Bismillahirirahmanirahim
(Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata Bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi - "Fıkhî")
Samia Alshami'ye
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Kadının dış hayatta (umumi hayatta) ayaklarını açmasının caiz olup olmadığını ve ayakları açmanın haramlığının kadının diğer avret yerlerini açması gibi olup olmadığını sormak istiyorum. Ayrıca özel hayatın sınırları nelerdir; sadece evin içi mi yoksa evin dışındaki bitişik alanlar da özel hayat sayılır mı? Cilbab ayetindeki "idna" (sarkıtma) ifadesi cilbabın ayaklara kadar ulaşmasını kapsar mı? Ayak giyimi (ayakkabı/çorap) hakkında detaylı tarifler var mı? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın Şeyhimiz.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu
1- Özel hayatın sınırları, kadının avretini açabildiği ve kendisine yabancı birinin onu göremediği evin sınırlarıdır. Bu demektir ki, evin sınırları dışındaki yerler özel hayattan sayılmaz. Eğer kadın mahallesindeki bakkaldan bir şeyler satın almak için dışarı çıkarsa, avretini örtmesi ve şer’i elbiseyi giymesi farzdır. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi özel hayat, kadının yabancı bir erkek tarafından görülmeden avretini açabildiği yerdir, yani evin sınırları içerisidir.
2- Ayaklar avrettir, bu yüzden kadının ayaklarını örtmesi gerekir. Bunun delilleri ise şunlardır:
a- Allah Sübhânehu ve Teâlâ kadının alt kısmının giyimi hakkında şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يُعْرَفْنَ
"Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini (cilbablarını) üzerlerine sarksınlar. Bu, onların tanınmaları için daha uygundur." (Ahzâb Suresi, 59)
Yani üzerlerindeki cilbablarını aşağıya doğru sarkıtsınlar demektir. "Yudnine" (sarkıtsınlar) kelimesindeki "idna" (sarkıtma) fiili, ancak cilbabın en azından ayaklara kadar ulaşması ve onları örtmesiyle gerçekleşir. Eğer ayaklar çorap veya ayakkabı ile örtülmüşse, cilbabın ayaklara kadar ulaşmasıyla sarkıtma gerçekleşmiş olur. Ancak ayaklar çorap veya ayakkabı ile örtülmemişse, ayakları örtmesi için cilbabın yere kadar ulaşması gerekir. Bu da ayakların avret olduğu anlamına gelir.
b- İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْMَ الْقِيَامَةِ فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ فَكَيْفَ يَصْنَعْنَ النِّسَاءُ بِذُيُولِهِنَّ قَالَ يُرْخِينَ شِبْرًا فَقَالَتْ إِذًا تَنْكَشِفُ أَقْدَامُهُنَّ قَالَ فَيُرْخِينَهُ ذِرَاعًا لاَ يَزِدْنَ عَلَيْهِ
"Kim kibirlenerek elbisesini (yerde) sürürse, Allah kıyamet günü ona bakmaz. Bunun üzerine Ümmü Seleme: 'Kadınlar eteklerini nasıl yapacaklar?' diye sordu. Efendimiz: 'Bir karış sarkıtırlar' buyurdu. Ümmü Seleme: 'O zaman ayakları açılır' deyince, Efendimiz: 'Öyleyse bir arşın sarkıtsınlar, bundan fazlasını yapmasınlar' buyurdu." (Tirmizî rivayet etmiştir ve bu hadis için "hasen sahih" demiştir.)
Hadis, kadının ayaklarını örtmesinin farz olduğu konusunda açık ve nettir. Ümmü Seleme (ra), yürürken ayakların açılacağı endişesiyle kadınların elbiselerinin (etek uçlarının) bir karış sarkıtılmasını yeterli bulmamıştır. Özellikle de eski dönemlerde sıklıkla olduğu gibi kadın yalın ayak yürüyorsa bu daha da belirgindir. Bunun üzerine Resulullah (sav), kadınların elbiselerini bir arşın sürümelerine izin vermiş ve bundan fazlasına gerek olmadığını belirtmiştir. Hadisteki illet (gerekçe) gayet açıktır: "...o zaman ayakları açılır..."
Özetle; ayaklar avrettir ve diğer avret yerleri gibi örtülmeleri farzdır.
3- Bilgi olarak şunu da belirtelim; Ebu Hanife'nin ayakların gösterilebileceğine dair bir görüşü vardır. O, Allah Sübhânehu'nun şu ayetinin tefsirinde:
وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا
"...kendiliğinden görünen kısımları müstesna, ziynetlerini göstermesinler..." (Nur Suresi, 31)
"Kendiliğinden görünenler" ifadesinin sadece yüz ve eller değil, aynı zamanda ayaklar da olduğunu savunmuştur. Ancak yukarıda zikrettiğimiz üzere, kerim ayetin delaleti ve Tirmizî'nin hadisi karşısında bu görüş "mercuhtur" (zayıf kalmaktadır). Allah en iyisini ve en doğrusunu bilendir.
Ve Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
Kardeşiniz Ata Bin Halil Ebu el-Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki