Değerli Kardeşim,
Selamdan sonra,
İslam Şahsiyeti kitabının ikinci cildinde, esirler konusu işlenirken Muhammed (sav) Suresi'nin Bedir'den önce nazil olduğunu söylüyorsunuz; ancak bunun aksine rivayetler de bulunmaktadır. Öyleyse Bedir'den önce nazil olduğuna dair delil nedir?
Evet, Muhammed Suresi'nin Bedir'den önce nazil olmadığına dair rivayetler mevcuttur.
Ancak bu rivayetlere tercih edilen (tercih edilmesini gerektiren) hususlar vardır:
a- Rasulullah (sav) Bedir günü esirler hakkında hüküm vermiştir. Bu, esirler hakkındaki hükmün o sırada nazil olmuş olduğu anlamına gelir; çünkü Rasulullah (sav) vahiy olmadan hüküm vermez.
b- Kur'an-ı Kerim'de Muhammed (sav) Suresi dışında esirler hakkında başka bir hüküm yoktur:
فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَاءً
"Artık ondan sonra ya bir lütuf olarak (karşılıksız salıverin) veya fidye alarak (bırakın)." (Muhammed, 4)
c- Ayet-i kerime şöyledir:
فَإِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِ حَتَّىٰ إِذَا أَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَاءً
"Kâfirlerle (savaşta) karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları bozguna uğratıp güçlerini kırdığınızda (onları esir alın ve) bağı sıkı bağlayın. Ondan sonra da ya lütuf olarak karşılıksız salıverirsiniz ya da fidye alarak bırakırsınız." (Muhammed, 4)
Ayet فَإِذَا lafzıyla başlamıştır; yani ayetteki hüküm henüz bir savaş gerçekleşmeden önce nazil olmuştur. Ayet, savaş gerçekleştiği sırada esirler hakkındaki hükmü açıklamaktadır. Bedir'den önce esirlerin olduğu ve hüküm gerektiren bir savaş ise gerçekleşmemiştir.
Ayrıca Allah Sübhânehu'nun حَتَّىٰ إِذَا أَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ kavli, savaş meydanında esir almanın gerçekleşeceği vaktin beyanıdır ki bu da ithhan (düşmanı tam olarak sindirme) sonrasıdır. Dolayısıyla bu ayet Bedir Savaşından önce nazil olmuştur; çünkü ithhan konusu ilk kez Bedir'de yaşanmıştır. Esir almanın ancak ithhan sonrasında gerçekleşeceğinin beyanı, henüz vuku bulmamış yeni bir hükmün beyanıdır.
Bu nedenle, ayetin mantuku (sözün açık delaleti), bir savaş meydana gelmeden önce nazil olduğunu; esirler hakkındaki hükmün savaş ve ithhan gerçekleşmeden önce açıklandığını göstermektedir: فَإِذَا لَقِيتُمُ ve حَتَّىٰ إِذَا أَثْخَنْتُمُوهُمْ. Aralarını cem etmek (birleştirmek) mümkün olmadığı sürece ayet, hadise tercih edilir; aksi takdirde cem etmek daha evladır. Burada ise cem etmek mümkün değildir; çünkü rivayetler esirler hakkındaki hükmün Bedir'den sonra olduğunu söylerken, ayet Bedir'den önce olduğuna delalet etmektedir. Bu sebeple tercih yöntemi uygulanır ve ayet, ona muhalif olan hadislere tercih edilir. Bunu destekleyen ve güçlendiren husus ise şudur: Esirler hakkında Muhammed Suresi'nden başka bir hüküm yoktur, Bedir'den önce esirler hakkında hüküm gerektiren bir savaş yaşanmamıştır ve Rasulullah (sav) Bedir esirleri hakkında hüküm vermiştir; oysa o (sav) ancak vahiy ile hükmeder.
2 Muharrem 1425H 22/02/2004M