu "Kuzey-Güney" koridoruyla cezbetmektedir. Özellikle Azerbaycan ve Rusya üzerinden geçen bu ekonomik koridor, Hindistan’ı deniz yoluyla İran’ın Çabahar limanına bağlayan ve İran’ı karadan Afganistan’a bağlayan Hindistan-İran ekonomik koridorunun adeta ikizidir. Yani Rusya üzerinden geçen yeni "Kuzey-Güney" koridoru, Hindistan ekonomik koridoruna Kuzey Avrupa’ya bağlanarak daha fazla canlılık kazandırmakta; böylece Rusya, Güney Asya’da Çin’in geleneksel düşmanı olan Hindistan’ın yanında konumlandırılmaktadır. Diğer taraftan, Rusya’nın bu koridor üzerinden İran ve Azerbaycan ile entegre olması, Rusya’nın Çin’in "İpek Yolu" gibi ekonomik koridor planlarıyla bütünleşmesini kesinlikle sınırlayacaktır. Özetle ABD, Rusya’nın Çin’e yönelmesinden endişe duymakta ve İran ile Azerbaycan’daki takipçilerini, Rusya’yı ortak projelerle cezbederek hem Rusya’nın Çin’den hem de Çin’in Rusya’dan uzaklaşmasını sağlamak için kullanmaktadır.
Dördüncüsü: Sonuç olarak:
1- 8 Ağustos 2016’da Bakü’de yapılan üçlü zirvenin amacı ekonomiktir, özellikle de Kuzey-Güney koridorudur.
2- ABD’nin zirvede Azerbaycan ve İran aracılığıyla etkili bir rolü vardır. Amaç, Rusya’yı mevcut krizi sırasında Kuzey-Güney koridoru projesine dahil ederek ekonomisini yıpratmak ve Rusya’yı Güney-Doğu’ya (Çin’e) yönelmek yerine Güney-Batı’ya (Azerbaycan ve İran’a) yönelterek kademeli olarak Çin’den izole etmektir.
11 Zilkade 1437 H. 14.08.2016 M.