Hizb ut-Tahrir Emiri Büyük Alim Ata b. Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Fıkhî Soru Cevabı
Muhammed el-Kaysi’ye
Soru:
Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Şu satın alma şekli hakkında soru sormak istiyorum: Bir arabanın, bedelinin bir kısmını peşin ödeyip geri kalanını şahsi çeklerle ödemek suretiyle satın alınması, ancak satıcının son çekin bedelini alana kadar devri (mülkiyeti teslim etmeyi) şart koşması helal midir değil midir? Allah sizden razı olsun.
Cevap:
Satıcının evi veya arabayı, borç karşılığında sattıktan sonra rehin tutması caiz değildir. Çünkü bu, fukaha arasında ihtilaflı olan "satılan malın bedeli karşılığında rehin bırakılması" (rahnu’l mabi’ ala tsamanihi) konusuna girmektedir. Bazı fakihler buna belirli şartlarla izin vermiş, bazıları caiz görmemiş, bazıları ise bir durumda izin verip diğerinde vermemiştir. Benim bu konuda tercih ettiğim görüş, bunun caiz olmadığıdır. Çünkü araba veya ev, borçla veya taksitle satın alındığında, satın alan kişinin mülkiyetine geçer ve onun bu mal üzerinde satma, kiralama, içinde oturma veya başkasını oturtma gibi tasarruf hakları doğar. Bu tür durumlarda caiz olan şudur: Araba satıcısı ya borçluya borcunu ödeyene kadar mühlet verir ya da ona sattığı arabanın dışında başka bir şeyi (örneğin bir altın parçasını vb.) rehin alır. Bu rehin, alıcı anlaşılan bedelin tamamını ödeyene kadar satıcıda kalır ve ödeme bitince rehin (altın vb.) alıcıya geri verilir. Nitekim Rasulullah ﷺ’den sahih olarak rivayet edildiğine göre:
اشْتَرَى رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنْ يَهُودِيٍّ طَعَاماً بِنَسِيئَةٍ فَأَعْطَاهُ دِرْعاً لَهُ رَهْناً
“Rasulullah ﷺ bir Yahudiden veresiye yiyecek satın aldı ve ona bir zırhını rehin bıraktı.” (Müslim, Aişe r.anha yoluyla rivayet etmiştir). Eğer ödeme vakti gelir de borçlu ödemeyi reddederse veya ödeyemezse, rehin satılır ve bedelinden alacaklının hakkı alınır, artan miktar ise borçluya geri verilir. Çünkü rehin, şu hadis uyarınca sahibine aittir:
لَا يُغْلَقُ الرَّهْنُ مِنْ صَاحِبِهِ الَّذِي رَهَنَهُ
“Rehin, onu rehin bırakan sahibinden koparılmaz (mülkiyetinden çıkmaz).” (Şafii, Said b. el-Müseyyeb yoluyla rivayet etmiştir). Yani değeri borçtan fazlaysa, fazlalık sahibine iade edilir.
Satıcının satılan malı borç veya taksit karşılığında rehin tutmasına gelince; bu caiz değildir. Çünkü borçla veya taksitle satış, tam bir satıştır. Satış akdi borç veya belirli taksitler (örneğin her yıl bir taksit veya daha az/çok) üzerine kurulduğu andan itibaren alıcı malın tam maliki olur. Eğer satılan mal rehin tutulursa, bu alıcıya yönelik bir zulüm ve mülkiyetine bir tecavüz olur. Çünkü borçla veya taksitle satış tam ve sahih bir satıştır; alıcı mala malik olur ve dilediği gibi tasarruf eder. Satış akdinden sonra satıcının malı rehin tutması caiz değildir, çünkü bu durum alıcının satın aldığı mal üzerindeki tasarruf yetkisini engeller.
Daha önce 24/05/2015 tarihinde bu konuyla ilgili verdiğimiz detaylı cevabı, faydalı olması için aşağıda tekrar sunuyorum:
(Bu mesele fıkıhta “satılan malın bedeli karşılığında rehin bırakılması” adıyla bilinir. Yani alıcı bedeli ödeyene kadar satılan malın satıcıda rehin kalmasıdır. Bu mesele, Buhari’nin Cabir b. Abdullah’tan rivayet ettiği şu hadisteki gibi taraflar müsamahalı olduğunda sorun teşkil etmez:
رَحِمَ اللَّهُ رَجُلاً سَمْحاً إِذَا بَاعَ، وَإِذَا اشْتَرَى، وَإِذَا اقْتَضَى
“Allah, satarken, alırken ve alacağını isterken hoşgörülü olan adama rahmet etsin.” Fakat bazen taraflar önce malın teslimi mi yoksa bedelin ödenmesi mi konusunda ihtilafa düşerler. Satıcı, satış akdinden sonra bedeli alana kadar malı elinde tutmaya (rehin almaya) yönelebilir. Bu konu fakihler arasında tartışmalıdır; bazıları şartlı izin verirken, bazıları vermez, bazıları ise duruma göre hükmeder.
Bu konuyu inceledikten sonra tercih ettiğim görüş şöyledir:
Birincisi: Satılan Malın Türü:
1- Malın ölçekle ölçülen (mekîl), tartılan (mevzûn) veya arşınla ölçülen türden olması; pirinç, pamuk veya kumaş satışı gibi. 2- Malın ölçek veya tartıyla ölçülmeyen türden olması; araba, ev veya hayvan satışı gibi.
İkincisi: Satış Bedeli:
1- Peşin (hâl) olması; yani malın nakit on bin karşılığında alınıp hemen ödenmesi. 2- Vadeli (müeccel) olması; yani malın bir yıl sonra ödenmek üzere on bin karşılığında alınması. 3- Bir kısmının peşin, bir kısmının vadeli olması; örneğin beş bin peşinat verilip kalan beş binin bir yıl sonra veya aylık taksitlerle ödenmesi.
Üçüncüsü: Şer’i Hüküm Yukarıdaki Durumlara Göre Değişir:
Birinci Durum: Malın ölçekle ölçülmeyen ve tartılmayan türden olması (ev, araba veya hayvan gibi):
1- Bedel peşin ise; örneğin bir arabayı nakit on bin karşılığında alıyorsanız ve bu akitte belirtilmişse:
Bu durumda satıcının, akitteki peşin bedel ödenene kadar malı elinde tutması (rehin alması) caizdir. Bunun delili Tirmizi’nin rivayet ettiği ve “hasen” dediği Ebu Umame’den gelen şu hadistir: Veda Haccı yılında Rasulullah ﷺ’i hutbesinde şöyle buyururken işittim:
الْعَارِيَةُ مُؤَدَّاةٌ، وَالزَّعِيمُ غَارِمٌ، وَالدَّيْنُ مَقْضِيٌّ
“Emanet (ariye) iade edilir, kefil borcu üstlenir, borç ise ödenir.” Hadisteki delalet yönü “borç ödenir” kısmıdır. Alıcı, bedeli ödemeden malı teslim alırsa onu borçla satın almış olur. Satış nakit ise borcun ödenmesi önceliklidir; başka bir deyişle bedel nakit kararlaştırılmışsa önce bedel ödenmelidir. El-Kasani, Bedaiu’s-Sanai’de bu hadis hakkında şöyle der: “Rasulullah ﷺ borcun ödenmesini mutlak bir vasıf olarak zikretmiştir. Eğer bedelin teslimi malın tesliminden sonraya kalırsa bu borç ödenmiş olmaz, bu ise nassa aykırıdır.”
Buna göre satıcı, alıcı bedeli ödeyene kadar malı elinde tutabilir. Böylece borç oluşmaz ve bu durum akde uygundur; zira satış borçla değil nakit bedelle yapılmıştır.
2- Bedel vadeli ise; örneğin bir arabayı bir yıl sonra ödemek üzere on bin karşılığında alıyorsanız:
Bu durumda bedel ödenene kadar malın elinde tutulması caiz değildir. Çünkü bedel, satıcının onayıyla akitte vadeli olarak belirlenmiştir. Satıcı malı vadeli satarak onu bedel için rehin tutma hakkından vazgeçmiştir. Malı teslim etmesi gerekir.
3- Bedel hem peşin hem vadeli ise; örneğin bir arabayı beş bin peşin, kalan beş bin ise bir yıl sonra veya taksitlerle ödenmek üzere alıyorsanız:
Bu durumda satıcının, peşin olan kısım ödenene kadar malı elinde tutması caizdir. Peşin kısım ödendikten sonra, vadeli kısımlar için malı elinde tutması caiz değildir (1. ve 2. maddelerdeki gerekçelerle).
Özetle; satıcının, malı peşin bedeli karşılığında rehin tutması caizdir. Yani satış akdi peşin ödeme üzerineyse, satıcı bedeli alana kadar malı teslim etmeyebilir.
Aynı şekilde satıcı, akitteki peşinat ödenene kadar malı elinde tutabilir.
Burada "Alıcı malı teslim almadan (mülkiyetine geçmeden) nasıl rehin bırakabilir?" denilemez. Çünkü rehin ancak satışı caiz olan şeylerde caizdir. Satın alınan mal ise, Beyhaki’nin İbn Abbas’tan rivayet ettiği şu hadis uyarınca teslim alınmadan (kabz) satılamaz: Rasulullah ﷺ Attab b. Esid’e şöyle buyurdu:
إِنِّي قَدْ بَعَثْتُكَ إِلَى أَهْلِ اللَّهِ، وَأَهْلِ مَكَّةَ، فَانْهَهُمْ عَنْ بَيْعِ مَا لَمْ يَقْبِضُوا
“Seni Allah’ın ehline ve Mekke ehline gönderdim; onları teslim almadıkları şeyi satmaktan men et.” Taberani’nin Hakim b. Hizam’dan rivayet ettiği hadiste de şöyle geçer: “Ey Allah’ın Rasulü! Birçok satış yapıyorum, hangileri helal hangileri haramdır?” Rasulullah ﷺ buyurdu ki:
لَا تَبِيعَنَّ مَا لَمْ تَقْبِضْ
“Teslim almadığın şeyi satma.” Bu hadisler teslim alınmayan malın satışını yasaklamaktadır. O halde teslim alınmayan mal nasıl rehin bırakılabilir?
Bu itiraz yapılamaz çünkü bu iki hadis ölçekle ölçülen ve tartılan mallar hakkındadır. Ev, araba ve hayvan gibi mallara gelince; Buhari’nin İbn Ömer’den rivayet ettiği şu hadis uyarınca bunlar teslim alınmadan önce satılabilir: İbn Ömer dedi ki: “Bir yolculukta Rasulullah ﷺ ile beraberdik. Ömer’in hırçın bir devesinin üzerindeydim, beni geçiyordu. Ömer onu azarlayıp geri çekiyordu... Rasulullah ﷺ Ömer’e: ‘Onu bana sat’ dedi. Ömer: ‘O senindir ey Allah’ın Rasulü’ dedi. Rasulullah ﷺ tekrar: ‘Onu bana sat’ dedi. Ömer de onu Rasulullah ﷺ’e sattı. Bunun üzerine Nebi ﷺ şöyle buyurdu:
هُوَ لَكَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، تَصْنَعُ بِهِ مَا شِئْتَ
“O senindir ey Abdullah b. Ömer, onunla dilediğini yap.” Bu, malın teslim alınmadan önce hibe yoluyla tasarruf edilmesidir ki bu da teslimden önce mülkiyetin tamamlandığını ve satıcının mülkiyeti kesinleştiği için satışın caiz olduğunu gösterir.
Buna göre; teslim alınmadan önce satılması caiz olan malların (ev, araba, hayvan vb.) teslimden önce rehin bırakılması da caizdir. Bu durum, peşin satışlarda veya akitte peşinat olan durumlarda, peşin miktar ödenene kadar malın rehin tutulması şeklinde gerçekleşebilir.
İkinci Durum: Malın ölçekle ölçülen ve tartılan türden olması (pirinç, pamuk veya kumaş gibi): Bu durumda bedel ister peşin, ister vadeli veya taksitli olsun, mal bedeli karşılığında rehin tutulamaz.
Bedel vadeli ise malın rehin tutulamayacağını yukarıda açıklamıştık.
Bedel peşin ise de mal rehin tutulamaz; çünkü ölçekle ve tartıyla ölçülen malların, yukarıdaki hadis uyarınca teslim alınmadan önce rehin verilmesi caiz değildir. Bu durumda satıcı iki seçenek arasındadır:
Ya malı peşin bedelle satıp teslim eder ve bedel için (rehin almadan) bekler, ya da malı hiç satmaz.
Dolayısıyla, malın ölçek veya tartı ile ölçülen türden olması durumunda bedel peşin veya vadeli olsa bile, satıcının bedel ödenene kadar malı rehin tutması caiz değildir.
Tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyisini ve en doğrusunu bilendir.)
Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşte
22 Cemaziyelahir 1441 H. 16/02/2020 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki