Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi “Fıkhî”
Soru Cevap
Bir Kadının Mahremi Olmadan Yolculuk Yapması
Anas M Hirbawi’ye
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu, iyi günler...
Bir kadının mahremi olmadan yolculuk yapması hakkında bir sorum var...
Soru şudur: Bir kadının yolculuğunun "sefer" (yolculuk) sayıldığı ve mahremsiz seyahat edemeyeceği sınırlar nelerdir? Örneğin bunu Filistin üzerinden kıyaslamak istersek; bir kadın Kudüs'ten Ümmü'r-Raşraş'a (Eilat) gitmek istese bu yolculuk tek bir devlet içinde olur. Ancak Kudüs'ten Ürdün'e gitmek istese burası Ümmü'r-Raşraş'tan daha yakındır. Bu durumda mesele nasıl ölçülür? Konulan sınırlara veya kontrol noktalarına göre mi, yoksa 80 kilometre gibi belirli bir mesafeye göre mi ölçülür? Ayrıca günümüzdeki bazı güvenilir olmayan Ezherli hocalar; bu zamanda ulaşım yollarının kolaylaşması sebebiyle kadının yolculuk için mahreme ihtiyacı olmadığını söyleyip meseleyi ulaşım araçlarına bağlıyorlar. Onların bu sözlerinden alınacak bir taraf var mıdır yoksa reddedilmeli midir?
Allah’ın emaneti ve koruması altında kalın.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu
Kadının farklı durumlardaki yolculuğu hakkında 05/11/2018 tarihinde detaylı bir cevap vermiştik. Sorunla ilgili olan kısımları oradan aktarıyorum:
[...
Birincisi: Bir kadının yolculuğu bir gün ve bir gece sürecekse, yanında mutlaka bir mahremi bulunmalıdır. Şer’î deliller bu anlamda oldukça fazladır, bunlardan bazıları şunlardır:
- Buhârî, Ebû Hureyre (ra)’dan Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَاليَوْمِ الآخِرِ أَنْ تُسَافِرَ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ لَيْسَ مَعَهَا حُرْمَةٌ
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, yanında bir mahremi olmaksızın bir gün ve bir gecelik yola gitmesi helal değildir.” (Buhârî). Ebû Saîd el-Hudrî’den gelen bir rivayette "iki gün", İbn Ömer’den gelen bir rivayette ise "üç gün" ifadesi geçmektedir.
- Müslim, Ebû Hureyre’den Rasulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، تُسَافِرُ مَسİرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ إِلَّا مَعَ ذِي مَحْرَمٍ عَلَيْهَا
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, beraberinde kendisine mahrem biri bulunmadıkça bir gün bir gecelik yolculuğa çıkması helal değildir.” (Müslim). Ebû Saîd el-Hudrî’den gelen bir rivayette "iki günlük mesafe", başka bir rivayette ise "üç gün ve daha fazlası" geçmektedir.
- Tirmizî (bu hadisin hasen-sahih olduğunu söylemiştir), Ebû Hureyre’den Rasulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
لَا تُسَافِرُ امْرَأَةٌ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ إِلَّا وَمَعَهَا ذُو مَحْرَمٍ
“Bir kadın, yanında bir mahremi olmadıkça bir gün bir gecelik yolculuğa çıkmasın.” (Tirmizî).
...
Bundan şu hususlar ortaya çıkmaktadır:
1- Sahih nasslarda yolculuğun sınırlandırılması zaman iledir. Kadının, yanında bir mahremi olmadan zikredilen süre boyunca, yani tam bir gün (gece ve gündüz olmak üzere 24 saat) yolculuk yapması haramdır. Bu da nassların mesafeye değil, "bir gün ve bir gece" olan zamana delalet ettiği anlamına gelir. Dolayısıyla, eğer bir kadın uçakla mahremsiz bin kilometre yol alsa ancak bu süre dolmadan gidip gelse bu onun için caizdir. Fakat yaya olarak yirmi kilometre yol gitse ve bu yolculuk bir gün ve geceden fazla sürse, mahremsiz gitmesi haram olur.
- Dolayısıyla, kadının mahremsiz yolculuğunda esas olan, mesafe ne olursa olsun gece ve gündüzden oluşan zamandır. Eğer kadın bu süreyi doldurmaz, bilakis daha önce gidip dönerse mahremsiz gitmesi caizdir.
2- Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Ahmed’in rivayetlerinde geçen (üç gün veya üç gece, iki gün...) ifadelerine gelince; delillerin arasını birleştirdiğimizde (cem edildiğinde) şer’î hüküm; en az olan sürelik mesafeye bile ancak bir mahrem ile çıkılabileceğidir...
Sonuç olarak; bir kadının yanında kocası veya bir mahremi olmaksızın bir gün bir gecelik yolculuğa çıkması haramdır. İçtimai Nizam’da (Sosyal Nizam) benimsediğimiz ve aldığımız görüş budur.
İkincisi: ...
3- Şunları göz önünde bulundurarak bunu söylüyoruz:
Biz en racih (üstün) olanı söylüyoruz, görüşümüzün kesin olduğunu söylemiyoruz, bu birincisi...
İkincisi, bir gün ve geceden daha az süren yolculukların mahremsiz yapılabileceğini söylüyoruz, bunun vacip olduğunu söylemiyoruz. Bu yüzden eğer bir kadın yarım günlük bir mesafeye bile mahremsiz gitmek istemezse bu onun hakkıdır. Önemli olan, bir gün bir gecelik mesafeye yanında mahremi olmadan çıkmamasıdır...
Üçüncüsü, hadisin kadının yolculuğu sırasında bir mahremin eşlik etmesini şart koşması; kadının korunması, muhafaza edilmesi ve güvende olmasının gerekliliğine delalet eder. Bu nedenle, bir kadın kendinden emin olmadığı sürece mahremsiz yolculuğa çıkamaz. Güvenlik yoksa, yolculuk süresi gündüzün bir saati bile olsa mahremsiz çıkamaz. Kendinden emin olması (emniyet) ayrı bir şarttır...
Dördüncüsü, süre ne kadar olursa olsun ve yanında bir mahrem olsa bile, eşi veya velisi izin vermedikçe yolculuğa çıkması şer’î deliller gereği caiz değildir.
...
Dördüncüsü: Hedeflenen yere ulaşıldığında:
...
- Eğer hedeflenen yer İslam beldelerinde olup da Dar-ül İslam değilse, buralar iki kısma ayrılır:
Birincisi: Eğer yolculuk kendi devleti içindeki bölgelerdeyse ancak burası kadının bir gün, bir gece veya daha fazla yolculuk yapmasına dair hadislerin kapsamına giren geniş bir devletse; kadın hedeflenen yere ulaştığında mahremi ona, eğer varsa diğer mahremlerinin yanında güvenli bir konaklama yeri sağlar. Eğer mahremleri yoksa ve mahremin dürüstlüğünden emin olduğu salih ve güvenilir kadın tanıdıkları varsa, mahrem ona bu kadınlardan bir veya ikisiyle birlikte kalabileceği güvenli bir konaklama yeri sağlar. Yani evde tek başına kalmaz. İşini bitirene kadar orada kalır, bu sırada mahremi onunla en az haftada bir kez telefon veya (sosyal) iletişim araçlarıyla irtibat kurar... Eğer kadının ona ihtiyacı olursa, mahremin onun yanına gitmesi gerekir... Geri dönmek istediğinde ise, yolculuğu bir gün bir gece veya daha fazla sürdüğü müddetçe mahremin ona geri dönmesi ve memleketine kadar ona eşlik etmesi gerekir...
Eğer ne mahremleri ne de tanıdığı salih ve güvenilir kadınlar yoksa; ya mahrem işi bitene kadar onunla kalır ya da birlikte geri dönerler.
İkincisi: Eğer yolculuk bir İslam beldesinden diğerine ise ve her ikisi de farklı devletlerdeyse ve aradaki yolculuk bir gün bir gece veya daha fazla sürüyorsa... Bu durumda kadın gideceği bölgeye ulaştığında, şu şartlarla mahremin kendi bölgesine dönmesi ve kadının yanında kalmaması caizdir:
- Mahremin ona; mahremlerinin yanı veya salih ve güvenilir kadın tanıdıklarının yanı gibi, emniyet ve güven içinde kalabileceği bir konaklama yeri sağlaması gerekir. Yani evde tek başına kalmamalıdır... Mahrem, konaklama yerini ayarladıktan sonra kadının evden işine gidiş gelişlerindeki ve resmi tatil günlerindeki hareketliliğinin güvenliğinden emin olmak için bir hafta kalır. Bu tatil haftada bir tekrarlandığı için, emin olmak adına yanında kalma süresinin bir haftadan az olmaması gerektiğini düşünüyorum... Onunla her gün telefon veya (sosyal) iletişim araçlarıyla irtibat kurar. Eğer ona ihtiyacı olduğu netleşirse, hemen yanına gitmelidir... Geri dönmek istediğinde ise, yolculuğu bir gün bir gece veya daha fazla sürdüğü müddetçe mahremin ona geri dönmesi ve memleketine kadar ona eşlik etmesi gerekir...
Eğer mahremleri veya tanıdığı salih kadınlar yoksa; ya mahrem, kadının salih ve güvenilir kadın tanıdıkları olana kadar onunla kalır ve onlarla güvenli bir ev ayarlar ve bir hafta daha bekler... Ya da birlikte geri dönerler...
- Eğer hedeflenen yer İslam dışı (gayrimüslim) bir ülkede ise şu duruma bakılır:
- Eğer orada yanında veya yakınında kalacağı erkek mahremleri varsa ve onunla giden mahrem, kadının orada özel ve genel hayatında güvende olacağından eminse; ya da orada annesi, kız kardeşi veya halası gibi kadın mahremleri varsa ve onlarla birlikte kalacaksa (yakınında kalması yeterli değildir)... Bu iki durumda, onunla giden mahrem, güvenliğinden emin olduktan sonra geri dönebilir. Bu durum velisinin veya eşinin rızasına ve gerektiğinde kişisel iletişim veya yazışma imkanının bulunmasına bağlıdır. Daha sonra kadın dönmek istediğinde, dönüş yolculuğu bir gün bir gece veya daha fazla sürdüğü müddetçe mahrem onu almak için geri gider.
- Eğer yukarıdakiler sağlanamazsa; kadının namusunun korunması gereken bir varlık olmasının gerektirdiği emniyet ve güven şartları, bahsettiğimiz şekilde mahremlerinin yanında olması durumu dışında İslam dışı ülkelerde gerçekleşmediği için, mahrem kadın kendi asıl ülkesine dönene kadar onunla kalmaya devam etmelidir.
B- Eğer hedeflenen yer, yolculukta mahrem gerektirmeyen kısa bir mesafedeyse ve kadın orada bir, iki veya üç gün vb. kalmak isterse; bu durumda onun için vacip olan nedir? Mahreme ihtiyacı var mıdır?
Cevap şöyledir:
- Eğer hedeflenen yer Dar-ül İslam ise, ister kendi vilayetinde ister başka bir vilayette olsun, yolculuk süresi bir gün ve geceden az olduğu için mahremsiz seyahat edebilir. Eğer o gün dönmez de bir, iki veya üç gün kalmak isterse; mahremlerinin yanında veya mümin, güvenilir ve salih kadın tanıdıklarının yanında (evde tek başına olmamak kaydıyla) kalabilir. Şartı, bu tanıdıklarla kalması için velisinden veya eşinden önceden güvenle izin almasıdır.
- Eğer ne mahremleri ne de velisinin veya eşinin yanında kalmasına onay verdiği salih ve güvenilir kadın tanıdıkları yoksa; ya o gün dönmelidir ya da mahremli yolculukta belirttiğimiz gibi ona konaklama sağlayacak bir mahrem onunla birlikte gitmelidir.
- Eğer hedeflenen yer yaşadığı İslam ülkesinde yer alıyor ancak Dar-ül İslam değilse ve yolculuk süresi bir gün ve geceden azsa; mahremsiz seyahat edebilir. Eğer o gün dönmez de bir, iki veya üç gün kalmak isterse; mahremlerinin yanında veya mümin, güvenilir ve salih kadın tanıdıklarının yanında (evde tek başına olmamak kaydıyla) kalabilir. Şartı, bu tanıdıklarla kalması için velisinden veya eşinden önceden güvenle izin almasıdır.
- Eğer ne mahremleri ne de velisinin veya eşinin yanında kalmasına onay verdiği salih ve güvenilir kadın tanıdıkları yoksa; ya o gün dönmelidir ya da mahremli yolculukta belirttiğimiz gibi ona konaklama sağlayacak bir mahrem onunla birlikte gitmelidir.
- Eğer hedeflenen yer yaşadığı ülkeden başka bir İslam ülkesindeyse ve Dar-ül İslam değilse ve yolculuk süresi bir gün ve geceden azsa; mahremsiz seyahat edebilir... Ancak kendi ülkesinden başka bir ülkeye gidildiği ve sınırlarda prosedürler olduğu için, yanında en az bir tane güvenilir kadın arkadaş bulunmalıdır. Bu arkadaşın yolculuk amacı kadınınkiyle aynı olmalıdır; başka bir deyişle, eşlik eden grubun amacı ile kadının amacı aynı olmalıdır... Eğer orada bir veya iki gün kalmak isterse, şu şartlarla caizdir:
Orada her birinin yanında kalacağı mahremlerinin olması gerekir. Eğer mahremleri yoksa, güvenilir, mümin ve salih kadın tanıdıklarının olması ve her iki kadının velilerinin veya eşlerinin, yukarıda belirtilen şartlar çerçevesinde bu tanıdıkların yanında kalmalarına onay vermesi gerekir.
Eğer yukarıdaki şartlar gerçekleşmezse; yani her ikisinin de ne mahremleri ne de velilerinin veya eşlerinin yanında kalmalarına onay verdiği tanıdıkları yoksa, o gün geri dönmelidir.
- Eğer hedeflenen yer İslam dışı bir ülkede, yani küfür diyarındaysa; bu durumda kadının yanında eşi, velisi veya bir mahremi bulunmalıdır ve hüküm mahrem gerektiren uzun yolculuklardaki gibi olur...
Beşincisi: İster mahrem gerektiren uzun bir yolculuktan sonra olsun, ister mahrem gerektirmeyen kısa bir yolculuktan sonra olsun; kadının ulaştığı yerde güvenliğinin sağlanması için dayandığımız deliller, varışın başlangıcında zikrettiğimiz delillerdir, onları tekrar ediyorum:
[Buna binaen, hedeflenen yere ulaşıldığındaki hükümler, yolculuk esnasındaki hükümlerden farklıdır. Bu mesele, yani orayı asıl ikametgah edinmeden bir yere varmış olma meselesi; o yerin kadının ikameti açısından güvenli olup olmamasına, yani evindeki güvenliğine ve ev dışındaki hareketliliğinin güvenliğine bağlıdır. Bu, kadının gerçekliğinin ve yaşamının selametinin gerektirdiği bir durumdur. Anayasa Mukaddimesi’nin 112. maddesinde şöyle geçer: (Kadında aslolan, onun bir anne ve ev hanımı olmasıdır. O, korunması gereken bir namustur.) Maddenin şerhinden açıkça anlaşıldığı üzere, kadın dışarı çıkmak için velisinin veya eşinin iznine ihtiyaç duyar... Onun kendine has hükümleri olan özel bir hayatı vardır; yabancı erkeklerle değil, kocası veya mahremleriyle yaşamasını gerektirir... Kamu hayatında ise bir ihtiyaç olmaksızın halvetten ve ihtilattan (karşı cinsle karışık bulunmaktan) men edilir... Onun kendine has şer’î bir kıyafeti vardır (Cilbab, avretin örtülmesi ve teberrücün/süslenmenin yasaklanması).]
Bütün bunlar, kadının "korunması gereken bir namus" olduğu gerçeğinin gerçekleşmesi için emniyet ve güveni gerektirir. Bu da tahkik-i menat (vakıayı belirleme) gerektiren bir durumdur... Bu konuda benim tercihim, yukarıda tüm şartlarıyla zikrettiğim hususlardır... Allah en iyi bilen ve en doğru hüküm verendir.
... 27 Safer 1440 H. - 05/11/2018 M.] Bitti.
Bazı hocaların zikrettiğin sözlerine gelince ("Ayrıca günümüzdeki bazı güvenilir olmayan Ezherli hocalar; bu zamanda ulaşım yollarının kolaylaşması sebebiyle kadının yolculuk için mahreme ihtiyacı olmadığını söyleyip meseleyi ulaşım araçlarına bağlıyorlar, bu doğru mu?"):
Bu sözün hiçbir kıymeti ve ağırlığı yoktur. Nass, mahremin vücubiyeti (zorunluluğu) konusunda açıktır; bu bir şer’î hükümdür ve hiçbir kanıtı olmayan asılsız iddialarla iptal edilemez...
Allah en iyi bilen ve en doğru hüküm verendir.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşte
14 Recep 1444 H.
05/02/2023 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki