(Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Atâ bin Halil Ebû’r Raşta’nın, Facebook sayfasındaki "Fıkhi" bölümü üzerinden takipçilerinin sorularına verdiği cevaplar serisinden)
Soru Cevap
Jihad Jihad ve Atiyeh Al-Jabarin’e
Soru (Jihad Jihad):
Selamun Aleykum,
Affedersiniz, Mus’ab bin Umayr Medine’de sadece bir davet taşıyıcısı olduğu halde, onun nusret talep ettiğine dair deliller nelerdir? Lütfen tatmin edici bir açıklama yapar mısınız?
Soru (Atiyeh Al-Jabarin):
Emirimiz ve Şeyhimiz Ebû Yâsin... Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh...
(Terk Edenler ve Zaferin Gecikmesi) başlıklı soru cevabın nusret talebi konusundaki bölümünde şöyle geçmektedir: "...Yoksa Mus’ab, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ihsanının (işini en iyi şekilde yapmasının) üzerinde bir ihsanla mı nusret talep ediyordu?" Ve yine şöyle denilmektedir: "...Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem on küsur defa nusret talep etti ve ona icabet edilmedi; O işini ihsanın da üzerinde en güzel şekilde yapıyordu... Mus’ab Radıyallahu Anh’a ise icabet edildi..."
Değerli Şeyhimiz, Mus’ab bin Umayr Radıyallahu Anh’ın Medine ehlinden nusret talep ettiğine dair delili zikrederseniz çok memnun oluruz. Çünkü siyer kitaplarından ve Şeyh Takiyyuddin en-Nebhânî (rahimehullah)’ın İslam Devleti kitabından bildiğimiz kadarıyla, Mus’ab bin Umayr Medine’de insanları İslam’a davet ediyordu; onlardan dinin nusretini (yardımını/iktidarını) talep ettiğine dair bir bilgiye rastlamadık. Allah sizi mükafatlandırsın ve bizi yakında İslam Devleti’nde sizinle bir araya getirsin.
Kardeşiniz/ Atiyeh Al-Jabarin – Filistin
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,
Her ikinizin sorusu da birbirine benziyor, işte cevabı:
1- Bu soruyu garipsedim; çünkü her ikiniz de Mus’ab Radıyallahu Anh’ın Medine’de nusret talep ettiğine dair delil istiyorsunuz. Oysa Jihad’ın dediği gibi Medine’de davet taşıyordu ya da Atiyeh’in dediği gibi insanları İslam’a davet ediyordu! Peki, durum böyleyken nusret talebi davet taşımanın bir parçası değil midir? Yoksa nusret talebi İslam’a davetin bir parçası değil midir?
Davet taşıyıcısı, insanları genel olarak ve güç-kuvvet ehlini özel olarak İslam’a davet eder. Halk tabakasına yönelik çalışması sadece davet taşımaktır; ancak güç ve kuvvet ehline yönelik çalışması ise hem davet taşımak hem de nusret talep etmektir. Azîz ve Kavî olan Allah, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e nusret talep etmesini emrettikten sonra, O güç ve kuvvet sahibi kabile reislerine gidiyor, reisleri İslam’a davet ediyor, eğer Müslüman olurlarsa onları kendisine nusret vermeye davet ediyordu. Ancak kabile reisi güç sahibi değilse veya kabilesi küçük olup bir gücü ve korunması (men’at) yoksa, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu sadece İslam’a davet ediyor, ondan nusret talep etmiyordu.
2- Mus’ab Radıyallahu Anh da Medine’de bu şekilde çalışıyordu; Medine ehlini İslam’a davet ediyor ve onlara Kur’an okuyordu. Sonunda İslam yayıldı ve Mus’ab, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e: "İçinde İslam’ın konuşulmadığı ve bazılarının Müslüman olmadığı hiçbir ev kalmadı" dedi. Yani Müslümanlar çoğalmıştı; ancak onların içindeki güç ve kuvvet ehli sınırlı bir sayıdaydı: 73 erkek ve 2 kadın... Mus’ab bu gücü elde edince, biatın 11. yılında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e geri döndü ve meseleyi O’na arz etti; bu güç ehli kimselerin önümüzdeki yıl yani 12. yılda geleceklerini bildirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara dilediği şartları koşacaktı ve onlar Allah’ın izniyle buna hazırlardı.
3- Bu konuyla ilgili olarak İslam Devleti kitabından şu bölümü aktarıyorum:
"...Nihayet biatın 11. yılı hac mevsimi gelince Mekke’ye döndü ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e Müslümanların haberlerini, güçlerini, İslam’ın nasıl yayıldığını anlattı. Medine toplumunun artık sadece Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den bahsettiğini, atmosferde İslam’dan başka bir şey olmadığını, Müslümanların oradaki güç ve kuvvetinin İslam’ı her şeye galip kılacak bir etkiye sahip olduğunu tasvir etti. Ayrıca o yıl, Allah’a olan imanları en güçlü, Allah’ın risaletini taşımaya ve dinini savunmaya en hazır olan bazı Müslümanların geleceğini bildirdi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Mus’ab’ın haberlerine çok sevindi, mesele üzerinde uzun süre düşündü ve Mekke toplumu ile Medine toplumu arasında bir karşılaştırma yaptı. Zira Mekke’de tam on iki yıl boyunca aralıksız Allah’a davet etmiş, davet yolunda hiçbir çabayı esirgememiş, her fırsatı değerlendirmiş, her türlü eziyete katlanmıştı; buna rağmen toplum katılaşmış, davete bir yol vermiyordu... Medine toplumu ise, Hazreç’ten bir grubun Müslüman olmasının üzerinden bir yıl, sonra on iki kişinin biat etmesinin ve Mus’ab bin Umayr’ın bir yıl süren çalışmalarının ardından, Medine’de İslami bir atmosferin oluşması ve insanların bu şaşırtıcı hızla Allah’ın dinine girmesi için yeterli olmuştu..."
4- Gördüğünüz gibi Mus’ab Radıyallahu Anh, güç ve kuvvet ehlini Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e göndermeden önce bizzat kendisi gelmiş, Medine’de İslam’ın yayılışı, aralarında güç ve kuvvet ehlinin bulunduğu ve dilediği ahdi alması için Resulullah’ın huzuruna bir sonraki yıl gelmeye hazır oldukları konusunda O’nu bilgilendirmiştir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Mus’ab’ın anlattıklarına sevinmiş, yaptıklarını onaylamış ve bir sonraki yıl gelmelerini kabul etmiştir. Böylece bir sonraki yıl, yani peygamberliğin 12. yılındaki hac mevsiminde gelmişler ve İkinci Akabe Biatı gerçekleşmiştir.
5- Şimdi İslam Devleti kitabından devam edelim:
"...Hacıların gelmesini bekledi. Bu, risaletin on ikinci yılına, miladi 622 yılına denk geliyordu. Hacılar gerçekten kalabalıktı ve aralarında yetmiş beş Müslüman vardı: Yetmiş üç erkek ve iki kadın. Kadınlar; Benî Mâzin bin Neccâr’dan Ümmü Ammâre Nuseybe bint Kâ’b ve Benî Seleme’den Ümmü Menî’ Esmâ bint Amr bin Adî idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlarla gizlice irtibat kurdu... Onlarla teşrik günlerinin ortasında, gece yarısı Akabe’de buluşmak üzere sözleşti. Onlara: 'Uykuda olanı uyandırmayın, gelmeyeni de beklemeyin' dedi. Belirlenen randevu günü, gecenin ilk üçte biri geçtikten sonra, durumlarının deşifre olmasından korkarak gizlice konaklarından süzülüp çıktılar. Akabe’ye gidip hep birlikte dağa tırmandılar, iki kadın da onlarla birlikte tırmandı ve orada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i beklemeye başladılar... Sonra dediler ki: 'Ey Allah’ın Resulü, konuş! Kendin için ve Rabbin için sevdiğin şartları koş.' Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kur’an okuyup İslam’a teşvik ettikten sonra şöyle cevap verdi:
أُبَايِعُكُمْ عَلَى أَنْ تَمْنَعُونِي مِمَّا تَمْنَعُونَ مِنْهُ نِسَاءَكُمْ وَأَبْنَاءَكُمْ
'Kadınlarınızı ve çocuklarınızı koruduğunuz şeylerden beni de koruyacağınıza dair size biat veriyorum.'
Bunun üzerine Berâ, biat etmek için elini uzattı ve şöyle dedi: 'Sana biat ediyoruz ey Allah’ın Resulü! Vallahi biz savaş çocuklarıyız, silah ehliyiz; bunu bizden öncekilerden miras aldık...' Sonra dediler ki: 'Ey Allah’ın Resulü, eğer biz buna vefa gösterirsek bizim için ne var?' Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendinden emin bir şekilde cevap verdi:
الْجَنَّة
'Cennet.'" (Alıntı bitti)
Tüm bunlardan şu anlaşılmaktadır:
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, biatın onuncu yılında gerçekleşen Birinci Akabe Biatı’ndan sonra Mus’ab’ı on iki kişiyle birlikte gönderdi... Mus’ab Radıyallahu Anh, Medine’de insanları İslam’a davet ediyordu ve onların içindeki güç ehlini de Allah’ın dinine nusret vermeye davet ediyordu... Mus’ab, on birinci yılda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e döndü ve Medine’deki durumun gerçekliğini; İslam’ın yayılışını, aralarındaki güç ehlini ve bunların önümüzdeki on ikinci yıl hac mevsiminde gelmeye, dinin nusreti için Resulullah’ın istediği şartları kabul etmeye hazır olduklarını arz etti... Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Mus’ab’ın Medine’de gerçekleştirdiği eylemi onayladı ve orada Allah’ın izniyle elde edilen bu güzel sonuçlardan dolayı sevindi. Böylece on ikinci yılın mevsiminde yetmiş üç erkek ve iki kadın geldi; İkinci Akabe Biatı gerçekleşti, ardından hicret ve devletin kurulması süreci geldi...
Buna binaen, Mus’ab’ın Medine’deki çalışması nusret çalışmalarının temel bir rüknüdür. Allah onun elleriyle, Allah’ın dinine nusret vermeye hazır olan bir güç ve kuvvet ehli nasip etmiştir. Mus’ab’ın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e söylediklerini tekrar hatırlatayım: "...Müslümanların oradaki güç ve kuvvetinin İslam’ı her şeye galip kılacak bir etkiye sahip olduğunu, ayrıca o yıl, Allah’a olan imanları en güçlü, Allah’ın risaletini taşımaya ve dinini savunmaya en hazır olan bazı Müslümanların geleceğini..."
Allah Mus’ab’a rahmet etsin ve ondan razı olsun; Allah onun eliyle Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem için İkinci Akabe Biatı ile meyve veren, ardından hicret ve devletin kurulmasıyla sonuçlanan büyük bir fetih nasip etmiştir. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
İnşallah bu açıklama yeterli olur.
Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû’r Raşta
18 Zilhicce 1439 H. 29/08/2018 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192/903762103154195/?type=3&theater
Emir’in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/ao56pCg5T5y
Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3896