Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevabı: Ramazan’dan Kaza Orucu Borcu Olanın Durumu

February 04, 2025
1708

Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Soru Cevabı Ramazan’dan Kaza Orucu Borcu Olanın Durumu

Eenas Mohammed'e

Soru:

Selamun Aleykum, kaza oruçları hakkında soru sormak istiyorum...

Yıllar öncesinden kalan kaza oruçlarımı tam olarak hatırlamıyorum. Yani kaza ediyordum ama bitirip bitirmediğimden emin olamadığım günler kalıyordu. Ailemden bazıları onlarla birlikte kaza ettiğimi söylerken, diğerleri hepsini kaza ettiğini hatırlamıyoruz diyorlar... Bu durumda ne yapmam gerekir? Çok sordum; bazı cevaplar para ile kefaret verilmesi yönündeydi, bazıları ise hem ödeme yapıp hem de oruç tutmam gerektiğini söyledi. Eğer oruç tutmam gerekiyorsa, kaç gün borcum olduğunu hatırlamıyorum. Ne yapmalıyım?

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Daha önce 13/05/2019 tarihinde benzer bir soruya şu cevabı vermiştik:

[Biz ibadetlerde tabanni yapmıyoruz (belirli bir görüşü zorunlu kılmıyoruz), aksine oruç, namaz vb. konularda Müslümanı dilediği mezhebe uymakta serbest bırakıyoruz. Burada sana orucun kazası hakkında bazı fıkhi görüşleri zikredeceğim; bunlardan kalbine yatan ve seni mutmain edeni takip edebilirsin:

1- Şafii fıkhına dair, "İmamu’l-Haremeyn" lakabıyla bilinen (Vefatı: H. 478) Abdulmelik el-Cüveynî’nin "Nihâyetü’l-Matlab fî Dirâyeti’l-Mezheb" adlı eserinde şöyle geçmektedir:

"(Ramazan’dan kaza borcu olan bir kimse, kaza etmeye imkân bulduğu halde bunu bir sonraki yılın Ramazan ayına kadar geciktirirse, kazayı geciktirmesi caiz değildir. Bu zikrettiğimiz sadece bir müstehaplık değil, aksine imkân varken ve mazeretler ortadan kalkmışken kesin bir gerekliliktir. Eğer kaza, hiçbir mazeret olmaksızın bir sonraki yıla ertelenirse, her günün kazasıyla birlikte bir müdd yemek (fidye) verilmesi gerekir. Eğer kazayı iki veya daha fazla yıl ertelerse, fidyenin katlanıp katlanmayacağı konusunda iki görüş vardır: Birincisi; fidye katlanmaz, yıllarca geciktirilse bile sadece bir yıllık fidye gerekir... En sahih olan görüş ise; fidyenin tekerrür etmesi ve yenilenmesidir. Dolayısıyla her yılın geciktirilmesine karşılık bir müdd gerekir. Eğer iki yıl geciktirirse, her bir günün kazasıyla birlikte iki müdd vermesi gerekir. Yıl arttıkça bu şekilde artmaya devam eder; fidye hususundaki durum budur...)"

Bu demektir ki; Ramazan orucunu tutmayan kimse, bunu bir sonraki Ramazan gelmeden önce kaza eder. Eğer bir sonraki Ramazan geldikten sonraya bırakırsa, hem kaza hem de fidye gerekir... Diğer bir görüşe göre ise, kaza örneğin iki yıl gecikirse kaza ile birlikte iki fidye gerekir ve bu şekilde devam eder.

2- Hanbeli fakihlerinden Mansur bin Yunus el-Behûtî’nin (Vefatı: H. 1051) "Keşşâfu’l-Kınâ’ ‘an Metni’l-İknâ’" adlı eserinde şöyle geçmektedir:

"(Ramazan orucunun tamamını, eksik veya tam olarak kaçıran kimse... günleri sayısınca kaza eder... Kazayı, bir sonraki Ramazan başlayana kadar ertelemesi caizdir... Ancak hiçbir mazereti olmaksızın bir sonraki Ramazana kadar ertelemesi caiz değildir... Eğer bir sonraki Ramazana veya daha sonraki Ramazanlara kadar ertelerse, kaza etmesi ve her gün için kefaret sayılabilecek miktarda bir yoksulu doyurması gerekir. Ramazanların birden fazla olmasıyla fidye tekrar etmez; çünkü geciktirmenin çokluğu, vacip olan miktarı artırmaz. Tıpkı vacip olan hac görevini yıllarca erteleyen birine, haccı yapmaktan daha fazlasının gerekmemesi gibidir...)"

Bu da demektir ki; Ramazan’dan kaza borcu olan ve bunu bir sonraki Ramazan gelmeden önce kaza etmeyen kimsenin hem kaza etmesi hem de fidye vermesi gerekir.

3- Ebu Hanife mezhebine göre ise kaza ne kadar gecikirse geciksin sadece kaza gerekir. Bir sonraki Ramazan gelse bile... sadece geçmiş orucu kaza eder ve geciktirmeden dolayı üzerine fidye gerekmez:

  • Serahsî’nin (Vefatı: H. 483) (Hanefi Fıkhı) el-Mebsût adlı eserinde şöyle geçmektedir:

(Şöyle dedi: Bir adamın Ramazan ayından kaza borcu olsa ve bir sonraki Ramazan girene kadar kaza etmese... Geçmiş Ramazan’ı kaza etmesi gerekir ve bizce ona fidye gerekmez. Şafii (rahimehullah) katında ise kaza ile birlikte her gün için bir yoksulu doyurması gerekir... Bizim delilimiz ise Allahu Teâlâ’nın şu kavminin zahiridir:)

فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ

"O halde (tutamadığı günler) sayısınca başka günlerde (tutsun)." (Bakara 184)

(Bu ayette herhangi bir vakit sınırlaması yoktur. İki Ramazan arası ile vakitlendirmek, nassa ziyade yapmak olur. Ayrıca bu, vakti belli olan bir ibadettir ve kazası için belirli bir vakit sınırı yoktur...)

  • Alauddin el-Kasani el-Hanefi’nin (Vefatı: H. 587) "Bedâiu’s-Sanâî’ fî Tertîbi’ş-Şerâî’" adlı eserinde şöyle geçmektedir:

(...Bizim ashabımıza (Hanefi fakihlerine) göre kaza vacibi, belli bir vakit ile sınırlı değildir. Çünkü kaza emri, bazı vakitlerin belirlenmesinden bağımsız olarak mutlak bir emirdir ve mutlaklığı üzere devam eder. Buna binaen ashabımız şöyle demiştir: Ramazan kazasını bir sonraki Ramazan girene kadar geciktirse bile üzerine fidye gerekmez...)

Bu demektir ki; Ebu Hanife mezhebine göre vacip olan, fidye olmaksızın kazadır. Yani sadece tutmadığı ayları kaza eder.

Başta da belirttiğim gibi, biz ibadetlerde tabanni yapmıyoruz; sadece sana Ebu Hanife, Şafii ve Hanbeli fakihlerinden bazı görüşleri zikrettim. Kalbinin mutmain olduğu görüşe göre hareket et... Allah seni sevdiği ve razı olduğu işlere muvaffak kılsın.

Umarım bu yeterlidir. Allah en iyi bilendir ve en iyi hüküm verendir. 08 Ramazan 1440H - 13/05/2019M] Önceki cevabımızdan nakil burada bitmiştir.

Özetle:

1- Tutmadığın günleri, sende galip kanaat (zann-ı galip) oluşturacak bir şekilde takdir etmelisin.

2- Bundan sonra yukarıda zikredilenleri inceleyip, görüşüyle mutmain olduğun mezhebin görüşünü alırsın. Gördüğün gibi kimisi fidye ile birlikte kazayı, kimisi ise fidye olmaksızın sadece kazayı savunmaktadır.

Yukarıda zikredilen bir fidyenin yani (Müdd) miktarının gram cinsinden ağırlığına gelince; 544 gram buğdaydır. Bu, el-Emval kitabında şu şekilde geçmektedir:

[Müdd = 1 1/3 Bağdat rıtlıdır. 1 Rıtl = 408 gramdır. Müdd = 1 1/3 rıtl x 408 gram (rıtlın ağırlığı) = 544 gram buğday ağırlığıdır.]

Bunu biraz daha fazla veya bu civarda hesaplayanlar da vardır...

Allah Sübhânehu ve Teâlâ’dan oruçlarınızı ve ibadetlerinizi kabul etmesini niyaz ederim.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

05 Şaban 1446H 04/02/2025M

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın