(Hizb ut-Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata İbn Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook sayfasındaki takipçilerinin sorularına verdiği "Fıkhi" cevaplar serisi)
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Değerli Şeyhimiz, bir adam genetik analize (DNA testi) dayanarak çocuğun nesebini reddedebilir mi?
Allah sizi mübarek kılsın.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Birincisi: Herhangi bir meselenin ispatında anlaşmazlık çıktığında, doğru ispat araçlarının tümünü kullanmak ve bunların hassas olması için çaba sarf etmek caizdir... Bu araç ve yöntemlere DNA, bilimsel araştırma teknikleri ve herhangi bir meselede doğru görüşe ulaştıran her türlü ispat aracı dahildir. Ancak belirli bir mesele hakkında özel bir şer’i nass (metin) var ise, o zaman hiçbir sapma göstermeden o nassa bağlı kalmak vaciptir.
Bilgi bağlamında ifade etmek gerekirse; DNA (Deoksiribonükleik asit), insanda ve tüm canlılarda tek bir yapıya sahiptir. Bu yapı, birbirine sarılmış bir acil durum merdiveni gibi kendi etrafında dönen iki şeritten oluşur. Yan kısımları şeker ve fosfat moleküllerinden, merdiven basamakları ise bir dizi azotlu bazdan oluşur. Bu, her bir şeridin şeker, fosfor ve azotlu baz birimlerinden oluştuğu anlamına gelir. Bu birimlerin her birine nükleotid denir.
Bu nükleotidler mükemmel bir düzenle sıralanmıştır. Bu sıralı nükleotid dizisi, İngilizcede Genes (Genler) olarak bilinen "müverrisat" (kalıtım birimleri) adı verilen kısımlara ve birimlere ayrılır. Her bir gen, vücut dokularının yapıldığı ham maddeler olan belirli protein türlerinin üretimi için gerekli talimatları taşıyan belirli bir özelliği barındırır.
Bu "genler" veya "genetik parmak izleri", ebeveynler ve çocuklar arasında kalıtımsal özellikleri taşır... Bunlar, Allah Sübhanehu’nun nesepleri birbirine bağlamak için yarattığı benzer özelliklerdir. Teorik olarak, baba ile çocuk arasındaki genetik parmak izi testinin ve sonuçlarının kesin olduğunu, yani Yaratıcı Sübhanehu’nun bu genetik iz içine yerleştirdiği kalıtımsal gerçeklere ulaştığımızı varsayarsak, bu durum çocuğun babaya olan nesebini gösterir. Ancak uzmanlar ve mütehassıslar, analiz sırasında meydana gelen insani veya laboratuvar hataları, örneğin numunenin kirlenmesi, testi yapan kişinin dürüstlüğü ve mesleki sadakati konusundaki şüpheler veya başka faktörlerin etkisi altında kalması gibi nedenlerle test sonuçlarında hata payının mevcut olduğunu söylemektedirler.
Buna göre, DNA testi sonuçları, yukarıda zikredilen faktörler nedeniyle hata payı barındırdığından mutlaka "kat’iud-delale" (kesin delil) değildir. Eğer zikredilen bu hatalar giderilirse, hakkında özel bir şer’i nass bulunmayan herhangi bir meselenin ispatında bir araç olarak kullanılabilir... Ancak bir şer’i nass mevcutsa, sapma göstermeksizin o şer’i nassa uyulur.
Örneğin; kimliği belirsiz bir cesedin kime ait olduğunun belirlenmesinde veya hastanelerde karışıklık yaşandığında bebeğin hangi anneye ait olduğunun ispatında... Her türlü doğru doğrulama aracı ve sağlıklı ispat yönteminin kullanılması caizdir. Örneğin DNA kullanımı, cesedin bulunduğu bölgedeki kişilerle veya hastanenin doğum bölümü çalışanlarıyla ciddi bir soruşturma yapılması ve ulaşılan sonuçların doğruluğu konusunda kanaat oluşturacak her türlü doğru ispat aracı kullanılabilir. Tüm bunlar caizdir çünkü bu durumların ispatı hakkında özel bir şer’i nass yoktur; dolayısıyla bu ispat genel nassların kapsamına girer. Ancak o meselenin ispatı hakkında bir şer’i nass gelmişse, sadece ona uyulur.
İkincisi: Şimdi çocuğun nesebinin reddi hakkındaki sorunuza gelelim... Bu mesele hakkında özel bir şer’i nass mevcuttur ve yalnızca ona uyulur. Şöyle ki:
1- DNA sonuçları bu meselede delil olmaya elverişli değildir. Çünkü İslam’da çocuğun babaya nispet edilmesi (ispat-ı neseb) veya reddedilmesi (nefy-i neseb) için kendine has özel deliller vardır. Dolayısıyla nesep, bunların dışında bir yolla ne ispat edilir ne de reddedilir. DNA araştırmalarının yayılmasından sonra verilen fetvaların bu hüküm üzerinde bir etkisi yoktur. Zira özellikle Mısır’daki fetva kurulları ve özellikle Kuveyt’teki evkaf komisyonları tarafından konuyla ilgili farklı görüşler içeren fetvalar verilmeye başlanmıştır. Kimisi reddetmede ve ispatta DNA’yı caiz görmekte, kimisi ispatta değil sadece reddetmede caiz görmekte, kimisi ise evlilik bağı varsa nesebin ispatında caiz görüp zina durumlarında görmemektedir. Hatta Batı kültürüyle büyülenmiş bazı "mütefeyyihler" (bilgiçlik taslayanlar), zina durumlarında bile nesebin ispatı için DNA’yı caiz görmüşlerdir!
2- Bu meseledeki doğru hüküm, Şer’in nesep konusunda açıkça belirlediği hükümdür. Biz bu konuyu "İçtimai Nizam" kitabında açıkladık. Nesep bahsinde şöyle geçmektedir:
(...Bir koca, karısı kendisinden olması mümkün olan bir çocuk doğurduğunda -ki bu, evlilik tarihinden itibaren altı ay veya daha fazla bir sürede doğmasıdır- o çocuk onundur. Zira Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:
الوَلَدُ للفِراشِ
"Çocuk döşeğe aittir." (Buhari ve Müslim, Aişe R.A. yoluyla). Sonuç olarak: Kadın, kocanın nikahı altında olduğu ve evlilikten altı aydan fazla bir süre sonra doğum yaptığı sürece, o çocuk mutlak olarak kocanındır.
Ancak koca, karısı altı ay veya daha sonra bir çocuk doğurduğunda ve bu çocuğun kendisinden olmadığını kesin olarak anladığında, gerçekleşmesi gereken bazı şartlarla o çocuğu reddedebilir. Bu şartlar gerçekleşmezse, reddetmesinin bir kıymeti yoktur; istese de istemese de o çocuk onundur. Bu şartlar şunlardır:
Birincisi: Reddedilen çocuğun canlı doğmuş olması gerekir. Ölü doğan çocuğun nesebi reddedilmez çünkü onun reddine bağlı şer’i bir hüküm yoktur.
İkincisi: Çocuğun kendisinden olduğunu açıkça veya delalet yoluyla ikrar etmemiş (kabul etmemiş) olması gerekir. Eğer açıkça veya delalet yoluyla onun oğlu olduğunu ikrar etmişse, bundan sonra nesebini reddetmesi sahih olmaz.
Üçüncüsü: Çocuğun reddi belirli vakitlerde ve belirli durumlarda olmalıdır. Bunlar; doğum anı, doğum hazırlıkları/ihtiyaçlarının satın alındığı vakit veya eğer o sırada orada değilse karısının doğum yaptığını öğrendiği vakittir. Bu vakit ve durumların dışında reddedildiğinde nesep reddedilmiş olmaz. Karısı bir çocuk doğurduğunda imkanı olduğu halde susup reddetmezse, nesebi kabul etmiş sayılır ve artık reddedemez. Eğer çocuktan haberi olur ve reddetme imkanı varken reddetmezse nesep sabit olur. Çünkü Rasulullah ﷺ şöyle buyurmaktadır:
الوَلَدُ للفِراشِ
"Çocuk döşeğe aittir." (Buhari, Aişe R.A.’dan rivayet etmiştir).
Dördüncüsü: Nesebin reddini "Lian" (mülâane) takip etmelidir veya lian yoluyla reddetmelidir. Tam bir lian yapılmadıkça çocuk ondan ayrılmış olmaz.
Eğer bu dört şart gerçekleşirse çocuk reddedilir ve anneye nispet edilir. İbn Ömer (R.A.)’dan rivayet edildiğine göre:
أَنَّ رَجُلًا لاَعَنَ امْرَأَتَهُ فِي زَمَنِ النَّبِيِّ ﷺ وَانْتَفَى مِنْ وَلَدِهَا، فَفَرَّقَ النَّبِيُّ ﷺ بَيْنَهُمَا، وَأَلْحَقَ الوَلَدَ بِالْمَرْأَةِ
"Nabi ﷺ zamanında bir adam karısıyla lian yaptı ve çocuğun nesebini reddetti. Bunun üzerine Nabi ﷺ onların arasını ayırdı ve çocuğu anneye verdi." (Buhari).
Lian, "lanet" kökünden gelir; zira eşlerden her biri eğer yalan söylüyorsa beşinci seferde Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını diler. Bunun aslı Allah Teâlâ’nın şu kavlidir:
وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلَّا أَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ أربع شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ * وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَتَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ * وَيَدْرَأُ عَنْهَا الْعَذَابَ أَنْ تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ * وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ
"Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onlardan her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defasında da eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. Kadının da kocasının yalancılardan olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, cezayı kendisinden savar. Beşinci defasında ise eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını diler." (Nur 6-9)
Eğer çocuğun reddi şartları gerçekleşmezse çocuk reddedilmez, kocanın nesebi sabit olur ve babalıkla ilgili tüm hükümler uygulanır.
İşte nesep ve onun reddi konusundaki şer’i hükümler bunlardır ve bu konuda yalnızca bu beyyine (delil) kullanılır.) (Bitti)
Buna göre, çocuğun nesebi DNA testi kullanılarak reddedilemez; yalnızca Şer’in yukarıda açıkladığı şartlar dahilinde reddedilebilir.
Üçüncüsü: Şunu da belirtmek gerekir ki; İslam, nesebe büyük önem vermiştir. Bu konudaki müstefiz (yaygın) nasslardan bazıları şunlardır:
- Buhari Sahih’inde Sa’d (R.A.)’dan rivayet etmiştir; dedi ki: Nabi ﷺ’i şöyle buyururken işittim:
مَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ، وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ غَيْرُ أَبِيهِ، فَالْجَنَّةُ عَلَيْهِ حَرَامٌ
"Babası olmadığını bildiği halde, kendisini babasından başkasına nispet eden kimseye cennet haramdır."
- İbn Mace, Abdullah İbn Amr’dan Rasulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
مَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ لَمْ يَرَحْ رِيحَ الْجَنَّةِ، وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ خَمْسِمِائَةِ عَامٍ
"Kim babasından başkasına nesep iddia ederse, cennetin kokusunu alamaz. Oysa onun kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur."
- Nesai, es-Sünenü’l-Kübra’da Ebu Hureyre’den, Rasulullah ﷺ’in mülâane ayeti nazil olduğunda şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
حِينَ نَزَلَتْ آيَةُ الْمُلَاعَنَةِ: أَيُّمَا امْرَأَةٍ أَدْخَلَتْ عَلَى قَوْمٍ مَنْ لَيْسَ مِنْهُمْ، فَلَيْسَتْ مِنَ اللهِ فِي شَيْءٍ، وَلَنْ يُدْخِلَهَا اللهُ جَنَّتَهُ، وَأَيُّمَا رَجُلٍ جَحَدَ وَلَدَهُ، وَهُوَ يَنْظُرُ إِلَيْهِ احْتَجَبَ اللهُ مِنْهُ، وَفَضَحَهُ عَلَى رُءُوسِ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ
"Hangi kadın bir kavme onlardan olmayan birini (nesebi olmayan çocuğu) dahil ederse, onun Allah katında hiçbir değeri yoktur ve Allah onu cennetine koymayacaktır. Hangi adam da (kendinden olduğunu bildiği halde) çocuğuna bakıp dururken onu inkar ederse, Allah ondan hicap eder (rahmetinden mahrum bırakır) ve onu gelmiş geçmiş herkesin huzurunda rezil eder."
Kardeşiniz Ata İbn Halil Ebu’r Raşta
07 Rebiu’l Ahir 1439 H. 25/12/2017 M.
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus
Emir'in Twitter sayfasındaki cevap linki: Twitter
Emir'in Web sitesindeki cevap linki: Amir Web