Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Mantıku’l İhsas ve El-İhsasu’l Fikri Kavramlarının Anlamı

December 07, 2014
7098

** (Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû’r Raşte’nin Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fikri")**

Soru Cevabı

Dhuha Ghufron'a

Soru:

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh, Değerli Âlim Şeyhimiz Emir Atâ b. Halil Ebû’r Raşte. At-Takatul al-Hizbi (Parti Kitleselleşmesi) kitabında anlaşılması zor bir husus var; kitapta geçen "Hatta muhlisen (ihlaslı/samimi) olmamayı istese bile buna güç yetiremez" ifadesindeki "muhlisen" kelimesi ne anlama gelmektedir? Ayrıca "mantıku’l ihsas" (duygu mantığı) ve "el-ihsas el-fikri" (fikri duygu) kavramlarının anlamını açıklamanızı rica ediyorum.

Çok teşekkür ederim. Allah sizi, sizin döneminizde Hilafet ile mükafatlandırsın, siz bizim imamımızsınız. Amin.

Endonezya’dan Muhammed Dhuha. Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Anlaşılan o ki, sorunuzla At-Takatul al-Hizbi kitabındaki (sayfa 25-26) şu metni kastediyorsunuz:

("Parti içinde bir fikre götüren duygu (ihsas), bu fikri ümmet içindeki çeşitli fikirler arasında parlatır. Başlangıçta o da bu fikirlerden biridir ve yeni doğmuş olması, henüz merkezileşmemesi ve uygun bir atmosferin oluşmaması nedeniyle başlangıçta bu fikirlerin en zayıfıdır. Ancak bu fikir, mantıku’l ihsasın bir sonucu, yani duyusal algıdan kaynaklanan bir kavrayış olduğu için, el-ihsas el-fikriyi, yani derin düşüncenin sonucu olan net bir duyguyu oluşturur. Bu düşünce -doğası gereği- kendisiyle şekillenen kişiyi arındırır ve onu ihlaslı (samimi) kılar; öyle ki kişi ihlaslı olmamayı istese bile buna güç yetiremez.") bitti.

Sorunuz mantıku’l ihsas, el-ihsas el-fikri kavramlarının anlamı ve bu düşüncenin neden sahibini ihlaslı kıldığı hakkındadır.

Sorunuzun büyük bir kısmının cevabı Hizb-ut Tahrir’in Mafahim (Kavramlar) kitabında mevcuttur; orada mantıku’l ihsas ve el-ihsas el-fikri kavramlarının anlamları açıklanmıştır. Mafahim kitabının 58-59. sayfalarında şu ifadeler yer almaktadır:

("Amelin, fikirden veya belirli bir gayeden yahut imandan koparılması asla caiz değildir. Bu kopukluk ne kadar az olursa olsun, amelin kendisi, sonuçları ve sürekliliği üzerinde bir tehlike oluşturur. Bu nedenle, çalışmaya başlayan herkes için o belirli gayenin anlaşılır ve net olması zorunludur.

Mantıku’l ihsas’ın (duygu mantığının) esas olması kaçınılmazdı; yani anlama ve düşünmenin sadece hayali meselelere dayanan faraziyelerden değil, bir duyumsamadan (histen) kaynaklanması gerekirdi. Gerçekliğin/vakıanın duyumsanması dimağda (beyinde) etkili olmalı ve önceki bilgilerle birlikte düşünce dediğimiz beyinsel hareketi başlatmalıdır. Düşüncede derinliği ve amelde verimliliği sağlayan işte budur. Mantıku’l ihsas, el-ihsas el-fikri’ye, yani insanda düşüncenin güçlendirdiği bir duyguya yol açar. Bu yüzden, örneğin dava taşıyıcılarının bir meseleyi kavradıktan sonraki duyguları, onu kavramadan önceki duygularından daha güçlü olur.") bitti.

Mantıku’l ihsas, insanın bir düşünceyi gerçekliği doğrudan duyumsadıktan ve onun üzerinde bizzat durduktan sonra alması demektir. Bu, doğruluğu kesin olmayan bir telkinle veya sadece hayali meselelere dair varsayımlarla düşünmek demek değildir. Dolayısıyla mantıku’l ihsas, doğrudan duyumsamaya dayanan düşünce anlamına gelir. Mantıku’l ihsas, doğrudan hisle temas ettiği için diğer düşünme biçimlerinden daha güçlü ve sabittir. Örneğin; bir kimsenin Afrika’nın yaşadığı gerileme ve geri kalmışlık düzeyini sadece aldığı bilgiler yoluyla idrak etmesiyle, Afrika’yı ziyaret edip oradaki gerçeği bizzat müşahede ederek bu geri kalmışlık ve gerileme hükmüne varması arasında büyük fark vardır.

El-ihsas el-fikri ise bunun karşılığı olan "yalın duygu" (el-ihsas es-sarf) kavramı ile açıklanabilir. Yalın duygu, o gerçeklikle ilgili bir fikre sahip olmadan gerçeği hissetmektir. Eğer kişinin bir fikri varsa ve gerçeği bu fikirden sonra hissederse, onun gerçeği duyumsaması ve anlaması, şüphesiz fikir sahibi olmadan önceki yalın duyumsamasından daha güçlü ve sabittir. İşte fikrin varlığından sonra o fikirle ilgili duygunun oluşmasına el-ihsas el-fikri denir. Örneğin; bir kişinin gerilemenin (inhitat) anlamını bilip kalkınma (nahda) ile arasındaki farkı idrak ettikten sonra Afrika'nın gerçekliğini duyumsaması, bu kavramları fikri olarak bilmeden önceki duyumsamasından daha güçlüdür. Yine sömürgeci kâfir Batı'nın Afrika'yı sömürmesinin ve servetlerini yağmalamasının dehşetini hissetmesi, bu devletlerin Afrika'ya yönelik politikalarını fikri olarak bildikten sonra, bu bilgiden önceki hissinden çok daha güçlü olur. Bu nedenle, Afrika'daki Hizb-ut Tahrir gençleri, toplumdaki gerilemeyi ve ülkelerinin sömürülme dehşetini diğer insanlardan daha fazla hissederler; çünkü gerilemenin anlamını idrak etmekte ve sömürgeci devletlerin ülkelerine yönelik politikalarını ve bu devletlerin açgözlülüğünü bilmektedirler. Diğer insanların ise bu konudaki hisleri zayıftır, hatta bazıları buna dikkat bile etmezler.

İdeolojik bir partinin ulaştığı değişim fikri, doğru ve sahih sonuçlara ulaştıran mantıku’l ihsas yoluyladır. Bu yoldan, dava taşıyıcısının gerçekliği (vakıayı) doğru ve dürüst bir şekilde görmesini ve hissetmesini sağlayan el-ihsas el-fikri doğar. Bu nedenle bu düşünce, sahibinde şüphesiz doğru mefhumlar oluşturur ve sadece teorik bilgiler sınırında kalmaz. Bu düşünceyi taşıyan kişi işlerin hakikatini idrak eder; dolayısıyla taşıdığı bu düşünce gibi ihlaslı ve dürüst olmaktan başka bir seçeneği kalmaz. Kendisini kandıramaz, gerçeğin gördüğünden farklı olduğu vehmine kapılamaz. Bilakis gerçeği tüm hakikatiyle görür ve tedaviyi (çözümü) de tüm hakikatiyle bilir. Bu düşünceyi taşıdığı müddetçe ihlaslı olmaktan başka bir şeye malik olamaz.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşte

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir’in web sitesindeki cevap linki: Emir

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın