Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: "OPEC Plus" Paktı

July 13, 2019
5256

Soru:

Riyad web sitesinde 09/07/2019 tarihinde yayınlanan bir haberde; Suudi Arabistan’ın, geçen Salı günü Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile örgüt dışındaki diğer üreticiler (Plus) arasında imzalanan ve "Viyana İttifakı" adını taşıyan anlaşmada etkili bir rol oynadığı belirtildi. Bu durum, OPEC’in yerine yeni bir örgütün kurulduğu anlamına mı geliyor? Ayrıca Suudi Arabistan’ın belirtilen bu rolü kendi iradesiyle mi yoksa dış bir dürtüyle mi gerçekleşti? Suudi Arabistan’ın bu ittifaktaki çıkarı nedir? Bu yeni ittifak ne kadar sürer? Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.

Cevap:

Yukarıdaki soruların cevabının netleşmesi için şu hususları gözden geçireceğiz:

Birincisi: Anlaşmanın Gerçeği:

1- 14 ülkeden oluşan OPEC örgütü, 02/07/2019 tarihinde Viyana’da yapılan OPEC bakanlar toplantısı sırasında, aralarında devasa bir petrol üreticisi olan Rusya'nın da bulunduğu örgüt dışı 10 diğer ülke ile bir iş birliği paktını onayladı. Anlaşmaya "Viyana İttifakı-OPEC Plus" adı verildi. Resmi imzanın, Rusya Devlet Başkanı’nın önümüzdeki sonbaharda Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaret sırasında atılması kararlaştırıldı. Bu 24 ülke, iki buçuk yıldır yürürlükte olan üretimi kısma anlaşmasını dokuz ay daha uzatma konusunda anlaştılar. Bu anlaşma aslında, 2014 yılında varil fiyatının 147 dolara ulaşarak zirve yapmasının ardından yaşanan sert düşüş ve 2016 başında 27 dolara kadar gerilemesi üzerine, son üç yılda Rusya ile Suudi Arabistan (OPEC) arasında gelişen ilişkinin belgelenmiş bir halidir. Amaç, küresel talebe uygun şekilde petrol arzını düzenleyerek fiyat hareketlerini kontrol etmeye çalışmaktır. Bu süreçte Suudi Arabistan, OPEC’in üretimi günlük 1,2 milyon varil kısması, Rusya’nın ise üretimini yaklaşık 300 bin varil kısması konusunda Rusya ile yapılan anlaşmaya öncülük etti. Nitekim fiyatlardaki çöküş durduruldu, varil fiyatı anlaşmadan sonra 55 dolara yükseldi ve son iki yıl içinde artışını sürdürdü; bu durum petrol üreticileri için tatmin edici kabul edildi.

2- Petrol üreticilerinin bu yeni ittifakı; OPEC’e Rusya'nın yanı sıra Kazakistan, Meksika ve Azerbaycan gibi önemli üreticileri de ekliyor. Bu durum, OPEC tek başına dünya üretiminin yaklaşık üçte birini gerçekleştirirken, yeni "OPEC Plus" ittifakının dünya petrol üretiminin %47’sini kontrol etmesini sağlıyor. Yani teorik olarak petrol üreticilerinin fiyatları kontrol etmesine büyük ölçüde yardımcı olması bekleniyor. Ancak pratik açıdan bu anlaşmayı etkileyen başka birçok husus bulunmaktadır:

a- Bu anlaşma OPEC örgütünü ortadan kaldırmamış, aksine üyeleri en meşhuru Rusya olan diğer üreticilerle mutabakata varmıştır. Yani bu anlaşma feshedilebilir niteliktedir ve OPEC’in yerine geçen yeni bir örgüt değildir. Dolayısıyla yeni ülkeler "OPEC Plus" şemsiyesi altına girmiş olsa da OPEC paktı varlığını sürdürmektedir. Bu, yeni ülkelerin dilediğinde ayrılabileceği gönüllü bir anlaşmadır.

b- Bu anlaşma, petrol piyasalarındaki yeni bir gerçeklik olan Amerikan shale oil (kaya petrolü) nedeniyle üreticilere dayatılmıştır. Kaya petrolü üretimi fiyatlara göre hala iniş çıkışlar göstermektedir ve 2025’ten önce istikrara kavuşması beklenmemektedir. Bu nedenle, anlaşmanın ABD’deki kaya petrolü üretimi istikrara kavuşana ve piyasalar üzerindeki etkisi netleşene kadar sürmesi muhtemeldir.

c- Suudi Arabistan, anlaşmayı yürüten OPEC ülkeleri arasındaki en belirgin devlettir ve Amerika’nın ajanı olan bir devlettir. Amerikan politikası dışında hareket etmesi mümkün değildir. Bu nedenle, bu anlaşmada Amerika’nın eli güçlü bir şekilde hissedilmektedir ve Rusya ile olan bu anlaşma Amerikan politikasındaki gelişmelere bağlı kalmaya devam edecektir.

İkincisi: Bu İttifakın Arkasındaki Dürtüler:

1- 2014’teki petrol fiyatlarının çöküşünden bu yana, küresel piyasalardaki petrol arzını dengelemek ve fiyatları piyasa gerekliliklerine, yani arz-talep teorisine göre kontrol etmek için üretici ülkeler arasında koordinasyon zorunlu hale geldi. Geçmiş on yıllarda bu süreç, en büyük petrol üreticilerini barındıran OPEC bünyesinde yürütülüyordu. Ancak son yıllarda Rusya, günlük 11 milyon varili aşan üretimiyle devasa bir üretici haline geldi ve dünya üretiminin %10’unu karşılar oldu. Rusya OPEC’i izliyor, OPEC üretimi kısıp fiyatlar yükseldiğinde kararlara bağlı olmadığı için fiyat artışından yararlanarak üretimini artırıyordu. Bu durum, özellikle Rusya’ya yaptırım uygulayan Amerika’yı rahatsız etti. Bunun üzerine Amerika, OPEC’in en büyük ve en etkili üreticisi olan Suudi Arabistan’ı, Rusya’nın üretimini OPEC sınırları içinde tutacak ve Suudi-Rus koordinasyonuyla sağlanacak bir tür ittifak kurması için gerekli yöntemleri kullanmakla görevlendirdi.

2- Koordinasyonun sahada gerçeğe dönüşmesi için 2014’ten sonra Suudi-Rus ilişkileri büyük ölçüde iyileşti. Kral Selman, 04/10/2017 tarihinde bir Suudi kralının Rusya’ya yaptığı ilk ziyareti gerçekleştirdi. Rusya Devlet Başkanı ile Suudi Veliaht Prensi arasında birçok görüşme yapıldı. Suudi Arabistan’ın büyük silah ihalelerinin Rus askeri fabrikalarına yönlendirilebileceği vaadiyle Rusya’nın iştahı kabartıldı. Böylece Rusya ve Suudi Arabistan aralarında yeni bir petrol ilişkileri dönemi başlattılar. Tüm bunlar Amerika’nın ajanı Selman ve oğlunun döneminde gerçekleşti. Suudi-Rus çabaları, 30/11/2016 tarihinde OPEC ile aralarında Rusya’nın da bulunduğu 11 diğer ülke arasında ilk üretimi kısma anlaşmasının imzalanmasıyla meyvesini verdi. Buna göre OPEC üretimi günlük 1,2 milyon varil, diğer 11 ülke ise 560 bin varil kıstı. Bu kısıntıda Rusya’nın payı tek başına 300 bin varil oldu. Suudi Arabistan bu anlaşmadan önce, 04/11/2016 tarihinde piyasayı petrole boğmakla tehdit etmişti; bu durum Rusya’yı, piyasanın petrole boğulmasından ve fiyatların düşmesinden korkarak koordinasyona teşvik etti. Böylece bütçesinin yaklaşık %50’si enerji (petrol ve gaz) gelirlerine dayanan Rusya’nın mali sıkıntıya girmesi önlenmiş oldu.

3- Bu anlaşmanın petrol fiyatları üzerinde olumlu bir etkisi oldu ve imzanın hemen ardından varil fiyatı yükseldi. Ancak bu anlaşma altı ay süreliydi ve ardından anlaşmanın uzatılması için uzun tartışmalar yaşandı. Rusya, özellikle fiyatlar iyiyken bütçesini desteklemek için üretimini artırmak istiyordu; Suudi Arabistan ise sabit bir politika olarak üretimin kısılmaya devam etmesini istiyordu. Her ne kadar Suudi Arabistan zaman zaman piyasayı serbest bırakmakla, yani üretimde büyük bir artışa gitmekle tehdit etse de bu tehdit daima Rusya’nın kısıntıları sona erdirme girişimlerine karşı bir koz olarak kullanıldı. Basireti olanlar için açık olan bu oyunda Amerikan Başkanı, Rusya’yı Suudi Arabistan ile tekrar kısıntı operasyonlarına dahil olmaya teşvik etmek için Suudi Arabistan’dan petrol üretimini artırarak fiyatları aşağı çekmesini istiyordu. Böylece Rusya, Amerikan Başkanı’nın politikasına direnç gösteriyormuş ve Suudi Arabistan’ın ona icabet etmesinden korkuyormuş gibi görünerek, Suudi Arabistan ile kısıntı koordinasyonuna girmeye mecbur kalıyordu. Bunun bir örneği olarak: (Trump Cumartesi günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Kral Selman bin Abdulaziz ile konuştuğunu ve ondan fiyat artışını durdurmak için krallığın üretimini artırmasını, bu artışın günlük iki milyon varile kadar çıkabileceğini istediğini ve Kral Selman’ın bu talebi kabul ettiğini söyledi. El-Araby El-Cedid, 01/07/2018).

4- Rusların üretimin kısılmasından duyduğu hoşnutsuzluğu teyit eden bir diğer gelişme, El-Ayn El-İhbariyye’nin 05/06/2019 tarihinde Rus petrol devi Rosneft'in CEO'su Igor Sechin’den aktardığı şu sözlerdir: (Şirket, küresel arz kısıntısı anlaşmasının uzatılması durumunda hükümetten tazminat alma imkanını araştırıyor. Sechin, OPEC ve müttefikleri arasındaki bir anlaşma çerçevesinde Rusya’nın üretimi daha fazla kısmasındaki mantığı sorgulayarak şöyle dedi: "Amerika Birleşik Devletleri üretimi artırabilir ve Rusya’nın pazar payını ele geçirebilir"). Yani Rusya üretimi kısmanın kendi çıkarına olmadığını görüyordu; ancak Suudi Arabistan’ın üretimi artırıp piyasayı petrole boğma ve fiyatları belirgin şekilde düşürme tehdidi, Rusya’nın üretim artışından elde edeceği mali faydayı yok edecekti. Sonuç bütçesinin yarısı petrole dayanan Rusya için zararlı olacağından, kısıntıya mecburen razı oluyordu! Böylece fiyatlar kaya petrolü ihracatına uygun hale geliyor ve bu da Amerikan petrol şirketlerinin genişlemesine yol açıyor... Yani Suudi Arabistan, Amerika ne zaman isterse Rusya’yı petrol üretimini kısmaya zorlamak için kullandığı, Rusya'nın boynuna dayanmış bir Amerikan kılıcıdır...

5- Üretimi kısmanın Amerika için önemini kavramak adına; bugünkü Amerika’nın petrol konusunda dünkü Amerika’dan farklı olduğunu anlamak gerekir. Zira kaya petrolü üretimi ABD’de bir gerçeklik haline gelmiş ve sürekli artmaktadır. Bu artış, çok yüksek borç yükü altında olan Amerikan ekonomisi için hayati bir meseledir. Bu üretim ve artış için başta fiyat olmak üzere uygun piyasa koşullarına ihtiyaç vardır. Bu nedenle Amerika, Suudi Arabistan’ı OPEC’in petrol üretimini kısma göreviyle tavzif etmiştir. Bu durum bir yandan Amerikan şirketlerinin kolayca pazar payı elde etmesini sağlarken, diğer yandan petrol fiyatlarını yüksek, yani Amerikan kaya petrolü üreticileri için ekonomik olarak karlı seviyelerde tutmaktadır. Kaya petrolünün karlı olabilmesi için varil fiyatının 69 dolar olması gerekiyordu, ancak çıkarma teknolojisinin gelişmesiyle bu rakam daha aşağılara düştü. Amerika, kaya petrolünü petrol piyasalarının tahtına oturmak için bir araç olarak görmektedir.

6- Suudi Arabistan’ın Rusya’ya karşı kullandığı "sopa", üretimi artırma ve fiyatları düşürme tehdidi iken; "havuç" ise Rusya’yı Ortadoğu’da daha fazla nüfuz kazanacağı vehmine düşürmektir. Kral Selman’ın 2017’deki Moskova ziyareti bir Suudi kralının Rusya’ya yaptığı ilk ziyaretti. Suudi Arabistan, Rusya Devlet Başkanı’nı önümüzdeki sonbaharda ziyarete davet etti; bu da bir Rus başkanı için nadir görülen bir ziyarettir. Japonya’nın Osaka kentinde 29/06/2019 tarihinde düzenlenen G20 zirvesinde Suudi Veliaht Prensi Bin Selman ile yaptığı görüşmenin ardından Viyana anlaşmasına varıldığını ilk açıklayan Rusya Devlet Başkanı oldu. (Rusya Devlet Başkanı, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a "iki ülke arasında enerji piyasalarındaki iş birliğini görüşmekten mutlu olduğunu" bildirdi. Putin ayrıca şunu ekledi: "OPEC Plus içindeki stratejik ortaklık petrol piyasalarının istikrarına yol açtı, piyasadaki talep gereklerine göre üretimin azaltılmasına ve artırılmasına izin verdi; bu da sektördeki yatırımların ve büyümenin öngörülmesine katkı sağlıyor"). Putin, "anlaşmanın mevcut haliyle ve aynı miktarlarla uzatılacağını" duyurdu. Independent Arabistan, 29/06/2019. Tüm bunlar Rusya’ya; Suudi Arabistan’da, OPEC içinde ve petrol piyasaları üzerinde bir nüfuza sahip olduğu vehmini vermektedir! Bu sahte kavramları Rusların zihnine yerleştirmek için Amerikalılar, bu anlaşmadan memnun değilmiş gibi bir izlenim vermektedirler: (Obama yönetiminde enerji danışmanı olarak görev yapan Sayın Bordoff şöyle dedi: "Amerika Birleşik Devletleri, OPEC’in çoğu kilit ülkesiyle diyalog kurma imkanının tadını çıkarıyordu." Ardından şunu ekledi: "Ancak şimdi anlaşmada liderlik rolünde, Amerika’nın hasımlarından sayılan bir ülke (Rusya) devreye girdi." Al-Arabiya.net, 03/07/2019). Yine aynı kaynağa göre, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya bu yılın başlarında Başkan Putin’in Rusya’yı Ortadoğu’da ABD’nin yerine ikame etmek için petrol diplomasisini kullanıp kullanamayacağı sorulduğunda şu cevabı verdi: "Rusya Devlet Başkanı Putin’in çabalarının başarısız olacağından eminim."

7- Bu paktın gerçeği budur ve arkasındaki dürtüler bunlardır. Kalıcı olmasına gelince... Rusya'nın her zaman bu kısıtlamalardan kurtulmaya ve yüksek petrol fiyatlarından üretim artışıyla yararlanmaya çalışması nedeniyle bu pek olası değildir. Özellikle yakın gelecekte ticaret savaşı ve bunun petrol fiyatları üzerindeki etkisi, Venezuela, Libya ve İran’da petrol üretiminin tekrar istikrara kavuşma ihtimali gibi durumlar Rusya’nın bu anlaşmaya bağlılığını zorlaştırabilir. Buna ek olarak, Rusya’nın mevcut kanıtlanmış petrol rezervlerinin mevcut üretim hızıyla 20 yıldan daha kısa bir sürede tükenecek olması, Rusya’yı bu kısa sürede kâr elde etmek için zamanla yarışmaya itmektedir (yeni sahalar keşfedilmediği sürece). Ancak bu anlaşma, ABD kaya petrolü üretim seviyesinin istikrara kavuşmasının beklendiği ve piyasalar üzerindeki etkisinin netleşeceği 2025 yılına kadar dayanabilir. O zaman Rusya, bugün hala belirsizliklerle dolu olan gerçekler üzerine petrol politikasını inşa edecektir.

8- Son olarak şunu belirtmek gerekir ki; Amerika’nın perde arkasından Suudi Arabistan’ı "petrol üretimini artırma sopası" ve "Rusya’ya bölgede yeni bir nüfuz vehmi verme havucu" ile yönlendirerek Rusya’yı mecburen "OPEC Plus" paktına itmedeki başarısı, diğer politikalarının başarısına dair umutlarını artıracaktır. Bu politika, Rusya’yı Çin’e karşı kendisine hizmet etmeye zorlamak için baskı ve yaptırımları kullanma politikasıdır. Eğer Amerika’nın "OPEC Plus" planındaki başarısı nedeniyle bu umutları artarsa, Rusya üzerindeki Amerikan baskıları daha da şiddetlenecektir. Her ne kadar Amerika, kandırılması kolay olan Rusya’yı aldatmak için sahte havuçlar sunmaya devam edecek olsa da amaç onu Amerikan politikasına boyun eğdirip Çin çevresinde bir hizmetçi haline getirmektir. Amerika buna çoktan başladı; Başkan Trump, 29/06/2019’da Japonya’daki G20 zirvesi marjında yapılan görüşmede Başkan Putin’den, eğer Rusya Amerika’nın anlaşmaya dönmesini istiyorsa, Çin’i de Orta Menzilli Füze Anlaşması'na dahil etmesini istedi. Rusya bu anlaşmayı kendi güvenliği için hayati gördüğünden, Çin’e kabul etmesi için baskı yapacaktır. Çin beklendiği gibi bunu reddettiğinde Rusya ile Çin arasında bir kriz doğacaktır; bu da Rusya’nın Çin çevresinde Amerika’nın yanında yer almasını kolaylaştıracaktır... Tüm bunlardan dolayı, petrol piyasalarını düzenlemeye yönelik bu yeni "Viyana İttifakı", Rusya için kurulmuş bir Amerikan tuzağıdır ve Amerika’nın bu konudaki başarısının stratejik açıdan daha büyük boyutları vardır.

9- İşte böylece, Müslüman beldelerindeki yöneticiler servetlerimizi sömürgeci kâfir devletler arasındaki siyasi oyunların bir parçası haline getirmişlerdir. Bu devletlerin çıkarları üretimi azaltmayı gerektirdiğinde bu ruveybidalar "lebbeyk" (başüstüne) derler; çıkarları artırmayı gerektirdiğinde yine icabet ederler... Çıkarları servetlerimizi yok pahasına almayı gerektirdiğinde o yöneticiler zillet içinde onay verirler... Trump’ın ilan ettiği gibi, tahtlarını koruma bahanesiyle servetlerimizi bedelsiz almayı gerektirdiğinde ise tahtlarını korudukları için minnetle başlarını sallarlar!! Onlar dünyada şöyledirler:

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

"Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık akletmezler." (Bakara [2]: 171)

Ahirette ise daha kör ve daha sapkındırlar. Azîz ve Hakîm olan Allah doğruyu söylemiştir:

وَمَنْ كَانَ فِي هَذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الْآخِرَةِ أَعْمَى وَأَضَلُّ سَبِيلاً

"Kim bu dünyada kör ise, ahirette de kördür ve yol bakımından daha sapıktır." (İsrâ [17]: 72)

9 Zilkade 1440 H. 12/07/2019 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın