Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Alim Ata bin Halil Ebu’r-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Fıkhi Sorular
Soru Cevap
Ahiret Şehitleri Kimlerdir? Şehidin Borcunu Kim Öder?
Esma Fevzi Muhammed’e
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu Değerli Şeyhimiz...
İslam Şahsiyeti kitabının 2. cildinde, 165. sayfada şehit konusuyla ilgili olarak, ahiret şehidi hakkında şu ifade geçmektedir: "Doğru olan, Müslim’de rivayet edildiği üzere beş kişi olmalarıdır. Bunlar: Mat’un (veba gibi bilinen salgın hastalıklardan ölen), Mabtun (ishal/karın hastalığından ölen), Garık (suda boğularak ölen), Sahibu’l-Hedm (yıkıntı/göçük altında kalarak ölen) ve savaş alanı dışında Allah’ın kelimesini yüceltmek için Allah yolunda ölen kimsedir."
Başka hadislerde ise bu şehitlerin durumunun "Allah yolunda" (fi sabilillah) olması şartıyla sınırlandırıldığı geçmektedir. Hadiste belirtildiği üzere - Yunus b. Abdül’ala, İbn Vehb’den, o Abdurrahman b. Şureyh’den, o Abdullah b. Sa’lebe el-Hadrami’den, o İbn Hüceyre’den, o da Ukbe b. Amir’den rivayet ettiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
خَمْسٌ مَنْ قُبِضَ فِي شَيْءٍ مِنْهنَّ فَهُوَ شَهِيدٌ: الْمَقْتُولُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالْغَرِيقُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالْمَبْطُونُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالْمَطْعُونُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالنُّفَسَاءُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ
"Beş kişi vardır ki bunlardan biri sebebiyle ruhu kabzedilen kişi şehittir: Allah yolunda öldürülen şehittir, Allah yolunda boğulan şehittir, Allah yolunda karın ağrısından ölen şehittir, Allah yolunda vebadan ölen şehittir ve Allah yolunda nifas (doğum) halindeyken ölen şehittir." [Elbani’ye göre: Sahih, es-Silsiletü's-Sahiha (407)]
Soru: Bu iki hadis arasında bir uyum var mıdır yoksa bir çelişki mi söz konusudur? Lütfen bu konuyu açıklığa kavuşturun, teşekkürler.
İkinci Soru: Şehit konusu bağlamında ayrıca Abdullah b. Amr b. el-As’tan rivayet edilen şu hadis geçmektedir: Resulullah ﷺ şöyle buyurdu:
يُغْفَرُ لِلشَّهِيدِ كُلُّ ذَنْبٍ إِلَّا الدَّيْنَ
"Şehidin borç dışındaki tüm günahları bağışlanır."
Soru: Eğer şehit, şehadetinden önce borcunu ödemekten aciz ise, şehadetinden sonra borcu ödeme yükümlülüğü kime düşer? Teşekkürler.
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Birincisi: Şehitler hususunda:
1- Müslim, Sahih’inde Ebu Hureyre’den rivayet ettiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurdu:
بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ وَجَدَ غُصْنَ شَوْكٍ عَلَى الطَّرِيقِ فَأَخَّرَهُ فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ وَقَالَ الشُّهَدَاءُ خَمْسَةٌ الْمَطْعُونُ وَالْمَبْطُونُ وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
"Bir adam yolda yürürken bir diken dalı buldu ve onu yoldan uzaklaştırdı. Allah ondan razı oldu ve onu bağışladı. Sonra Resulullah buyurdu ki: Şehitler beştir: Taun (veba) hastalığına yakalanan, karın hastalığından ölen, suda boğulan, göçük altında kalan ve Allah Azze ve Celle yolunda şehit olanlardır."
2- Tahavi’nin Beyan-u Müşkili’l-Âsâr eserinde Ukbe b. Amir’den rivayet edildiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
خَمْسٌ مَنْ قُبِضَ فِي شَيْءٍ مِنْهُنَّ فَهُوَ شَهِيدٌ: الْمَقْتُولُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالْغَرِيقُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالْمَبْطُونُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالْمَطْعُونُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ، وَالنُّفَسَاءُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ
"Beş kişi vardır ki bunlardan biri sebebiyle ruhu kabzedilen kişi şehittir: Allah yolunda öldürülen şehittir, Allah yolunda boğulan şehittir, Allah yolunda karın ağrısından ölen şehittir, Allah yolunda taun hastalığından ölen şehittir ve Allah yolunda nifas (doğum) halindeyken ölen şehittir." Bunu aynı zamanda Nesai ve Taberani de rivayet etmiştir.
3- Burada bir çelişki yoktur. Zira Müslim’in hadisi "vebalı, karın hastalığından ölen, boğulan ve göçük altında kalan" şeklinde mutlak olarak gelmiştir. Diğer hadis ise "Allah yolunda" ifadesiyle mukayyet (sınırlı) olarak gelmiştir. Dolayısıyla mutlak olan mukayyet olana hamledilerek bu iki hadis cem edilir (birleştirilir). Böylece, her biri "Allah yolunda" oldukları takdirde şehit sayılırlar. "Allah yolunda" ifadesinin manasını ise karineler (ipuçları) belirler. Eğer harcama ile birlikte gelmişse (Allah yolunda infak ederler) veya cihat zikriyle birlikte gelmişse (Allah yolunda cihat ederler), bu, Allah’ın kelimesi en yüce olsun diye savaşmak anlamına gelir... Tıpkı Buhari’de Ebu Musa (r.a.)’dan rivayet edildiği gibi: Bir adam Nebi ﷺ’e gelerek dedi ki; "Kimi ganimet için, kimi kahramanlığı anılsın diye, kimi de gösteriş için savaşır. Bunlardan hangisi Allah yolundadır?" Resulullah buyurdu ki:
مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
"Kim Allah'ın kelimesi en yüce olsun diye savaşırsa, işte o Allah yolundadır."
Şayet "Allah yolunda" ifadesi manayı belirleyen bir karine olmaksızın zikredilirse, bu Allah Subhanehu’ya itaat etmek, O’na yakınlaşmak vb. anlamlara gelir. Dolayısıyla kim mümin olur, Allah Subhanehu’ya itaat eder ve hadiste belirtilen şekillerde vefat ederse, o "ahiret şehidi" sayılır. Allah yolunda savaşan kimse ise hem "dünya hem ahiret şehidi"dir. Yani karın hastalığından ölen kimse Allah’a itaat halindeyken vefat etmişse, aynı şekilde vebalı, boğulan vb. kimseler de öyleyse şehittirler. Ancak bu kimseler vefat ettiklerinde Allah’a itaat üzere değillerse hadis onlara uygulanmaz.
İkincisi: Şehidin borcu ve vefatından önce borcunu ödemekten aciz olması hakkındaki sorunuza gelince:
Borcun ödenmesi varislerin üzerinedir. Eğer varisler borcu ödemeye güç yetiremiyor ve aciz kalıyorlarsa, Resulullah ﷺ’in şu hadisinde geçtiği üzere borcu devlet öder:
أَنَا أَوْلَى بِكُلِّ مُؤْمِنٍ مِنْ نَفْسِهِ، مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلِأَهْلِهِ، وَمَنْ تَرَكَ دَيْناً أَوْ ضَيَاعاً فَإِلَيَّ وَعَلَيَّ
"Ben her mümine kendi nefsinden daha evlayım. Kim mal bırakırsa o ailesinindir. Kim de bir borç veya bakıma muhtaç birini (zayi olacak birini) bırakırsa o bana aittir ve benim üzerimedir." (Müslim rivayet etmiştir).
Ayrıca Ebu Davud’un Cabir’den rivayet ettiği şu hadis de buna delildir: "Resulullah ﷺ borçlu olarak ölen bir adamın cenaze namazını kılmazdı. Bir cenaze getirildiğinde: 'Borcu var mı?' diye sordu. 'Evet, iki dinar' dediler. 'Arkadaşınızın namazını kılın' buyurdu. Bunun üzerine Ebu Katade el-Ensari: 'O iki dinar benim üzerimedir ey Allah’ın Resulü' dedi. Resulullah ﷺ da onun namazını kıldı. Allah, Resulü ﷺ’e fetihler müyesser kıldığında ise şöyle buyurdu:
أَنَا أَوْلَى بِكُلِّ مُؤْمِنٍ مِنْ نَفْسِهِ. فَمَنْ تَرَكَ دَيْنًا فَعَلَيَّ قَضَاؤُهُ، وَمَنْ تَرَكَ مَالًا فَلِوَرَثَتِهِ
'Ben her mümine kendi nefsinden daha evlayım. Kim bir borç bırakırsa onu ödemek bana aittir, kim de bir mal bırakırsa o varislerinindir.'"
Bu cevabın her iki soru için de yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilen ve en hikmetli olandır.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r-Raşta
29 Cemaziyelevvel 1441 H. 24/01/2020 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192/1258331111030624/?type=3&theater
Emir’in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4014