(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Soru Cevap Harbî’nin İslam Beldesinde İkamet Etme Niyeti
Osman bin Rızık'a
Soru:
Bismillahirrahmânirrahîm, Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu. Değerli Şeyhimiz, sizden bu konuyu açıklığa kavuşturmanızı rica ediyorum, Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın. İktisat Nizamı kitabının 302. sayfasında şöyle geçmektedir: "Harbîye canı için eman (güvenlik) verilmesi, malı için de eman verilmesi sayılır. Eğer harbî ülkede ikamet etmeye niyet eder ve ikamet ederse, sonra dar-ul harbe dönmek isterse... Çünkü İslam beldesinde ikamet etme niyeti devam ederken dar-ul harbe çıkışı, dar-ul harbe giren zimmîye benzer ve dolayısıyla zimmî hükmünü alır..." Sorum şudur: Benim anlayışıma göre niyet, somut olmayan bir gerçeklik iken devlet bu niyeti nasıl bilebilir? Eğer durum, harbînin İslam beldesinde kalma kararını devletin ilgili mercilerine bildirmesi ise, bu durumda bu sadece bir niyet değil, beyan ettiği bir karar olur. Dolayısıyla bu durumun tanımının ve isimlendirmesinin (niyetine binaen değil, kararına binaen) olması gerektiğini düşünüyorum. Uzattığım için özür dilerim, selamlar.
Cevap:
Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu,
İktisat Nizamı kitabında sorduğun metnin tamamı şöyledir:
"Harbîye canı için eman (güvenlik) verilmesi, malı için de eman verilmesi sayılır. Eğer harbî ülkede ikamet etmeye niyet eder ve ikamet ederse, sonra dar-ul harbe dönmek ister ve malını bir Müslümana veya zimmîye emanet ederse ya da onlara ödünç verirse, durumuna bakılır; eğer bir amaç için, örneğin ticaret, elçilik, gezi veya bir ihtiyacını karşılamak için dar-ul harbe gider ve sonra tekrar İslam beldesine dönerse, malı ve canı üzerindeki emanı devam eder. Çünkü İslam beldesinde ikamet etme niyeti devam ederken dar-ul harbe çıkışı, dar-ul harbe giren zimmîye benzer; dolayısıyla zimmî hükmünü alır. İslam beldesine dönme niyeti olduğu sürece dar-ul harbe çıkmasıyla emanı bozulmaz. Ancak dar-ul harbe yerleşmek amacıyla dönerse, canı üzerindeki eman mutlak olarak bozulur. Eğer ikinci kez girmek isterse yeni bir emana ihtiyaç duyar." (Bitti)
Bu bağlamda niyetten kasıt, ibadetlerde olduğu gibi yeri kalp olan şey değildir. Aksine kastedilen, iradenin ve kararın oluşmasıdır; yani harbî kâfir İslam beldesinde ikamet etmeye karar verdiğinde... İslam fıkhı kitaplarında "نوى" ve "نية" lafızlarının irade ve karar anlamında kullanılması yaygındır. Bununla birlikte metin sadece "نوى" lafızıyla yetinmemiş, ona "الإقامة" lafızını da ekleyerek şöyle demiştir:
فإن نوى الحربي الإقامة في البلاد، وأقام
"Eğer harbî ülkede ikamet etmeye niyet eder ve ikamet ederse," yani ikamet etmeye karar verir ve fiilen bir ikamet gerçekleşirse...
"نوى ... وأقام" ifadesinin zikredilmesinde şöyle zarif bir nükte vardır: Maksadı başka bir şey değil, fiili ikamet olmalıdır... Bu da ilgili dairenin (birimin) doğruluğundan emin olması gereken önemli hususlardan biridir...
Allah’ın izniyle Hilafet Devleti'nde, Müslüman olmayan ve İslam tabiyetini (vatandaşlığını) taşımayanların devlet topraklarına girdiklerinde ikametlerini düzenleyen bir kanun olacaktır... Bu kanun kapsamında, İslam beldesinde ikamet etmek isteyenlerin devlet dairelerinde yerine getireceği idari prosedürler bulunacaktır...
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte
Emir’in Facebook sayfasındaki cevabın linki: Facebook
Amir Web sayfasındaki cevabın linki: Amir Web
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevabın linki: Google Plus