Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevabı: Çocuk ve Akıl Hastasının Malındaki Zekatta Yükümlülüğün Mahalli

November 05, 2014
4035

** (Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Atâ b. Halîl Ebû er-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi - "Fıkhi")**

Hamzeh Shihadeh'e

Soru:

Selamu Aleykum, Fıkıh Usulü kitabında şu cümleler geçmektedir: "(Allah’ın çocuğa ve akıl hastasına zekatı, nafakaları ve tazminatları farz kıldığı, dolayısıyla onların da mükellef olduğu söylenmez. Çünkü O, onları bazı hükümlerle mükellef kılmıştır; bu söylenemez. Çünkü bu vacipler çocuğun ve akıl hastasının fiili ile ilgili değil, aksine onların malları ve zimmetleri ile ilgilidir. Onların malları ve zimmetleri ise teklifin mahallidir. Üstelik kalemin kaldırılması sarih bir gaye ile sınırlandırılmıştır: 'buluğa erene kadar', 'aklı başına gelene kadar'. Bu ifade illet ifade eder; illeti ise küçüklük ve akıl kaybıdır. Bunun ise mal ve zimmet ile bir alakası yoktur, dolayısıyla istisna edilmez.)" Sorum şu: Mallarının ve zimmetlerinin teklif mahalli olması ne anlama gelmektedir?

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Sorunuzda belirttiğiniz metnin kelimeleri birbirine karışmış ve netliği kaybolmuş. Metin, İslam Şahsiyeti 3. Cilt, 35. sayfada geçtiği şekliyle şöyledir:

"(Allah’ın çocuğa ve akıl hastasına zekatı, nafakaları ve tazminatları farz kıldığı, dolayısıyla onların da mükellef olduğu söylenmez. Çünkü O, onları bazı hükümlerle mükellef kılmıştır; bu söylenemez. Çünkü bu vacipler çocuğun ve akıl hastasının fiili ile ilgili değil, aksine onların malları ve zimmetleri ile ilgilidir. Onların malları ve zimmetleri ise teklifin mahallidir. Üstelik kalemin kaldırılması sarih bir gaye ile sınırlandırılmıştır: «حتى يبلغ» (buluğa erene kadar), «حتى يفيق» (aklı başına gelene kadar). Bu ifade illet bildirmeye uygundur; illeti ise küçüklük ve akıl kaybıdır. Bunun ise mal ve zimmet ile bir alakası yoktur, dolayısıyla istisna edilmez.)" (Alıntı bitti).

Onun malının ve zimmetinin teklif mahalli olmasından kastedilen şudur: Teklif (yükümlülük), çocuğun veya akıl hastasının fiiline değil, doğrudan onların zimmetine ve malına bağlanmış ve bunlar üzerine vuku bulmuştur.

Akil baliğ birisi için zekatın vacip olması, sadece malı ve zimmeti ile ilgili değil, aynı zamanda fiili ile de ilgilidir. Yani bu kişinin bizzat zekatı çıkarma fiilini yerine getirmesi farzdır; eğer bunu yapmazsa günahkar olur. Ancak çocuk ve akıl hastası mükellef olmadıkları için zekatı çıkarma fiilini bizzat yerine getirmekle yükümlü değillerdir. Şari (Kanun Koyucu), onlara bir fiil yüklememiş; sadece mallarında ve zimmetlerinde zekatı vacip kılmıştır. Zira onların da bir malı ve bir zimmeti (hukuki kişiliği/sorumluluğu) vardır.

Buradaki vücubiyet (zorunluluk), onların fiiline değil, maldaki zekata ve bunun zimmetteki gerekliliğine odaklanmıştır. Dolayısıyla mallarında ve zimmetlerinde zekat vacip olsa bile, onlar bu zekatı bizzat çıkarmakla mükellef değildirler. Onların mallarının zekatını çıkaracak olan kişi velileri veya onların yerine kaim olan kimsedir. Eğer zekat çıkarılmazsa, mükellef olmadıkları için çocuk veya akıl hastası günahkar olmaz; ancak bir günah oluşursa bu, onların işlerini yürüten kayyuma (veliye) ait olur.

Kardeşiniz Atâ b. Halîl Ebû er-Raşta

Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir'in web sitesindeki cevap linki

Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın