Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: İsra ve Miraç Hadisesinden Önce Müslümanların Namazı

January 14, 2017
7471

Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Ebu Mahmud el-Makdisi’ye

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

İslam Devleti kitabının 11. sayfasının sonunda şöyle geçmektedir: “Namaz kıldıklarında vadilere giderler ve namazlarını kavimlerinden gizlerlerdi.” Bu, davetin gizli aşamasındaydı... Sahabenin kavimlerinin gözlerinden uzakta kıldıkları bu namaz nedir? Biz namazın İsra gecesinde farz kılındığını biliyoruz. Ayrıca metinde "namaz" kelimesi geçtiğinde, bu dua anlamına mı gelir yoksa belirli rükünleri ve hareketleri olan namaz anlamına mı?

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Bu mesele, Müslümanların İsra ve Miraç hadisesinden önce kıldıkları namaz açısından ihtilaflı bir konudur... Bizim tercih ettiğimiz görüş; Resulullah ﷺ ve Müslümanların, İsra ve Miraç sırasında beş vakit namaz farz kılınmadan önce, güneş doğmadan önce iki rekat ve batmadan önce iki rekat namaz kıldıkları yönündedir. Buna dair delillerden bazıları şunlardır:

Birincisi: İlk inen sure olan Alak suresindeki ayetlerin nüzul sebebi şöyledir:

  • Müslim, Sahih’inde Ebu Hureyre (ra)’dan şöyle rivayet etmiştir: Ebu Cehil dedi ki: "Muhammed sizin aranızda yüzünü toprağa sürüyor mu (namaz kılıyor mu)?" Ona: "Evet" denildi. Bunun üzerine: "Lat ve Uzza'ya yemin olsun ki, eğer onu bunu yaparken görürsem, mutlaka boynuna basacağım veya yüzünü toprağa sürteceğim" dedi. Derken Resulullah ﷺ namaz kılarken yanına geldi, boynuna basacağını sanıyordu. Ancak bir de baktılar ki Ebu Cehil geri geri gidiyor ve elleriyle kendini korumaya çalışıyor. Ona: "Sana ne oldu?" denilince: "Gerçekten benimle onun arasında ateşten bir hendek, korkunç bir şey ve kanatlar var" dedi. Bunun üzerine Resulullah ﷺ şöyle buyurdu: "Eğer bana yaklaşsaydı, melekler onu uzuv uzuv parçalardı." (Ravi der ki:) Bunun üzerine Allah Azze ve Celle -Ebu Hureyre’nin hadisinde mi yoksa ona ulaşan bir şey mi olduğunu bilmiyoruz- şu ayetleri indirdi:

كَلَّا إِنَّ الْإِنْسَانَ لَيَطْغَى (6) أَنْ رَآهُ اسْتَغْنَى (7) إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى (8) أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى (9) عَبْدًا إِذَا صَلَّى (10) أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ عَلَى الْهُDَى (11) أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى (12) أَرَأَيْتَ إِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّى (13)

"Hayır! Doğrusu insan azar. Kendini kendine yeterli gördüğü için. Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir. Namaz kılan bir kulu engelleyeni gördün mü? Söyle bakayım, ya o kul doğru yolda ise? Veya takvayı emrediyorsa? Söyle bakayım, ya (o engelleyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyorsa?" (Alak: 6-13) -Yani Ebu Cehil'i kastediyor-

أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى (14) كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ (15) نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ (16) فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ (17) سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ (18) كَلَّا لَا تُطِعْهُ (19)

"O bilmiyor mu ki Allah kuşkusuz her şeyi görür? Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden) yakalarız. O yalancı, günahkâr alından. Haydi, taraftarlarını çağırsın! Biz de yakında zebanileri çağıracağız. Hayır, sakın ona boyun eğme!" (Alak: 14-19)... Ahmed de Müsned’inde benzerini rivayet etmiştir.

  • el-Bahrü'l-Muhît sahibi şöyle demiştir: "İbn Atiyye dedi ki: Müfessirlerden hiçbiri, engelleyenin Ebu Cehil, namaz kılan kulun ise Muhammed Resulullah ﷺ olduğu konusunda ihtilaf etmemiştir." [el-Bahrü'l-Muhît (8/369)].
  • Bu sure inen ilk suredir ve içinde Resulullah ﷺ’in namaz kılması ve Ebu Cehil’in düşmanlığı zikredilmektedir. Bu olay gizli aşamada gerçekleşmiştir; dolayısıyla İsra ve Miraç’tan önce bir namaz vardı.

İkincisi: İbn Hişam'ın Siyer-i Nebeviye şerhi olan, Ebu'l-Kasım Abdurrahman es-Süheyli (v. 581 h.) tarafından yazılan er-Ravdu'l-Unüf adlı kitabın "Namazın Farz Kılınması" babında şöyle geçmektedir:

(el-Müzenî, İsra'dan önceki namazın güneş batmadan önce bir namaz ve güneş doğmadan önce bir namaz olduğunu zikretmiştir. Bu görüşe Allah Subhanehu'nun şu sözü şehadet eder:

وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِبْكَارِ

"Akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et." (Mü’min [Gafir]: 55). Yahya bin Sellam da aynısını söylemiştir).

  • Ebu Muhammed Mahmud el-Geytâbî el-Hanefî Bedreddin el-Aynî (v. 855 h.), Şerhu Sünen-i Ebi Davud kitabında şöyle demiştir: (İsra'dan önceki namaz, güneş batmadan önce bir namaz ve güneş doğmadan önce bir namaz idi. Buna Allah Subhanehu'nun şu sözü şehadet eder: "Akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.")

  • Benzeri bir ifade Zeyneddin bin İbrahim, bilinen adıyla İbn Nüceym el-Mısrî (v. 970 h.)'nin el-Bahru’r-Râik Şerhu Kenzü'd-Dekâik kitabında da geçmektedir:

(İsra'dan önceki namaz iki namaz idi: Güneş doğmadan önce bir namaz ve güneş batmadan önce bir namaz. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et." [Gafir: 55])

  • Bu da Resulullah ﷺ ve Müslümanların güneş doğmadan önce bir namaz ve güneş batmadan önce bir namaz kıldıklarına delalet eder.

Üçüncüsü: Bahsi geçen iki namazın kaçar rekat olduğuna gelince; yukarıda belirttiğimiz gibi fakihler arasında bu konuda ihtilaf vardır. Ancak bazı rivayetler bunların güneş doğmadan önce iki rekat ve güneş batmadan önce iki rekat olduğunu zikreder. Bu rivayetlerden bazıları şunlardır:

1- El-Maverdî olarak bilinen Ebu'l-Hasan Ali bin Muhammed el-Bağdadî (v. 450 h.), en-Nüket ve'l-Uyun tefsirinde şöyle zikreder:

("Rabbini hamd ile tesbih et" Mücahid dedi ki: "Rabbini emriyle namaz kıl." "Akşam ve sabah" ifadesinde üç görüş vardır: ... Üçüncüsü: Beş vakit namaz farz kılınmadan önce Mekke'deki namazdır ki sabah iki rekat, akşam iki rekattır. Bunu el-Hasan söylemiştir.)

2- Şemseddin Ebu Abdullah et-Trablusî el-Mağribî, bilinen adıyla el-Hattâb er-Ruaynî el-Malikî (v. 954 h.), Mevâhibü'l-Celîl fî Şerhi Muhtasarı Halîl kitabında "Namazın Meşruiyeti ve Hükmü" babında şöyle zikreder:

(İbn Hacer dedi ki: Bundan öncesi hakkında ihtilaf edildi. Bir grup, İsra'dan önce gece namazından emir buyurulanlar dışında -sınırlandırılmaksızın- farz bir namaz olmadığı görüşüne varmıştır. el-Harbî ise namazın sabah iki rekat ve akşam iki rekat olarak farz olduğu görüşüne varmıştır...) bitti.

3- Ebu'l-Velid Muhammed bin Ahmed bin Rüşd el-Kurtubî (v. 520 h.), el-Mukaddimâtü'l-Mümehhidât kitabında şöyle zikreder:

(Beş vakit namaz farz kılınmadan önce namazın başlangıcı sabah iki rekat ve akşam iki rekat idi. Hasan'dan, Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın "Akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et" [Gafir: 55] kavli hakkında şöyle rivayet edilmiştir: Bu, namazın sabah iki rekat ve akşam iki rekat olduğu dönemde Mekke'deki namazıdır. Resulullah ﷺ ve Müslümanlar Mekke'de dokuz yıl boyunca namazın farzı bu şekilde devam etmiştir...) bitti.

  • Bu rivayetler, İsra'dan önceki sabah ve akşam namazlarının rekatlarının; sabah iki, akşam iki rekat olduğuna delalet etmektedir.

Dördüncüsü: Yukarıdakiler, İslam Devleti kitabının 12-13. sayfasında zikrettiğimiz şu metnin açıklamasıdır:

(Allah'ın emrine icabet ederek Mekke'de insanları İslam'a açıkça davet ediyordu. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Ey bürünüp sarınan! Kalk ve uyar." İnsanlarla temas kuruyor, onlara dinini arz ediyor ve gizlice bu din esasına göre onları kitliyordu. Resulullah ﷺ’in ashabı namaz kıldıklarında vadilere giderler ve namazlarını kavimlerinden gizlerlerdi...).

Allah’ın izniyle bu meselenin netleşmiş olduğunu umuyorum.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

15 Rebiu'l-Ahir 1438 H. 13/01/2017 M.

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/573307849532957/?type=3&theater

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/3o4g2G5WED2

Emir’in Twitter sayfasındaki cevap linki: https://twitter.com/ataabualrashtah/status/820001386159022087

Emir’in web sitesindeki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3771/

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın