Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla
Hizb ut-Tahrir Emiri Büyük Alim Ata bin Halil Ebu'r Raşte'nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"
Mutaz Qawasmi'ye
Soru:
Kıymetli Şeyhimiz.. Selamun aleykum ve rahmetullahi Teâlâ ve berakatuhu. Allah sizi mübarek kılsın ve ellerinizle (zaferi) nasip etsin. İslam Şahsiyeti kitabının birinci cildindeki kaza ve kader konusu hakkında bir soru var.
Varlığın nizamının doğrudan gerektirmediği kısımda, insanın hâkim olduğu dairenin dışında kalan fiillerden bahsederken 94. sayfada örnekler verdikten sonra şöyle deniyor: (Bu nedenle onlardan dolayı sevap veya ceza almaz).
Peki, bu ifade ile karın ağrısından ölenin, boğulanın ve enkaz altında kalanın şehitlerden (ahiret şehitleri) olduğunu, yani iradeleri dışında başlarına gelmesine rağmen büyük bir ecir ve sevap alacaklarını belirten hadisleri nasıl bağdaştırabiliriz? Allah sizi mübarek kılsın. Ebu Hamdi - Filistin.
Cevap:
Ve Aleykümselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Değerli kardeşim, konu ihtiyarî (seçime dayalı) fiillerin sevap ve cezayı hak etmesi açısındandır. Yani insanın hâkim olduğu dairede gerçekleşen fiiller, sevap ve cezanın mahallidir. Kişi haram işlerse cezalandırılır, farzı yerine getirirse -Allah'ın izniyle- sevap kazanır.
Ancak insana hâkim olan dairede gerçekleşen, yani iradesi dışında meydana gelen fiillere gelince; bu fiilleri insan kendi seçimiyle yapmamıştır. Bu nedenle bunlar sevap veya cezayı hak etme mahalli değildir. Çünkü insan bunları kendi seçimiyle gerçekleştirmemiştir.
Allah Sübhanehu ve Teâlâ’nın, insanın iradesi dışında gerçekleşen bir fiilden dolayı ona bir ikramda bulunması ise başka bir meseledir. Bu, sevap ve cezayı "hak etmek" babından değil, Allah Sübhanehu'nun bir rahmeti ve lütfudur... Mesele budur.
Buna binaen; karın ağrısından ölen, taun hastalığına yakalanan vb. kişilerin Allah Sübhanehu tarafından şehit kılınması, onların Allah’a yakınlaşmak için ihtiyarî (iradeli) bir fiil yapıp karşılığında sevabı hak etmeleri babından değildir. Yani bu durum, Rasulullah ﷺ’in şu kavli kabilinden değildir:
الْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِ مِائَةِ ضِعْفٍ وَالسَّيِّئَةُ بِمِثْلِهَا إِلَّا أَنْ يَتَجَاوَزَ اللَّهُ عَنْهَا
"İyilik (hasene) on mislinden yedi yüz katına kadardır. Kötülük (seyyie) ise misliyledir, meğerki Allah ondan vazgeçsin (affetsin)." (Buhari)
Bilakis bu, Allah'tan bir ikram ve lütuftur.
Umarım bu açıklama yeterli olmuştur. Allah en iyi bilendir ve hüküm verendir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu'r Raşte
16 Ramazan 1441 H. 09/05/2020 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasından cevabın linki: Facebook
Emir'in (Allah onu korusun) web sayfasından cevabın linki: Web