Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Mısır'daki Olayların Seyri

July 26, 2013
3012

Soru:

Olayların gidişatına bakıldığında, gerçekler zihnimde karıştı ve durumlar birbirine girdi:

1- Mısır'da fiili nüfuzun Amerika'ya ait olduğunu biliyoruz. Öyleyse, İngiltere'ye tabi olan Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt, Mısır'daki yeni yönetimi mali olarak nasıl destekliyor?

2- Ayrıca BAE, Mali'de Fransa'yı destekledi ve oraya mali yardım gönderdi. Oysa Mali'de fiili nüfuz İngiltere'ye ait değil mi?

3- Aynı şekilde, BAE'deki Al-Arabiya kanalı ile Katar'daki Al-Jazeera kanalı arasında medya tutumlarında bir zıtlık görüyoruz; oysa hem BAE hem de Katar İngilizlerin adamlarıdır. Bu arada, Katar'daki son değişiklik İngiltere'nin oradaki siyasetini etkiler mi?

4- Ayrıca, koalisyon içindeki Cerba gibi Suudi Arabistan'ın adamlarının, Katar'ın adamlarının aksine aktif bir rol oynadığını fark ediyoruz. Suriye'de yaşanan olaylarda Katar'ın adamlarına zayıflık mı sızmaya başladı ve Suudi Arabistan'ın adamlarının gücü mü arttı?

5- Son olarak, Amerika'nın Mursi'den vazgeçmesi, "ılımlı İslam" olarak adlandırdığı yapının iktidara gelmesini kolaylaştırma fikrinden vazgeçtiği anlamına mı gelir?

Bu uzun sorumda beni hoş görmenizi rica ederim, Allah hayrınızı versin. Soruların uzunluğu ve çokluğu için şimdiden özür dilerim, ancak Emirimizin ilminin genişliğinin yanı sıra gönül ferahlığını da biliyoruz; umulur ki yanınızda kafa karışıklığımızı giderecek ve göğsümüzü ferahlatacak cevaplar buluruz.

Cevap:

Bu, ey kardeşim, bir soru değil, bir "soru yığınıdır"! Her halükarda, anlamı bozmadan işte sana özetle cevap:

İngiliz siyasetine dair, olup biteni anlamana yardımcı olacak bazı ana hatlar şunlardır:

1- İngiltere şu anda Amerika'nın karşısında açıktan durmaya cesaret edemez; aksine onun safındaymış gibi görünür. Ancak gizliden gizliye ve planlarını ustaca yaptıktan sonra, aldatıcı bir görüntüyle adamları aracılığıyla Amerika'nın siyasetini bulandırır ve engeller.

2- İngiltere'nin adamlarına verdiği rollerin çoğu, kendisi gibi Amerika ile çatışmadan onunla aynı yöne gidiyormuş gibi görünmeleridir. Örneğin, siyasi bilinci olmayan biri Ürdün'ün Amerika ile olan ilişkilerine bakarak onun Amerika'nın safında olduğunu sanır; oysa Ürdün İngiltere'nin sarsılmaz bir sütunudur. BAE ve diğer uydular da böyledir... Ancak İngiltere, Katar gibi bazı adamlarını Amerika'nın karşısında durması için serbest bırakır; bu, diğer bazı adamlarından farklı bir roldür. Yani adamlarının farklı rolleri vardır: Çoğu Amerika'ya gülümser, ona dostluk gösterir ama perde arkasından -bu adamların efendisi olan İngiltere'nin yaptığı gibi- onu sıkıştırır. Az bir kısmının rolü ise Amerika'ya daha açık bir şekilde rahatsızlık vermektir.

3- İngiltere, Avrupa siyaseti kapsamında, özellikle de İngiltere ve Fransa olarak, Amerikan siyasetine karşı koymada Fransa ile uyum içinde hareket eder. Aralarındaki fark şudur: İngiltere, Amerika'ya karşı sinsi, kurnaz ve aldatıcı bir şekilde yumuşak bir tonda davranır; Fransa ise gürültülü ve haykıran bir sesle hareket eder. İngiltere çoğu zaman siyasetini Fransa'nın arkasına gizlenerek yürütür! "İngiltere son Fransız askerine kadar savaşır" meşhur sözü, her ne kadar geçmiş zamanlara ait olsa da, bugün etkisi -daha az derecede de olsa- hala devam etmektedir.

4- Suudi Arabistan'daki yönetim, her ne kadar İngiliz takipçisi olan Kral Abdullah tarafından yönetilse de, Amerika'nın diğer bazı prensler üzerinde etkisi vardır ve bu etki onun siyaseti için bir giriş kapısı oluşturmaktadır.

Bu bilgiler ışığında sorularının cevabı netleşebilir:

a- Katar'a gelince; eski Katar Emiri ve Dışişleri Bakanı, Katar'ı İngiltere için Körfez'de merkezi bir odak noktası haline getirmeyi başardılar. İki etkili araçla birçok ülkeye müdahale etmeye başladılar: Medya (Al-Jazeera) ve para (petrol). Hareketleri; Suriye, Filistin, hatta Mısır ve diğer yerlerde Amerikan siyasetini rahatsız etmede etkiliydi. Amerika'nın bu rahatsızlığı İngiltere'den gizli değildi. İngiltere, sahnede Amerika'yı rahatsız etmeyecek bir şekilde görünmeye çalıştığı için bu Emir'in değiştirilmesini kabul etti. Ancak bu değişim ondan uzak biriyle değil, halefi olan oğluyla yapıldı. Yani İngiliz siyaseti değişmedi, sadece bu oğulun Amerika'yı rahatsız etmede babası kadar etkili olması için zamana ihtiyacı var; İngiltere böylece Amerika'nın huzursuzluğunu yatıştırmış oldu. Yani gerçekleşen şey, özde değil biçimde Amerika'yı razı etmeye yönelik bir İngiliz üslubudur!

b- Katar'ın rolü bu değişimle biraz azaldı; çünkü yeni yönetim kadrosu, etkili siyasi işlerde eski yönetim kadrosuna göre daha az deneyimlidir. Ancak Katar hala İngiliz siyaseti dahilinde kurnazca ve sinsice çalışmaktadır; sadece rolünün aleni etkinliği eskiye oranla azalmıştır. Bu nedenle Suriye'deki adamlarının etkinliği de eskisine göre azalmıştır.

c- Suudi Arabistanlı şahsiyetlere gelince; onlar hem Amerika hem de İngiltere nezdinde daha etkili ve daha kabul edilebilirdirler. Çünkü Kral'ın bağlılığı İngiltere'yedir, Amerika ise kraliyet ailesindeki bazı prenslerle ciddi şekilde çalışmaktadır.

Cerba'ya gelince; her ne kadar Suudi Arabistan'a yakın olsa da Amerikan siyaseti dahilindedir. Suudi Arabistan'ın desteği ne olursa olsun Amerika'nın emrinden dışarı çıkamaz. Koalisyon bir bütün olarak Amerikan yapımıdır ve onun başkanlığında ancak Amerika'ya boyun eğenler kalabilir.

d- Mali ve BAE'nin mali yardımları konusuna gelince; biliyorsun ki 22 Mart 2012'de Mali'de gerçekleşen ve Fransa'ya ağır bir darbe vuran ilk değişimin arkasında Amerika vardı. Fransa nüfuzunu geri kazanmak için var gücüyle çalıştı. İngiltere, Mali'de kendi nüfuzunun olmadığını, nüfuzun Fransa'ya ait olduğunu ve Amerika'nın onunla çekiştiğini biliyor. Doğal olarak İngiltere, çatışma Amerika ile Fransa arasındaysa Fransa'yı destekler. BAE'nin Mali'deki Fransız yanlısı yönetime yaptığı mali yardımlar, İngiltere'nin Fransa'ya verdiği destekle örtüşmektedir.

e- Mısır'da yaşananlar karşısında BAE heyetinin ve Ürdün Kralı'nın ziyaretleri ile İngiliz adamlarının Mısır'a verdiği mali desteğin açıklamasına gelince; bu, yukarıdaki ana hatların dışına çıkmaz. BAE'nin rolü ile Katar'ın rolü arasındaki farklılıktan kaynaklanan karışıklık, İngiliz siyasetine göre yapılmış bir rol dağılımıdır; biri yakınlaşırken diğeri uzak durarak Mısır'daki olayların sonuçlarını beklemektedir. BAE'nin Mübarek rejimi adamlarına ev sahipliği yapması da yine bu ana hatların dışına çıkmaz; zira Mübarek'in adamlarının yeniden dönme ihtimali, BAE üzerinden -vefa borcu adı altında bile olsa- İngiliz siyaseti için dar da olsa bir giriş kapısı olacaktır.

f- Amerika'nın Mursi'den vazgeçmesinin, "ılımlı İslamcılar" denilen kişilerin iktidara dönüşünü kolaylaştırmaktan vazgeçtiği anlamına gelip gelmediğine gelince; mesele vazgeçip vazgeçmemek değil, Amerikan nüfuzunun Mısır'da istikrarını sağlamaktır. Amerika'nın Mısır'daki nüfuzu onlarca yıldır siyasi tabakanın çoğunda kökleşmiştir. Amerika, Mısır'ın kendi nüfuzu için bir istikrar merkezi olarak kalmasına önem verir. Burada kastedilen istikrar Mısır'ın kara kaşı kara gözü için değil, Amerika'nın orayı kendi nüfuzu ve projeleri için güvenli bir hareket noktası olarak kullanabilmesi içindir. 25 Ocak 2011'deki halk hareketleri onu şaşırttığında ve Mübarek bu hareketleri yönetip istikrarı yeniden sağlayarak Mısır'ı Amerika'nın çıkarlarının devamı için uygun bir ortam haline getiremediğinde, onu bir kenara fırlattı ve halk hareketleri dalgasına bindi. Ardından, projelerini ve özellikle de Yahudi varlığıyla olan Camp David anlaşmasını uygulama güvencesi verdikten sonra Mursi'yi getirdi ve onu destekledi. İhvan'ın, cumhurbaşkanının partisi ve Ulusal Parti'nin feshinden sonraki en büyük organize parti olması hasebiyle istikrarı sağlamasını bekledi. Onların, devrik cumhurbaşkanıyla birlikte Ulusal Parti'nin yaptığı gibi durumu istikrara kavuşturmak için çalışacaklarını umuyordu... Ancak Mursi bunu başaramayınca ondan vazgeçti ve 3 Temmuz 2013'teki yeni yönetimin arkasında durup onu destekledi.

Buna göre, Amerika'nın Mısır'daki "ılımlı İslam" sahiplerinden vazgeçmesi, Amerika'nın son yıllardaki "ılımlı İslamcılar" denilenlerin iktidara gelmesini kolaylaştırma siyasetinin dışındaki bir nedenden dolayıdır. Amerika bu siyaseti "bir taşla iki kuş vurmak" için izlemiştir:

Birincisi: İslam'ın hükmünü bekleyen Müslüman halkı aldatmak... Her ne kadar "ılımlı İslamcılar" demokrasiyi ve cumhuriyeti ilan edip buna yemin etseler de, "İslamcı" olarak adlandırılmaları Müslüman halkın duygularını okşamakta, böylece halk bu kişilerin gelmesiyle İslam'ın yönetime geleceğini sanmaktadır. Sonuç olarak, İslam ile yönetmek yani Hilafet nizamını kurmak için doğru bir şekilde çalışma azimleri kırılmaktadır. Müslümanların Hilafet için çalışma azimlerini kırmak ise tam da Amerika'nın istediği şeydir; zira Hilafet onun uykularını kaçırmaktadır.

İkincisi: İslamcıları, insanların duygularını istismar ederek kendi nüfuzu için istikrar sağlamak amacıyla kullanmak... Eğer Amerika'nın nüfuzu için istikrar sağlayamazlarsa, Mursi'de yaptığı gibi onlardan vazgeçer ve başkalarını destekler. Özellikle de o uzun yıllar boyunca Mısır'da yetiştirdiği uşak siyasetçiler konusunda bir eksiklik çekmezken!

g- Kinane ehli (Mısır halkı) şunu anlamalıdır: Amerika; devrik Mübarek döneminde de, görevden alınan Mursi döneminde de, mevcut yönetim döneminde de fiili nüfuzun sahibidir. O, hastalığın temeli ve belanın kaynağıdır. Allah'a ve Resulü'ne iman eden her Müslümanın görevi; Amerikan nüfuzunu söküp atmak, onun adamlarını uzaklaştırmak ve İslam'ın hükmünü, Raşidi Hilafeti yeniden Kinane topraklarına döndürmek için ciddiyetle ve azimle çalışmaktır. Ta ki Mısır yeniden İslam beldelerinin merkezi haline gelsin; İslam ve Müslümanların düşmanlarını yok etsin, Yahudi varlığına son versin ve Mukaddes Toprakları -Haçlıları ve Tatarları yok ettiği gibi- yeniden İslam ve Müslümanlara geri döndürsün.

وَمَا ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ بِعَزِيزٍ

"Bu, Allah için hiç de güç değildir." (İbrahim 20)

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın