(Hizb-ut-Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû er-Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî")
Halil el-Abbasi'ye
Soru:
Selamun Aleykum değerli Şeyhimiz. Benim, fabrikaları ve süpermarketleri olan bir adamla girdiğim bir şirket (ortaklık) hakkında sorum var. Bu şirkete işletmesi için bir miktar para koydum. Ancak onun görmediğim ve benimle oturup konuşmayan başka ortakları da var. Şirket sahibi onlara sadece benim de kendisiyle birlikte bir miktar para koyduğumu söylemiş. Bu kişiler de benim gibi sadece sermaye ortaklarıdır. Şirket sahibi ise hem sermaye hem de beden (emek) ortağıdır ve şirketi yöneten kişidir.
Sorum şu; benim bu ortaklığım helal midir? Bazı gençler bu ortaklığın helal olduğunu, bazıları ise şer'an caiz olmadığını söylediği için bu konuyu ve ne yapmam gerektiğini bana açıklamanızı rica ediyorum. Allah sizi mübarek kılsın.
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
1- Mudaraba şirketine gelince; bu ortaklık, ortaklardan birinin sermayesi ile diğer ortağın çabası (emeği) arasında yapılabileceği gibi, ortaklardan birinin sermayesi ile diğer ortağın hem sermayesi hem de çabası arasında da caizdir. Aynı şekilde, birden fazla ortağın sermayesi ile bir mudarib’in (işletmeci/çalışan) çabası arasında da caizdir... İktisat Nizamı kitabında şöyle geçmektedir: (Mudaraba’dan bir tür de iki sermaye ve bunlardan birinin bedeni ile yapılan ortaklıktır. Şöyle ki; iki adam arasında üç bin (birim para) olsa, birinin bin, diğerinin iki bin lirası olsa; iki bin sahibi olan, bin sahibi olana kârın aralarında yarı yarıya olması şartıyla bu üç bin lirayı tasarruf etmesi (işletmesi) için izin verse, bu şirket sahih olur. Bu durumda çalışan kişi (bin liranın sahibi), iki bin liranın sahibi katında hem mudarib hem de onun ortağı olur. Aynı şekilde, iki sermaye ve bunların dışındaki bir beden (emek) ile yapılan ortaklık da mudaraba türlerindendir. Bunların tamamı mudaraba babına girer.)
2- Mudaraba’nın geçerlilik şartlarından biri de İktisat Nizamı kitabında geçtiği üzere şöyledir: (Para çalışana (mudaribe) teslim edilmedikçe ve çalışanla para arasındaki engel kaldırılmadıkça mudaraba sahih olmaz. Çünkü mudaraba, paranın mudaribe teslim edilmesini gerektirir. Mudarabada çalışanın (emeğin) payının belirlenmesi ve üzerine mudaraba yapılan sermayenin bilinen bir miktar olması da vaciptir.)
3- Görüldüğü üzere, mudarabanın geçerlilik şartlarından biri, üzerine mudaraba yapılan sermayenin bilinen bir miktar olması ve emek sahibinin kârdan alacağı payın ortakların ittifakıyla açık bir şekilde belirlenmesidir... Buna binaen; mudarib’in (işletmecinin) oradan buradan para alıp, ortakların her birine sermayenin ne kadar olduğunu ve diğer ortakların kâr oranına razı olup olmadığını bildirmeden her biriyle kâr üzerinde anlaşması caiz değildir... Dolayısıyla, soruda belirtilen durum caiz değildir. Bilakis, ortakların bir araya gelmesi, kâr üzerinde anlaşmaları ve sermayeyi açık ve bilinir bir şekilde belirlemeleri gerekir.
Bu meselede tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû er-Raşte
06 Ramazan 1439 H. 22/05/2018 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/pb.122848424578904.-2207520000.1527014546./816479418549131/?type=3&theater
Emir’in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/GEPhv2zHCbx
Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3875