(Hizb ut-Tahrir Emiri Alim Ata bin Halil Ebu er-Raşta'nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Ebu Ebu Zeyd'e
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Embriyo nakli işleminde embriyonun cinsiyetinin belirlenmesi hakkında; gelecekte embriyonun cinsiyetini belirlemek için nakil işlemi yapmanın Şer’i hükmü nedir? Teşekkürler, Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Birincisi: Embriyoların cinsiyetinin belirlenmesine cevap vermeden önce, tüp bebek (in vitro fertilizasyon) hakkında kısaca bilgi verelim:
Eşler arasında, kadının yumurtasının kocanın spermiyle doğal yollardan döllenmesini engelleyen bazı hastalık durumları vardır. Rahim ağzı tıkanıklığı, spermlerin yumurtaya ulaşacak kadar hareketli olmaması veya uzmanlarca bilinen diğer nedenler gibi... Bazı bilim adamları, uygun koşullar altında bir tüp içerisinde yumurtanın rahim dışında döllenmesini sağlayan bir yöntem geliştirmişlerdir. Bu yöntemde kadına, tek seferde birden fazla yumurta üretmesini sağlayan Clomid gibi ilaçlar verilir. Daha sonra uzman doktor, yumurtlama zamanında (yumurtaların çıkışı) laparoskopi ve prob ile girerek yumurtalıktan bir grup yumurta çeker... Ardından her bir yumurtayı özel bir sıvı içindeki Petri Dish (Petri Kabı) içine koyar ve bu yumurtalar kocadan alınan spermlerle döllenir...
Tüpteki bu döllenme gerçekleştikten sonra, döllenmiş yumurta (bir veya daha fazla) eşin rahmine geri yerleştirilir. Eğer Allah bu döllenmiş yumurtadan bir yaratılış takdir etmişse, rahimde tutunur ve nutfe, sonra mudga olarak büyür... Eğer Allah bu döllenmiş yumurtadan bir yaratılış takdir etmemişse, ölür ve yok olur.
Buna binaen Şer’i hüküm şu şekildedir:
1- Eşlerin, doğal yoldan hamile kalamama durumlarına tıbbi bir tedavi olarak rahim dışı döllenmeye başvurmaları caizdir; çünkü bu bir tedavidir ve Rasulullah (sav) tedavi olmayı emretmiştir. Ebu Davud, Usame bin Şerik’ten şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
تَدَاوَوْا فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يَضَعْ دَاءً إِلَّا وَضَعَ لَهُ دَوَاءً غَيْرَ دَاءٍ وَاحِدٍ الْهَرَمُ
"Tedavi olun, zira Allah (Azze ve Celle), ihtiyarlık (ölüm) hariç, her hastalık için mutlaka bir deva yaratmıştır."
Ancak bunun iki şartı vardır:
Birincisi: Tüpteki döllenme, sahih bir nikah akdi ile evli olan erkek ve kadının suyundan olmalıdır. Ruveyfi’ bin Sabit el-Ensari’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
لَا يَحِلُّ لِامْرِئٍ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أَنْ يَسْقِيَ مَاءَهُ زَرْعَ غَيْرِهِ
"Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kimsenin suyunu başkasının ekinine dökmesi helal değildir." (Ahmed rivayet etti). Dolayısıyla herhangi bir kadının yumurtasının, kocası dışındaki birinin suyuyla döllenmesi caiz değildir.
İkincisi: Bu işlemin, yani tüpte döllenmenin ve kadının rahmine nakledilmesinin koca hayattayken yapılması gerekir; Batı’da yapıldığı gibi kocanın vefatından sonra yapılması caiz değildir. Zira onlar dondurulmuş döllenmiş yumurtanın, kocası hayatta olsun ya da olmasın, annenin istediği zaman rahmine nakledilmesinde bir sakınca görmezler! Bu İslam'da helal değildir; çünkü bir kadının hamileliğin başlangıcından itibaren hayatta olan bir kocası olmaksızın hamile kalması haramdır ve cezayı gerektirir. Zira kocasız hamile kalmak zinanın delillerinden biridir. Kocası olmayan bir kadın hamile kalırsa günahkar olur, büyük bir haram işlemiş olur. Bu durum Ömer ve Ali (ra)’dan rivayet edilmiştir ve Sahabe arasından bu söze itiraz eden olmamıştır. Oysa bu durum, eğer sabit olmasaydı itiraz edilecek meselelerdendir; dolayısıyla bu konuda icma vardır.
Bu şekilde, rahim dışı döllenme ve ardından anne rahmine nakledilmesi; karı-koca arasında ve koca hayattayken olması kaydıyla caizdir. Yani "tüp bebek" denilen işlem belirtilen şartlarla caizdir...
İkincisi: Embriyoların cinsiyetinin belirlenmesi:
Eski zamanlardan beri, bazı insanlar istediği cinsiyette çocuğu seçmeye ve istemediğini kendi yöntemleriyle yok etmeye çalışmışlardır.
- Cahiliye döneminde, savaşlarda kendilerine yardım etmeleri ve neseplerini korumaları için erkek çocuk istiyorlardı; bu yüzden kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek öldürüyorlardı (ve'd).
وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ * بِأَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ
"Diri diri gömülen kız çocuğuna, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman." (Tekvîr [81]: 8-9)
Hamile kadının karnındakini görüntüleyen başka araçlar mevcut olduğunda, eğer embriyo istenmeyen cinsiyetteyse, onu anne karnındayken düşürmek için kürtaj yoluna gittiler.
Başka eski girişimler de olmuştur.
Daha sonra, özellikle yeni gelişmiş teknikler ortaya çıktığında, embriyonun cinsiyetini seçmeye yönelik araştırmalar belirdi. Bunlardan en belirgin olanı iki yöntemdir:
Birincisi: Bunun daha teknik olduğunu söylediler ve isimlendirdikleri şekliyle "seçilmiş spermlerle aşılama" yöntemidir. Bu yöntem, dişilik kromozomu (X) ile erkeklik kromozomunu (Y) bir deney tüpünde, yani vücut dışında çeşitli yöntemlerle ayırmak için spermler üzerinde deneyler yapılmasını gerektirir. Bu ise tıbbi teknik müdahale gerektirir...
Bilim adamlarının bu konudaki fikri şudur: Sperm kromozomlarının YX olduğunu buldular ("Y" erkeklik kısmı, "X" dişilik kısmıdır). Yumurtanın kromozomlarının ise XX olduğunu (yani her iki kısmın da dişi olduğunu) buldular. Sperndeki erkeklik kısmı olan "Y" yumurtayı döllerse "YX" yani erkek embriyo oluştuğunu; sperndeki dişilik kısmı olan "X" yumurtayı döllerse "XX" yani dişi embriyo oluştuğunu tespit ettiler. Buna dayanarak, spermdeki erkeklik kısmını (Y) dişilik kısmından (X) ayırma deneyleri yaptılar. Eğer erkek embriyo istiyorlarsa yumurtayı tüpte erkeklik kısmıyla; dişi embriyo istiyorlarsa spermin dişilik kısmıyla döllüyorlar.
İkincisi ise küçük bir farkla buna benzeyen bir yöntemdir: Bu yöntem, yumurtaların tüpte döllenmesinden sonra gerçekleştirilir. Döllenmiş yumurtalar incelenir; XX taşıyan döllenmiş yumurta dişi, XY taşıyan ise erkektir. Erkek isteyen kadının rahmine XY döllenmiş yumurtası, dişi isteyenin rahmine ise XX döllenmiş yumurtası yerleştirilir. Her iki yöntem de amaç bakımından benzerdir; ancak birincisinde döllenmeden önce sperm incelenip erkek ve dişi kısımlar ayrılırken, ikincisinde döllenmiş yumurtalar (embriyolar) incelenip erkek embriyolar dişi embriyolardan ayrılır.
İşte eski çağlardan günümüze kadar insanların çocuğun cinsiyetini seçmeye yönelik girişimlerinin özeti budur.
Vakıayı tanıdıktan, yani tahkiku’l menatı yaptıktan sonra Şer’i hükmü şu şekilde açıklarız:
a- İstenmeyen çocuğu (doğduktan sonra) öldürmek haramdır; çünkü bu bir nefsi kasten öldürmektir. Ahiretteki cezası, içinde ebedi kalınacak cehennemdir:
وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظِيمًا
"Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." (Nisâ [4]: 93). Dünyadaki cezası ise maktulün velisi affetmezse kısas (öldürülme) veya diyettir.
b- Ailesi tarafından istenmediği anlaşıldığında -örneğin bebeğin kız olması ve babanın erkek istemesi durumunda- embriyonun anne karnındayken öldürülmesi de aynı şekilde haramdır ve cezası vardır... Buhari ve Müslim’in Ebu Hureyre yoluyla rivayet ettiğine göre (lafız Buhari’nindir):
«اقْتَتَلَتْ امْرَأَتَانِ مِنْ هُذَيْلٍ فَرَمَتْ إِحْدَاهُمَا الْأُخْرَى بِحَجَرٍ فَقَتَلَتْهَا وَمَا فِي بَطْنِهَا فَاخْتَصَمُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ دِيَةَ جَنِينِهَا غُرَّةٌ عَبْدٌ أَوْ وَلِيدَةٌ...»
"Huzeyl kabilesinden iki kadın kavga etti. Birisi diğerine bir taş atarak onu ve karnındaki bebeği öldürdü. Rasulullah (sav)’e gelerek davacı oldular. Rasulullah (sav) ceninin diyetinin bir köle veya bir cariye (Gurre) olduğuna hükmetti..."
c- Spermin erkeklik kısmını dişilik kısmından ayırıp, erkek çocuk isteniyorsa erkeklik kısmıyla, dişi isteniyorsa dişilik kısmıyla döllenme yapılması ya da erkek ve dişi embriyoların ayrılıp rahim içine istenen embriyonun yerleştirilmesi; bu işlemler caiz değildir. Çünkü bunlar bir tedavi değildir. Yani, hamile kalamayan bir kadının hamile kalması için uygulanan bir tedavi yöntemi değildir. Başka bir deyişle, eşin yumurtasının kocanın spermiyle doğal yoldan döllenememesi durumunda yumurtanın tüpte döllenmesi için başvurulan bir ilaç/tedavi değildir. Aksine bu, spermlerdeki erkek ve dişi kısımların ayrılması veya embriyoların ayrılmasıyla ilgili başka bir meseledir; kadının doğal yoldan hamile kalmasının imkansızlığına yönelik bir tedavi değildir. Bu işlemler hamile kalamama hastalığının tedavisi olmadığına ve yumurta alma ile geri yerleştirme işlemleri avret yerlerinin açılmasını gerektirdiğine göre -ki avret yerlerinin açılması haramdır ve bu haram ancak tıbbi bir tedavi (zaruret) durumunda caizdir- bu işlemler tedavi kapsamına girmediği için haramdır ve caiz değildir.
Sonuç olarak, Allah Subhânehu ve Teâlâ'nın hakkında şöyle buyurduğu ilim:
اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ * الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ * عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
"Oku! Rabbin en kerem olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir." (Alak [96]: 3-5). Bu ilim, Şer’i hükümlere uygun olarak hayırda kullanılabilir ve sahibi bununla ecir kazanır. Şerde de kullanılabilir ve sahibi bununla günah kazanır; bu durumda sonuçları insanlık için vahim olur... Batı ülkelerinde görülen nesep karışıklığı, sperm, yumurta ve embriyo bankaları... ve bunların ticareti... tüm bunlar tüyler ürperticidir. Allah Subhânehu, bu kötüler hakkında doğruyu söylemiştir:
لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَا أُولَئِكَ كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُولَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
"Onların kalpleri vardır ama onlarla anlamazlar; gözleri vardır ama onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır." (A'râf [7]: 179)
Allah Subhânehu bu evrene ilimleri yerleştirmiş ve insana bilmediğini öğretmiştir. İnananların imanını artırması, kafirlerin ise dünyada rezillik, ahirette ise acı bir azap içinde yüzüstü bırakılmaları için insana akıl, düşünme ve tefekkür özelliğini vermiştir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu er-Raşta