Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Tek Bir Meselede Birden Fazla Müctehidi Taklit Etmek

May 05, 2013
4601

Soru:

Birden fazla müctehidin taklit edilmesinin caiz olmadığı meseleye dair doyurucu bir açıklama var mı? Bir meselenin tek bir mesele mi yoksa birden fazla mı olduğunu nasıl anlayabilirim? Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.

Cevap:

İslam Şahsiyeti kitabının birinci cildinde, "Müctehitler Arasında Geçiş Yapmak" bölümünde (sayfa 234, 235) şu ifadeler yer almaktadır:

"Şunun netleşmesi gerekir ki; bir kimsenin taklit ettiği bir hükmü bırakıp başka bir hükme geçmesinin caiz olduğu meselede, o meselenin diğerlerinden kopuk olması ve terk edilmesinin diğer şerî hükümlerde bir aksamaya yol açmaması şarttır. Ancak başka meselelerle bağlantılı ise, onunla bağlantılı tüm meseleleri bırakmadıkça o meseleyi bırakması caiz değildir; çünkü bunların tamamı tek bir mesele kabul edilir. Örneğin, başka bir hükmün şartı veya tam bir amelin rükünlerinden biri olması gibi. Bu, namaz ve abdest veya namazın rükünleri gibidir. Dolayısıyla Şafii'yi taklit eden birinin, kadına dokunmanın abdesti bozmadığı hususunda Ebu Hanife'yi taklit edip namazını Şafii mezhebine göre kılmaya devam etmesi sahih olmaz. Aynı şekilde, ne kadar olursa olsun çok hareketin (amel-i kesir) namazı bozmadığını söyleyen birini veya Fatiha okumamanın namazın rükünlerinden biri olmadığını söyleyen birini taklit ederken; aynı zamanda çok amelin namazı bozduğunu veya Fatiha'nın namazın rükünlerinden biri olduğunu söyleyen birini taklit ederek namaz kılmaya devam etmesi sahih değildir. Terk edilmesi caiz olan hüküm, terk edilmesinin diğer şerî hükümlere göre yerine getirilen amelleri etkilemediği hükümdür." (Alıntı bitti).

Buradan anlaşılmaktadır ki bir meselenin tanımı, onun diğerlerinden kopuk olmasına ve terk edilmesinin diğer şerî hükümlerde bir aksamaya yol açmamasına bağlıdır. Dolayısıyla bir mesele; başka hükümler için bir rükün, bir kuruluş şartı (şart-ı in'ikad) veya bir geçerlilik şartı (şart-ı sıhhat) olmamalıdır; çünkü bu durumda o mesele diğerlerinden kopuk sayılamaz.

Bu konuyu şu şekilde daha fazla açıklayabiliriz:

Meselenin Tanımı: Burada meseleden kasıt, kendisi dışındaki amellerin sahihliğinin kendisine bağlı olmadığı her bir fiil veya fiiller grubudur.

Meselenin Parçası: Şartlar ve rükünler gibi, o meselenin sıhhatinin gerçekleşmesi için zorunlu olan her bir fiildir.

Örnekler:

Abdest: Başka amellerin (namazın) sahihliği kendisine bağlı olan fiillerdir. Bu nedenle abdest, yukarıdaki tanıma göre bağımsız bir "mesele" değil, namazın sıhhati için zorunlu olan bir "parça" olarak kabul edilir.

Namaz: Başka amellerin sahihliği namaza bağlı değildir, bu yüzden namaz bir "mesele"dir. Rükünler ve taharet ile kıbleye yönelmek gibi sıhhat şartları ise onun birer parçasıdır.

Oruçta Niyet: Başka bir amelin sahihliği kendisine bağlıdır; zira orucun sahihliği niyete bağlıdır. Bu nedenle niyet tek başına bir mesele değil, başka bir meselenin parçasıdır.

Oruç: Başka bir amelin sahihliği oruca bağlı değildir, dolayısıyla oruç bir "mesele"dir. Niyet ve imsak gibi unsurlar ise orucun birer parçasıdır.

Buna göre, bir kişi namazda bir müctehidi taklit ediyorsa; abdest, cünüplükten gusül, teyemmüm, kıbleye yönelme ve namazın rükünleri gibi namazın tüm parçalarında onu taklit etmelidir. Eğer oruçta bir müctehidi taklit ediyorsa; niyet (her gün için mi yoksa ayın tamamı için mi niyet edileceği, niyetin gündüz mü yoksa gece mi olması gerektiği), orucu bozan şeyler ve iftar ruhsatları gibi orucun tüm parçalarında onu taklit etmelidir.

Ancak kişi, başka bir "mesele"de farklı bir müctehidi taklit edebilir.

Tüm bunlar kişi mukallid olduğu sürece geçerlidir. Şayet kişi delilleri değerlendirme ve tercih etme imkanına sahip olursa, taklit ettiği müctehidi bırakıp daha kuvvetli gördüğü delile tabi olabilir.

Meselenin netleşmiş olmasını umarım... Başarı Allah'tandır.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın