Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Sadaka-i Fıtr ve Kefaretlerin Nakit Bedel Olarak Verilmesi Hakkında Soru-Cevap

April 29, 2022
5809

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû Er-Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Soru-Cevap

Sadaka-i Fıtr ve Kefaretlerin Nakit Bedel Olarak Verilmesi

Bekir Sâid'e

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu ve Mağfiratuhu. Allah’tan sizin için hayır ve afiyet dilerim.

Sadaka-i fıtrın ve yemin ile zıhar kefareti gibi kefaretlerin nakit bedel olarak verilmesinin hükmü nedir? Bu bedel tek bir miskine mi verilir, yoksa yemin kefaretinde on, zıhar kefaretinde ise altmış miskin olarak Allah’ın belirlediği sayıya göre mi dağıtılır?

Allah sizi mübarek kılsın.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmatullahi ve Barakatuhu,

İki hususu sormaktasınız:

Birincisi: Şer’î nasslarda zikredilen doyurma, giydirme ve benzeri şeyler yerine fıtır zekâtı ve kefaretlerde nakit bedel vermek yeterli midir?

İkincisi: Nasslarda belirli bir sayıda miskin verilmesi emredilmişse, bedelin tamamı tek bir miskine verilebilir mi, yoksa nasslarda geçen miskin sayısına bağlı kalmak mı gerekir?

1- Birinci soruya gelince; ulema, bedel vermenin yeterli olup olmayacağı konusunda ihtilaf etmiştir:

- Ya hadis-i şeriflerde geldiği gibi:

Buhari, Nafi’den, o da İbn Ömer (ra)’den şöyle rivayet etmiştir:

فَرَضَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ صَدَقَةَ الْفِطْرِ صَاعاً مِنْ شَعِيرٍ أَوْ صَاعاً مِنْ تَمْرٍ عَلَى الصَّغِيرِ وَالْكَبِيرِ وَالْحُرِّ وَالْمَمْلُوكِ

"Resulullah ﷺ fıtır sadakasını; küçük, büyük, hür ve köle üzerine bir sa’ arpa veya bir sa’ hurma olarak farz kıldı." (Buhari)

Tirmizi şunu ekleyerek rivayet etmiştir:

عَلَى الذَّكَرِ وَالْأُنْثَى... قَالَ فَعَدَلَ النَّاسُ إِلَى نِصْفِ صَاعٍ مِنْ بُرٍّ

"Erkek ve kadın üzerine... Ravi dedi ki: İnsanlar bunu yarım sa’ buğday ile bir tuttular." (Tirmizi). Yani fıtrı bizzat bu malların kendisi (aynî) olarak çıkarır...

- Ya da nakit bedel olarak, yani hadislerde zikredilen sadaka-i fıtrın nakit karşılığını takdir ederek verilir...

Katımızda Hilafet Devletinde Emval kitabında zikredilen raci görüş; zekâtta bedel vermenin caiz olduğu ve yeterli sayılacağıdır. Buna dair deliller şunlardır:

a- Hilafet Devletinde Emval kitabı, sayfa 150-151 (Word dosyası):

[Ziraat ve meyve zekâtında, malların kendisi yerine nakit veya başka bir şey olarak bedelinin alınması caizdir. Zira Amr b. Dinar, Tavus’tan şunu rivayet etmiştir: "Peygamber ﷺ Muaz’ı Yemen’e gönderdiğinde, buğday ve arpa sadakası (zekâtı) yerine elbise alıyordu." Ebu Ubeyd rivayet etmiştir...

Muaz’dan (ra) aynı sadaka (zekat) hakkında, malların yerine ticaret eşyası (aruz) aldığı rivayet edilmiştir; o şöyle demiştir: "Bana sadaka yerine (buğday ve arpa yerine) giysi getirin; bu sizin için daha kolay, Medine'deki Muhacirler için ise daha faydalıdır." Peygamber ﷺ ve ashabından, malın kendisinde bir hak sabit olduğu halde, bu hakkın veren için daha kolay olan başka bir şeye dönüştürülebileceğine dair sünnet mevcuttur. Bunlardan biri, Peygamber ﷺ'in cizye hakkında Yemen'deki Muaz'a yazdığı mektuptur: "Her ergen (hâlim) için bir dinar veya ona eşdeğer Maafir kumaşı vardır." (Ebu Davud). Peygamber ﷺ ayn (altın) yerine arz (kumaş) almıştır. Yine Necran halkına yazdığı şu mektup da bundandır: "Onların üzerine her yıl iki bin takım elbise (hulle) veya bunların bedeli kadar evakıy (gümüş para) borçtur." (Ebu Ubeyd). İbn Kudame El-Muğni’de, Ömer (ra)’in cizye olarak altın ve gümüş yerine deve aldığını; Ali (ra)’in ise altın ve gümüş yerine iğne, ip ve çuvaldız aldığını zikretmiştir.] (Bitti).

b- Hilafet Devletinde Emval kitabı, sayfa 159 (Word dosyası):

[Altın için altın, temsilî kâğıt paralar ve senetler ile zekât verilir; gümüş için gümüş, temsilî kâğıt paralar ve senetler ile zekât verilir. Aynı şekilde altın için gümüş ve itibarî (zorunlu) kâğıt paralar ile, gümüş için ise altın ve itibarî kâğıt paralar ile zekât verilmesi yeterlidir; çünkü bunların hepsi nakit ve semendir (bedeldir), dolayısıyla birbirinin yerine geçerler ve amacın gerçekleşmesi için birbirinin yerine verilmeleri caizdir. Ziraat ve meyve zekâtı bölümünde, zekâtın farz olduğu malın bizzat kendisi yerine bedelinin alınabileceğine dair deliller geçmişti.] (Bitti).

Buna binaen; sadaka-i fıtrın nakit bedel olarak verilmesinin veya hadis-i şeriflerde geçtiği üzere malların kendisi olarak çıkarılmasının caiz olduğu görüşünü tercih etmekteyim.

c- Bilgi olarak, bu konuda fakihlerin başka görüşleri de vardır; bazıları şunlardır:

  • Hanefiler, sadaka-i fıtrda farz olanın yarım sa’ buğday, unu, kavutu veya kuru üzümü ya da bir sa’ hurma veya arpa olduğu görüşündedirler. Vucubiyetin vasfı ise, nasslarda belirtilen malların bizzat kendisi (aynı) olmasından ziyade, mutlak olarak değerli bir mal (mâl-i mutakavvim) olmasıdır. Bu yüzden bunların tamamı yerine dirhem, dinar, kuruş veya ticaret eşyası ya da istenilen herhangi bir şeyden bedel verilmesi caizdir. İmam Serahsi El-Mebsut (3/107-108) eserinde şöyle der: [Buğdayın bedelini verse katımızda caizdir; çünkü muteber olan zengin kılmaktır ve bu buğday ile hâsıl olduğu gibi bedel ile de hâsıl olur... Hanefilerin mezhebi budur; onlarda tüm zekâtlar, kefaretler, adaklar ve haraç gibi ödemelerde amel ve fetva buna göredir...]

  • Ömer b. Abdülaziz de bedel çıkarılmasını caiz görmekteydi; Vekî, Kurre’den şöyle rivayet etmiştir: "Bize Ömer b. Abdülaziz’in sadaka-i fıtr hakkındaki mektubu geldi: 'Her insan için yarım sa’ veya yarım dirhem bedeli'." Bu eserleri İmam Ebu Bekir b. Ebi Şeybe El-Musannef (2/398) eserinde rivayet etmiştir.

Dolayısıyla, nasslarda geçen malların bizzat kendisine bağlı kalmak zorunlu değildir, aksine yukarıda zikredilen şer’î delillerden dolayı bedel çıkarılması caizdir.

2- İkinci soruya gelince; âlimler bu meselede de ihtilaf etmişlerdir. Benim raci (üstün) gördüğüm görüş şudur: Eğer nass belirli bir sayıda miskin zikretmişse, örneğin:

فَكَفَّارَتُهُ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ

"Onun kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmektir." (Maide [5]: 89)

فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِيناً

"Buna gücü yetmeyen altmış yoksulu doyurmalıdır." (Mücadele [58]: 4)

Bu durumda gerek aynî gerekse bedel olarak verilsin, zikredilen sayıya (on, altmış) uymak zorunludur. Çünkü sayı kastedilmiştir ve bağlayıcı bir kayıttır. Ancak nass, sayı belirtmeksizin miskinlere verilmesini istiyorsa, sayı kaydı bulunmadığı için tek bir miskine verilmesi caiz olduğu gibi birden fazla miskine verilmesi de caizdir. Nitekim Allah Teâlâ zekât hakkında şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

"Zekâtlar; Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, miskinlere, zekât toplayan memurlara, gönülleri İslam'a ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana ve yolda kalana mahsustur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe [9]: 60)

Zekât veren kişi zekâtını tek bir miskine verebileceği gibi birçok miskine de paylaştırabilir. Çünkü ayette belirli bir sayı gelmemiş, "miskinler" ifadesi sayı belirtilmeksizin geçmiştir... Ancak burada onların miskinlik vasfıyla zekâtı hak ettikleri gerçeği gözetilir...

Bu durumda ister bir kişiye ister daha fazlasına verilsin, verilecek zekâtın üst sınırı, onları zekâta muhtaç olmayacak hale getiren, yani onlara verilen zekât ile miskinlik vasfından çıkmalarını sağlayan miktardır... Bundan daha fazlasının verilmesi caiz değildir... Bu miktar da elbette kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılık gösterir.

Benim raci gördüğüm görüş budur. Allah en iyi bilendir ve en iyi hüküm verendir.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû Er-Raşte

28 Ramazan 1443 H 29/04/2022 M

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın