Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Cenevre Müzakereleri ve Sudan’da Devam Eden Savaşı Bitirme Girişimi

August 21, 2024
2568

Soru:

Sudan’da yaklaşık 16 aydır devam eden savaşı sona erdirme girişimiyle ilgili Cenevre müzakerelerinin açılış oturumu, Çarşamba günü (14/08/2024); ABD, İsviçre, Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası arabulucu ortakların katılımıyla gerçekleştirildi. Ancak Sudan Ordusu görüşmelere katılmadı. Amerika’nın Cidde yerine Cenevre’de konferans düzenleme ve katılımı genişletme çağrısının sebebi nedir? Ordu neden katılmadı? Amerika’nın Cenevre müzakereleri çağrısı, ateşkes sağlama niyeti olmaksızın bir zaman kaybı mıdır? Yoksa bunun hâlâ direnen İngiliz güçleriyle bir ilgisi mi var? Ayrıca El-Faşir’deki bu tekrarlanan çatışmaların nedeni nedir ve her iki taraf için önemi nedir? Teşekkürler.

Cevap:

Yukarıdaki soruların cevabının netleşmesi için şu hususları gözden geçireceğiz ve son sorudan başlayacağız:

Birincisi: 19/12/2023 tarihli Soru-Cevap metninde şunları belirtmiştik:

[“...Çatışma hızlı bir şekilde sonuçlanmayacak, aksine bir süre daha uzayabilir. Çünkü amaç, çatışmayı Amerika’nın oradaki iki tarafı (Ordu komutası ve Hızlı Destek Kuvvetleri komutası) arasında sınırlı tutmaktır. Çatışmanın sonucunu Amerika, bu ikisi arasında roller paylaştırarak kontrol etmektedir. Böylece İngiltere ve Avrupa yanlısı muhalefet, çatışmanın patlak verdiği 2023 Nisan ortasından bu yana olduğu gibi felçli kalmaya devam edecek ve asgari düzeye indirilecektir. Bunu açıklamak için şunları belirtelim: Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), 21/11/2023 tarihinde Doğu Darfur eyaletinin başkenti Ed-Daein şehrini ve oradaki 20. Tümen ordu karargahını, ordu birliklerinin çatışma riskinden ve sivillerin zarar görmesinden kaçınma bahanesiyle çekilmesi üzerine çatışmasız bir şekilde ele geçirdi! HDK yaptığı açıklamada: ‘Zaferlerinin gerçek barışa giden geniş bir kapı açtığını... Doğu Darfur eyaleti ve Ed-Daein’in kendi korumaları altında güvende kalacağını’ iddia etti (El-Cezire, 22/11/2023). Ed-Daein’in, HDK Komutanı Dakalu’nun, komutanlarının ve unsurlarının çoğunun mensup olduğu Rizeigat kabilesinin kalesi olduğu bilinmektedir. Bundan önce bu güçler, Güney Darfur eyaletinin merkezi Nyala’yı, Orta Darfur eyaletinin başkenti Zalingei’yi ve Batı Darfur eyaletinin başkenti El-Cuneyne’yi ele geçirmişlerdi. Geriye Kuzey Darfur eyaletinin başkenti ve Darfur bölgesinin siyasi ve idari merkezi olan El-Faşir şehrini ele geçirmek kaldı. Eğer HDK El-Faşir’i ele geçirirse, İngiliz ve Avrupalı yanlısı hareketlere, özellikle de Sudan Kurtuluş Hareketi ve Adalet ve Eşitlik Hareketi’ne öldürücü bir darbe indirmiş olacaktır...”]

Aynı cevapta ayrıca şunları söylemiştik:

[“Bu hareketler El-Faşir’i savunmaya kararlılar, aksi takdirde yok olup gidecekler. Özellikle El-Faşir şehri; Libya, Çad ve Darfur bölgesinin batı şehirleriyle olan sınır bağlantısı nedeniyle stratejik bir konuma sahiptir...”]

Daha sonra şunu eklemiştik:

[“...Böylece Hızlı Destek, ordunun gözü önünde ülkedeki ana muhalefet haline gelmek üzere Darfur’a yöneldi. Belki de Amerika Sudan’da iki kanatlı hale gelecektir: Muhalefete liderlik etmek üzere silahlı bir kanadı da olan HDK’dan oluşan siyasi bir kanat ve ordudan oluşan askeri bir kanat. Bu iki kanat Amerika’nın çıkarlarına hizmet edecektir. HDK muhalefetinin neden silahlı olduğuna gelince, bu muhtemelen iki nedene dayanmaktadır: Birincisi, İngiliz ajanlarından oluşan Avrupalı muhalefeti kontrol altına almak; zira onları siyasi olarak ortadan kaldırmak kolay değildir, askeri müdahale gerektirir. İkincisi, HDK’nın Darfur’da silahlı gücü olan siyasi bir muhalefet olmasıdır; böylece Amerika’nın çıkarı Güney Sudan’dan sonra başka bir ayrılmayı gerektirirse bunu Darfur’da gerçekleştirebilir. Görünüşe göre bu ayrılmanın vakti henüz gelmemiştir; bilakis şu an bunun için ortam hazırlanmaktadır...”] (Cevap bitti).

Dolayısıyla El-Faşir tüm taraflar için önemlidir. Amerika ve takipçileri (Ordu ve HDK) için önemi; HDK’nın Darfur’da silahlı gücü olan siyasi bir muhalefet olarak kalması ve Amerika’nın çıkarı gerektirdiğinde Darfur’da yeni bir ayrılık yaratabilmesidir.

Aynı şekilde Avrupalı muhalefet için de önemlidir, çünkü Darfur’da El-Faşir’den başka tutunacak dalları kalmamıştır. Eğer oradan kovulurlarsa, bu muhalefet yok olacaktır. Özellikle El-Faşir şehri; Libya, Çad ve Darfur bölgesinin batı şehirleriyle olan sınır bağlantısı nedeniyle stratejik bir konuma sahiptir. Bu yüzden orada şiddetle savaşıyorlar ve bu durum HDK’nın şimdiye kadar El-Faşir’i ele geçirmesini engellemiştir. El-Faşir, ordunun Darfur’daki son kalesi sayılmasına ve zahiren HDK’ya karşı muhalefetin yanında yer almalarına rağmen, ordu muhalefetle birlikte HDK’ya karşı ciddi şekilde savaşmamaktadır. Aksi takdirde ordunun elinde onları bitirecek yeterli güç vardır. Ancak Amerikan planı, yukarıda açıkladığımız amaçlar doğrultusunda ordunun ve HDK’nın kalmasını, Avrupalı muhalefetin ise yok edilmesini veya marjinalleştirilmesini istemektedir!

İkincisi: Cenevre konferansıyla ilgili soruları ise şu şekilde inceleyebiliriz:

1- ABD Dışişleri Bakanı Blinken 23/07/2024 tarihinde yaptığı açıklamada şunları söyledi: (“Washington, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Hızlı Destek Kuvvetleri’ni 14/08/2024 tarihinde İsviçre’de başlayacak olan ABD öncülüğündeki ateşkes görüşmelerine katılmaya davet etti.” Ayrıca, “Suudi Arabistan’ın da sponsor olduğu görüşmelere Afrika Birliği, Mısır, BAE ve BM’nin gözlemci olarak katılacağını” belirtti. Görüşmelerin “ülkedeki şiddeti durdurmayı, insani yardımın ihtiyacı olan herkese ulaşmasını sağlamayı ve herhangi bir anlaşmanın uygulanmasını garanti altına almak için güçlü bir izleme ve doğrulama mekanizması kurmayı amaçladığını” söyledi ve “görüşmelerin daha geniş siyasi meseleleri ele almayacağına” işaret etti... AFP, 23/07/2024). Blinken, Cidde’de düzenlenen önceki müzakere turlarından herhangi bir sonuç alınmasını istememiştir; bu Amerika tarafından kasıtlı yapılmıştır, çünkü taraflar arasındaki çatışmanın durmasını henüz istemiyordu. Blinken’ın “görüşmelerin daha geniş siyasi meseleleri ele almayacağı” yönündeki açıklaması, Cenevre toplantısının taraflar arasında çatışmayı durduracak bir sonuç vermeyeceği, sadece “müzakere olsun diye müzakere” yapılacağı anlamına gelmektedir! ABD Dışişleri Sözcüsü Matthew Miller’ın şu açıklaması da bunu doğrulamaktadır: (“Anlaşmaya varma olasılığını değerlendiremeyeceğini ancak basitçe iki tarafı tekrar müzakere masasına oturtmak istediklerini” belirterek “Bunun nihayet bir ateşkese varmak için bir fırsat olmasını umuyoruz” demiştir... Independent, 24/07/2024). Aynı şekilde İngiltere de Amerika’nın çağrısını yaptığı Cenevre müzakerelerinin bir çözüm üretmeyeceğinin farkındaydı. BM elçisi Ramtane Lamamra, 29/07/2024 tarihinde Güvenlik Konseyi toplantısında Cenevre görüşmelerini şu şekilde tanımladı: (“Daha uzun ve karmaşık bir süreçte cesaret verici bir ilk adım”... Şarku’l Avsat, 29/07/2024). Yani bu toplantıda bir çözüme ulaşılamayacağını, sadece Cenevre’de Rhone Nehri kıyısında bir gevezelik olacağını ilan etmektedir! Eski Cezayir Dışişleri Bakanı olan elçi Ramtane Lamamra’nın, Avrupa Birliği ve İngiliz ajanlarının Sudan ile ilgili görüşmelere katılması için çalışan bir İngiliz ajanı olduğu bilinmektedir. Tıpkı 26-27 Temmuz 2024 tarihlerinde düzenlenen ve AB dahil 20’den fazla ülkenin katıldığı Cibuti toplantısında olduğu gibi. Amerika’nın, Ramtane Lamamra’nın Libya elçisi olarak atanmasını engellemeyi başardığını, ancak İngiltere’nin onu Sudan’a BM elçisi olarak atatmayı başardığını belirtmekte fayda var.

2- Amerika, Dışişleri Bakanı aracılığıyla İsviçre’de konferans düzenleme çağrısı yapar yapmaz, Hızlı Destek Kuvvetleri hemen icabet etti. Bu açıklamanın ardından 23/07/2024 akşamı HDK komutanı Muhammed Hamdan Dakalu (Hamideti), X platformu üzerinden Blinken’ın davetini memnuniyetle karşılayarak şöyle dedi: “14 Ağustos 2024 tarihinde İsviçre’de yapılacak olan ateşkes görüşmelerine katılacağımızı ilan ediyorum.” Bu, Dakalu’nun bu davetten daha önceden haberi olduğu ve nedenlerini ABD Dışişleri Bakanlığı kanallarından öğrendiği anlamına gelmektedir, çünkü cevap vermekte tereddüt etmedi. Ordu komutanı ve Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan’ın da haberi olmasına rağmen, sanki egemenliği varmış ve karşı çıkabiliyormuş gibi görünmek için önce direnmesi ve cevabın geç gelmesi üzerinde anlaşılmıştı. Bu yüzden Burhan, sanki Amerika’nın onayı olmadan kabul veya reddedebilirmiş gibi, Cenevre konferansı hakkında istişare etmek için Amerika ile görüşme talep etti! Sonra bu istişarelerin başarısız olduğunu duyurdu: [“Sudan-Amerikan istişarelerinin, ordunun Hızlı Destek Kuvvetleri ile müzakerelere katılımına zemin hazırlamada başarısız olduğu resmen açıklandı. İstişareler, ordunun desteklediği ve merkezi Port Sudan olan hükümetin talebi üzerine Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde yapıldı. Bu durum, Cenevre sürecinin başlamadan başarısız olma tehdidini doğurdu... Bilgili kaynaklara göre, istişarelerin başarısız olmasına neden olan ana anlaşmazlık noktaları; Sudan heyetinin IGAD ve BAE’nin ‘gözlemci’ statüsünde katılımını reddetmesi, müzakerelere ordu adına değil hükümet adına katılmak istemesi ve başka müzakerelere girmeden önce ‘Cidde İnsani Bildirgesi’nin uygulanmasını şart koşmasıdır. Heyet başkanı Ebu Namu, kararı liderliğe bırakarak, ‘Konu sonuçta liderliğin kararına ve takdirine kalmıştır’ dedi.” Şarku’l Avsat, 13/08/2024].

3- Böylece Cidde istişareleri, İsviçre toplantısını onaylamada başarısız oldu ve buna bahane olarak davetin orduya mı yoksa hükümete mi yapıldığı konusu öne sürüldü! Sanki Burhan, eğer Amerika bu konuda ciddi olsaydı Cenevre toplantısı talebini reddedebilirdi! Bu, Amerika Sudan’daki Avrupa nüfuzunu bitirene ve yaklaşan seçimlerde kendisine olumlu bir ivme kazandıracak istediği çözüme ulaşana kadar tarafları müzakere konusuyla meşgul etme çabasıdır. Amerika’nın Sudan sorununa bir çözüm bulmak için bugüne kadar neden bu şekilde oyalama taktiği izlediğine gelince; bunun sebebi Avrupa ve İngiliz taraflarının Sudan’da hâlâ güçlü olmasıdır. Daha önce belirttiğimiz gibi, Amerika Avrupa güçlerini marjinalleştirmek için Burhan ile Hamideti arasındaki çatışmayı öne çıkarmaya çalıştı. Ancak şimdiye kadar bu hedefe tam olarak ulaşamadı; zira İngilizlerin Sudan’daki faaliyeti BAE aracılığıyla güçlendi. Daha önce Kenya aracılığıyla çatışmaları durdurmak için barış gücü sokulması ve İngiliz ajanlarından oluşan sivil kanadın müzakerelere dahil edilmesi talepleri başarısız olmuştu; yani hem “çatışmanın durdurulması” hem de “sivil kanadın dahil edilmesi” konularında başarısız oldular.

4- Sudan hükümeti ve Burhan bunun farkındadır. 18/06/2024 tarihindeki Güvenlik Konseyi oturumunda Sudan ve BAE temsilcileri arasında sert tartışmalar yaşandı. Sudan Temsilcisi El-Haris İdris, “BAE’nin HDK’yı desteklediğine dair kanıtları olduğunu” vurguladı. BAE Temsilcisi Muhammed Ebu Şehab ise bunların “asılsız iddialar” olduğunu söyleyerek; “Sudan’daki çatışmanın askeri bir çözümü veya zaferi olmayacaktır, müzakere masası tek yoldur” dedi (CNN, 19/06/2024). BAE, bu açıklamayla Sudan’daki mevcut çatışmaya müdahale ettiğini ilan etmektedir. Öncesinde ise taraflar arasında karşılıklı diplomat ihraçları yaşanmıştı. İngiltere, Amerika’nın kendi ajanlarını kontrol altına almak için oynadığı oyunun aynısını oynamaya başladı; yani onları ya ordunun ya da HDK’nın emri altına sokmak. Böylece İngiltere, BAE aracılığıyla kendi ajanlarını korumak ve varlıklarını güçlendirmek için HDK’yı desteklemeye başladı; böylece HDK onlardan kurtulamaz veya onları kontrol edemez hale geldi. İngiliz ajanları, 2021’de Burhan ve Hamideti tarafından devrilen eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki “Tekaddum” koalisyonu adı altında belirgin bir şekilde harekete geçmeye başladılar. Sudan Savcılığı 03/04/2024 tarihinde Hamduk başta olmak üzere koalisyonun 16 lideri hakkında tutuklama kararı çıkardı ve onları “devlete karşı işlenen suçlar, anayasal düzeni bozmak, savaş suçları ve soykırım” suçlamalarıyla teslim olmaya çağırdı (Sudan Televizyonu, 03/04/2024). Ancak hiç kimse tutuklanmadı ve kimse teslim olmadı; bu da Burhan rejiminin İngiliz ajanları karşısındaki irade zayıflığını göstermektedir. Ayrıca Abdulfettah el-Burhan onlarla müzakere etmeyi bile reddetmektedir: [“Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan, sivil demokratik güçler koalisyonu (Tekaddum) ile müzakereyi reddettiğini açıkladı...” Anadolu Ajansı, 06/06/2024].

5- BAE’nin HDK’ya verdiği destek, efendisi İngiltere’nin Sudan’daki çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu, HDK komutanı Dakalu’nun İngiliz ajanı olduğu anlamına gelmez; o bir Amerikan ajanıdır. Ancak İngiltere, Dakalu ve Hızlı Destek kuvvetlerinin yanına sızarak Amerikan planını Sudan’da başarısızlığa uğratmak istemektedir. Tıpkı Libya’da yaptığı gibi; orada da Amerikan ajanı Hafter’e sızması ve ona destek vererek başkent Trablus’taki İngiliz ajanlarına karşı hareketini başarısızlığa uğratması için ajanı BAE’ye rol vermiştir. Aynı şekilde Yemen’de de BAE’ye bir rol vermiştir; BAE, Amerika’nın Suudi Arabistan liderliğinde Yemen’e müdahale için oluşturduğu “Kararlılık Fırtınası” ittifakına sızmıştır. İngiltere bunu kendi ajanlarını desteklemek, onların Güney Yemen’i kontrol etmelerini sağlamak ve Amerikan ajanı Husileri oradan kovmak için kullandı. Eğer Amerika, Hudeyde halkının açlık ve hastalıktan öldüğü propagandasını yapıp 13/12/2018’de Stockholm Konferansı’nı toplayarak BAE ve müttefiklerinin ilerleyişini durdurmasaydı, Hudeyde’yi ele geçirip Husileri devirmek için Sana’ya yöneleceklerdi... İşte İngiltere’nin uluslararası siyasetteki sinsiliği budur!

6- Görüldüğü gibi Amerika bir çözüm bulma konusunda oyalama taktiği izliyor. HDK kabul ederken ordu kaçınıyor ve bu böyle devam ediyor... Müzakereler Cidde’den Kahire’ye, oradan Cenevre’ye taşınıyor; bir çözüm bulmak için değil, çözüm bulmayı geciktirmek için: [...Egemenlik Konseyi yaptığı açıklamada; “ABD’nin Sudan Özel Temsilcisi Tom Perriello ile yapılan temaslar ve Mısır hükümetinin Cidde Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik hükümetin vizyonunu tartışmak üzere Kahire’de bir toplantı talebi üzerine, hükümet bu amaçla Kahire’ye bir heyet gönderecektir” dedi. Açıklamada ayrıca Cidde Anlaşması’nın HDK’nın sivil bölgeleri terk etmesini öngördüğü eklendi... El-Marsad-Arabi, 19/08/2024].

7- Özetle:

a- 14/08/2024 tarihinde başlayan ve 10 gün sürmesi planlanan Cenevre Konferansı’nda, Sudan Ordusu ve HDK arasındaki çatışmaları durdurmayı hedefleyen yanıltıcı kararların alınması muhtemeldir: (Cenevre müzakerelerinin ABD ve Suudi Arabistan sponsorluğunda on gün sürmesi planlanıyor... El-Cezire, 14/08/2024). Ancak bu kararlar etkisiz kalacak ve kağıt üzerinde kalacaktır. Eğer bir duraklama olursa da bu geçici olacak ve kalıcı olmayacaktır; zira Amerika henüz hedeflerine ulaşmamıştır. Şimdilik insani yardımların ulaştırılmasına odaklanılacaktır. (Sudan hükümeti, insani yardımların Çad sınırındaki Adri kapısından geçişine izin vereceğini duyurdu... Cenevre Konferansı’na katılan yedi uluslararası taraf bu adımı memnuniyetle karşıladı... Sky News Arabic, 17/08/2024). (ABD, Cenevre müzakerelerini yeni bir model olarak tanımladı ve görüşmelerin amacının yardımların ulaştırılmasını genişletmek ve insani koridorları yeniden açmak olduğunu vurguladı. El-Cezire, 20/08/2024).

b- Amerika’nın İngiltere’yi Sudan sahnesinden uzaklaştıramama durumu, özellikle BAE gibi bölgesel ajanlar ve “Tekaddum” gibi yerel ajanlar vasıtasıyla hâlâ devam etmektedir. Bu durum Amerika’yı hesaplarını gözden geçirmeye ve BAE’yi Cenevre Konferansı’na dahil etmeye itmiştir. Oysa daha önce Cidde platformunda Sudan meselesini sadece kendisi ve ajanı Suudi Arabistan arasında sınırlandırmış, Avrupa güçlerini (Özgürlük ve Değişim) dikkate almamıştı. Ancak (Tekaddum) koalisyonu, arkasındaki BAE ile birlikte (Özgürlük ve Değişim) grubundan daha etkili bir şekilde ortaya çıkınca; Amerika, çatışmayı durduracak gerçek bir çözüm bulma niyetinde olmaksızın, bir manevra ve yanıltma olarak BAE’yi konferansa dahil etmeyi uygun gördü!

c- Tüm bunlar Müslüman Sudan halkı için büyük bir kayıptır. Onlardan öldüren de öldürülen de Resulullah ﷺ’in buyurduğu gibidir:

إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا فَالْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ فِي النَّارِ

"İki Müslüman kılıçlarıyla karşı karşıya gelirse, öldüren de öldürülen de ateştedir." (Buhari, Müslim)

Ordudaki ve halktaki ihlaslı kişiler, tüm bu komploları boşa çıkarmak ve ajanlardan kurtulmak için harekete geçmelidir. Zira bu ajanlar belanın başıdır ve sömürgeciler tüm bu komploları onlar aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Tüm ihlaslı kişiler, on yıllardır bu komploları ifşa etmekten geri durmayan ve her defasında görüşü isabetli çıkan ihlaslı siyasi liderlik Hizb-ut Tahrir’e destek vermek için harekete geçmelidir. Güç ve kuvvet sahibi ihlaslı kişiler, Allah’ın dinine yardım etmek ve onu aziz kılmak için ona yardım etmelidirler.

وَلَيَنصُرَنَّ اللهُ مَن يَّنْصُرُهُ إِنَّ اللهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ

"Şüphesiz ki Allah, Kendi dinine yardım edene mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz Allah, çok güçlüdür, mutlak galiptir." (Hac [22]: 40)

15 Safer 1446 H. 20/08/2024 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın