Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Türkiye, Yahudi Varlığı ve Suriye’deki Üsler

April 21, 2025
3536

Soru: Türk Press internet sitesinde 14.04.2025 tarihinde, Yahudi varlığının Türkiye’nin Suriye toprakları içindeki "T4" havaalanında bir hava üssü kurmasına itiraz etme nedenlerine dair bir haber yayınladı. Haberde bu nedenler arasında, ("Türkiye’nin varlığının İsrail hava kuvvetlerinin Suriye üzerindeki hareket özgürlüğünü kısıtlayacağı ve Tel Aviv’in şu anda istemediği bir güvenlik koordinasyonunu dayatacağı şeklindeki askeri gerekçe") zikredildi. Wall Street Journal da 12.04.2025 tarihinde, Trump’ın geçen hafta Netanyahu ile yaptığı görüşmede arabuluculuğa hazır olduğunu belirttiğini yazdı ("her iki tarafın da rasyonel davranması şartıyla anlaşmazlıkları çözme yeteneğine olan güvenini vurguladı"). Peki bu durum, Türkiye ile Suriye arasındaki anlaşmaya rağmen Yahudi varlığının Türkiye’nin Suriye’de askeri varlık göstermesini engelleyebileceği anlamına mı geliyor? Trump’ın arabuluculuk yapma isteğini açıklayan bu meselede Amerika’nın bir rolü var mı?

Cevap: Cevabın netleşmesi için biraz geriye gidip şu hususları gözden geçirelim:

Birincisi: Netanyahu’nun Macaristan ziyareti sırasında Trump’ın onu Amerika’ya davet etmesi dikkat çekici bir davetti:

1- Netanyahu, 02.04.2025 tarihinde başlayan ve dört gün süren bir Macaristan ziyaretindeydi. Bu, geçen yıl Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama kararı çıkarmasından bu yana bir Avrupa ülkesine yaptığı ilk ziyaretti.

2- Alışılmadık bir şekilde, ABD Başkanı Trump, Netanyahu ve Orban (Macaristan Başbakanı) Budapeşte’de toplantı halindeyken Netanyahu’yu arayarak Beyaz Saray’a davet etti: ("Trump, başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, dün Perşembe günü Netanyahu ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini, uluslararası siyasi konuları ele aldıklarını ve İsrail Başbakanı’nın yakında ABD’yi ziyaret edebileceğini belirtti. İsrailli bir yetkili Axios sitesine, Trump’ın Netanyahu’ya Beyaz Saray’ı ziyaret etmesi için resmi bir davet gönderdiğini ancak görüşme tarihinin henüz belirlenmediğini doğrularken; Amerikalı bir yetkili ziyaretin önümüzdeki birkaç hafta içinde gerçekleşebileceğini bildirdi." Al-Qahera News, 04.04.2025)

3- Yahudi varlığı, özellikle Beyaz Saray’ın görüşmeyi Netanyahu’nun ofisinin istediği gibi iki hafta sonraki Yahudi bayramlarından sonraya bırakmayı reddedip erkene çekmesi karşısında şaşkına döndü: ("İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinde, Beyaz Saray’ın ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin Netanyahu’nun ofisinin istediği gibi iki hafta sonraki Hamursuz Bayramı’ndan sonra değil, yarın Pazartesi günü yapılması konusundaki ısrarı nedeniyle endişe hakim. Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, ‘ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen davet üzerine Washington’a gideceği; gümrükler, kaçırılanların iadesi çabaları, İsrail-Türkiye ilişkileri, İran tehdidi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne karşı mücadele konularını görüşecekleri’ belirtildi. Kanal 12’nin bugün Pazar günü bildirdiğine göre, Beyaz Saray’ın görüşmenin yarın yapılması konusundaki acelesi ve Trump’ın Netanyahu’ya İsrail’in beklemediği bir veya birkaç konuyla sürpriz yapma ihtimali nedeniyle Netanyahu’nun ofisinde endişeler artıyor..." Arab 48, 06.04.2025)

4- Netanyahu, aceleye işaret eden bir başka belirti olarak, Macaristan’dan ayrılıp Yahudi varlığına dönmeden doğrudan Washington’a gitti!

İkincisi: Tüm bu ivedi düzenleme acil bir duruma işaret etmektedir. Görüşmenin ilan edilen gündem maddeleri dikkatle incelendiğinde, en az bir konunun bu acil davetin ana itici gücü olduğu görülmektedir ki bu, muhtemelen aşağıdaki nedenlerden dolayı Suriye’deki durumlardır:

1- ABD Başkanı Trump’ın, Beyaz Saray’ın Netanyahu ile birlikte yapması planlanan basın toplantısını iptal etmesinden sonra 07.04.2025 tarihinde az sayıda gazeteci önünde yaptığı açıklamalar incelendiğinde; Suriye sahası ve Türkiye ile ilişkiler hakkındaki beyanatlarının, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan ilişkisi ve aralarındaki temas hakkında oldukça olumlu olduğu görülmektedir. Trump şöyle demiştir:

("Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tebriklerimizi ilettim... Başkalarının iki bin yıldır yapamadığını sen yaptın... Tarih boyunca adı ne olursa olsun Suriye’yi... vekillerin aracılığıyla aldın. Erdoğan ‘Hayır hayır hayır... Suriye’yi alan ben değildim’ dedi. Ben de ona ‘Sendin ama tamam, bunu kabul etmek zorunda değilsin’ dedim. O da ‘Tamam, belki de alan bendim’ dedi. Erdoğan sert ve son derece zeki biri, daha önce kimsenin başaramadığı bir şeyi başardı... Onun zaferini teslim etmelisiniz." Trump, misafiri Binyamin Netanyahu’ya dönerek şunları söyledi: "Türkiye ile herhangi bir sorunun varsa, taleplerinde mantıklı olduğun sürece bunu çözebileceğime inanıyorum... Mantıklı olmalısın... Hepimiz mantıklı olmalıyız." Türk Press, 08.04.2025). Trump, Yahudi varlığından Suriye’deki Türkiye ile ilgili meselelerde rasyonel olmasını talep etti.

2- Yahudi varlığının bu Amerikan talebine boyun eğmekten başka seçeneği yoktu: ("İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv’in Suriye’nin kendisine karşı saldırılar düzenlemek için bir üs olarak kullanılmasına izin vermeyeceğini vurguladı ve Türkiye ile ilişkilerin dostane olduğunu ancak son zamanlarda ‘bozulduğunu’ belirtti. ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinin ardından şunları söyledi: ‘Suriye’deki durumu da ele aldık. Türkiye ile dostane olan ilişkilerimiz bozuldu.’ Şunları ekledi: ‘Türkiye dahil başkalarının Suriye’yi İsrail’e saldırmak için bir üs olarak kullandığı bir durum görmek istemiyoruz.’ Şunu da ilave etti: ‘Bu çatışmadan nasıl kaçınabileceğimizi konuştuk ve bu hedef için Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’ndan daha iyi bir merkez (arabulucu) olmadığına inanıyorum.’ Al-Quds Al-Arabi, 08.04.2025).

3- Yahudi varlığı, Suriye havaalanlarına şiddetli hava saldırıları düzenlemişti. RT, 02.04.2025 tarihinde Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasını şöyle aktardı: ("İsrail güçleri 30 dakika içinde ülke genelinde beş farklı bölgeye hava saldırıları düzenledi; bu saldırılar Hama askeri havaalanının neredeyse tamamen tahrip olmasına, onlarca sivil ve askerin yaralanmasına neden oldu." Suriye Dışişleri, "bu haksız tırmanışın Suriye’nin istikrarını bozmaya ve halkının acılarını uzatmaya yönelik kasıtlı bir girişim" olduğunu değerlendirdi.) Suriye’nin merkezindeki bu havaalanları, Türkiye’nin yeni Suriye hükümeti ile yaptığı anlaşma çerçevesinde üs kurmayı planladığı yerlerdir:

("İsrail Dışişleri Bakanı, Türkiye’yi Suriye’de ‘olumsuz bir rol’ oynamakla suçladı ve Suriye’deki geçiş dönemi başkanı Ahmed el-Şara’yı, ‘düşman güçlerin’ ülkesine girmesine izin vermesi halinde ‘çok ağır bir bedel ödeyeceği’ konusunda uyardı... Ankara şu anda Şara’nın yeni hükümetiyle bir ortak savunma anlaşması müzakere ediyor ve Türkiye’nin Suriye’deki T4 ve Halep hava üslerine uçak ve hava savunma sistemleri yerleştirme aşamasında olduğuna dair raporlar var... Bazı analistler, İsrail’in bu hafta Hama havaalanına düzenlediği yoğun hava saldırıları ile T4 üssünün dış kısımlarını hedef alan daha az şiddetli saldırıları karşılaştırarak, Türkiye’nin bazı ekipmanlarını zaten oraya nakletmiş olabileceğine işaret ediyor. BBC, 05.04.2025). Yahudi varlığının bombardımanı sonucu Hama havaalanında 3 Türk mühendisin öldüğüne dair haberler yayıldı: (Suriye askeri kaynakları, geçen Çarşamba günü Hama askeri havaalanına düzenlenen İsrail bombardımanında 3 Türk mühendisin öldüğünü belirterek, mühendislerin havaalanında Türkiye’nin getirdiği hava savunma sistemleri dahil teknik ekipmanların kurulumu üzerinde çalıştıklarını bildirdi. Erem News, 04.04.2025).

4- Görünüşe göre Türkiye, özellikle Suriye havaalanlarına yönelik son saldırıları nedeniyle Yahudi varlığına çok kızdı. Türkiye’nin Suriye’de Amerika ile üzerinde anlaşmaya varılmış bir görevi yerine getirdiği gerçeğinden hareketle, Yahudi varlığına bir sınır çizilmesi için Amerika ile acilen iletişime geçti. Bu nedenle Yahudi varlığı Başbakanı Washington’a acilen davet edildi ve Trump ondan Türkiye ile olan sorunları rasyonel bir şekilde çözmesini istedi.

Üçüncüsü: Bu konunun o toplantıdaki en acil mesele olduğuna işaret eden birçok diğer açıklama mevcuttur:

1- Türkiye Dışişleri Bakanı, ("Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ‘yeniden ayarlaması’ ve onun için bir çerçeve çizmesi gerektiğini söyledi." Anadolu Ajansı, 09.04.2025).

2- Yahudi varlığı ile Türkiye arasında derhal doğrudan görüşmeler yapılacağı ilan edildi. RT, 09.04.2025’te Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın şu sözlerini aktardı: ("Hakan Fidan yaptığı açıklamalarda, Suriye’de ‘yanlış anlaşılmaları’ önlemek amacıyla İsrail ile ‘doğrudan temas’ kurduklarını bildirdi. Fidan, İsrail’in Suriye’deki yeni yönetime ‘hiçbir şey bırakmama’ şeklinde bir strateji belirlediğini açıkladı. Türkiye Dışişleri Bakanı, İsrail’in Suriye topraklarındaki işgaline son vermesi ve altyapısını bombalamayı durdurması gerektiğini vurguladı. Komşu bir ülkedeki istikrarsızlığın Türkiye’yi etkileyeceği ve ona zarar vereceği uyarısında bulunarak Ankara’nın ‘buna sessiz kalamayacağını’ belirtti... İsrail dahil bölgedeki herhangi bir ülkeyle herhangi bir çatışmaya veya karşı karşıya gelmeye girme niyetimiz yok... Yeni Suriye yönetimi ile güvenlik alanında ve terörle mücadelede iş birliği yapıyoruz.")

3- ("Reuters haber ajansı geçen hafta, Türk askeri ekiplerinin ortak savunma anlaşması kapsamında Türk kuvvetlerini yerleştirmek amacıyla Suriye’deki en az üç hava üssünü incelediğini, ardından İsrail’in bu bölgeleri hava saldırılarıyla hedef aldığını belirtmişti. Fidan Çarşamba günü CNN Türk kanalına şunları söyledi: ‘Suriye’de belirli operasyonlar yürütürken, ABD ve Rusya ile sahip olduğumuz mekanizmalara benzer şekilde, uçakları o bölgede uçan İsrail ile bir çatışmayı önleme mekanizması olmalıdır.’ Al Arabiya, 10.04.2025)

4- ("Bilgi sahibi Suriyeli bir kaynak Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, ‘Gerçekten bir anlaşmadan söz ediliyor; bu anlaşma bir çatışmayı bitirme (disengagement) değil, çatışmama (non-conflict) anlaşmasıdır. Çünkü esasen Suriye’de Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma yoktur. Başka bir deyişle anlaşma, Suriye hava sahasında bir İsrail uçağı olduğunda rotasının bildirilmesi gibi sınırların çizilmesi içindir.’ Independent Arabia, 09.04.2025). Yani Türkiye’nin daha önce Suriye’de çatışmayı önlemek için Rusya ile yaptığı anlaşmanın bir benzeri!

5- Tüm bunlar, Asharq Al-Awsat’ın 13.04.2025 tarihinde aktardığı üzere Türkiye’deki yetkililerin açıklamalarından netleşmektedir:

[Türkiye, gerilimi düşürmek, angajman kurallarını belirlemek ve Suriye topraklarında herhangi bir olay veya çatışmanın yaşanmasını önlemek için bir mekanizmaya ulaşmak üzere İsrail ile teknik görüşmelerine devam edeceğini teyit etti. Türkiye Dışişleri Bakanı, ülkesinin Suriye’de istikrarı sağlamak ve her türlü provokasyondan uzak durmak istediğini, Suriye içindeki hiçbir devletle herhangi bir çatışmaya girmemeye çalıştığını söyledi. Türk ve İsrail heyetleri, geçen hafta Çarşamba günü Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, son iki haftada artan gerilimin ardından Suriye’de olay veya çatışma yaşanmasını önlemeyi amaçlayan bir toplantı gerçekleştirdi... Asharq Al-Awsat, 13.04.2025]

6- Al Jazeera, 14.04.2025 tarihinde internet sitesinde İtalyan InsideOver sitesinde yayınlanan Andrea Muratore’nin bir raporunu aktardı: [Raporda, Türkiye’nin yeni Amerikan yönetimi için, önceki yönetimle yaşanan yıllar süren gerilimin ardından, Orta Doğu’da ve dünyanın çeşitli yerlerindeki birçok sıcak sorunu çözmek için bir köprü olarak merkezi bir rol oynadığı belirtildi... Yazar raporunda, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kişiliğine ve siyasi dehasına olan hayranlığını defalarca vurguladığını ve ikinci döneminin başından itibaren bir dizi dosyayı karara bağlamak için ondan yardım alma arzusunu gösteren net yakınlaşma sinyalleri gönderdiğini belirtti... Al Jazeera, 14.04.2025]

Tüm bunlar, Amerika’nın düşman Yahudi varlığına ve Türkiye rejimine, kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde aralarındaki işleri yönettiği iki müttefiki olarak muamele ettiğini göstermektedir!

Dördüncüsü: Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgemizdeki işleri dilediği gibi yönetmesi, bölgedeki önceliği Mübarek Toprakları, İsra ve Mirac toprağı Filistin’i gasp eden Yahudi varlığına vermesi ve Müslümanların başındaki yöneticilerin Amerika’nın emrinde olması gerçekten acı vericidir. Öyle ki, son devleti olan Osmanlı Devleti’nde Hilafet toprakları üzerinde; Yahudilerin milyonlarca altın karşılığında Mübarek Topraklarda bir yer edinme isteklerine Halife şu sert cevabı vermişti:

"Filistin benim şahsi mülküm değil, İslam ümmetinin mülküdür. Halkım bu topraklar uğrunda cihat etmiş ve onu kanıyla sulamıştır. Yahudiler milyonlarını kendilerine saklasınlar. Eğer bir gün Hilafet Devleti parçalanırsa, işte o zaman Filistin’i bedelsiz olarak alabilirler..." (Bu da nitekim gerçekleşmiştir!)

Üzerinden Osmanlı Hilafeti zail olduktan sonraki bu Türkiye, Suriye rejiminin onayına rağmen Yahudi varlığı tarafından Suriye’de askeri üs kurmaktan men ediliyor..! İşte Hilafet’in yıkılmasından sonra Müslümanların hali budur.. Ve bu çok vahim bir durumdur!

Müslümanların gücü ve izzeti ancak Hilafetleri iledir. Ehliyle yalan konuşmayan öncü Hizb-ut Tahrir, Müslüman topraklarındaki güç ve kuvvet ehlini, Hilafeti yeniden kurarak yeryüzünde İslamî hayatı yeniden başlatmak için kendisine yardım etmeye davet etmektedir. İşte o zaman Müslümanların izzeti geri dönecektir.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler Allah’ın zaferiyle sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, Azîz’dir, Rahîm’dir." (Rûm [30]: 4-5)

18 Şevval 1446 H. 16.04.2025 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın