(Hizb ut-Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta'nın Facebook sayfasındaki takipçilerinin fıkhî sorularına verdiği cevaplar serisi)
Soru-Cevap
Saadi Deeb Awad'a
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Değerli kardeşimiz, sevdiğimiz, şeyhimiz ve emirimiz Ata bin Halil Ebu el-Raşta; Allah seni korusun ve gözetsin, zaferi senin ellerinle nasip etsin, hasetçilerin kininden ve ahdini bozanların şerrinden seni uzak tutsun. Allah bizleri senin emirliğin altında Allah ve Resulü’ne itaat edenlerden eylesin, ayaklarımızı kaymaktan veya hainlikten koruyup sabit kılsın... Değerli Şeyhimiz, mümkünse en kısa sürede cevaplamanızı rica ettiğim bir sorum var:
İslam Devleti kitabının 106. sayfasının birinci satırında, Mekke'nin fethi konusu işlenirken şöyle denilmektedir: “Müslümanlar Mute’den döndüklerinde, onlardan pek çok kişi öldürülmüştü...”
Şeyhimiz ve Emirimiz, bu “onlardan pek çok kişi öldürülmüştü” ifadesine takıldım ve tüm kaynakları araştırmama rağmen bu ifadenin doğruluğunu veya gerçeğini kanıtlayan bir şey bulamadım. Aksine rivayetlerde ölü sayısının 8 olduğunu söyleyenler var, bazıları 12, bazıları 13, bazıları ise 15 diyor. Ayrıca bunun aksine işaret eden deliller de var; örneğin Resulullah (sav) Halid’i “Allah’ın çekilmiş kılıcı” (Seyfullah) olarak isimlendirmiş ve onları “kaçanlar” değil “dönenler/tekrar saldıranlar” olarak vasıflandırmıştır. Halid’in elinde 9 kılıcın nasıl parçalandığını görseydik, Müslümanların metanetini ve savaştaki sabırlarını, ayrıca Rumların yenilgisinden sonra kabilelerin içine nasıl bir korku düştüğünü anlayabilirdik. Ayrıca şehitlerin bedenlerinin 50 veya 70 mızrak ve kılıç darbesiyle dolu olduğu zikredilmektedir. Bir diğer husus ise, Uhud Gazvesi’nde seçkin sahabe ve Kur’an hafızlarından, rivayetlere göre Mute’de ölenlerden daha fazlası şehit düşmüştür ancak bu savaş için “pek çok kişi öldürüldü” ifadesi kullanılmamıştır.
Cevabınızı ve açıklamanızı bekliyor, başarılar diliyorum. Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Bu soruyu daha önce cevaplayıp bölgelere göndermiştik. Görünüşe göre bir sebepten dolayı bulunduğun bölgeden bu cevaba ulaşamamışsın... Sorunla ilgili olan cevaptan bazı kısımları sana aktarıyorum:
[İslam Devleti kitabında geçen ilgili yer şöyledir:
“(Müslümanlar Mute’den döndüklerinde, onlardan pek çok kişi öldürülmüştü, bu durum Kureyş’e Müslümanların işinin bittiği izlenimini verdi; bu yüzden Beni Bekir’i Huzâa’ya karşı kışkırttılar ve onlara silah desteği sağladılar. Beni Bekir, Huzâa’ya ani bir baskın düzenleyip onlardan bazılarını öldürdü. Huzâa Mekke’ye kaçtı, Amr bin Sâlim el-Huzâî ise hızla Medine’ye giderek Resulullah (sav)’e olanları anlatmaya ve yardım istemeye başladı...)
Mute’deki şehit sayısının on iki olduğuna dair rivayetler olduğu gibi, şehit sayısının yetmiş civarında olduğuna dair başka rivayetler de vardır. Bu da demek oluyor ki, İslam Devleti kitabında zikredilen ifadenin bir dayanağı vardır. Özellikle (aklen) bir kişi çok sayıda şehit verilmesini bekler; zira İslam ordusunun sayısı yaklaşık üç bin, düşman ordusunun sayısı ise yaklaşık iki yüz bindir... Ayrıca ordunun üç komutanı da şehit olmuştur, özellikle de sancağı taşıyanlar onlardı. Eski savaşlarda ordu genellikle sancağın etrafında yoğun bir şekilde savaşır... Bu durum, eski savaşların gerçeğine göre ordudan çok sayıda kişinin şehit olduğunu gösterir...
1- Mute şehitlerinin yetmiş veya o civarda olduğuna dair delillerden bazıları:
- Beyhaki, Delailü’n-Nübüvve (3/277) adlı eserinde şunu tahriç etmiştir:
أَخْبَرَنَا أَبُو الْحُسَيْنِ بْنُ بِشْرَانَ الْعَدْلُ، بِبَغْدَادَ قَالَ: أَخْبَرَنَا أَبُو عَمْرِو بْنُ السَّمَّاكِ، قَالَ: حَدَّثَنَا حَنْبَلُ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ: حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ قَالَ: يَا رَبَّ السَّبْعِينَ مِنَ الْأَنْصَارِ: سَبْعِينَ يَوْمَ أُحُدٍ، وَسَبْعِينَ يَوْمَ بِئْرِ مَعُونَةَ، وَسَبْعِينَ يَوْمَ مُؤْتَةَ، وَسَبْعِينَ يَوْمَ الْيَمَامَةِ
"Enes (ra) şöyle derdi: Ey Ensar’dan olan yetmişlerin Rabbi: Uhud günü yetmiş, Bi'r-i Maune günü yetmiş, Mute günü yetmiş ve Yemame günü yetmiş."
- İbn Kesir’in es-Siretü’n-Nebeviyye (3/91) adlı eserinde ise şöyle geçer:
وَقَالَ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ، أَنَّهُ كَانَ يَقُول: قَارب السَّبْعِينَ يَوْمَ أُحُدٍ، وَيَوْمَ بِئْرِ مَعُونَةَ، وَيَوْمَ مُؤْتَةَ، وَيَوْمَ الْيَمَامَةِ
"Hammad bin Seleme, Sabit’ten, o da Enes’ten rivayet ettiğine göre o şöyle derdi: Uhud günü, Bi'r-i Maune günü, Mute günü ve Yemame günü (şehitlerin sayısı) yetmişe yakındı."
2- Mute şehitlerinin on iki veya o civarda olduğuna dair delillerden bazıları:
- İbn Kesir’in es-Siretü’n-Nebeviyye (3/489) adlı eserinde şöyle geçer:
(Mute günü Müslümanlardan şehit olanların zikri faslı: Muhacirlerden... bunlar dört kişidir. Ensar’dan... dört kişidir. İbn İshak’ın zikrettiğine göre o gün Müslümanlardan öldürülenlerin toplamı bu sekiz kişidir. Ancak İbn Hişam dedi ki: İbn Şihab ez-Zühri’nin zikrettiği Mute günü şehit olanlar arasında... bunlar da Ensar’dan dört kişidir. Her iki görüşe göre toplam on iki kişidir.)
- Kur’an ve Sünnet Işığında Siyer (2/428) adlı eserde ise şöyle geçer:
(...Savaş tarihinde bir askerin, tepeden tırnağa silahlanmış yetmiş askere karşı durması nadir görülen bir şeydir. Ancak bu, korkakları cesur, cesurları ise kahraman yapan imandır. Belki de hayret verici olan şey, Mute’de Müslümanlardan şehit olanların tamamının sekiz kişi, bir rivayete göre ise on iki kişi olmasıdır.)
- Delilleri birleştirme açısından bakıldığında; iki delil güç bakımından birbirinden üstün olmadığı sürece, yetmiş rivayetini almak gerekir. Çünkü on iki rivayeti zaten onun kapsamına girer. Böylece iki rivayet arası cem edilmiş olur; yani birinci rivayeti söyleyenin bilgisi on iki kişi olduğu yönündedir ve başkasını bilmemektedir, ikinci rivayeti söyleyen ise daha fazlasını bilmektedir. Üç bin kişiden yetmiş kişinin şehit olması ise "pek çok kişi" (khalkun kathir) ifadesine uygundur...
Buna göre, İslam Devleti kitabında zikredilen ifadenin bir dayanağı vardır... Bu nedenle kitapta zikredilen ifadeyi değiştirmeye gerek yoktur.] son.
13.02.2017] son.
Bu açıklamanın yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilendir ve hüküm verendir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
12 Şaban 1439 H 28/04/2018 M
Emir'in (Allah onu korusun) sayfalarındaki cevap linkleri: Facebook Google Plus Twitter Web